1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Haber Ankara’dan Şehid Ebu Ishak Ve Geride Kalanlar

Konu, 'Türkiye'li Şehidler' kısmında Hatve tarafından paylaşıldı.

  1. Hatve

    Hatve Davamda samimi olduğum gün burada olmayacağım.. Kullanıcı

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kulların sabaha erdiği her günde iki melek semadan iner ve bunlardan biri şöyle dua eder: ‘Ey İlahımız! İnfak edene halef (devam) ver.’ Diğeri de şöyle dua eder: ‘Ey İlahımız! Cimriye de telef ver.’ (Buhari, Zekât 28; Müslim, Zekat 57)

    İnna lillahi ve ina ilehi raciun…

    Allah’tan geldik ve ona döneceğiz… Allah’a hamd olsun birçok kardeşimiz şehadeti tattı, onların haberlerini duyunca ilk tepki olarak bazen sevindik bazen ağladık. Ama Ebu İshak (Göksel Çetiner)’in şehadeti beni kilitledi, hiçbir şey yapamadım ve nefes alamadım. Birçok kardeşimiz şehid oldu ve inşallah bizler mahşer günü onları görünce sarılacağız. Ama Ebu İshak’ın yüzüne bakabilecek miyiz, bilemiyorum…

    Onun belki özelinden bir konu yazacağım, onun beni anlayacağını ve affedeceğine inanıyorum.

    Ebu İshak cahiliyenin karanlığından İslam’ın aydınlığına geçmiş bir kardeşimiz, bir abimiz. Önce Türkiye’de Hizbu’t Tahrir cemaatinde bulundu, sonra Suriye cihadı vesilesiyle orayı bırakıp Nusret Cephesi’nin akidesine ve saflarına katıldı.

    Bu akide ve menhece geçmesine Ebu İshak’ın anne ve babası karşı çıktı, o ise annesine ve babasına hep hürmet etti ve nasihat etmekten bir an olsun vazgeçmedi. İki yılı aşkın bir süre cihad cephesinde bulundu, ara sıra gelip kısa süre çalışıp eşine para bıraktı, Ebu İshak’ın ailesi cihad yoluna girdiğinden dolayı ondan yüz çevirmişti ve maddi destek olmuyordu.

    Ebu İshak eşini maddi imkânsızlıklar içinde bırakmış, sözde İslami çevreler ise güya maddi yönden yardımcı oluyordu… Ebu İshak eşi doğum yapacağı için geldiğinde gene zor şartlarda maddi yükün altında ezildi. O ise bunları umursamıyor ve Allah’ın ona nasip ettiği tevhid akidesi, cihad yolu ve sabırlı bir eşten dolayı Allah’a hamd ediyordu. Anne babasını çok sevmesine rağmen doğan evladını görmeye bile gelmemiş olmaları bir yandan Ebu İshak’ı üzüyor, bir yandan ise onlara daha çok dua ediyordu.

    Bu yazıyı sizlere Ebu İshak’ı yazmak için yazmıyorum. Onun övülmeye, alkışlanmaya zerre kadar ihtiyacı yok, o zaten dünyayı üç talak ile boşamış, nefsini Allah için satmış biriydi. Ben bu yazıyı geride kalanlara yazıyorum, çünkü nasihat edilmesi gerekenler geride kalanlar.

    Onca İslami derneğimiz, eski tüfek “radikal” hocamız var değil mi? Sözde infaktan bahseden, cihaddan vaaz eden ama yaşantıda firavunların saraylarında yaşayıp Kisra’nın atlarına binen! Tebük seferinde Osman (ra)’ın İslam ordusundan kaç mücahidin masraflarını karşıladığını, Ebubekir (ra)’ın tüm malını, Ömer (ra)’ın malının yarısını getirdiğini anlatanlar, bunlar hikâye diye anlatılmak için miydi yoksa yaşanmak için mi? Toprakların şehid kanına doyduğu, zindanların Allah erleriyle dolduğu şu günlerde aynanın karşısına geçin ve kendinize itiraf edin: Allah size rahmet mi ediyor yoksa hiçbir bedel ödemiyor olmanız dünya bataklığına batıp pratikte Diyanet’ten bir farkınız kalmadığından dolayı mı?!

    Ebu İshak yeni doğmuş bebeğini ve eşini de alıp bu kez tümden hicret etmişti. Arkada bu kez eşini bırakmadı. Kime emanet edecekti, dünyanın tadını çıkarmada Nemrut’lardan bir farkı kalmayan sizlere mi? Ebu İshak yokken eşi bakkala borçlanmış, bakkal da en sonunda ekmek bile borca vermez olmuş. Güya bakkal da İslami camiadan idi! Ebu İshak o kadar öfkeliydi ki, arkada kalanlara hakkını helal ettiğini de sanmıyorum! Bir mücahidin sabırla bekleyen eşine ekmek parası bile vermekten aciz sözde cemaatler, cemaatlerimiz, Allah sizi yerin dibine batırmaz mı!

    Ebu İshak yakın bir zaman önce geldi ve eşyalarını satmaya başladı. Eşini ve yeni doğmuş bebeğini de mübarek Şam topraklarına götürecekti. Burada mağdur olacaklarına orada belki gene mağdur ama daha izzetli kalacaklar diyordu. Bu kez gemilerini tümden yakıyor, eşyalarını satıyordu! Geriye dönüş bileti artık olmayacak, geriye dönmek isterse içeri gireceği bir evi olmayacaktı. Zaten o, yüz çevirip geri dönenlerden olacak bir adam değildi. Allah’ın ona bahşettiği iman ve cihad yolunun lezzetini almış, şehadetten başka bir dua etmez olmuştu. Eşini ve yeni doğmuş bebeğini bombaların altına ölüme götürdüğünü düşünmüyordu, Allah’ın Resulü Şam’a hicret edin demişti ve o ailesini de buna ortak etmek istiyordu. Belki gene ekmek bulamayacak aç kalacaklardı ama en azından bu kez beraber aç kalacaklardı!

    Ebu İshak’ı bekleyen bir sürpriz daha vardı, o da vefasızlık! Ebu İshak her yere haber gönderdi “Ev eşyalarımı satıyorum, hicret için paraya ihtiyacım var” diye. Peki, ne yaptı Müslümanlar, bırakın ona destek olmayı, bırakın ona “Kardeşim biz senin masraflarını karşılayalım üç kuruşa eşyalarını satma” demeyi, Ebu İshak’ın eşyalarının çoğu satılamadı bile! Gelenler ya “ikinci el için pahalı” diyorlardı, ya da “bizim hanım bunları eve almaz biraz eski” diyorlardı!

    Öncelikle şunu söyleyeyim, Ebu İshak meslek sahibi biriydi. Tesisatçı ve çalışmayı seven azimli birisiydi. Ümmetin kızlarına tecavüz ediliyorken, yiğitleri birer birer vurulup düşüyorken Suriye cihadına kayıtsız kalamazdı. Bu nedenle hicret etti ve iki yıla yakın bir süre savaştı. Bu sırada eşine bıraktığı para da yavaş yavaş tükendi. Ebu İshak’ın önünde iki seçenek vardı, ya Türkiye’ye mesleğine dönüş yapıp evini geçindirecek, ya da evinin eşyalarını da satıp bombaların altına eşini ve bebeğini de götürecekti. Biraz Müslümanların vefasızlığından, biraz da şehadetin onu çağırmasından ikincisini tercih etti. Mesele bu!

    Ebu İshak neden satıyordu bunları? Derdi ne idi? Bir onun derdine bak bir de geride kalanların derdine! Adam gemisini yakıyor, bebeğini alıp hicret ediyor, bu yoldan geri dönüş yok diyor, sizler ise gayet ucuza satmaya çalıştığı eşyaları bile almadınız! Vakit yaklaşıyor, hicret zamanı geliyordu, Ebu İshak’ın bu derdini birkaç kişi dışında kimse dert bile edinmiyordu, sanki Ebu İshak ailesini alacak da Almanya’ya tatile gidecekmiş gibi pervasızlık vardı insanlarda, aslında Allah onların bu sevaba ortak olmasına izin vermiyordu. Mesele buydu, bu eşyalar bir şehide yol bileti olacaktı ve sizler buna vesile olmadınız, olamadınız, Allah sizlere bunu nasip etmedi!

