1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

2013 Ramazan Hilali Görüldü Mü?

Konu, 'Genel Duyurular' kısmında karatasyas tarafından paylaşıldı.

  1. seyfuAllah

    seyfuAllah Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Al-Bukhari (1914) and Muslim (1082) rivayet Abu Hurayrah (ra) bildirdi bizlere: AllahIn resulu (sav) soyledi Ramazan ba$lamasIndan 1 veya 2 gun once oruc tutmak haramdIr, eger surekli oruc tutanlar var ise (pazartesi ve per$ember oruc tutanlar icin), bIrakIn tutsun


  2. Abdussamed Seyhani

    Abdussamed Seyhani Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Diyanet yine insanların aklını çelmeye devam ediyor. Hac'da insanlara erkenden Kurban kestirip,ibadet ettirdiği gibi. Diyanete değil Rasulullah s.a.v 'ın sözlerine uyacağız. Yarın orucuz inşaAllah.
  3. Badr

    Badr Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Kardes bende Hollanda'da yasiyorum. En iyisi Velayet hakki olmayan diyanete UYMAMAK. Ummetin cogu neyi yapiyorsa onu yapin.
  4. samanpan

    samanpan . Yetkili Kişi Site Admin

    sadece hilal bu ayın başlangıcında gözlenmiyor. ramazanın sonunda da gözlenecek. hilal görüldüğünde oruç bırakılacak. yani 29. gün görülürse bayram da aynı gün olur. görülmezse oruç tutulur bi gün daha
  5. 1salim2

    1salim2 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    arkadaşım verdiğin link de ayın şu andaki hali görünüyo 09/07/2013 2:57 bu da bize 10/07/2013 tarihinin hilalini gösteriyo yani çarşamba gününün
  6. samanpan

    samanpan . Yetkili Kişi Site Admin

    Oruç farz bayram namazı ise farz değil. farzı terketmemek gerek.
  7. Ebu & Dücane

    Ebu & Dücane Misafir

    RÜ'YET-İ HİLALHilal'in görülmesi. Hilal; ay'ın batı tarafında göründüğü sıradaki halidir. İkinci ve üçüncü günü ay'a da aynı isim verilir. "Rü'yet" görme anlamındadır. Rü'yet-i hilal de bu hilallerin izlenerek çıplak gözle görülmesi anlamında bir İslâm fıkıh terimidir.Güneş ve ayın hareketleri bütün toplumlarda ay ve yıl hesapları için bir ölçüt olarak kabul edilmiştir. Kamerî takvim, ay ve yıl hesaplarında ayın hareketlerini esas alan takvimdir. İslâm dininin temel ibadetlerinden olan oruç ve hac ibadetlerinin vakitleri, ayın dünya etrafındaki dönüşlerine göre belirlenmiştir. Kur'ân'da şöyle buyurulmaktadır: "Sana hilalleri soruyorlar. De ki: Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir" (el-Bakara, 2/ 189).Kameri aylar, hilalin batıda görülmesiyle başlar. Hilalin tekrar batıda görünmesi bazen yirmi dokuz bazen de otuz gün sürdüğünden, kameri ayın başlangıcını tesbit etmek ancak onu sürekli izlemekle mümkündür.Ramazan orucuna başlamak ve orucu bitirmek Ramazan ve Şevvâl hilallerinin görülmesiyle olur. Şaban ayının yirmi dokuzuncu günü hilal gözetlenir; şayet hava bulutlu ise veya hilal gözetlendiği halde görülmezse, Şaban ay'ı otuz güne tamamlanır ve Ramazana böyle başlanır. Kamerî aylardan genellikle yedisi yirmi dokuz, beşi otuz gündür. Hangi ayın yirmidokuz, hangisinin otuz gün olacağı astronomi bilginlerince dahi daha önceden tespit edilemediğinden, İslâm'ın bu iki temel ibadeti olan oruç ve Hacc'ın tam zamanında yapılabilmesi için hilalin her ay veya en azından Recep, Şaban, Ramazan, Şevval ve Zilhicce aylarında izlenmesi gerekmektedir. Hilali izleme, ibadete bir zemin hazırladığı için aynı zamanda bir ibadettir. Cenab-ı Allah'ın (O sayılı günler) Ramazan ay'ıdır. İnsanlar için bir (rehber ve) hidayet kaynağı olan Kur'an bu ayda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu ay'a erişirse (bu ay'ın hilalini görürse) oruç tutsun" (el-Bakara, 2/185) buyurması bu ibadetin başlangıcını belirlemiştir. Dolayısıyla hilalin rü'yeti ile yani görülmesiyle oruç ibadetine başlanır.Hilal ile ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.s)'den bize intikal etmiş hadisler bir hayli çoktur. Ebu Hureyre (r.a), Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in şöyle buyurduğunu söyler: "Ramazan orucunuzu hilali gördüğünüzde tutun. Hilali gördüğünüzde açın. Şayet hava kapalı olursa (ay'ın tespitine engel olursa) otuza tamamlayınız" (Buhari, Savm, II; Müslim, Siyam, 19, H. No: 1081; Nesâî, Siyam, 9; Darimi, Sivam, 2; Ahmed b. Hanbel, II, 422).Başka bir rivayette ise şöyle buyurur: "Hilali görmedikçe orucu tutmayın. Hilali görmedikçe orucu bozmayın. Hilali gördüğünüzde orucu açın. Şayet hava kapalı olursa (hilalin görülmesine engel olursa) otuz gün sayın" (Ahmed b. Hanbel, II, 430, 456).Abdullah İbn Abbas (r.a), Rasûlüllah (s.a.s)'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Orucu Ramazan'dan önce tutmayın. Orucu hilali gördüğünüzde tutun. Hilali gördüğünüzde açın. Şayet hilalin görülmesine bulut engel olursa otuz günü tamamlayın" (Nesâî, Siyam, 13; Tirmizi, Siyam 5, H. No: 688).Diğer bir rivayette: Abdullah İbn Abbâs der ki: Ramazan ayından önce oruca başlayanlara şaşarım. Halbuki Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurdıı:"Orucu hilali gördüğünüz de tutun ve hilali gördüğünüz zaman açın. Şayet hava kapalı olursa (hilali görmenize mani olursa) sayıyı otuza tamamlayın " (Nesâî, Siyâm, 12; Dârimî, Savm, 2; Ahmed b. Hanbel, I, 221; İmam Malik, Muvatta, Siyam, I, H. No: 3).Abdullah bin Ömer (r.a)'den Rasûlüllah (s.a.s)'in Ramazan'ı anlatarak şöyle buyurduğu rivayet olunur: "Hilali görmedikçe orucu tutmayın. Hilali görmedikçe orucu açmayın. Şayet hava kapalı olursa (hilali görmenize mani olursa) görüldüğü gibi kabul edin " (Buharî, Savm, 11; Müslim, Siyam, 2, H. No: 1080; Nesâî, Siyam, 10, 11; Dârimî, Savm, 2; Muvatta, Siyam, I, H. No: I).Hava bulutlu olduğu takdirde ise, Ramazan hilali bir âdil kişinin, Şevvâl hilali de iki âdil kişinin şahitliğiyle sabit olur.Hilali gözleyen ve gördüğünü beyan eden kimsenin, âdil olması şarttır. İmam-ı Merginanî (Hilali gördüğünü söyleyen kimsede) mutlaka adâlet aranır. Zira İslâmi meselelerde, ibadet hususunda fâsıkın haberi makbul değildir. Tahavî'nin "ister âdil olsun, ister âdil olmasın" sözünün tevili mestur olması (âdil mi, değil mi bilinmemesi) halindedir" (İmam Merginanî, Şerhu Bidayetil-Mübtedi, Kahire 1965, I, 121) diyerek, önemli bir konuya işaret eder. Hilali tek başına gördüğünü iddia eden fasık bir kimse "Ulûl-emr" ve "kadı'ya" müracaat eder. Eğer mü'minlerin velayetine haiz olan bu kimseler hilali gördüğü hususundaki bu beyanını tasdik ederlerse mesele yoktur. Bu durumda bütün mü'minlerin oruca başlaması gerekir. Ancak âdil olan bir kimse hilali gördüğünü ilân ederse, kadı (hakim) tasdik etsin veya etmesin, bunu duyan kimselerin oruca başlamaları farzdır (Fetavay-ı Hindiyye, I,197-198). Çünkü Ramazan ayının girdiği, âdil bir kimsenin beyanıyla sabit olmuştur.Ramazan orucunun başladığını tespit için tek kişinin hilali gördüğüne dair şahitliği, şu hadis-i şeriflere dayanılarak yeterli görülmüştür.1- Nafi' Hz. Ömer'in oğlu Abdullah'ın şöyle söylediğini rivayet eder:"İnsanlar hilali izliyorlardı. Ben Rasûlüllah (s.a.s)'e onu (hilali) gördüğümü haber verdim. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.s) oruç tuttu ve insanlara orucu tutmalarını emretti" (Ebu Davud, Savm, 7, H. No: 2342; Dârimi, Savın, 3; Hâkim, el-Müstedrek, I, 423).İkrime, Abdullah İbn Abbas'ın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "Bir bedevî Rasûlüllah (s.a.s)'e geldi. "Ben hilali gördüm" dedi. Rasûlüllah, "Lailahe illallah Muhammedur-Rasûlüllah'a şahitlik eder misin?" dedi. Bedevi "Evet" dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz "Ey Bilal, insanlara bildir de yarın oruç tutsunlar" buyurdu (Tirmizi, Savm, 7, H. No: 691; İbn Mace, Savm, 6, H. No:1652; Ebu Davud, Savm, 14, H.No: 2340, 2341; Nesâî, Siyam, 8, H. No: 2115; Dârimî, Savm, 7; Hakim, Müstedrek,Tirmizi, bu hadisi şerifi rivayet ettikten sonra şunları söylüyor: "İlim ehlinin çoğu bu hadisle amel ederek oruç tutmak için yalnız bir kişinin şahitliği de makbuldur demişlerdir. Nitekim İbnul Mübarek, Şâfiî, İmam Ahmed ve Küfe ehli bu görüştedir. Buna [URL="javascript:void(0)"][COLOR=windowtext]mukabil[/COLOR][/URL][COLOR=windowtext] orucun bozulması için en az iki şahidin gerekli olduğunda ittifak vardır".[FONT="Trebuchet MS"]"Ramazan'ın bittiğini gösteren Şevvâl hilalini tesbitte iki şahid gereklidir" derken, şu hadislere dayanılmaktadır:[FONT="Trebuchet MS"]1- Rib'i İbn Haris, Peygamber Efendimizin sahabelerinden birinin şöyle buyurduğunu rivâyet eder: "İnsanlar Ramazan'ın son günü hakkında ihtilafa düşmüşlerdi. Bu sırada iki bedevî geldi ve "Dün akşam hilali gördük" diyerek Rasûlüllah (s.a.s)'in yanında Allah'a yemin edip şahitlik ettiler. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.s) insanların orucu bozmalarını emretti" (Ebu Davud, Savm, 13).[FONT="Trebuchet MS"]Bu ravilerden zikredilen ikinci bir rivayet şöyledir: "Rasûlüllah (s.a.s) Ramazan'ın otuzuncu gününü tamamlamak üzere ve oruçlu iken sabahleyin iki bedevi geldi. Allah'tan başka ilah olmadığına yemin ederek önceki akşam hilali gördüklerine dair şahitlik ettiler. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.s) emriyle oruca son verildi" (Dârekutnî, Siyam, 14).[FONT="Trebuchet MS"]Yine aynı ravilerden nakledilen üçüncü bir rivayet şöyledir: "Müslümanlar Ramazan'ın otuzuncu gününü tamamlamak üzere oruçlu iken sabahleyin iki bedevî geldi. Allah'tan başka ilah olmadığına ve dün hilali gördüklerine dair şahitlik ettiler. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.s)'in emriyle oruca son verildi" (İbn Hanbel, IV, 314).[FONT="Trebuchet MS"]Ebu Umeyr İbn Enes der ki: "Rasûlüllah (s.a.s)'in sahabilerinden olan Ensar kabilesine mensup amcalarım şu hadisi rivayet ederek dediler ki: Havanın elverişsizliği yüzünden Şevval ayının hilalini göremedik ve oruç tutuyorduk. Gündüzün geç vakitlerinde bir kafile geldi; dün hilali gördüklerine dair şahitlik ettiler. Bunun üzerine (Rasûlüllah (s.a.s) insanların oruçlarını bozmalarını ve ertesi gün bayram namazına gitmelerini emretti" (İbn Mace, Siyam, 6 H. No: 1653; Nesâî, el-İdeyn, 21; Ahmed b. Hanbel, V, 87).[FONT="Trebuchet MS"]Hz. Enes (r.a)'den şu hadis-i şerif nakledilir: "Enes'in amcaları Rasûlüllah (s.a.s)'in huzurunda hilali gördüklerine dair şahitlik ettiler. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.s) insanlara oruçlarını bozmalarını ve ertesi gün bayram namazına gitmelerini emretti" (Ahmed b. Hanbel, III, 279).[FONT="Trebuchet MS"]Abdurrahman b. Ebi Leyla şöyle der: "Ömer (r.a)'le beraber bulunuyorduk. Ona bir adam gelip "Şevvâl hilalini gördüm" deyince Hz. Ömer (r.a) "Ey insanlar orucunuzu bozun" dedi" (Ahmed b. Hanbel, I, 28).[FONT="Trebuchet MS"]Her ne kadar Hz. Ömer (r.a)'den rivayet edilen bu haber tek kişinin şahitliği ile Ramazan orucunun bozulabileceğini ifade ediyorsa da, diğer hadislerde iki veya daha çok kişinin şahitliği beyan edildiği için, Ramazan orucunun sona erdiğine karar vermek üzere en az iki şahidin gerektiği hükmü verilmiştir. Bununla beraber, tek kişinin şahitliğini kabullenen alimler de vardır.[FONT="Trebuchet MS"]Hanefi mezhebine göre Ramazan hilalinin görülmesinde aranan şahit sayısı Şevval hilalinin görülmesinde aranandan farklı olduğu gibi, her iki ayda da havanın açık veya kapalı olması durumunda da aranan şahit sayıları değişmektedir:[FONT="Trebuchet MS"]A- Orucun başladığını bildiren Ramazan hilalinin görülmesinde gerekli olan şahit sayısı:[FONT="Trebuchet MS"]a) Havanın kapalı (bulutlu veyâ sisli) olması halinde Ramazan hilali için tek bir kişinin hilali gördüğüne dair şahitliği yeterlidir. Erkek veya kadın olması farksızdır. Ancak, şahidin müslüman, âdil, akıllı veya baliğ olması şarttır.[FONT="Trebuchet MS"]b) Havanın açık olması halinde iki görüş zikredilmiştir:[FONT="Trebuchet MS"]aa-Tercih edilen görüşe göre; haberleri zann-ı galib ifade edecek sayıda çok kişinin hilali gördüklerine dair şahitlik etmeleri gerekmektedir. Bu kişilerin sayılarını da tayin etmek Müslüman Ulul-emre (idareciye) bırakılmıştır.[FONT="Trebuchet MS"]bb-Diğer bir görüşe göre ise; iki âdil şahidin şehadeti yeterli sayılmıştır. Günümüzde bu görüşün alınmasını uygun görenler vardır.[FONT="Trebuchet MS"]B- Orucun (Ramazanın) bittiğini belirten Şevval hilalinin görülmesinde gerekli olan şahit sayısı:[FONT="Trebuchet MS"]a) Havanın kapalı olması halinde: âdil iki erkeğin veya bir erkek iki kadının hilali gördüklerine dair şahitlikleri yeterlidir. Şahitlerin müslüman, akıllı, baliğ, hür ve âdil olmaları şarttır.[FONT="Trebuchet MS"]b) Havanın açık olması halinde; yine iki görüş zikredilmiştir[FONT="Trebuchet MS"]aa-Tercih edilen görüşe göre, haberleri zann-ı galib ifade edecek sayıda şok kimsenin şahitlik etmeleri gerekir.[FONT="Trebuchet MS"]bb-Diğer bir görüşe göre ise, iki âdil şâhidin şahitliği yeterli sayılmaktadır. Bu zayıf görüştür (Hilal hakkında Hanefi mezhebinin görüşleri için bakınız: (Bedâyiü's-Sanâyi', II, 985, 989; Serahsi, el-Mebsut, Matbuatu's-Saade Kahire (t.y.), III, 139-140).[FONT="Trebuchet MS"]Şâfiî hukukçuları [URL="javascript:void(0)"][COLOR=windowtext]ihtilaf[/COLOR][/URL][COLOR=windowtext]-ı metali, yanî boylam farkını gözönünde bulundururlar. Buna rağmen, onlara göre hilal doğuda görülürse onların batısında kalan bütün müslümanların bunlara uyması gerekir. Ama batıda görülürse doğudakileri bağlamaz. Aynı meridyen üzerinde olanlar da birbirlerine tabi olurlar. Diğer fıkıh ekollerine göre ise buna itibar edilmez. Dünyanın neresinde olursa olsun, hilalin görülmesi diğer yerler hakkında da geçerlidir. Hilâl bir yerde görüldüğünde diğer bütün müslümanların bayram yapmaları gerekir. Bu da İslam ümmeti arasındaki birliği sağlamaya daha uygundur.[FONT="Trebuchet MS"]Fukahânın büyük çoğunluğuna göre rasathane hesaplarına itibar edilmez. Hilalin görülmesi gerçekleşmediği takdirde önceki ayı otuza tamamlamakla kamerî ay başlar. Şâfiilerden bazı âlimlerle çok az sayıdaki hanefi âlimlere göre ise, rasathane hesaplarına da itibar edilir. Ancak yukarıda kaydettiğimiz bütün hadislerde hesap ile hilalin tespiti asla söz konusu edilmemiştir. Rasûlüllah (s.a.s)'den sahih senedlerle rivayet edilen bu hadislerde hilallerin sübutunu, hilalin gözle görülmesine bağlamaktadır.[FONT="Trebuchet MS"]Bu anlamda rivayet edilmiş bütün hadislerin hiçbirinde hesaba itibar edileceğine dair bir işaret mevcut değildir. Hatta Rasûlüllah (s.a.s) bir hadislerinde "Biz ümmî bir ümmetiz: yazı bilmez, hesap bilmeyiz" (Buhârî, Savm, 13; Müslim, Siyam, 15; Ebû Davûd, Savm, 4) buyurarak hesaba itibar edilmeyeceğini kesin olarak belirtmiştir. Sahabenin ittifakı da hesap üzere değil, rü'yet üzere olmuştur.[FONT="Trebuchet MS"]İslâm dini, belli bir zümrenin değil, her sınıf ve milletten insanların dinidir. Hilalin gözle gözetlenmesi havâs-avâm herkesin imkanı dahilinde olan bir husustur. Hesap esas alındığı takdirde ancak bu işten anlayanlar tahkiki bir bilgiye dayanarak hilali tesbit edebilirler. Genel halk tabakası ile bu işten anlamayanlar onları taklit etmek zorunda kalırlar. Tahkiki bir bilgiye dayanarak bütün müslümanların Ramazan orucuna başlamaları ve bayram yapmaları mümkün olmaz. Bununla beraber rü'yeti esas alan âlimlerden bir kısmı, hilalin hesapla kesin olarak tesbit edilebileceğini de kabul etmezler.[FONT="Trebuchet MS"]Gözle görmenin esas olduğunu söyleyen âlimlerin bir kısmı, hesapla hilalin tespitini, müneccim ve kâhinlerin sözlerini kabul etme ile aynı durumda görür ve bu gibilerin sözlerine itimat etmenin İslâm'da yasaklandığını ifade ederler.[FONT="Trebuchet MS"]Hanefilerin bu husustaki genel görüşleri ise şöyledir: Astronomi âlimlerinin ayın hareketlerini esas alarak yaptıkları hesaplara itibar edilerek Ramazan ayının girdiği ilan edilemez. İbn Abidin şöyle der: "Muvakkitlerin (zamanı hesaplayan uzmanların) sözüne itibar yoktur. Yani halka oruç farz olmak için, onların sözü delil olmaz. Müneccimlerin hesabı ile amel etmek [URL="javascript:void(0)"][COLOR=windowtext]Caiz[/COLOR][/URL][COLOR=windowtext] değildir. Muvakkitlerin, filân gecede hilâl gök yüzünde şöyle görülecektir demeleri ile oruç tutulmaz." Fetavay-ı Hindiyye'de "Hilal meselesinde müneccimlerin haberlerine müracaat edilmeyeceği gibi; geçerli olan görüşe göre, onların sözleri de kabul edilemez. Hatta bir müneccimin bu hususta yaptığı hesapla, kendisinin amel etmesi caiz değildir" denilmektedir (Fetavay-ı Hindiyye, I, 197).[FONT="Trebuchet MS"]Meselenin özü şudur: İslâm bilginleri, astronomi ilminin sonuçlarını inkâr noktasında değildir. Ancak hilalin gözlenmesi, nassla sabit olan bir ameldir. Nitekim Hanefî fukahası bunun vacib olduğunda ittifak etmiştir. İlmin ilerlemiş olması her hangi bir vacibi ortadan kaldırmaz. Kaldı ki; gözle görmenin kalbe vereceği rahatlıkla, takvim yaprağına bakmak arasında büyük bir fark vardır.[FONT="Trebuchet MS"]Çoğunluğun katıldığı sahih görüşe göre müneccimlerin ve astronomî bilginlerinin bu husustaki sözlerine itibar edilmez. Çünkü hesaplar kesin olsalar da bunları yapanlar hatadan masum değildirler. Nitekim memleketlerin takvimlerinin birbirinden farklı oluşu da bunu göstermektedir. Diğer yandan, hesaplara göre kamerî aylar mutlaka otuz veya yirmi dokuz değildir. Sürekli değişkendir. Bir yıl otuz gün süren bir ay, ertesi yıl yirmi dokuz olabilir. Allah Teâlâ, kullarına kolaylık olması için orucun yirmi dokuz olacağını Peygamberi vasıtasıyla bizlere bildirmiştir. Abdullah İbn Ömer (r.a), Rasûlüllah (s.a.s)'in şöyle buyurduğunu ifade ediyor: "Ayın yirmi dokuzuncu gecesi olunca hilali görmeden orucu açmayın. Şayet hava kapalı olursa (görmenize mani olursa) sayıyı otuza tamamlayın" (Buhârî, Savm, 11).[FONT="Trebuchet MS"]Abdullah (r.a)'dan nakledilen diğer bir rivayette şöyle der: "Rasûlüllah (s.a.s) Ramazan'dan bahsetti. İki elini birbirine vurarak; Bir ay şöyle şöyle ve şöyledir dedi. Üçüncü defasında baş parmağını kapattı ve şöyle buyurdu: "Orucu hilali gördüğünüzde tutun ve hilali gördüğünüzde açın. Şayet hava kapalı olursa (size engel olursa) ayı otuza göre takdir edin " (Müslim, Siyam, 2, H. No: 1080).[FONT="Trebuchet MS"]Abdullah'dan nakledilen diğer bir rivayet ise şöyle [URL="javascript:void(0)"][COLOR=windowtext]varid[/COLOR][/URL][COLOR=windowtext] olmuştur: "Bir ay yirmi dokuz olur. Hilali görmeden orucu tutmayın ve hilali görmedikçe orucu açmayın. Şayet hava kapalı olursa (görmenize engel olursa) onu takdir edin" (Müslim, Siyam, 3 (7), H. No: 1080; Ebu Davud, Savm, IV, H. No: 2320; Dârimî, Savm, V; İmam Malik, Muvatta, Siyam, I). Bu hadis-i şerif'te zikredilen "onu takdir edin" ifadesinden neyin kastedildiği hususunda alimler arasında görüş farklılıkları vardır.[FONT="Trebuchet MS"]a) İmam Mâlik, İmam Şâfiî, İmam Ebu Hanife, Selef ve Halefden Cumhur-u [URL="javascript:void(0)"][COLOR=windowtext]ulema[/COLOR][/URL][COLOR=windowtext] diğer hadisleri delil göstererek bunun manasının "Şayet hilali göremezseniz ay'ı tam sayı olan otuza göre takdir edin" olduğunu söylemişlerdir.[FONT="Trebuchet MS"]b) İmam Ahmed İbn Hanbel ise "şayet hilali göremezseniz onun bulut altında olduğunu takdir edin" manasını ifade ettiğini bildirmiş ve ayın yirmi dokuzunda hava açık olur da hilal görülmezse, otuza tamamlanacağını; buna mukabil, hava bulutlu veya sisli olur da görülmezse, hilalin var sayılacağını ve o ay'ın yirmi dokuz kabul edileceğini söylemiştir.[FONT="Trebuchet MS"]c) İbn Şureyh, İbn Kuteybe gibi bir kısım âlimler ise buradaki "onu takdir edin" ifadesinden "Şayet hilali görmezseniz, astronomik hesaplara göre onu takdir edin" anlamının kastedildiğini ileri sürmüşler, ancak bu görüşleri âlimler tarafından kabul görmemiştir. Çünkü diğer bir rivayette "... Şayet hilali görmenize hava durumu mani olursa ay'ın sayısını otuz güne takdir edin" diye varid olmuştur (Buhârî, Şerh Umdetul-Kari, Muniriye matbaası, Mısır baskısı, X, 201; Müslim, Şerhi Nevevî, VII, 190).[FONT="Trebuchet MS"]Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Ramazan ayının başlangıç ve bitiş tarihlerinin tesbitinde başvurulacak yol, hilale bakmaktır. Hilal görülmediği takdirdedir ki birinci görüşe göre bu ayın otuz olduğu takdir edilecek; ikinci görüşe göre ise astronomik hesapların takdirine başvurulacaktır. Bu son görüşün kabule şayan olmadığı belirtilmiştir.[FONT="Trebuchet MS"]Abdullah İbn Ömer (r.a) Rasûlüllah (s.a.s)'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Allah hilalleri, vakitleri bildiren vasıtalar kıldı. Hilali gördüğünüzde orucu tutun; hilali gördüğünüzde orucu açın. Şayet hava kapalı olursa (buna mani olursa) takdire çalışın ve bilin ki bir kameri ay otuz günden fazla olamaz” (Hakim, Müstedrek, I, 423).[FONT="Trebuchet MS"]Rü'yeti esas alanlar, şahitlerin yalan şahitlik etme ihtimali üzerinde de durarak, bunun mümkün olduğunu kabul eder ve derler ki: Şeriat zâhir ölçüleri esas almıştır. Her şahitlik hakkında bu durum söz konusudur. Bâtını ancak Allah bilir (İbn Abidin, a.g.e., s. 214). Bu ihtimali hesaba katan Hz. Peygamber (s.a.s) bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:[FONT="Trebuchet MS"]"Orucunuz, oruç tuttuğunuz gündür. Fıtır bayramınız, bayram yaptığınız gündür. Kurban bayramınız da bayram yaptığınız gündür" (Tirmizi, Savm, 11).[FONT="Trebuchet MS"]Hesaba itibar edileceğini söyleyenlerin delilleri:[FONT="Trebuchet MS"]Peygamber (s.a.s)'in "Biz ümmî bir ümmetiz: yazı bilmez, hesap bilmeyiz"şeklindeki hadisi o günkü bir vakıayı dile getirmektedir. Peygamber (s.a.s) İslâm ümmetinin bu hal üzere devam edeceğini söylemiyor. Hesaba başvurmanın müneccimlik ve kahinlikle de bir ilgisi yoktur. Kâhinler, yıldızların hareketlerinden fert ve toplumun geleceği hakkında mana çıkarır, kehânetlerde bulunurlar. Oysa rasathane hesapları bir ilimdir, ilmî usullerle neticeye varır.[FONT="Trebuchet MS"]Yüce Allah Kur'ân-ı Kerim'de güneş, ay ve yıldızların belli ölçüler dahilinde hareket ettiklerini, kâinatın tamamına bir nizamın hakim bulunduğunu ve bu nizama bir değişikliğin arız olmadığını haber vermektedir. Astronomi ile meşgul olanlar, hassas aletlerle donatılmış rasathanelerde bu hareketleri hesap ederler. Hilalin hesapla tespiti müslümanlar arasında birliği sağlar. Böylece müslümanlar aynı günde oruca başlama ve aynı günde bayram yapma imkanına kavuşmuş olurlar.[FONT="Trebuchet MS"]Hesaba itibar edilmesini savunan âlimler, yukarıdaki delillerine ek olarak, orucun da namaz gibi bir ibadet olduğunu, namaz vakitlerini tespit ederken nasıl hesaba itibar ediliyorsa, oruç konusunda da hesaba itibar edilmesi gerektiğini söylerler.[FONT="Trebuchet MS"]Şâfiî âlimlerden İman Sübkî, hesaba itibar etmenin ötesinde hesabın esas alınması gerektiğini savunur. Ona göre şahitler, hilâli gördüklerine dair şahitlik etseler, hesap ehli de o gün görülmeyeceğini söyleseler, hesap ehlinin görüşüyle amel edilir. Çünkü hesap, kesindir, şahitlerin şahitliği ise zannîdir (Sübkî, İlmul-Menşur fi İsbati'ş-Şuhür, Mısır 1329, s. 26). Aynı mezhebe bağlı İbnu'l-Hacer ise, bu durumda hesaba uyabilmek için hesap uzmanlarının ittifakını şart koşar (İbn Abidin, a.g.e., s. 227).[FONT="Trebuchet MS"]Bu görüşte olan âlimler, her hesap uzmanına güvenilemeyeceğini, vereceği bilgiye dinî bir ibadet dayandırılacağından mü'min ve âdil olması gerektiğini belirtirler (Muhammed Bahît, İrşâdu Ehlil-Mille ila İsbatil-Ehille, Mısır 1329, s. 271).[FONT="Trebuchet MS"][I]Meselenin özü şudur: Bir kimse, Şevval hilalini gördüğünü veliyyülemr veya kadı'ya müracaat ederek beyan ederse, onlar tasdik ettiği anda Ramazan bayramı ilân olunmuş demektir. Laik olan (yani din ile devlet işlerini ayrı mütalaa [/I][I]eden[/I][I]) devletler Ramazan-ı Şerif ayının başlangıcını ve bayramını ilân etme hakkına sahip değildirler. Zira bu dini (İslâmî) bir meseledir. Onların bu konuda velayet hakkı yoktur. Velev ki ilân etseler dahi, hükmen geçerli değildir. Zira velayet hakkı bey'at sonucu ortaya çıkar. Halbuki laik devlet, hangi dinden olursa olsun, bütün vatandaşları eşit [/I][I]kabul[/I][I] etmek durumundadır. Nasıl yahudilerin ve hristiyanların bayram günlerini ilân etmiyorsa, müslümanların bayram günlerini de ilân edemez. [/I][I]Ettiği takdirde, vatandaşlar arasında eşitliği bozmuş ve din istismarı yapmış olur[/I].[FONT="Trebuchet MS"][I]So[I]n yıllarda r[/I]ü'yet-i hilâl konusunda, farklı siyasî coğrafyalarda bulunan müslümanlar arasında bir ihtilaf görülmektedir.[/I][I] Bunun giderilmesi için rüyet-i hilâl toplantıları yapılmış ve bazı kararlar alınmıştır. Fakat pratikte bu kararların hiç bir faydası olmadığı müşahade edilmektedir. Müslümanlar yine ayrı ayrı günlerde Ramazan orucuna başlamakta ve farklı günlerde bayram etmektedirler. Bunun sebebini Kemalüddin İbnül-Hümam'ın şu tespitinde bulmak mümkündür: "Müslümanların kendi içlerinden bir emir seçmelerinin sebebi; İslâm'ın emirlerini (ve hükümlerini) hakkı ile eda etmek içindir" (Kemalüddin İbnül-Hümâm, Kitabû'l Müsayere, İstanbul 1979, 265) O, bu ifade ile siyasi şuurun temelini tespit etmiştir. Mü'minlerin kendi içlerinden seçtikleri bir emire itaat etmeleri, nassla emrolunmuştur. Günümüzde bu mahiyette bir emir sahibi bulunmadığı için rüyet-i hilal konusundaki ihtilaflar devam edecektir. Mükellef olan her mü'min, bu durumu iyi düşünüp tağutî güçlerin din istismarı karşısında direnmelidir. Tağutî güçleri reddetmenin bir iman meselesi olduğu asla unutulmamalıdır.[/I][FONT="Trebuchet MS"][I][COLOR=gray]Kaynak: Şamil İslam Ansiklopedisi.[/COLOR][/I][COLOR=gray][I][COLOR=gray][FONT="Trebuchet MS"][/FONT][/COLOR][/I][COLOR=gray][FONT="Trebuchet MS"][/font][/color][/color][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/color][/FONT][/color][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/color][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/color][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/FONT][/color]
  8. sirati mustakim

    sirati mustakim Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    :kafaçakma


    agnostik -nedir akhi ? ? ?
  9. jihat fisabilillah

    jihat fisabilillah Islam-TR Üyesi Kullanıcı


    din meselelerinin bilinemeyeceğini söyleyen inanç biçimi.Allah var mı yok mu bilinemezden başlar herşeyin bilinemez olduğunu iddia ederler
  10. önce iman

    önce iman Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    selamun aleykum .
    kardesler oruc yarın yanı 10.7.2013 baslayacak yanı hılal göukmedı ben guvenılır hocalardan hılalın görunmedıge duydum ve boyle amel etım
    selamlarımla
  11. Ebu & Dücane

    Ebu & Dücane Misafir

    [video]http://www.moonconnection.com/moon_phases_calendar.phtml[/video]

    [video]http://www.moonconnection.com/current_moon_phase.phtml[/video]

    Yukarıdaki linkte ayın hareketleri canlı olarak görünüyor.
    Şabanın 29 unda (08.07.2013) hilal yok.09.07.2013 te görünüyor.Yani bugün.
  12. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    aleykum selam we rahmetullah ;

    Evvela şunu demek gerekir ki başta Hanefi mezhebi olmak üzere cumhura göre zaten dünyanın neresinde hilal görülse diğer yerlerde de görülmüş sayılacaktır. Bu konferansın ve ictihadın özelliği nerede kaldı.

    İkincisi, Güney Amerikada hilali gözetleyen kimdir? 1978 de alınan kararda dünyanın neresinde hilal görülürse, heryerde görülmüş sayılacaktı. Dikkat edersek hilal nerede görülürse diyor, hesaplanırsa demiyor! Salı günü oruca başlayan Hıyanet ve muridleri, kesinlikle hilali gözetleme veya görenin şehadeti gibi bir çabası ve derdi yoktur. 1,5 sene önceden basılan (aynen 2014'ün Hilalinin görüldüğü şu an takvimlerde basılı olması gibi!) takvimin minaresinin hazırlanmış kılıfıdır.

    Üçüncüsü, Güney amerikada hilal görüldüğünde, Türkiyede 8 Temmuz saat 23. 26 diyor. Türkiyede gece 11. 30 iken, Güney Amerikada (Mesela Brezilya ile 7 saat farkı vardır) Pazartesi ikindi vakti saat 4.26 civarı olması gerekir ki, Hilal görülmesi mumkun değildir.

    Dördüncüsü, Dünyanın batısında görülen hilal, ortadoğudaki İslam alemi için ertesi günün hilali sayılır. Aksi taktirde geceyarısı (Endonezzya, Malezya vb ülkelerde ertesi günün öğleni olur!) Hilal / Ramadan/Bayram ilan edilemez ve Teravih ve Bayram namazları geçmiş/kaçırılmış olur.


    Beşincisi, Türkiye (Hıyanet işleri) bu kafada gittiği sürece, daha çok Şaban'ın 30'unda ve Bayram günü oruç tutturup, Arafe günü Bayram yaptırır, kurban kestirir.



    Aynı hataya geçen seneden örnek :
    Hilal Görüldü! Kurban Bayramı 26 Ekim 2012 Cuma Günü !

    https://www.islam-tr.net/yonetim-du...du-kurban-bayrami-26-ekim-2012-cuma-gunu.html
  13. Mukim

    Mukim Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Ben Abdulmuizz kardeşin vardığı sonucu makul buluyorum fakat Dıyanetin hesaplama metodu ile hilali tespit etmesinide yanlış bulmuyorum. Kısa başlıklar halinde gerekçelerim;

    - birincisi: Cumhura göre birbirinden çok uzak olan yerler/ülkeler birbirinin hükmüne tabi değildir. Ayrıca İbn Abbas'ın uygulamasıda bu yönde
    “Ümmül Fadl beni, bir ihtiyacını gidermek için Muaviye İbni Ebi Süfyan'a gönderdi. Muaviye Şam'da idi.Şam'a gidince Ümmül Fadl'ın ihtiyacını giderdikten sonra, Şam'da iken cuma gecesi ramazan hilalini gördüm ve oruç tuttum. Sonra Medine'ye döndüm. Medine'ye ramazan ayının sonunda vardım. İbni Abbas bana ramazan hilalini ne zaman gördüğümü sordu.
    “Cuma günü” dedim. İbni Abbas:
    “Sen cuma gecesi mi gördün?” dedi. Ben:
    “Evet, insanlar da gördüler, Muaviye de oruç tuttu.” dedim. İbniAbbas:
    “Biz Ramazan hilalini cumartesi gecesi gördük” dedi. İbni Abbas'a dedim ki:
    “Muaviye'nin görmesi sana yetmez mi?” İbni Abbas dedi ki:
    “Hayır bana yetmez. Çünkü Rasulullah (s.a.s) böyle yapmamı emretti.”
    (Sahihi Muslim, Oruç kitabı 13/5, no: 1087)

    - ikincisi: Dıyanet hilali hesaplayarak tespit ediyor. Bu şu demektir: Hilal bu günde şu saatte hava şartları elverişli ise görünür. Orada kimselerin olmaması bunu değiştirmez. Fıkıhta belirtilen 'iki güvenilir şahid' şartının amacı Hilalin göründüğüne dair emin olmak ve şüpheye mahal vermemek. Hilalin gözlemlenmesi taabudi bir emir değildir. Taabudi olmaması demek amacı (güvenilir ve kesin bilgi) başka veya daha sağlam bir yolla yerine geldiğinde bu emir yine aynı şekilde ifa edilir. Ayrıca Rasulullah'ın sav biz ümmiyiz hesap bilmeyiz demesi manidar ve hikmetlidir.

    - üçüncüsü: Hilal'in görülme vakti Ulema arasında ihtilaflıdır. Nitekim Ulema öğleden sonra görülen Hilalin ertesi gün için sayıldığında müttefiktir (buda gösteriyor ki Abdulmuizz kardeş Hilal ikindi vaktinde görünebilir). Fakat Ulema öğleden önce görünen hilalin o gün için mi yoksa ertesi gün için mi geçerlidir konusunda ihtilaf etmiştir. O gün yani göründüğü gün için geçerli diyenler arasında İmam Ebu Yusuf ve Süfyan Sevri vardır. Cumhura göre öğleden önce görünse dahi bu ertesi gün için sayılır demiştir.

    dördüncüsü: dünyanın batısında Hilal, Malezya ve Endonezya'da öğleden önce görünse o ülkeler içinde o gün imam Ebu Yusuf ve Sufyan Sevri'ye göre hilal geçmiş gecenin sayılır.

    Beşincisi: Dıyanetin takvimine göre oruç tutanların oruçları sahihtir. Dıyanete göre başlayan kişi Dıyanete görede bayram etmeli. Bende Dıyanetin takvimine göre oruç tutuyorum. Diyanetin ne denli Hıyanet kurumu olduğunu biliyorum fakat bu Hilali hesaplamaları doğrudur (bilimsel olduğu için ve yanılma payı bir kaç saat gün değil. Hem bu yöntemle Hilali hesaplayan sadece Dıyanet değil Fransadaki müslümanlar kurumu ile abd'deki ISNA kurumi hilali hesaplama yöntemi ile tespit ediyor.

    Suudi arabistana göre oruca başlamak ve bırakmak sahihtir (eğer güveniyor ve eminseniz). Hesaplamalara göre bayram Hilali Suudi arabistanda Ramazan 30'da görünecek. Bu demk oluyor ki Türkler bayram yaparken araplar oruç tutacak.

    benim bunları yazmamdaki amaç kesinlikle muhalefet değil bilaks dıyanetin takvimine göre tutanların oruçlarınında sahih olduğunu ispat etmektir. Bu konuda edindiğim intiba (dıyanet hilali hesaplaması yanlıştır sözleri cok olduğudan) bu yönde olduğu için bunu açıklama ihtiyacı duydum.

    hilal 8 temmuz pazartesi güney amerikanın doğu sahillerinde hesapla tespit edildi ve görünebilirdi. Bundan dolayı 9 temmuz ramazanın birinci günü olarak oruca başlamak sahihtir.
  14. Abdussamed Seyhani

    Abdussamed Seyhani Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Bu Hıyanete diyecek birşey bulamıyorum.. İnsanı Sinir ediyorlar.. Hac'da Türkiyeli Hacılara Kurbanı erkenden kestirip diğer Hac görevlerinide erkenden yaptırıyorlarmış. Bunlar nasıl bir zihniyet taşıyor nasıl bir akıl taşıyor anlamış değilim.. Bunların Akli dengelerinden şüphe duyuyorum . Hepsini Ruh ve Sinir hastalıkları hastahanesine yatıracaksın! Bu kadar insanın vebali boyunlarında..
  15. Mukim

    Mukim Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    güzel kardeşim Suudi Arabistan sadece Ramazan, Şevval ve Zilhicce hilali için gözlemleme yapıyor diğer aylarda aynen dıyanet gibi hesaplıyor. Sence bunda bir gariplik yok mu?
  16. İZZETLİ

    İZZETLİ Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    diyanetin ilk hedefi islamı korumak değil içinde istisnalar olsa da genel olarak korudukları şey laik demokratik yapıdır
  17. samanpan

    samanpan . Yetkili Kişi Site Admin

    Ben diyanet işleri başkanının çok yakınını aradım 9u akşamı. tr nin değişik bölgelerine yıl içinde profların gönderildiğini söyledi d.i.başkanı. lakin son gün nedense gözetlememişler. ilginçtir. konuyu kendi bile toparlayamadı. yıl içinde gözetlemeye giden onlarca prof bi gün şabanın 29unda neden gözetlemedi deyince hesap şu bu dedi. Güvenilir bi tarafı yok onların. İşleri Kitaba sünnete uyup insanları uyarmak değilmiş gibi hareket ediyorlar.
  18. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Sakallı kardeşim;
    Pazartesi hilali dünyada gören ve salı günü oruca başlayan (Türkiye hıyanetinden başka) yok! 1,5 sene önceden yapılan hesapla, Hilali gözetleme sunneti terkedilmiş, Ramadan ve bayramlar ilan edilmiştir. Geçen sene de, Daha Hacılar arafata çıkmadan , kurbanlar kesilmeden, Hıyanet, dünyada sadece Türkiyeli cahillere arafe günü hayvan kestirmiştir!
    Bundaki amaç, arablarla ve dünya muslumanlarıyla birlikteliğin olmamasıdır!
    Sen takvimden bir gün önce terasta iftar açarken hilali görsen, Hıyanet başkanına "işte hilal, Allah cc. yarın bayram diyor, hadi takvime uyma ve Tv'ye çık ve insanlara bir gün önce Bayramı ilan et" desen bunu yapabileceğine inanıyor musun? Kesinlikle böyle bir şey yapamaz. Çünkü laikliğe aykırı. resmi tatil ve mesailer takvime düzenli. Haşa Allah (c.c.) hata yapar ama muvakkidler hata yapmaz! Oysa muvakkidlerin , astonomiklerin , muneccimlere ne derece itibar edilir.
    Rasulullah (s.a.v.) hilali gözetlemeyi emretmiş, gözetlenmemesi durumunda herkesin günahkar olacağı, görenlere hediye verilmesi ise pratiğe dökülmüştür.
    Türk Hıyanetinin, neden ısrarla ummete aykırı hareket ettiğini, neden doğudaki hilal yerine, ertesi günkü batının hilallerinin peşinde olduğunu tefekkür etmek gerekir. Batıdaki hilali de yine 1,5 sene önceki hesap kitab iledir, ruyet ile değildir, aksi taktirde görme Türkiye saatiyle ertesi günün gündüz saatinde olacaktır ve oruca diğer gün İslam alemiyle birlikte başlanacaktır. Hava bulutlu ya da yağışlı olup hilal gözetlendiği halde görülememesine rağmen, hesabta var denilerek görülmeyen hilal görülmüş gibi varsayımla diğer aya geçilemez!

    Şafii mezhebinin delil aldığı Abdullah ibn Abbas (r.anhuma) hadisine gelirsek, yani her bölge kendisini bağlar anlayışı, Hilali gözetlediği halde görülmemesi durumunda, diğer bölgeye itibar etmeyebilir. Fakat bu durum hilali gözetlemediği halde, ben cumhura uymuyorum hıyanetin takvimi bana yeter anlayışı, günümüzdeki Türkiye vatandaşları için uygun değildir. Hem hilal gözetlenmiyor ki, kendi bölgesine uysun, hem de ummetin birliğine muhtaç olduğumuz şu asırda fırkalara ayrılarak ibadet ve bayramlar yapılmasına sebeb olunmaktadır. Bu gibi durumda aslolan Laik devletin hıyanet teşkilatlarına değil, sahih nasslara, kuvvetli delillere, dolayısıyla cumhura uymaktır!


  19. İZZETLİ

    İZZETLİ Islam-TR Üyesi Kullanıcı


    örneği sanırım malatyada yaşandı cemaat hocayı kursiden indirip dövmek istediler
  20. gulyabanii

    gulyabanii Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Aslında bütün cevap Abdulmuizz Fida kardeşin dediği gibi, şöyle düşünelim;

    Hakikaten diyanet işleri başkanı apaçık hilali görse ayna gibi yani, ve buna bütün diyanet kurulları şahit olsa, Allah için düşünelim acaba bayram ilan edebilirler mi ?
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş