[​IMG]
El Cebbar’u

Hükümranlığı Kendisine Ait olan
Kırıkları tedavi eden, kulların işlerini düzelten, kulun yeis halinden, ümitsizlik halinden, kulun yardımın kendisine gelmeyeceği endişesinden, kulun zorluklarla beraber iç içe olduğu zaman, sabrın eksikliğiyle nusretin gelmesinin uzamasından, kulun ibadetinin kabul olmayışının endişesinden, kulun kulluğunun makbul olmadığı konusundaki tereddüdünden, kulun layıklık meselesini kalbinde hissetmesinden bütün bunları düzeltendir, Cebbâr olan Allah Subhanehu ve Teâlâ.

Allah Subhanehu ve Teâlâ Aziz, Mütekebbir, Cebbâr ismi ile beraber kendi kendini anlatırken Mütekebbir isminin kendisine bir daha güzellik katandır.

Mütekebbirin de Ceberrut’u açıklamasıdır.

Yoksulları, zenginleştirendir.

Eşyanın üzerinde hâkimiyet sahibidir Allah Subhane ve Teâlâ.

Kulların üzerinde de hâkimiyet sahibidir.

Hükümranlık O’na (c.c.) aittir. Üstünlük ve yücelik O’nun dur.

Üstünlüğün kendisi yücelikle buluştuğu zaman çok güzel, çok büyük, çok manalı bir anlam kazanır. Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın ismidir.

Ancak kulun ceberrutluğunu sevmez. Kulun cebberrutluğunu cezalandırır Ceberrut olan Allah Subhane ve Teâlâ.

Cebbâr olan Allah Subhane ve Teâlâ, kullarının kendisine ibadet ve itaatinde, eşyanın kendisini de terbiye eden bir isimdir Ceberrut, Cebbâr olmak.

Cebbâr olan Allah Teâlâ’dır. Bir kul bunu bildiği zaman, Cebbâr, mutlak Cebbâr, kâmil Cebbâr olan Allah Teâlâ’yı bu isimle tanıdığı zaman, yeryüzünün kendisi gibi yaratılmışlarına, yeryüzünün ceberrutlarına asla boyun eğmez.

Onları da terbiye edecek, onları da dize getirecek ve kendi kırıklarını düzeltecek olanın Cebbâr olan Allah olduğunu bildiği zaman, yeryüzünün ceberrutları bir anlam taşımaz onun için.