1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Çözüldü Cemâleddin Afgani'nin Başlattığı Menar Ekolü Hakkında Tavrımız Nasıl Olmalıdır?

Konu, 'Dinler - Mezhebler - Fırkalar ve Şahıslar' kısmında hamdi tarafından paylaşıldı.

  1. hamdi

    hamdi Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Öncülüğünü Cemaleddin Afgani'nin yapmış olduğu Menar Ekolü'ne bakış açımız nasıl olmalıdır?
    Birbirinden farklı görüşler, var kafam karıştı.
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Menar Ekolü 3 önemli ayağı olan Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh ve Reşid Rıza'dır.


    Cemâleddin Afgani ve Reşid Rıza Hareketi (1860-1920)


    200px-Sayyid_Dscham%C4%81l_ad-D%C4%ABn_al-Afgh%C4%81n%C4%AB.jpg

    1839 yılında Afganistan'da doğan ve son yüzyılın önde gelen alimlerinden olan Cemaleddin Afgani, öğrenimini Afganistan, İran ve Hindistan'da yaptı. Afgani'nin hayatının en önemli devresi, Mısır Ezher'de müderrislik yaptığı dönemdir. Her zaman olduğu gibi bu dönemde de İngiliz-emperyalizmi her tarafı kasıp kavuruyordu. Bu nedenle Afgani, Üniversite kürsüsünde olsun, halkın arasında olsun; İslam aleminin siyasi hürriyetinin Avrupa emperyalizminin tehdidi karşısında muhafaza edilebilmesi, güçlü bir lider önderliğinde birleşip mucadele etmekle mümkündür', diyordu. Bu da yine fikirlerin anlaşılması ve çağdaş düşünce paralelinde yürütülmesiyle mümkündü. Konferanslarında İslam'ın geçmişteki parlak üstünlüğü, insanlara getirdiği refah ve mutluluktan bahsederek batı kültürüne karşı İslam'ın üstünlüğünü savunuyordu. Bu gayretli çalışmalarını Ezher'de sürdürürken işgalci İngilizleri oldukça rahatsız etmişti, İngilizler mevcut kukla hükümetten/Tevfık Paşa'dan Afgani'nin Mısır'dan uzaklaştırılmasını istediler. Böylece Afgani, Mısır'dan Hindistan'a geçmek zorunda kaldı. Afgani, Hindistan'da 'Maddecilere Cevap' adlı bir kitap yazarak mevcut rejimi İngilizlerle işbirliği yapmakla suçlamış ve neticede buradan da sürgün edilerek soluğu Paris'te almıştı.

    Afgani'nin, Ezher kürsüsünde iken kendisine mürit olarak yetiştirdiği Muhammed Abduh, zamanla milliyetçi Arap hareketine sempati beslemiş, 1833'te Mısır'dan ayrılarak Paris'te üstadı Afgani'ye katılmıştı. Burada Afgani ve muridi Abduh elele vererek, bütün müslümanları Avrupa tahakkümüne karşı güç birliğine çağırdı ve çalışmalarını 'El-Urvetul Vuska' adlı dergiyi çıkarmakla sürdürdü. Derginin sesi İslam dünyasında duyulur duyulmaz ve yankıları işlerlik kazanır kazanmaz İngilizlerin baskıları sonucu hemen kapatıldı. Afgani daha sonra Rusya, Münih ve İstanbul'da kaldı. 1897'de İstanbul'da öldü.

    Afgani hiç bir ön yargı veya bir takım hesaplar peşinde değildi. O, sadece kendisini ümmetin hayrına adamıştı. Bütün hayatım iç ve dış tehlikelere, ahlaki çöküntüye, yabancıların işgaline, emperyalizme karşı direnişe adeta vakfetmişti. Bunun için Afgani, reformist ve modenist olarak tanıtılmış olabilir. Ama o günün Avrupasının, İslam dünyasındaki işgal ve sömürülerinde ve bu sömürülerini ilim ve teknik adına yaptıkları, beri taraftan halkın ilerleme ve terakkiye kin beslemesi, tekke ve zaviyelere kapanıp bid'at ve hurafelerle uğraşması, molla geçinen bir takım insanların da saray çevresinde kümelenip, cihad ve tebliği terketmeleri düşünülürse herhalde Afgani ve muridlerine hak verilecektir.

    Temelde Afgani'nin izlediği çizgi, İmam Ebu Hanife ve İbni Teymiye'nin izlediği çizginin benzeriydi. Evet, halk ne zaman İslam'ın cihad melkuresini bir yana bırakıp, bid'at ve hurafelerle iştigal etmeye başlamışsa, alternatif olarak karşılarında böyle mucahid ve alimleri görmüştü. Bu alim ve mucahidlerin verdiği mücadele, hem halkı bid'at ve sapıklıklardan kurtarıp İslam'ın özüne çekmek, hem de dıştan gelen emperyalizm gibi akımları durdurmak olmuştu. İşte ne zaman ki böylesine sağlıklı mucadeleden halk rahatsız olmuş, o zaman veryansına başlamıştır. Bu nedenle tarihi, hiç bir ön yargıyla okumamak gerekir ki doğruları elde edebilelim.

    Afgani'nin hareketine bağlı olarak Muhammed Reşid Rıza'nın mücadelesini müşahade ediyoruz. Reşit Rıza, 1856 Suriye doğumludur. Öğrenimini Suriye ve Trablus'ta yaptı. Özellikle Gazali'nin 'İhya'sından etkilenmiştir. Sonra Afgani ve Abduh'un çıkarmış oludğu 'El-Urvetul Vuska' adlı dergi siyasi alanda onu çok etkilemiştir. Dergiden Afgani'yi tanıyınca hemen kalkıp İstanbul'a gitmiş, Avrupa emperyalizmine karşı İslam birliği konusunda Afgani ile birlikte çalışmalara girişmiştir. Ancak zamanla Afgani ölünce, İstanbul'u terkederek Abduh'un yanına gitmek üzere Mısır'a yerleşti. Bundan sonra artık Abduh'a öğrencilik yapan Reşid Rıza, 1905 yılında Abduh'un ölümüne kadar Mısır'da başarılı çalışmalarda bulunmuştur.

    Reşid Rıza, Urvetul Vuska kapandıktan sonra bu'dergi ile aynı fikirleri paylaşan 'El-Menar/Deniz Feneri' adlı dergiyi çıkarttı. Ve yayın hayatına bununla başladı. Reşit Rıza'nın hayatının sonuna kadar dergi çıkmaya devam etmiş, ölümünün akabinde İhvan'ın lideri Hasan el-Benna, dergiyi devralmış ve devam ettirmiştir. Hasan el-Benna Reşit Rıza'nın talebesi olduğundan, dergiyi aynı doğrultuda devam ettirmiştir.

    Reşit Rıza, hocaları Afgani ve Abduh gibi, İslam'ın batıl lü'kadlardan, sufilerin eseri olan bazı etkilerden arındırılması, İslam eğitiminin çağdaş düzeye getirilmesi ve çağdaş düşünce ışığında tefsir edilmesi, İslam'ın Avrupa ve Hıristiyan dünyasının etkisinden muhafaza edilmesi konularına ağırlık veriyordu. Ancak Reşid Rıza'nın önemle üzerinde durduğu husus Avrupa ve Hıristiyan dünyasının etkisinden İslam'ı muhafaza etmekti. Reşit Rıza, hocası Abduh'u da zaman zaman Mısır milliyetçiliği ve hadise önem vermemesinden dolayı eleştirmiştir. Abduh'a göre, çağdaş rasyonalizm ışığında yapılacak Kur'an tefsiri yeterliydi. İşte Reşid Rıza, bunu yeterli görmeyip, Abduh'u eleştirmiş ve İslam'ın ancak Kur'an ve Sünnetle anlaşılabilirliğini iddia etmiş ve ispatlamıştır.

    Hulâsa, Reşit Rıza'ya göre, bütün milliyetçilik akımları ummeti parçalamak için kasıtlı olarak sokulmuş nifak tohumlandır. Bu ırkçı ve milliyetçi akım en az dış güçler kadar ummet için tehlikelidir. Reşit Rıza bu akımların tehlikesini ve İslam'a vereceği zaran en açık bir şekilde görüp tedbir alanlardan biridir. Afgani-Reşid Rıza hareketi, İslam dünyasında çağın değişen ihtiyaçlarına cevab olmuş, bu açıdan tefsirleri hayata ışık tutmuştur. (Beşir İslamoğlu, İslami Hareketin Tarihi Seyri, Denge Yayınları, İstanbul, 1993: 237-240)


    Reşid Rıza Selefi mi?


    https://www.islam-tr.net/konu/resid-riza-selefi-mi.28338/
  3. hamdi

    hamdi Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    çok teşşekkür ederim
    Allah razı olsun
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş