BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hicaz topraklarından bir mücahit, bizlere ibretlik bir gencin hikayesini anlattı. Bende sizinle paylaşmak istedim:

Hicaz topraklarında günah kar üç genç vardı. Bunlardan birine Allah’u Teala tevbe etmeyi nasip etti. Diğer iki arkadaşına davette bulundu. Tevbe etmeleri için bir taraftan onlarla uğraşıyor diğer taraftan duada bulunuyordu. Allah’u Teala duasını kabul etti ve diğer arkadaşlarına hidayet nasip etti. Üçü Allah’a itaat etme noktasında bir birlerini teşvik ediyor, teheccüt namazlarına birbirlerini uyandırıyor, beş vakit namazlarını cemaatle eda etmeye çalışıyorlardı. Bunun yanında İslam’a davet, iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak ibadetini canla başla yapmaya çalışıyorlardı.

Gecelerden birinde trafik ışıklarında dururken yan tarafta arabasında müzik sesini sonuna kadar açmış bir gence rastladılar. Müziğin haram olduğunu kapatması gerektiğini söylediler, ancak onları umursamamıştı. Yola devam ederken arkasından selektör yapınca genç durdu ve arabasından öfkeyle indi. İri ve güçlü vücuda sahip olan genç, geliştirdiği kaslarına ve kuvvetine çok güveniyordu.

Gençlerin üstüne yürüdü ve ne isteklerini sordu. Kendisine selam verdiler. Ancak selamlarını almadı. Dedi ki: “Kavgaya inen selam almaz!”

Gençler cahilliğine verip alttan aldılar. Yaptığının yanlış olduğunu hatırlatıp şeytana uymaması gerektiğini tembihlediler.

Onlara; “Benim kim olduğumu biliyor musunuz? Dedi. “Hayır” dediler. Dedi ki: “Ben cehennemin sadece kendisi için yaratılmış olduğu Hassan’ım!”.

Davette ustalaşmış gençler yine yumuşak üslup ile onu Allah’a ve tevbe etmeye davet ettiler. Onların güzel üsluplarından etkilenen Hassan ; “Peki tevbe edersem bu kadar günahtan sonra Allah’u Teala beni kabul eder mi?” diye sordu.

Dediler ki: “Allah’u Teala senden daha beterini kabul ederken, sende tevbe edersen senide kabul eder!.”

Sonra onu alıp eve götürdüler. İslam, tevhid, tağut, şirk, haram, helal, cennet ve cehennem ile ilgili nasihatlerde bulundular. Gusül abdesti aldı. Sonra onlarla beraber sabah namazına gitti.

Namaz kılarken şu ayeti işitti: “Deki “Ey kendi nefislerine karşı haddi aşan kullarım. Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. O elbetteki çok bağışlayandır, rahmetiyle çok esirgeyendir!”. (Zümer 53)

O ayetin etkisiyle ve cahiliyesindeki içki, kız, ana babaya isyan ve işlediği günahlar sebebiyle namazın içinde ve namazın dışında hüngür hüngür ağlamaya başladı. Arkadaşları onun tevbesine binaen tebrik ederek sarıldılar. Sonra yıllarca uğramadığı anne ve babasına götürdüler.

Babası, sabah namazından sonra güneş doğana kadar mescitten çıkmıyordu. Senelerdir oğlunu görmeyen baba oğlunu görünce dedi ki: “Allah yüzünü yaksın ey Hassan! Yıllardır bana acılar çektirdin!”

Babasının eline kapanan Hassan için için ağlamaya başladı. Yanında ki arkadaşlarını da ağlatmıştı. Babasını alıp annesine gittiler. Yaşlı annesiyle aynı sahneyi yaşadı. Arkadaşlarının ricası üzere Hassan’ı bağışladılar.

Hassan Kuran öğrendi. Dinine son derece bağlandı. Ümmetin çektiği sıkıntılara yıllarca sağır ve kör kalması sebebiyle çok üzüldü ve Afganistan’a cihada gitmeye karar verdi. Anne eve babasından izin istedi ancak merhamet ettikleri için izin vermediler. Dedi ki: “Bana gerçekten merhamet ediyorsanız cehennemden kurtulmama ve cennete girmeme sebep olacak amellerden alıkoymamanız gerekir. Gerçek merhamet budur!”

Babası, “Eğer şehid olursan bana şefaat etmen şartıyla sana izin veriyorum!” dedi. Anne ve babasının elini öperek cihada çıktı.

Cihad’ta örnek şahsiyet oldu. Takvası, itaatkarlığı, samimiyeti, tevazüsü, cesareti ve hizmetkarlığı en belirgin sıfatlarıydı. Bir operasyonda yaralandı. Arkadaşları yanına gittiler. Ağır yarası sebebiyle son nefesini vermek üzereydi. Arkadaşları onunla konuşurken dedi ki: “Susun vallahi hurilerin sesini şu dağın arkasından işitiyorum!” Sonra mübarek ruhunu teslim etti.

Allah’u Teala bizlere ve ona rahmet etsin. Hayatımızı şehadet ile kapatmayı nasip ve müyesser eylesin. Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a aittir.

Musa Ebu Cafer