    Ebu İshak baktı kalan eşyalar satılmayacak, onları da Allah yolunda infak etti, Ankara’ya gelmiş Suriyeli muhacir ailelere verdi…

    Ebu İshak’ın şehadeti kimseyi şaşırtmasın. O şehid gibi yaşadı, şehid gibi savaştı ve şehid olarak inşallah can verdi.

    Peki ya geride kalanlar? Geride kalan ve yıllardır cihaddan şehadetten tevhidin hâkim olmasından bahseden konferans verdiği koltuklarda fosilleşmiş hocalar, hocalarımız, dernekler, derneklerimiz ne âlemde? Onları nasıl anacağız? Onlardan nasıl bahsedeceğiz? Bir bakın evlerine, arabalarına, hayatlarına. Onların evleri, arabaları ve yaşantıları sizlere şehidleri hatırlatıyor ise onları da öyle anacağız. Ama onların evleri firavunların evlerine, arabaları Kisra’nın atlarına, yığınla biriktirdiği ve infak etmekten kaçındığı malları Nemrut’un mallarına benziyor ise, bilin ki siz son nefesinizi verirken sizler için de bunları yazacağız! Bu yazdıklarımı beş yıldızlı “İslami” otelde bir yıldır evde yatmanın yorgunluğunu (!) atarken okuyorsanız, zaten sizler bu davadan emekli olmuşsunuz demektir!

    Allah Resulü (sav): “Kim bizzat gazveye katılmaz veya bir gaziyi teçhiz etmez veya bir gazinin ailesini hayırlı bir şekilde himaye etmez ise, Allah kıyamet gününden önce ona hiç beklemediği bir musibet ulaştırır.” buyurdu. (Ebu Davud)

    Cihad edenlerin ve şehidlerin geriye bıraktığı aileler biz Ümmet-i Muhammed’in mesuliyetindedir, onlardan yüz çevirdiğimiz sürece musibetlerden kurtulamaz, mahşer günü de onların yüzüne bakamayız.

    Resulullah (sav), “İslam garip başladı, başladığı gibi garip hale gelecektir. Ne mutlu o gariplere!” (Müslim) demişti.

    Ebu İshak da o gariplerdendi, garipçe yaşadı, garipçe savaştı ve geriye miras olarak bebeğine “şehid evladı” rütbesinden başka bir şey bırakmadı. Resulullah (sav)’in selam gönderdiği garip, öyle bir imanla ve amelle Rabbin huzuruna yükseldin ki, sana şimdi yetişmek ne mümkün… Bizleri bu dünyada sensiz ve garip olarak bıraktın, biz senden razıyız, Rabbimiz sen de ondan razı ol ve ailesini koru, âmin…

    Ferman Nazif
    Son düzenleme: 16 Nisan 2016
  2. lafons7275

    lafons7275 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    kardeş bu şehit kardeşimizin sıkıntısına vaktiyle şahit olamadım, çok geç kalmadıysam eğer geride kalan yetimine maddi yardımda bulunmak istiyorum. Bana özelden ulaşır mısın?
  3. KaygısızMurat

    KaygısızMurat Islam-TR Üyesi Kullanıcı

  4. matematikçi

    matematikçi Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    savbk.
    kardesin ailesine nasil ulasabilirim.ozelden yazabilirsiniz.yada ulasabilecegim bir yer verin..
  5. Kala

    Kala Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Aleykum Selâm vR vb akhi yardım için ni sormuştunuz
  6. Kala

    Kala Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Selâmun aleykum ulaşabildiniz mi acaba,
    pardon tarihe baktım 2016da yazılmış msj kusura bakmayın
  7. Pangea

    Pangea Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    selamunaleykum ve rahmetullah
    acaba ailenin sıkıntısı devam ediyor mu?
  8. matematikçi

    matematikçi Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    yani.baska ne icin sorabilirizki akhi.aslinda yardim derken.biz.kendimize yardim ediyoruZ.yardima muhtac olan biziz.
  9. Kala

    Kala Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Aleykum Selâm vR vB
    İnşâ Allâh sorayım ve haber edeyim sizlere
  10. Kala

    Kala Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Rabbim sizden kabul etsin yukardaki kardeşe söylediğim gibi inş sorup dönüş yapayım size
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş