Allah (c.c.) ve Rasulü'nün Himayesi Hakkında


Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Ahidleştiğiniz zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin, Allah'ı şahit tutarak teminat verdikten sonra yeminleri nizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir." (Nahl: 16/91)

İmad İbn Kesir bu ayetle ilgili olarak diyor ki:

"İşte bu, Allah'ın emridir ki, ahde vefayı, antlaşmalara, verilen söze bağlılığı gösterir. Allah (c.c.) burada, yapılan yeminlere dikkat edilmesin i, teyid anlamındaki yeminleri n yerine getirilme sini, yeminler pekiştirildikten sonra artık bu antlaşmayı bozacak bir tavrın sergilenm emesini emrediyor . Verilen söz ile yemin arasında bir çelişki olmamasını istiyor.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Allah'ı yeminleri nizle, iyilik yapmanıza, takva sahibi olmanıza ve insanların arasını düzeltmeye engel kılmayın. Allah işitendir, bilendir." (Bakara: 2/224)

İşte müslümanların gerek bu gerekse aşağıdaki ayette bildirile nlere aykırı davranmam aları gerekir.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Allah sizi, yeminleri nizdeki 'rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminleri nizle bağlandığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) keffareti, ailenizde kilere yedirdikl erinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminleri nizin keffareti dir. Yeminleri nizi koruyunuz . Allah, size ayetlerin i böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz." (Maide: 5/89)

Yani ettiğiniz yeminleri keffarets iz terketmey in, demektir. Bu hüküm, Rasululla h'ın (s.a.v) Buhari ve Müslim'de yer alan aşağıdaki kavliyle de çelişmemektedir. Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

"Ben, Allah'a yemin ederek belirtmel iyim ki, İnşaallah aksini yapacağım bir şeyle yemin etmiş olmam, eğer yemin edip de aksinin daha hayırlı olduğunu görürsem, hemen daha hayırlı olanını yerine getirir, yeminimle ilgili durumu bozar, helal kılarım. Yeminimde n dolayı keffaret öderim (ve hayırlı olanını işlerim)." (Buhari, Nüzur: 159, Müslim, Eyman: 3, İbn Mace, Keffaret: 7)

İşte bütün bunlar arasında herhangi bir çelişki yoktur. Aynı şekilde Nahl Suresinin 91. ayetiyle de bir çelişki yoktur. Çünkü burada kendisiyl e ahitlerin ve sözleşmelerin murad olunduğu yeminler söz konusudur . Yoksa bir şeye teşvik veya bir şeyden menetmeyl e ilgili yeminler kastedilm iş değildir.

Bunun içindir ki, Mücahid ayetle ilgili olarak şöyle der:

"Buradaki yeminden maksat cahiliye dönemindeki yemindir."

Nitekim İmam Ahmed'in rivayeti de bunu teyid etmektedi r. İmam Ahmed, Cubeyr b. Mut'im'den rivayetle, diyor ki:

"Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurdula r:

"İslam'da yemin yoktur. Ancak cahiliye dönemindeki bir yemin vardır ki, İslam bu noktada çok ağır sınırlama getirmiştir." (Ahmed, 1/190, 2/18, 205, 215, 3/162, 181, 4/43, 5/61)

Müslim de böyle rivayette bulunmuştur. Bunun manası şöyledir:

İslam varken, artık yemine gerek yoktur. Cahiliye dönemindeki gibi, yapılanlar hususunda yemin etme ihtiyacı söz konusu değildir. Çünkü İslama bağlılık, yapılan işi yerine getirmede bir yeterlili ktir.

Allah'ın: "Doğrusu Allah işlediklerinizi bilir" kavli, yeminini bozanlar hakkında bir tehdit ve ikazdır.