1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Bir Elif Miktarı Yalnızlık

Konu, 'Edebiyat' kısmında yol-yorgunu tarafından paylaşıldı.

  1. yol-yorgunu

    yol-yorgunu Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Doğum ve ölüm tarihleri arasında var olan bir hayatın yorgunlarıyız. Yaşadığımız, bir garip yalnızlık hikayesi. Etrafımızdaki yüzlerce insana rağmen yine kendimizi yalnız, çaresiz, kifayetsiz hissediyoruz. Bunca sınırlı arasında sınırsız olanı özledikçe büyüyor yalnızlığımız. Ruhumuzun vadilerinde gezinen yüzlerce insan dahi unutturmuyor ‘hesabı yalnız verilen imtihanımızı.’ Aksine; her hikaye altını çiziyor yarımlığımızın.

    Yalnızlık, yarım oluşumuzdur. Yalnızlık, ‘yalnızlığın mahsus olduğu varlığa’ duyulan özlemdir. Mecburiyettir. Alnımızda insan olmanın imzasıdır. Yalnızlık, şaire

    “ Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge.
    Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı.”

    satırlarını yazdıran o müstearsız histir. O his ki; kalabalıklarda yaşanan bir tenhalıktır. Tenhalığımız, bize güç verebilir, gücümüzü de alabilir. Melankolik hisler içinde arabesk bir yalnızlığı tercih edersek ruhumuz günden güne zayıflayacaktır. Ama mezarların neden tek kişilik kazıldığını düşünüp ‘yegane’ olana inancımız artarsa yalnızlığımız bizi güçlü kılacaktır.


    Sevdiklerimiz oldu, sevenlerimiz de oldu. Gidenler, dönenler oldu; gidip de dönmeyenler oldu. Doğanlar, ölenler oldu. Güneş bir görünüp bir kayboldu. Kayan yıldızlar dileklerimize umut oldu. En büyük hatamız, geçici olana “her şeyim” demek oldu. Bir insan, bir eşya, bir mekana “her şeyim” dediğimizde, onu yitirmekle elimizde “hiçbirşey” kalmamış oldu. Yürek coğrafyamızda yaşanmış onca devasa sevgi dahi hissettirmedi mi bize yalnızlığı? ‘Bitimsiz bir tat aramadık mı savruluşlarda’? Kalbimizde dost yoğunluğunu en çok hissettiğimiz anda bile o anın geçici olduğunu bir an olsun çıkardık mı aklımızdan? Güzel anlar hiç bitmesin diye fotoğraf karelerine sığınmadık mı? Günde beş kez yalnızlığımızı itiraf etmedik mi? Avucumuzu açıp ‘tek olana’ dua ederken , küçüklüğümüzden büyüklüğüne köprüler kurmadık mı?


    Düştüğünde “acımadı ki” diyen çocuklar gibi gizlemek istiyoruz acılarımızı. Düşlerimiz ipinden kopmuş balonlar gibi kaybolduğunda, bir kez daha anlıyoruz yalnızlık imtihanımızı. Kalbimizin özgül ağırlığını bir başka kalp taşıyamazken ve ancak gölgemiz kadar var olabilirken bir başka kalpte nasıl beka bulabiliriz? Ve nasıl anlatabiliriz kendimizi, kendini dahi anlamamışlara? Bizi anlamayan insanlar arasında bir hayatın ardına düşerken, onlara kızmak, sınırlı oluşlarını yüzlerine vurmakta değil hüner. Asıl hüner, bizim çaresizliğimizle onların çaresizliklerini birleştirip bir ‘çare’ bulabilmekte. Hiçbirimizin ‘yağmur’u sözcük biçiminde uymuyorken birbirine, hepimizinkinin uyduğu bir üçüncü yağmuru bulmalı. Etrafımızdaki insan yoğunluğuna rağmen, ruhumuzun pergelini ‘tek’ olanda sabit tutup, insanlar arasında bir ‘sınırlı’ gibi yaşamalı.

    İnsanların bizi anlamadığı anlar olur. Hatta bizi tamamen yanlış anladıkları zamanlar da olur. En çok emeğimizin geçtiği, fedakarlık kapılarını sonuna kadar araladığımız insanlar, küçük bir noktaya takılıp bizi unutabilir. En çok ihtiyacımız olduğu anlarda en sevdiklerimizi bile yanımızda bulamayabiliriz. Ya da en güvendiklerimiz bizi şaşırtıp, kalbimizde çizikler olmasına sebep olabilir. Her kim, ‘sürekli değişen’ anlamına gelen ‘kalb’e sahipse, sürekli değişecek ve hiçbir zaman tamamiyle ‘güvenli’ olmayacaktır. Hasılı bu dünyada insana dair ne varsa hep bir yanı yarım, bir yanı eksik kalacaktır. İnsan insana yetemez, ancak hayatına anlama katabilir, muhtaçlığını azaltabilir. Hayatın bütün karmaşası ve kalabalığı arasında hepimiz kişisel menkıbemizi yaşarız. Küçük hayatlarımız ve yalnızlıklarımız birbirine eklendiğinde kaneviçe misali, hal diliyle ‘herkesin herşeyi’ olan varlığı ifade ederiz.

    “Sıcaktan kaçan ve bir ağaç gölgesine sığınan adam, ne gariptir ki, ağaçtan hoşlanmaz da gölgeyi sever.” diyor Molla Cami.

    Öyle ki, soru sorup cevap verme yeri olan aklımıza ve hissedip duyma yeri olan kalbimize ‘yegane’ olanı işaret ediyor. ‘Alaka-i kalbe layık olmayanlara’ haddinden fazla bağlanırken, yenilgi üstüne yenilgi yaşadığımızı anlatıyor. Ne nefis sadık bir yar, ne de dünya kalıcı bir diyarken tutundukça kavileşen bir bağa dikkat çekiyor. Bu şiir de o bağı ne güzel özetliyor:

    “Kimsesiz hiç kimse yok, herkesin var kimsesi.
    Kimsesiz kaldım medet, ey kimsesizler kimsesi.”

    Bu yaşadığımız bir yalnızlık hikayesi. Elif gibi dik, elif kadar anlam dolu. Yanına gelen her harfe hayat katmasından ziyade, kendi sırlarıyla içiçe… Hüzün dolu ama mağrur bir başı var elifin. Bir başına ama sırtını dayadığı güçten dolayı çok kudretli. Kendi yalnızlığının farkındalığıyla birlikte “tek ve bir” olan varlığa ışık tutuyor. Gandhi’nin Hindistan’daki, Hz. Muhammed’in Hira’daki ve Bediüzzaman’ın Barla’daki yalnızlığı gibi… İnsana düşen; kendi ruh rıhtımına çekilip, dışardaki seslerden uzaklaşarak ‘yalnız’lığın bilincine varmak ve içindeki sesleri çoğaltmak. Issız yerlerde kendisi için bir evren olabilmek…Ve bütün sözlerin üstündeki o büyük sözü bulabilmek…
  2. pleasure

    pleasure Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    kalemine sağlık kardeşim çok güzel bir çalışma olmuş paylaşımın için teşekkürler
  3. ginger

    ginger Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    YUREĞİNE SAĞLIK KARDEŞİM...BU SİTEYLE İLK TANIŞMAM YADA ILK OKUDUĞUM KONUYDU...VE OKUDUĞUMDA KENDIME GELEMEDIĞIM ETKISINDE KALDIĞIM BI YAZIYDI...ŞUAN ELIF KADAR DIK ELİF KADAR ASIL VE ELİF YADAR YANLIZIM INŞALLAH...

    KALBININ SAHIBINE EMANETSINİZ...

    HAK İÇİN HAKTAN YANA HAKLA OLANLARDAN OLMAMIZ DILEĞİYLE...
  4. mehmetaliy

    mehmetaliy Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    tesekkürler kardeşim hoş yazıymış..
    yüreğine saglık
  5. Eslemsena

    Eslemsena Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    İnsanların bizi anlamadığı anlar olur. Hatta bizi tamamen yanlış anladıkları zamanlar da olur. En çok emeğimizin geçtiği , fedakarlık kapılarını sonuna kadar araladığımız insanlar, küçük bir noktaya takılıp bizi unutabilir. En çok ihtiyacımız olduğu anlarda en sevdiklerimizi bile yanımızda bulamayabiliriz. Ya da en güvendiklerimiz bizi şaşırtıp, kalbimizde çizikler olmasına sebep olabilir. Her kim, ‘sürekli değişen’ anlamına gelen ‘kalb’e sahipse, sürekli değişecek ve hiçbir zaman tamamiyle ‘güvenli’ olmayacaktır. Hasılı bu dünyada insana dair ne varsa hep bir yanı yarım, bir yanı eksik kalacaktır. İnsan insana yetemez, ancak hayatına anlama katabilir, muhtaçlığını azaltabilir. Hayatın bütün karmaşası ve kalabalığı arasında hepimiz kişisel menkıbemizi yaşarız. Küçük hayatlarımız ve yalnızlıklarımız birbirine eklendiğinde kaneviçe misali, hal diliyle ‘herkesin herşeyi’ olan varlığı ifade eder.
    (güsll yazı allh razı olsn
  6. eylemzayi

    eylemzayi Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    ellerinize emeğinize sağlık
  7. simurg

    simurg Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Böyle güzel kardeşler aramızdan keşke hiç gitmeselerdi. Fi'l-leylde sağlam yazı , kaleme hikmet.
  8. Alketa

    Alketa Herkes guzel bakamaz, sen guzel bak.. Kullanıcı

    Zeze geldi aklima.
  9. simurg

    simurg Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Bir zaman sonra herkesin düştüğü durum değil midir zaten zeze.
  10. Alketa

    Alketa Herkes guzel bakamaz, sen guzel bak.. Kullanıcı

    Çoğunluğun diyelim.
    Hala içlerinde eser miktar çocukluğundan kalanlari saklayanlar var, kalpleri ölmemiş.
  11. simurg

    simurg Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Keşke kalpleri ölmeyenler yönetse dünyayı.
  12. Salim Suheyb

    Salim Suheyb Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Elif ismi bircok konuya malzeme

    Cok goruyorum

    Elif miktari yalnizlik
    Elif gibi dik durmak
    Elif gibi sevmek
    Elif gibi yemek yemek.....

    Neden takildim bilmiyorum.
  13. Alketa

    Alketa Herkes guzel bakamaz, sen guzel bak.. Kullanıcı

    Bir ara romantikler bunu tiye almışlardı.
    Elif gibi durmak
    Be gibi sevmek
    Te gibi yemek yemek
    Se gibi okumak
    Cim gibi gezmek vs vs.
  14. Salim Suheyb

    Salim Suheyb Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Takilmamin sebebini buldum. Elif gibi sevmek adli kitap ve o cok meshur f.b sayfasi.

    Insanlarin bagzilari kendilerini kiyisindan kosesinden islama nispet etmek icin bu sayfayi begenmis.

    Cogu da kitabi okumamistir.

    F.b sayfami kapattim da rahatladim.
  15. y0lcu34 HARİCİSİ

    y0lcu34 HARİCİSİ Üyeliği İptal Edildi Banned

    Bizim için arap alfabesinin ilk harfi olmanın ötesine geçemiyor, kütüğüz biz :)
  16. y0lcu34 HARİCİSİ

    y0lcu34 HARİCİSİ Üyeliği İptal Edildi Banned

    simurg kardeşin alanı bu takip ettiğim kadarıyla, atpazarında baya bir mesai yapmış kardeşim :)
  17. Alketa

    Alketa Herkes guzel bakamaz, sen guzel bak.. Kullanıcı

    Valla bilemicem. Fb sayfam yok.
    Cok fazla gereksiz edebiyat
    Yalnizlarin adami
    Huzunlerin kizi.
    Yolcu abinin dediği gibi kütüklük var bizde.

    Yani harf uzerinden giderksek edebiyat yapmaya.
    Azıcık bir arastirma sonucu bakiniz
    Elif -> Öküz demek.
  18. simurg

    simurg Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    atpazarı sevmemm
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş