1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Az Yemek Yemek! - Haftanın Konusu

Konu, 'Haftanın Konusu' kısmında rucane tarafından paylaşıldı.

  1. rucane

    rucane Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Tıp bilginleri dediler ki:
    "Her insanın midesine bağlı yedi bağırsak vardır. Sonra bunlara bitişik üç ince, üç de kalın bağırsak vardır.
    Kâfir,
    o burluğundan ve besmele çekmediğinden dolayı bunların tümünü tıka basa doldurmadan doymaz.
    Mümin de
    iktisatlı olduğundan ve besmele çektiğin den dolayı, bunlardan birini doldurmakla doyar.
    Ama
    bazı müminlerin de bunların tümünü doldurmadan doymaması, bazı kâfirlerin se bunlardan bi rini doldurmakla doyması muhtemeldir."
  2. awesome

    awesome Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    emeğine saglık rucane kardeşAllah razı olsun, önemli bi konu bu mu 'min her işinde ölçülü olmalı
  3. rucane

    rucane Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    İnş Tüm Kardeşlerimin Görüşünü Bekliyorum Hem Tıbbi Açıdan Sosyal açıdan hemde en önemlisi Dini Açıdan Dilgisi olan kardeşlerin Paylaşımda Bulunmaları bir Borç inş
  4. "iNŞiRaH"

    "iNŞiRaH" Misafir

    Allah Rasulu (sav) buyurdu:

    " İnsan karnından daha kötü bir kabı doldurmamıştır.Belini doğrultacak bir kaç lokma yeterlidir, mutlaka bundan fazla yemesi gerekirse, midesini üçe bölsün; üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini de rahatça nefes almak için." (Tirmizi)
  5. "iNŞiRaH"

    "iNŞiRaH" Misafir

    Peygamber sav e: Efzal (en üstün) kimdir diye sorduklarında: Az yiyen, az içen, az gülen ve avret yerini örtecek kadar elbise ile kanaat edendir buyurdu.

    Yine buyurdu: Bütün hallerin efendisi ve büyüğü az yemektir.

    Yine buyurdu: Avret yerinizi örtünüz, midenizin yarısını dolduracak
    kadar yeyiniz. Zira bu Peyganberlik hususiyetinden bir cüzdür

    Yine buyurdu: Düşünmek, yani Hak’ Taâlâ nın zatını ve sıfatlarını düşünmek bütün ibadetlerin yarısıdır. Az yemek ise, ibadetin tamamıdır

    Yine buyurdu: Hak Taâlâ katında en faziletliniz devamlı tefekür edib az yemek yiyendir. Hak Taâlâ katında en sevimsiz de çok yemek yiyip çok Uyuyanlar ve çok gülenlerinizdir.

    Yine buyurdu: Hak Taâlâ az yemek yiyen kulları ile meleklerine övünür ve: Ey meleklerim! Şu kuluma bakın, ben onu yemek isteğiyle mübtelâ kıldığım halde, o benim için istediğini bırakıyor. Şahid olun ki, benim için bıraktığı her lokmaya karşılık bir büyük derece ihsan edeceğim.

    Yine buyurdu ki: Çok yemek ve içmekle kalbimizi öldürmeyiniz. Çünkü kalp ekin gibidir. Ekine fazla su vermekle bozulur.



    Fatımatü’z-Zehra eline bir parça ekmek alıp Peygamberin yanına geldi.
    Resûlüllah: Ey Fatıma! Bu nedir? Buyurdu. Fatma: Ya Resûlallah! Bir ekmek pişirdim, sensiz yiyemedim dedi.
    Resûlullah buyurdu ki: Ey Fatıma üç günden beri babanın ağzına girecek yemek bu getirdiğin ekmektir.


    Ebû Hüreyre der ki: Hiçbir zaman Peygamber evinde üç gün üstüste buğday ekmeğini doya doya yememişlerdir.

    Ebu Süleyman-ı Darani der ki: Akşam yemeğinden bir lokma az yemeyi, gece sabaha kadar namaz kılmaktan evla görürüm.

    Fudeyl bin Iyad kendi nefsine hitaben: Neden korkuyorsun, aç kalmaktan mı? O nerede?..Cenab-ı Allah açlığı Muhammed Mustafa ve ashabına nasib etmiştir. Sana ve senin gibilere onu nasib etmez derdi.



