Kitap ve Sünnet’e uygun olan haktır.
Onu kabul edip kendisiyle amel ederiz. Aykırı olanı ise ne kabul ederiz, ne
onunla amel ederiz ve ne de onun peşine takılırız.
Bu altıncı prensibin temeli Rasulullah’ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu
buyruğuna dayanır: “Kim bu dinimizde, ondan olmayan bir şey çıkarırsa,
çıkardığı kendisinden reddedilir.”1 Müslim’in rivayetinde ise “Bizim yaptığımıza
aykırı kim bir amel işlerse, reddedilmiştir” denilmektedir. Bunun kapsamına
şunlar girer:
A- Bütün Bid’atler: Her bid’at sapmadır. Kimi bid’atler fasıklıktır, kimisi
de yerine göre küfürdür. Netice itibari ile hepsi de haramdır. Bid’atları
tanımak için Kuşeyri’nin “Es-Sünenü ve’l-Mubtedaat”, Ali Mahfuz’un “Elİbda’
fi Mazarri’l-İbtida’” ve Şatıbi’nin “el-İ’tisam” isimli kitaplarına bakılabilir.
B- Müftünün Kitap ve Sünnet’e Aykırı Fetvası Reddedilir: Buhari, Sahih’inin
“el-İ’tisam” bölümünde şöyle der: “Vali veya yönetici yanlış yapıp,
bilmeden Rasulullah’ın söylediğinin aksini söylerse, hükmü reddedilir. Çünkü
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurur: “Bizim yaptığımıza
aykırı kim bir amel işlerse, reddedilmiştir.”2
Bununla beraber içtihad ehlinden olan müftü, içtihadında hatalı da olsa
ecir kazanabilir. Fetva verirken elinden geleni yapmıştır. Buhari’nin Amr
bin As’tan rivayet ettiği hadiste şöyle geçer: “Hakim içtihad ederek hüküm
verdiğinde isabet ederse iki ecir alır, hata yaparsa bir ecir alır.”3 Bu hakim,
hatalı içtihadında ecir almasına rağmen, yapmış olduğu hatalı içtihad ile
amel edilmez.
C- Fıkıh Mezheplerindeki, Kuvvetli Olan Delile Aykırı Olan Hükümler:
Bu da yukarıdaki “b” maddesi kapsamına girmektedir. İmam Malik
Rahimehullah şöyle der: “Ben ancak bir insanım, isabet eder ve yanılırım.
Verdiğim karara bakınız. Kitap ve Sünnet’e uygun olanı alınız, onlara uymayanı
ise bırakınız.” İmam Şafii de Rahimehullah şöyle der: “Akıl sahiplerine
göre, Rasulullah’tan Sallallahu Aleyhi ve Sellem, söylediğime aykırı sahih
haberin bulunduğu bir meselede ben, hayatımda ve öldükten sonra o görüşümden
vazgeçiyorum.” Yine başka bir sözünde de şöyle der: “Kitabımda,
Rasulullah’ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem sünnetine aykırı bir şey bulursanız,
Rasulullah’ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem sünnetini alınız ve söylediğimi atınız.”
Bu mezhep bağnazlığı için yeterli bir cevaptır. Hatta mezhep bağnazlığı ve
dinde belirli bir kişiyi yahut mezhebi taklit etmenin vacip olduğu anlıyışı da,
aslında reddedilen bir bid’attır. Bunun açıklaması Allah’ın izni ile ileride
gelecektir.
D- İnsanlar arasında İslam’a aykırı olarak yapılan akitler, anlaşmalar
ve koşulan şartlar da reddedilmiştir.
E- Hakimin Verdiği Yanlış Karar Da Kabul Edilmez ve Onunla Amel
Edilmez: Buhari, Sahih’inin “Kitabu’l-Ahkam” bölümünde “Hakim haksız
veya ilim ehline aykırı bir hüküm verdiği zaman o hüküm reddedilir babı”
başlığı altında Halid bin Velid’in Radıyallahu Anhu Cuzeyme’ye gönderilişini
belirten hadisi nakleder.1 “Kitabu’l-Kada” bölümünde Ömer İbnu’l-
Hattab’ın, Ebu Musa el-Eşari’ye Radıyallahu Anhuma yazdığı mektupta şöyle
dediğini aktarır: “Bugün verdiğin ve tekrar düşündüğün zaman yanlış olduğunu
anladığın bir karar, seni hakka dönmekten alıkoymasın. Çünkü hak
eskidir ve onu hiçbir şey geçersiz yapamaz. Hakka dönmek, batılda ısrar
etmekten daha iyidir.”2 İbn-i Kudame de Rahimehullah “Kitabu’l-Kada”
bölümünde şöyle der: “Hüküm vermeye yetkili kişinin verdiği hükümlere,
Kitap, sünnet ve icmaya aykırı olmadığı sürece, itiraz edilmez.”3
Bunun kapsamına giren şeylerden biri de bugün İslam ülkelerinin çoğunda
olduğu gibi, İslam dışı beşeri kanunlarla verilen kararlardır. Bu kararlar
ve bu kararların üzerine bina edilen sonuçlar İslam’a aykırı olan batıl ve
reddedilen hükümlerdir. Bu kanunlara göre elde edilen haklar ve malların
tümü haram ve geçersizdir. İnsanlar bu kanunlara göre birbirlerinin mallarını
haram yollarla yemekte ve haramı helal yapmaktadırlar. Bu, zamanımızdaki
şeriat ilimleriyle uğraşanların çoğunun, hakkında konuşmadıkları en büyük
kötülüklerdendir.
Allahu Teala’nın şeriatı ile hükmeden hakimin kararı bile, haram olan
bir işin hükmünü helal yapmıyorsa, Allahu Teala’nın indirdikleri ile hükmetmeyenlerin
kararları ile haram olan bir iş nasıl helal olabilir? Buhari, Ümmü
Seleme’den Radıyallahu Anha Rasulullah’ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle
dediğini rivayet eder: “Ben de sizin gibi bir insanım. Siz davalarınızın halli
için bana geliyorsunuz. Bazınızın hüccet yönüyle, diğer bazısından daha ikna
edici olması, böylece benim, işittiğime dayanarak onun lehine hükmetmem
mümkündür. Kimin lehine, kardeşinin hakkından bir şey hükmetmişsem
(bilsin ki), onun için cehennemden bir ateş parçası kesmiş oluyorum.”1
Başka bir rivayette ise şöyle geçer: “Ona verdiğim, ancak ateşten bir parçadır,
ister alsın, ister almasın.”2 Buhari bunu “Kitabu’l-Ahkam” bölümünde
rivayet ederek “Kardeşinin hakkını alması yönünde karar verilen kişi onu
almasın. Çünkü hakimin kararı, ne helali haram ne de haramı helal yapar”
başlığı ile vermiştir.
İbn-i Hacer Rahimehullah şöyle der: “Hile yollarından birine başvurarak
batıl için hile yapan ve bu batılı zahirde helal göstermeye çalışan ve bu
çabası sonucunda da kendi lehine karar verilen kişinin, onu alması helal
olmaz ve hüküm onu günahtan kurtarmaz.”3 Yine şöyle der: “Onun için
cehennemden bir ateş parçası kesmiş oluyorum” sözü, haram olduğunu bile
bile alırsa ateşe girer, demektir.”4
1 Buhari, Hadis no: 6967
2 Hadis no: 7181
3 Fethu’l-Bari, 13/174
4 Fethu’l-Bari, 12/339
1 Fethu’l-Bari, 13/181
2 İbnu’l-Kayyim, İlamu’l-Muvakkıin, 1/96
3 El-Muğni ve’ş-Şerhu’l-Kebir, 11/403
1 Müttefekun Aleyhi
2 Fethu’l-Bari, 13/317
3 Fethu’l-Bari, 13/318

EL-UMDE FÎ İ’DADİ’L-UDDE (Abdulkadir Bin Abdulaziz)