ALLAH (C.C.) İÇİN İSTENİLENİ VERMEK


İbn Ömer'den (r.a.) Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Allah'a sığınanı koruyun. Allah için isteyene istediğini verin. Sizi çağıranın davetine icabet edin, size iyilik edeni mükafatlandırın. Eğer elinizden onu mükafatlandırmak gelmiyors a, onun için Allah'a hayır dua edin, ki duanızla onu mükafatlandırdığınıza kanaat getirince ye kadar." (Ebu Davud: 38, Nesai Zekat: 73 Buhari Edebu'l müfred: 216, Ahmed: 2/68, 99, Elbani Ehadisus-sahiha: 254)

Hadisin zahirinde n anlaşıldığına göre, bir dilenci Allah adına bir şey istediğinde geri çevrilmesi doğru olmaz. Fakat bu genel ifade bir açıklama gereğini hissettir mektedir. Zira bunu da Kitap ve Sünnette varid olana göre yapmak icap eder. Dilenci bir şey istediğinde, ona hakkı olan şeyden verilmesi gerekir.

Örneğin; Beytul Mal'da olan hakkı gibi. Dolayısıyla isteğine icabet olunur ve buradan ihtiyacı oranında kendisine verilir. Vacip olarak almaya hak kazandığı şey ona verilir. Aynı şekilde bir ihtiyaç sahibi, zengin bir kimseden eğer bir istekte bulunursa, bu kimsenin kendisind en isteyen şahsa imkanı nisbetind e ve şahsın problemin i çözebilecek şekilde vermesi müstehaptır. Yine yanında fazla bir şeyi bulunmaya n bir kimsenin istemesi halinde, kendisind en bir şey istenen kişinin, kendisini ve ailesini zarara uğratmayacak bir şekilde isteyene vermesi de müstehaptır. Eğer isteyen gerçekten çok zor durumda ise, zaruretin i önleyecek kadarını kendisine vermek vacip olur.

İnfak makamı, dini makamların en şereflisidir. Halkın kendi imkan ve cömertliklerinin, Allah'ın kendileri ne verdiği ikram ve ihsan durumuna göre farklılık göstermesi doğaldır. Herkes aynı derecede cömert ve kerem sahibi olamayacağı gibi, yine herkes aynı derecede cimri ve pinti de değildir. İlki Kitap ve Sünnette övgüye layık görülmüş, ikincisi ise yerilmiştir. Allah (c.c), kullarını, faydasının büyüklüğü ve sevabının fazlalığı sabebiyle infaka teşvik etmiştir.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdikl erimizden infak edin. Kendinizi n göz yummadan almayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki, şüphesiz Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır. Şeytan, sizi fakirlikl e korkutuyo r ve size hayasızlığı emrediyor . Allah ise, size kendisind en bağışlanma ve bol ihsan (fazla) vadediyor . Allah (rahmetiyl e) geniş olandır, bilendir." (Bakara: 2/267-268)

"Gökyüzü, Onu da yükseltti ve mizanı koydu." (Rahman: 55/7)

"Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, Ahiret gününe, Meleklere, Kitaba ve Peygamber lere iman eden, mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullar a, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerin e vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanda sabredenl er (in tutumlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve muttaki olanlar da bunlardır." (Bakara: 2/177)

Allah bilir ya, Allahu Teala'nın bu ayette, imanın temel esaslarını zikrettik ten sonra, infakı namazdan da önce zikretmes i, bu amelin faydalarının çokluğu sebebiyle dir. Yine Allah (c.c.) bunu kullarına emrettiği amellerin içinde de zikretmiş, bu şekilde ibadet etmelerin i emrederek, bundan dolayı büyük ecir vaad buyurmuştur.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Şüphesiz, müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı) çokça zikreden kadınlar (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır." (Ahzab: 33/35)

Nebi (s.a.v.) ashabını ve hatta kadınları bile sadaka vermeye teşvikte bulunmuştur. Bunu ümmetine bir öğüt olsun ve gerek şimdiki durumlarında ve gerekse ahirette kendileri ne yararlı olsun diye teşvik etmiştir. Nitekim Allah (c.c.), Ensar'ı, Muhacir kardeşlerini kendileri ne tercih etmeleri sebebiyle övmüştür. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Kendileri nden önce Medine'yi yurt edinip, imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, kendileri ne hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı kalplerin de bir çekememezlik duymazlar . Kendileri fakirlik içinde bulunsala r dahi (muhacirle ri) öz nefisleri ne tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar, umduklarını bulanların ta kendileri dir." (Haşr: 59/9)

İşte bu manadaki bir tercih, ayette de ifade edildiği gibi müminin en üstün özelliklerindendir. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Yemeğe duydukları sevgiye rağmen, onu yoksula, yetime ve esire yedirirle r. "Biz size ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyor uz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür." (İnsan: 76/8-9)

Sadakanın faziletin e ve sevabının fazlalığına ilişkin ayet ve hadisler bir hayli çoktur. Kimin, gayreti ahirete yönelik ise, kendisi buna rağbet edeceği gibi başkalarını da rağbet ettirir. Muvaffaki yet Allah'tandır.

"Kim sizi davet ederse ona icabet edin" ifadesi, müslümanın müslüman üzerindeki haklarını bildirere k, müslümanın davetine icabet etmenin gereğini anlatmakt adır. Çünkü bu, insanlar arasındaki ülfetin, sevginin sebepleri ndendir. Müslümanlar buna özen göstermelidirler.

"Kim size bir iyilik yaparsa.. ." ifadesi ile Rasululla h (s.a.v.) iyiliği tavsiye etmiştir. Çünkü bir kimseyi yaptığı iyilik sebebiyle Ödüllendirmek Allah ve Rasulünün sevdiği, insanlığın gerektird iği bir ameldir. Nitekim hadis te bu gerçeğe işaret etmektedi r. Yapılan bir iyiliği ancak ard niyetli kimseler karşılıksız bırakırlar. Hatta bazı kötü kimseler, yapılan iyiliğe karşı kötülükle bile karşılık verirler. Bu tür olaylar oldukça çok görülür. Allah'tan hem dünyamız hem de ahiretimi z için af ve afiyet isteriz. Takva ve iman ehli kimseler elbette bunun dışındadırlar. Onlar hep kendileri ne karşı işlenen kötülükleri iyilikle savarlar. Çünkü Allah'a itaatkardırlar, bir de onlar Allah'ın ve Rasulünün sevdiği ve razı olduğu şeyi isterler.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır. Biz onların (seni) ne ile nitelendi rmekte olduklarını çok iyi biliyoruz . Ve de ki: "Rabbim, şeytanların vesvesele rinden, kışkırtmalarından Sana sığınırım. Rabbim, yanımda hazır olmalarından da Sana sığınırım." (Mü'minun: 23/96-98)

"İyilikle kötülük eşit olmaz, Sen, (kötülüğü) en güzel olan ile defet. O zaman (görürsün ki) seninle kendisi arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiş. Buna da sabredenl erden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlarda n başkası da kavuşturulamaz." (Fussilet: 41/34-35)

İşte bunlar Allah'ın kendileri için saadeti kesin vaad buyurduğu kimselerd ir.

"Eğer onu ödüllendirecek bir şeyiniz yoksa..." ifadesind e Rasululla h (s.a.v.), gücü olmayan kimseye, kendisine yardımcı olan kardeşine en azından dua etmesi yolunu gösteriyor. O da, yapılan iyiliğe göre ona duada bulunur.