Ana-Baba'ya İyilikte Bulunmak

"Ana ve babaya da ihsanda (iyilikte) bulunun."
Eşi ve ortağı olmayan Allah (c.c), sadece kendisine kulluk edilmesini emredip, hemen bunun ardından ana ve babaya da iyilikte bulunulmasını emretmiştir. Nitekim bu gerçek bir başka ayette de şu şekilde ifade edilmiştir:
"... İşte bunun için 'Bana ve ana-babana şükret' diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak Banadır." (Lokman: 31/14)
"Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa, kendilerine 'öf bile deme, onları azarlama."

Ana ve babana kötü bir söz duyurma! Kendilerine "öf" bile deme ve saygısızlık etme! Bu onları inciten sözlerin en hafif olanıdır. Senden onlara karşı çirkin bir davranış meydana gelmesin. Onlara karşı bir yanlış yapma! Ata b. Ebi Rebah'ın da dediği gibi, "Ellerin onlara kalkmasın."
Allah (c.c.) kişiyi ana ve babasına karşı çirkin ve saygısız davranışlarda bulunmaktan sakındırırken, onlara karşı iyi bir şekilde davranmayı da emretmiştir.
"İkisine de güzel söz söyle"
Yani onlara yumuşaklıkla, güzellikle, edep ve vakarla yaklaş.
"Onlara, merhametten ileri gelen tevazu kanadını indir. Ve 'Rabbim, onların küçükken bana bakıp, beni terbiye ettikleri gibi, sen de onlara merhamet et' de!" (İsra: 17/24)

Yani ana ve babana karşı alçak gönüllü ol, gerek yaşlılıkları sırasında, gerek ölümleri sırasında, onlara karşı görevlerini sakın aksatma!
Ana ve babaya karşı iyi davranma konusunda bir hayli hadis rivayet edilmiştir. Farklı rivayetlerle Enes (r.a.) ve başkalarından gelen hadisler buna örnektir:

Bir gün Rasulullah (s.a.v.) minbere çıktı ve üç kez:
'Amin, amin, amin' dedi. Sahabeler:
"Ey Allah'ın Rasulü! Niçin 'amin' diyordun?" diye sordular. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Bana Cebrail geldi de; "Ey Muhammed! Sen yanında anıldığın halde sana salat getirmeyen kimsenin iki yakası bir araya gelmesin. Sen buna 'amin' de!" dedi. Ben de 'amin' dedim. Sonra:
"Ramazan ayına yetiştiği halde değerini bilmeden Ramazan ayını çıkaran ve mağfiret olunmayan kişinin de iki yakası bir araya gelmesin (burnu üzerinde sürünsün). Buna da 'amin' de!" dedi. Bende 'amin' dedim. Sonra yine:
"Baba veya anasından birine ya da her ikisine yetiştiği halde onlar sebebiyle Cennete giremeyen kimsenin de iki yakası bir araya gelmesin (burnu üzerinde sürünsün). Buna da 'amin' de! dedi. Ben de 'amin' dedim." (Buhari, Birru'l-Valideyn)

Ebu Hureyre'den (r.a.) Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Burnu sürtünsün, yine burnu sürtünsün, tekrar tekrar burnu sürtünsün (iki yakası bir araya gelmesin) o adamın ki, ana ve babasından birisine veya her ikisine yetişir de, onlar sebebiyle Cennete giremez." (Müslim, Birr: 9, Tirmizi, Deavat: 110)

Ebu Bekre'den (r.a.) Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Size günahların en büyüğünün ne olduğunu haber vereyim mi?"
Biz de şöyle dedik.
"Elbette ey Allah'ın Rasulü!
Şöyle buyurdu:
"Allah'a ortak koşmak, ana ve babaya ezada bulunmak."
Kendisi bir yere yaslanmıştı, hemen doğrulup oturdu ve şöyle buyurdu:
"Sizi, yalan uydurmaktan (iftira ve yalancı şahitlikten) sakındırırım."
Bunu o kadar tekrarladı ki, biz 'Keşke sussa' dedik. (Buhari, Edeb: 6, Müslim, İman: 1)

Abdullah b. Ömer'den (r.a.) Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Rabbinin rızası, ana ve babanın rızasının kazanılmasındadır. O'nun gazabı da, ana ve babanın memnuniyetsizliğindedir." (Tirmizi, Birr: 3)

Said'den (r.a.) rivayete göre, Useyd demiştir ki:
"Biz Rasulullah'ın (s.a.v.) yanında oturuyorduk. Kendisine:
"Beni Seleme'den bir iyilik var mı?" denildi. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Evet. Onlara hayır duada bulunman ve Allah'tan (c.c.) mağfiret olunmalarını istemen, kendilerinin ölümlerinden sonra, önceki sözlerini (yapmak istedikleri şeyleri) yapman. Onların hayatta iken yaptığı sıla-i rahmi, onlar hayatta imiş gibi sürdürmen ve ana-babanın dostlarına ikramda bulunmandır." (Ebu Davud, Edeb: 129, İbni Mace, Edeb: 2)



Fethu’l Mecid ala Şerhu Kitabü’t Tevhid