Abdulaziz el Mukrin ismi, Suud hukumetinin hazırladığı 26 kişiden oluşan en çok arananlar listesinin en baştaki isimlerin arasindaydı. En çok aranan ve en ünlü listede geçen sene onun da ismi geçti ve 19. sıradaydı. Kur'an-ı Kerim ve Kütüb-i Sitte'yi ezberlemişti. Cihad ile ilgili çeşitli kitablar yazmıştı. Nefsi ve kalemi ile cihad eden önder insanlardan birisi idi. Ümmet arasında örneğine pek rastlanmayan, ilmi ile amel eden genç alimlerden birisiydi. Eger başka ümmetlerde bunun ilmine denk birisi olsaydı ona hürmetten sırtlarında taşırlardı fakat Suud hükümeti her zamanki zorbalığını gerçekleştirerek gizli kuvvetlerini kullanarak bir camide ders yaptıkları sırada bu güzel insanı şehid etti. Allah kendisine rahmet etsin ve onu şehidlerden kılsın.

Bir yaşam öyküsünde dava adamı olan Abdulaziz İsa Abdulmuhsin el Murin şöyle diyor: "Riyad'ın el Suveydi beldesinde ikamet ediyordu. Kendisi Riyad'da dünyaya gelmişti ve orada büyümüstü. Ortaokul eğitimini tamamlamıştı. Kendisi 19 yaşındayken evlendi. Bir kızı var. Şimdi 10 yaşında. Karısını bıraktı. Raporda tekrar evlendiği ve bundan ailesinin haberi olmadığını ve kızının daha henüz 2 yaşında olmadığını söylüyor."

Afganistan ile henüz 17 yaşındayken tanışmıştı. Okulunu bırakıp Afganistan'a gitmişti. 1990-1994 yılları arasında Afganistan'a birçok kez gidip gelmişti.

Çalışmalarına Arab bir grubun gözetimi altında başlamıştı. Birkaç ay sonra ilk çatışmasını Host bölgesindeki çatışmaya katılarak gerçekleştirdi. Onu iyi tanıyan kaynaklara göre Mukrin, kamp içerisinde henüz egitiminin devam ettiği dönemde öğrendiklerini başka kardeşlerine de gösteriyordu. Mukrin Afganistan'dan İslam kurtuluş savaşı için 1990 yılında Cezayir'e gitti. Artık 20 yaşlarındaydı. Oradaki görevi savaşta kullanılan cebhaneleri, silahları ve çeşitli patlayıcıları kaçırması idi. İspanya'dan kaçırıp, Fas ve Cezayir'e ulaştı. Bazı kaynaklara göre Cezayir'deki İslami grubların yardımıyla Cezayir'den problem yaşamadan çıkabildi. Kısa bir zaman Afganistan ile Arabistan arasında gidip geldikten sonra Bosna cihadına katıldı. Oradaki bir askeri kampta komutan görevi aldı. Bir çatışmada yetiştirdiği 8 Arab öğrencisi şehid oldu. Bosna'da da çok durmayan Mukrin, Suudi Arabitan'daki gruba geri döndü.

Abdulaziz el Mukrin, Suudi Arabistan'da da cok durmadı ve Yemen'e gitmek üzere oradan ayrıldı. Oradan da Somali'ye gitti. Ogenda eyaletinde Etiyopya'ya karşı savaştı. Kendi grubu ve Somalili Mucahid grubu ile Ogenda eyaletindeki köylere yerleştiler. Burada Etiyopya güçleri tarafından 2-3 sene gözaltında kaldılar. Bir istek üzerine Suudi Arabistan'a gönderildi. Suudi Arabistan'da çıkarıldığı mahkemece 4 sene hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevindeyken İslami olarak kendini geliştirerek Kur'an-ı Kerim'i ezberledi. Daha sonra cezası hafifletilip 2 yıla düştü ve 2 yıl hapis yattıktan sonra tekrar tahliye edildi.

Hapisten çıktıktan sonra eski ailesiyle 2 ay kadar kaldı. Sonra Yemen'e ve Afganistan'a gitti ve bu zaman içerisinde çeşitli ulkelere de ugradı. 11 Eylül saldırılarından birkaç gün önce Afganistan'a ulaştı. Bu zaman zarfında Suudi grublar, İslam'a karşı savaş açan Amerika ve Birleşmiş Milletler güçlerinden önce Afganistan'a akın etti. Bu grubdaki kardeşlerin bazıları şehid edilirken bazıları da Guantanamo'daki Haçlılara ait cezaevine kapatıldılar. Bu mucahidlerden bazıları ise Suudi Arabistan'da yakalandı. Allah'a hamd olsun, Suud'daki kardeşlerin birçoğu bırakıldı. Bırakılan bu kardeşler arananlar listesine tekrar alındı.

Mukrin, Suudi Arabistan'a dönüşünde Riyad'ın el Suveydi beldesindeki 13 aydır görmediği ailesini görmeye gitti. El Kaide örgütünün batıda da haçlılara zarar vermek amacı ile batıya da mucahid gönderme çalışmalarını gizlilikle devam ettiriyordu.

Suud yönetimi, bu gizli kampların birinden haberdar oldu ve Mekke ile Medine arasında kalan bir kampı geçen yılın (2006) başında bastı ve 20 kişiden oluşan mucahid grubu tutukladı.

Suudi Arabistan bakanı Nayif bin Abdulaziz bu olaydan birkaç gün sonra bir basın toplantısı düzenleyerek "Teröristler Yakalandı" nidaları attı.

El Şarku'l Evsad'ın bir telefon konuşmasında Mukrin'in dine eğilimli bir geçmişe sahib olduğu anlatılıyor. El Mukrin, Afganistan'da iken çok tecrübe kazandı ve eğitimi sırasında Somali'de, Bosna'da Cezayir'de her ne kadar çatışmalarda yer aldıysa da bir görevde görevlendirilmiş degildi. Birçok emri yerine getirebilecek kapasitede idi. İlk zamanlar cihada teşvik edip uyuyan Müslümanlara cihad fikrini veriyordu. Genel olarak Abdulaziz el Mukrin (Ebu Hacer) Suudi Arabistan'da El Kaide yapılanmasının ileri gelen komutanlarından birisi olarak biliniyordu. Allah kendisine rahmet etsin ve şehadetini kabul etsin.

ŞEHADETİ

"Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten iman ediyorsanız, muhakkak üstün olan sizsiniz. Eğer size bir yara değmişşe, o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah'ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahidler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez." [Al-i İmran, 139-140]

Komutan mucahid, Abdulaziz bin İsa el Mukrin, mucahid Faysal bin Abdurrahman ed Dahayl, mucahid Ibrahim bin Abdullah Ed Dirayhim, mucahid Turki bin Fuhayd el Mutayri; 2/5/1425 Cuma günü Suud polislerinin pusu kurup çeşitli silahlar ile saldırmaları sonucunda şehid düştüler. Allah'ın merhameti üzerlerine olsun. Muhakkak dönüş Allah'adır. Allah bizleri felaketlerden korusun ve bizi cennet ile mukafatlandırsın.

Allah'ın değişmeyen sünnetleri arasında savaşın durumu yer alır. Savaş bir gün bizimdir, bir gün de onlarındır. Ta ki Allahu Teâlâ bizlere iki güzellikten birisi olan şehadeti lutfedene kadar... Hatırlarsanız muslumanlar Uhud ve çeşitli savaşlarda mağlubiyete uğramışlardı. Çoğu şehid ölmüş, çoğu da yaralanmıştı. Ama onlar hiçbir zaman Allah'ın yolundan sapmadılar veya kendilerini güçsüz, haysiyetsiz hissetmediler. Allah o sabredenleri çok sevdi. (Âl-i İmran, 146)

Komutan Ebu Hacer Albulaziz bin İsa el Mukrin'den Allah razı olsun ve ona merhamet etsin. Şehid mertebesine ulaşmak ne ondan ne de kardeşlerinden uzak değildi. Onun ismi Suud hükümeti tarafından açıklanan kara listede yer almasından itibaren hiçbir zaman evinde saklanmadı. Aksine o Allah yolunda cihad etmeye devam etti. Onun düşüncesi her şeyden önce cihad etmek, kardeşlerini elleriyle ve göğsü ile korumaktı. Yeterli sayıda mucahid yetiştirip görev kapasitelerini kendi kapasitesine yükseltene kadar ve Amerika ile müttefiklerini Allah'ın izni ile darmadağın edinceye kadar da Rabbine kavuşmamıştı. O yetişen mucahidler, yok olan şeriatin, akan Musluman kanlarının ve dökülen mucahid kanlarının intikamını alıncaya kadar cihad etmeye Allah'ın izni ile devam edecekler.

Arab yarımadasında mucahidler kufre darbe vurmak için durmaksızın çalışıyor. Allah'ın yardımı ve gücü ile yemin ederek ya şehid olmaya ya da zafer kazanana dek bu yolda yürümeye devam edecekler. Allah yolunda öldürülmekten korkmuyorlar aksine bu onların azimlerini artırıyor.

Komutan Abdulaziz el Mukrin Rabbine kavuşmuştur. Her kim Allah'a ibadet ederse ve O'nun yolunda cihad ederse bilsin ki Allah her şeyi görüyor ve O ölümsüzdür.

Allahu Teâlâ onu affetsin, ona merhamet etsin ve onu cennetliklerden kılsın. Allah'a hamd, Rasulüne salât ve selam olsun.