    KAYNAK:Kimyâ-yı Saâdet
  6. "iNŞiRaH"

    "iNŞiRaH" Misafir

    Din ve Bilim Açısından AZ YEMEK
    İbrahim IŞIK

    İslam insana, hem maddi hem de manevi hayatının ahenkli bir bütün oluşturması için bir disiplin teklif eder. Bu disiplinlerden birisi de yemek yeme konusundadır. Kur'an-ı Kerim'de Allah yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz, Allah israf edenleri sevmez buyurmuştur. Bir Kudsi Hadiste de Cenab- Hak ilmi açlıkta, gönül parlaklığını gece uykusuzluğunda ara. buyurmuştur.
    Hazreti peygamber(s.a.s.) de ümmetine yemek yemenin edebini öğreterek şöyle buyurmuştur: “insanoğlu kendi karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır. Oysa ona, bedenini güçlendirip olgunlaştıracak üç beş lokma yeter. Eğer kim karnını doldurmak isterse üçte birini yemekle doldursun, üçte birini su ile doldursun, üçte birini de boş bıraksın”, “tokken yemek yemek hastalıktır”, “Allah katında en çok kızılanlarınız tembelleriniz, çok yiyen ve çok uyuyanlarınızdır.” Hz. Ömer(r.a.) de günde bir öğün ve on bir lokma ile yetinirdi.
    Allah dostları da az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı tavsiye ederler. “Az” ın hiç anlamına gelmediğini de hatırlatalım. Zira böyle bir şey bazen( hele yemek ve uyumak söz konusu olduğunda) imkânsızdır. Az yemek, özellikle de günde 1200 kaloriden az kalori almak, insanın kendini yorgun ve bitkin hissetmesine neden olur. Bu da verimini düşürür. Onun için her şey de ılımlılık esastır. Yaşamak için yenmeli, yemek için yaşanmamalıdır. İlahi iradenin emirlerini yerine getirebilmek için kuvvet kazanmak üzere yemek yemek başlı başına bir ibadettir. Manevi verimi düşürecek derecede yiyeceği azaltmak ve zayıflamak ise günahtır.
    Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de iktisat risalesinde İslam hükemasının Eflatun'u ve hekimlerin Şeyhi ve feylesofların üstadı, dahi-i meşhur Ebu Ali İbni Sina'nın tıp cihetiyle yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyin ayetini şu şekilde tefsir ettiğini nakleder. Tıp ilmini iki satırla topluyorum. Sözün güzelliği kısalığındadır. Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört beş saat kadar daha yeme. Şifa hazımdadır. Yani kolayca hazmedeceğin miktarı ye, nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal hal, taam taam (yemek yemek) üstüne yemektir.
    Dini açıdan az yemek faydalı ve gerekli olduğu gibi ilmi açıdan da öyledir. Amerikan Sağlık Birliği'nin dergisinde yayınlanan bir araştırmada; 6 ay boyunca yüzde 25 daha az kalorili yemek yiyenlerin ömrünün uzadığı belirlendi. Araştırmayı yapan Pennington Biomedikal Araştırma Merkezi'nden bir ekibin yaptığı araştırmada, diyet yapan kişiler kilolarının yüzde 15'ini verene kadar günde 2000 kalori aldı. Uzmanlar, bu çalışma ile diyeti uygulayanların insülin değerleri ve vücut ısılarının azalmasıyla birlikte DNA'larında daha az oksitlenme hasarı meydana geldiğini tespit etti. DNA'daki bu hasar, yaşlanmanın bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Uzun yaşamak isteyen daha az yemek yemelidir.
    Mithat YILMAZTÜRK'ÜN yazısındaki bir Japon adası olan Okinawalıların yaşam biçimi buna en iyi örnektir. Bu adadaki 100 yaşındakilerin oranı batı ülkelerine göre 4 kat fazladır. Kuşkusuz Okinawalılar da yaşlanmaktadır. Ancak sağlıklı yaşlanmaktadır. Örneğin, kalp hastalıkları ve inme hemen hemen hiç yoktur ve kanser hastalıkları enderdir. Ancak Okinawalılar batıya göç edip, buradaki yaşam biçimine geçince uzun ömürlü ve sağlıklı olma şanslarını yitirmektedir.
    Okinawa yaşam biçimi şu şekildedir.
    * Çok az et tüketmektedirler ve genellikle bu balıktır.
    * Alkol alma ve sigara içme yok.
    * Besinlerinin dörtte üçü bitkiseldir. Günde 10 porsiyon sebze, meyve, pirinç ve baklagiller (özellikle soya filizleri) tüketmektedirler.
    * Çok az yağ ve rafine şeker tüketmektedirler.
    * Tıka basa doyana kadar değil, az yemektedirler.
    * Bedensel hareketli yaşam biçimleri var. (Yürüme, bahçe işi, dans vb.)
    * Stresi ilaçla değil, meditasyon ve sosyal ilişkilerle gidermektedirler.
    'Proceedings of the National Academy of Sciences'' dergisindeki habere göre ABD'nin Maryland eyaletindeki Ulusal Sağlık Enstitüsü'nde (NIH) görevli bilim adamı Mark Mattson ve ekibi, arada bir oruç tutmanın ve sürekli olarak az yemek yemenin etkilerini karşılaştırmak için fareler üzerinde deneyler yaptı. Ekibin yaptığı deneylerde, öğün atlayan farelerin inme ve Parkinson ile Alzheimer gibi nörolojik hastalıklara daha az yakalandığını tespit etmişti. Mattson, öğün atlandığında ya da oruç tutulduğunda, beyinde sinir hücrelerinin büyümesini ve ölmemesini sağlayan BDNF maddesinin (Brain-Derived Neurotrophic Factor - Beyin Kökenli Sinirsel Büyüme Faktörü) üretildiğini söyledi.
    Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Dinimiz bize neyi tavsiye ettiyse altından binlerce hikmet, fayda çıkıyor. Hiçbirinin boşuna olmadığını bilimin ve tekniğin gelişmesiyle daha iyi görebiliyoruz. Acıkmadan yememek ve doymadan kalkmak temennisiyle…
  7. "iNŞiRaH"

    "iNŞiRaH" Misafir

    İmam Gazali, "Midesini aç bırakanın zekâsı açılır ve düşüncesi ilerler." demiştir.

    Allah'ı anmaktan, O'na dua etmekten zevk duyacak bir kalp rikkat sahibi kalp demektir. Bu özelliği kazanmanın yolu da az yemekten geçmektedir. Ebu Süleyman Dârâni, "Benim ibadetten en çok tat aldığım ânım, karnımın sırtıma yapışacak derecede aç olduğu zamandır." demiştir.
  8. "iNŞiRaH"

    "iNŞiRaH" Misafir

    Tasavvuf, az yemek, az içmek değildir!

    İmam-ı Rabbani hazretleri, (Tasavvuf, az yemek, az içmek değildir. Herkesin helalden kazanıp, doyuncaya kadar yemesi lazımdır) buyuruyor.
    Şah-ı Nakşibend hazretleri de, (Bir şey yemek, aç kalmaktan iyidir) buyuruyor.

    Az yemek, elbette iyidir. Fakat, az yemek, doymadan önce sofradan kalkmak ve acıkmadan sofraya oturmamak demektir. Yoksa, aç kalmak demek değildir.


    ******************************************************

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

    İnsanlar, riyazet çekmek deyince, açlık çekmeyi ve nafile oruç tutmayı anladılar. Halbuki, dinimizin emrettiği kadar yemek için dikkat etmek, binlerce sene nafile oruç tutmaktan daha güç ve daha faydalıdır. Bir kimsenin önüne lezzetli, tatlı yemekler konsa, iştahı olduğu halde ve hepsini yemek istediği halde, dinimizin emrettiği kadar yiyip, fazlasını bırakması, şiddetli bir riyazettir ve diğer riyazetlerden çok üstündür. (Menakıb-ı Ahmediye)


    ******************************************************


    Muhammed Masum hazretleri de, buyuruyor ki:

    Yemekte, içmekte orta yolu gözetmelidir. Gevşeklik verecek kadar çok yememeli. İbadet yapamayacak kadar da, perhiz etmemelidir.
    Evliyanın büyüklerinden Şah-ı Nakşibend hazretleri, (İyi ye, iyi çalış) buyurdu.

    Sözün kısası, ibadet ve iyilik yapmaya yardımcı olan her şey, iyi ve mübarektir. Bunları azaltanlar da, yasaktır.
  9. "iNŞiRaH"

    "iNŞiRaH" Misafir

    Az yemek insanın zekasını açar....

    Bugün hastalıkların birçok sebebinin aşırı kilo olduğu biliniyor. Tasavvuf kitaplarında ise az yemenin önemi anlatılmakta ve insanlar az yemeye teşvik edilmektedir. Dengesiz beslenme, aşırı yemek yeme beraberinde şişmanlığı getiriyor. Batı ülkelerinde sıkça rastlanan kilo sorunu artık Türkiye’nin de bir problemi. Obezite (aşırı kilo) birçok hastalığa davetiye çıkarmakta ve doktorlar hastalarından ilk iş olarak kilo vermelerini istemektedir. Halbuki dinimizde dengeli beslenmenin önemi anlatılmakta, aşırı yemek yemenin zararları ifade edilmektedir. Tasavvuf kitaplarında az yemek yiyen kişinin hafızasının güçleneceği, anlama ve kavrama yeteneğinde hızlılık ve genişleme meydana geleceği belirtilmektedir. Yine, “Tok olan kişinin beyni sarhoşmuş gibi düşünmesinde yavaşlama olur. Açlıkta kalp nurlanır, hoşluk ve hafiflik meydana gelir.” denilmektedir. İbrahim Hakkı Hazretleri’ne göre çok yemek yiyince kan mideye hücum ettiğinden kalbin yükü artar ve sıkışır. Kalp midenin üstünde onun kapağı gibidir. Tok mide ise kaynayan bir tencere gibidir ve onun buharı kalbi üzer. İmam Gazali, “Midesini aç bırakanın zekâsı açılır ve düşüncesi ilerler.” demiştir. Yahya bin Muaz’a göre “çok yiyen kişiler tez ölmektedirler.” Allah’ı anmaktan, O’na dua etmekten zevk duyacak bir kalp rikkat sahibi kalp demektir. Bu özelliği kazanmanın yolu da az yemekten geçmektedir. Ebu Süleyman Dârâni, “Benim ibadetten en çok tat aldığım ânım, karnımın sırtıma yapışacak derecede aç olduğu zamandır.” demiştir. Kalp katılığı, şehvete düşkünlük, kulluk yapmaya isteksizlik hep fazla yemenin eserlerindendir. İbrahim bin Ethem, belki gece ibadetine kalkmayı kolaylaştırması sebebiyle, özellikle akşam yemeğinde terk edilen ve azaltılan her helâlin nefse karşı cihat olduğunu söylemiştir.
  10. hayalet

    hayalet Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    kardesim konu secimi cok guzel ALLAH razi olsun icerik de tabiii
  11. hayalet

    hayalet Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    aslinda bu konuya soyle de bakabiliriz bu nimetleri verene sukur hazirlayanada ellerine saglik demek gerekir cunku okadar cok nimet var her renkte kiymet bilmek lazim diyorum bu kadar aclik sefalet varken Hergun dua etmemiz gerekir diyorum Rabbimize
  12. awesome

    awesome Islam-TR Üyesi Kullanıcı


    AZ YEMENIN FAYDALARI;

    1) Bedeni sihhatli kilar.

    2) Kalbi NURLANDIRIR.

    3) Hafizayi Kuvvetlendirir.

    4) Gecinmeyi kolaylastirir.

    5) Amele lezzet verir.

    6) Allah'u Teala'yi cokca zikretme imkani saglar.

    7) Ahireti düsünmeyi kolaylastirir.

    8) Ibadetten lezzet almayi temin eder.

    9) Isabetli karar vermeyi saglar.

    10) HESABI KOLAYLASTIRIR! :)
  13. rucane

    rucane Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    [size=12pt]İmam Gazzâli, çocuğun öğrenmesi ve uygulaması gereken yemek adabının önemine dikkat çekmiştir. Burada biz onları maddeler halinde sıralamak istiyoruz:
    1-Yemeği sağ eliyle yer ve besmele çeker,
    2- Önünden yer,
    3- Başkasından önce yemeğe davranmaz,
    4- Yemeğe ve yemek yiyenlere gözünü dikerek bakmaz,
    5- Yerken acele etmez,
    6- Yemeği iyice çiğner,
    7- Lokmaları peşpeşe yutmaz,
    8- Yemeği elbisesine ve ellerine bulaştırmaz,
    9- Katığı şart ve mecburi görmemesi için, bazan sade ve katıksız ekmeğe alıştırılır,
    10- Çocuğun yanında, çok yemek yiyenler hayvanlara benzetilerek oburluğun çirkin olduğu anlatılır ve az yemek yiyen terbiyeli çocuklar övülür. Yemeğin üstün bir nimet olduğu ama onun problem yapılmaması çocuğa telkin edilir.
    11- Kuru ve katı yiyeceğe razı olmak.
  14. rucane

    rucane Islam-TR Üyesi Kullanıcı


    Yemek, içmek, uyumak, konuşmak ve şehvet duygusu birbirine bağlı şeylerdir.
    Çok yiyen çok su içer, çok su içen çok uyur, çok konuşur, nefis ve şehvetine düşkün olur. Tenbellik ve gevşeklikten de kurtulamaz.
    Halbuki az yiyip midesini tıkabasa doldurmayan kimsenin kalbi yumuşak, gönlü uyanık, nefsi kırık, dikkati ve zekası parlak ve vücudu sıhhatli olur. Kulluk neşesi artar. İbadetten tad alır. Şımarıklıktan uzaklaşır, tevazu hakim olur.
    İnsandaki “kötülüğü emreden nefsin” terbiye edilerek, şehvet duygularının kırılmasının en iyi yolu az yemek ve oruca devam etmektir.
  15. "iNŞiRaH"

    "iNŞiRaH" Misafir

    Elinize sağlık, Allah celle celalühü razı olsunn..
  16. didar

    didar Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Ne acıdır ki inacımızla doğru orantıda yaşayamadığımızın en açık örneklerinden biride inan insanların yada elhamdülillah müslimanım diyen bizlerin kilo problemi.öyle ki göbeği sarkan müslim erkekler hareket edemeyen müslime bayanlar olduk ne kadar uzaklaştık sofradan doymadan kalkan insanlar nüktesinden.Seçtiğin güzel konu için Allah razı olsun.
  17. Q

    Q Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Bu sözleri zaten ancak mutasavvıflar söyler.İslam kendine eziyet etmek dini değildir.Kendini aç bıorakır isen yaptığın ibadetten okuduğun kitaplardan hiç bir şey anlamazsın aklın her zaman yemekte olur.


    Nitekim hepimiz biliriz şunu:

    Akşam ezanı okunuyor namaz vakti geldi ama aynı şekilde yemek yerde ve hazır burada sünnet olan hareket öncelikle yemeğini yemektir.Çünkü rasul şöyle diyor.(kelimesi kelimesine aynı değil ana fikir aynı) eğer namaz kılar isen aklın yemekte kalır ve namazı huşu ile kılamazsın.Yemek yer zonra kılarsın diyor.

    O zaman bu az yemek yemek nereden çıkıyor aklı kıt sofilerden çıkıyor kendilerine eziyet etmişler bu insancıklar.Son olarak söylemek gerekirse islamın kastedtiği şudur...


    Az yemek değil,ibadet için yeterince yemek doğrudur.

    Yani ne kendine cahilane bir şekilde eziyet eden sofiler gibi ne de kıtlıktan çıkmış kişiler gibi değil ibadet edecek şekilde.

    Rasulün savaş zamanları oruç hakkında ki emirlerini hatırlayalım.....
  18. eylemzayi

    eylemzayi Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    kardeş tasavvufu savunmam ama kardeşlerin belirttiği kendine eziyet etmek değil ALLAH resulünün yemek yemek hakkındaki tavsiyesidir. az yemenin tersi çok yemektir. çok yemekde uygun değildir.yani burada kastedilen gereğinden fazla yemek yememektir.senin söylediğine ters bir durum yok...
    zira ... GöZYaŞıM ... kardeşin aktardığı aşağıdaki hadiste bunu söylüyor.
    ayrıca bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçekmiş ki erkeklerin kafası açken daha iyi çalışırmış, ne kadar doğru bilemem.

    senin aktardığın hadiste de konuyla bir alaka göremedim. bu namazdaki huşu ile alakalı(bu arada kaynak yazalım bilenlerin yanında bilmeyenlerde olabilir)

    bir yanlışı düzeltmek için sert bir uslup takınmayalım, tartışma-münazara etiğine uyalım ve insanları karalamak amacıyla değil, hakkı tavsiye etmek amacı ile hareket edip, kardeşlerimize karşı itici bir tavır sergilemeyelim.bir bildiğimiz varsa delillerini sunar uygun bir dille meramımızı anlatırız.kusura bakmayın ama ben sizde gereksiz tartışma çıkarmaya yönelik bir uslup sezdim.
    sizi kırdıysam hakkınızı helal edin...
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş