1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Çözüldü Cuma Hutbesi Sırasında Tahiyyetul Mescid Namazı Kılınır Mı?

Konu, 'Hadis ve Hadis Usulu' kısmında tosman38 tarafından paylaşıldı.

  1. tosman38

    tosman38 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Selamun aleyküm;
    Cuma namazında imam hıtbeye çıktıktan sonra gelen cemaatin namaz kılması gerektiğiyle ilgili müslimde geçn 3 hadis (benim bildiğim bu 3 hadis dışında varsa onlarda olur) hakkında ; hadisin senetini, ravilerin cerh tadilini ve nihai olarak hadisin sıhhatini cuma gününe kadar atabilir misiniz

    Hadis metni kabaca= peygamberimiz hutbedeykrn bir adam çıka geldi ve oturdu.peygamberiniz adama hitaben, namaz kıldın mı dedi. Adam da hayır dedi,peygamberimiz 2 rekatta olsa namaz kıl dedi.
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 5 Aralık 2018
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Âleykum selam we rahmetullah;

    İmam Hutbe Okurken Mescide Giren Hakkında Gelen Hadîsler Babı

    [​IMG]

    Câbir bin Abdullah (Radıyallâhu anhumâ)'dan; Şöyle demiştir:
    Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Cumua günü) hutbe okurken Suleyk el-Catafâni (bin Said bin Kays) (Radıyallâhu anh) mescide girdi.
    Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Namaz kıldın mı?» diye sordu.
    Suleyk (Radıyallâhu anh) : — Hayır! dedi.
    Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «O halde iki rek'at kıl» buyurdu.

    Râvi Amr. rivayetinde Suleyk (Radıyallâhu anh)'ı ismen zikretmemiştir. (Bu hadisi Amr bin Dinar ile Ebu'z-Zubeyr'in İkisi de Câbir (R.anh)'den işitmelerdir. Ebu'z-Zubeyr'in rivayetinde mescide giren zâtın Suleyk (R.anh) olduğu bildirilmiştir. Amr'ın rivayetinde Suleyk (R.anh) ismi geçmemiştir. Yâni : 'Mescide bir adam girdi' şeklinde rivayet etmiştir.)
    (Muslim, Cumua, Bab 14, Hadis no: 54 - 875, 59; İbn Mâce, Salat, Bab 87, Hadis no: 1112)

    Ebû Saîd-i Hudrî (Radıyalâhu anh)'den; Şöyle demiştir :
    Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Cumua günü) hutbe okurken bir adam geldi.
    Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) O'na: — «Namaz kıldın mı?» diye sordu. ,
    Adam: — Hayır! dedi.
    Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «İki rek'at kıl» buyurdu."
    (İbn Mâce, Salat, Bab 87, Hadis no: 1113)


    Ebû Hurayra ve Câbir (Radıyallâhu anhumâ)'dan; Şöyle söylemişlerdir :

    Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken Suleyk el-Ğatafânî (Radıyallâhu anh) geldi.
    Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) O'na: — «Sen gelmeden önce iki rek'at namaz kıldın mı?» diye sordu.
    Suleyk (Radıyallâhu anh) : — Hayır, dedi.
    Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — "İki rek'at namaz kıl ve bunları hafif tut» buyurdu.

    İzahı
    Câbir (Radıyallâhu anh)'in ilk hadîsini Buhâri, Muslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Dârakutni ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Rivayetlerin bir kısmında Suleyk (Radıyallâhu anh)'in ismi belirtilmemiştir. Bâzı rivayetlerde:
    = «Kalk da namaz kıl.» ifâdesi geçmektedir.

    Ebû Said (Radıyallâhu anh)'in hadisini Ebû Dâvûd hâriç, Kutub-i Sitte sâhibleri rivayet etmişlerdir.
    Câbir (Radıyallâhu anh) ve Ebû Hurayra (Radıyallâhu anh)'in 1114 nolu hadîsini Muslim, Ebû Dâvûd, Dârakutnî ve Bey haki de rivayet etmişlerdir. Ebu Dâvûd'un Câbir (Radıyallâhu anh)'den olan bir rivayetinde şu ilâve vardır:
    = «İmam hutbe okurken biriniz (mescide) geldiği zaman iki rek'at namaz kılsın ve bunları hafif tutsun(Muslim, Cumua, Bab 14, Hadis no: 59)

    İmam Nevevî (631-676) bu hadîsin şerhinde şunları söylemiştir: «Bütün bu hadîsler Şafiî, Ahnıed, İshâkve fakîh muhadislerin mezhebine sarahaten delâlet etmektedirler. Onların mezhebine göre bir kimse Cumua günü imam hutbe okurken girse iki rek'ât tahiyye-i mescid namazı kılması mustehab olur. Onu kılmadan oturmak mekruhdur. Bu namazı hafîf tutmak da mustehabdır; ta ki ondan sonra hutbeyi dinlemeye imkân bulsun. Bu mezheb Hasan-ı Basrî ile başkalarından da nakledilmiştir.

    Kâdî Iyâd, İmam Mâlik ile Ley s, Ebû Hanîfe ve Sevrî 'nin sahabe ve tabiînin cumhurunun buna kaail olmadıklarını söylemiş: bu kavil Ömer, Osman ve Alî (Radıyallahû anhûm)'dan rivayet olunmuştur, demiştir.

    Bu zevatın huccetleri imamı dinlemeyi emreden hadîsdir. Onlar bu hadîsleri te'vîl ederek: Suleyk'in çıplak olduğunu söylemişler; Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in onu kaldırarak namaz kıldırmasını, cemâat görsün de ona sadaka versinler mânasına almışlardır. Bu te'vil bâtıldır. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in 'Biriniz Cumua günü imam hutbe okurken gelirse iki rek'at namaz kılıversin ve bu iki rek'atı hafif tutsun!' hadîsi onu reddetmektedir. Mezkûr hadîs asla te'vîl götümeyen bir nassdır. Ben bu sahîh hadîsi duyan bir âlimin ona muhalefette bulunacağını zannetmem.» Nevevî'nin sözü burada sona erdi.



    Bu bâbtaki hadîsler, hutbe esnasında mescide girenin iki rek'at "Tahiyyetu'l-Mescid" kılmasının meşruluğuna delâlet ederler.

    Tirmizî, Ebu Saîd (Radıyallâhu anh)'in hadîsini rivayet ettikten sonra: Bu hadîs hasen - sahihtir. İlim ehlinin bâzısının uygulaması bu hadîse göredir. Şafiî, Ahmed bin Hanbel ve İshak bununla hükmetmişlerdir.
    Bâzı âlimler : İmam hutbe okurken mescide giren hemen oturur, hutbeyi dinler, namaz kılmaz demişlerdir. Sufyan-ı Sevrî ve Kufe ehlinin kavli budur. Birinci kavil daha sahihtir, demiştir.



    Hanefîler'den Kemâl İbni Humâm (788-861) «Fethu'l-Kadîr» adlı meşhur eserinin «Cumua» bahsinde «Kutubu Sitte» imamlarının Ebu Hurayra'den tahrîc ettikleri insât hadîsini ele almış ve: «Cumua günü imam hutbe okurken yanındakine sus dersen boş boğazlık etmiş olursun» mealindeki mezkûr hadîs hakkında şöyle demiştir:
    «Bu hadîs delâlet tarîkîle hutbe okunurken namazın ve tehıyye-i mescidin memnu' olduğunu gösterir. Çünkü rutbe itibarîle sünnetten ve tehiyye-i mescidden daha yüksek olan emri bîl mâruf hutbe esnasında yasak edilirse bunların yasak edilmesi evleviyyette kalır. Şayet bir kimse tehiyye-i mescid namazını kılarken imam minbere çıkarsa iki rek'atta selâm verir. Şöyle bir i'tiraz vârid olur da: «Muâraza vukûnda ıbâre delâlete tercih edilir. Muâraaz da sabit olmuştur. Zîrâ bir hadîsde: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken bir adam geldi. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) O'na :
    (Namaz kıldın mı ey fulân? diye sordu. O zât hayır, cevabını verdi. Efendimiz: iki rek'at namaz kıl, ama hafif tut! buyurdular.) denildiği ileri sürülürse cevâbı şudur:
    Bundan muâraza lâzım gelmez. Çünkü o zât namazını bitirinceye kadar Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hutbeyi kesmiş olması câizdir; netekim öyle de olduğunu Taberânî «Sunen»'inde Enes (Radiyallahû anh)'den Katâde tarîkîle rivayet etmiştir. Enes (Radiyallahû anh) şöyle demiştir: «Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken mescide bir adam girdi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) O'na : Kalk da iki rek'at namaz kıl! dedi. Ve o zât namazını bitirinceye kadar hutbeyi kesti»
    Taberâni, bu hadîsi Muhammed b. Ubeyd el-Abdî'nin musned olarak rivayet ettiğini fakat bu hususta vehme kapıldığını söylemiş; sonra ayni hadîsi î-maiîı Ahmed b. Hanbel'den tahrîc etmiş; ve: «doğrusu işte bu mursel olan rivayettir» demiştir. Biz mursel hadîsin huccet olduğuna kâiliz. Binaenaleyh bize onun muktezasınca îtikad dâhi vâcib olur.
    Sonra hadîsin merfû rivayeti bir ziyâdedir. Çünkü daha önceki rivayete muâraza etmemiştir. Önceki rivayetlerde Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hutbeyi kesip kesmediğine dair bir şey yoktur. Mevsuk râvînin ziyadesi ise makbuldur. Mucerred ziyadeden dolayı râvînin hatâ ettiğine hükmolunamaz. Aksi takdirde hiç bir ziyadenin kabul edilmemesi lâzım gelir. Muslim'in bu hadîsdeki ziyâdesine gelince: Mezkûr'ziyâdede: «Biriniz imam hutbe okurken gelirse hemen iki rek'at namaz kılsın; ama bu rek'atları hafif tutsun!» buyuruluyor ki bu söz, namazın hatîb sustuğu zaman kılınması istenmesine munâfî değildir. Zîrâ Peygamber (s.a.v.)'in hutbeyi kestiği sabit olmuştur. Yahut . Suleyk'in bu namazı henüz hutbe esnasında namaz kılmanın haram edilmediği zamanlara tesadüf etmiştir. Bu suretle bu delâlet muârazadan da salim kalır.»

    Buhâri şârihi Aynî, Nevevî'nin sözlerini naklettikden sonra şunları söylemişdir: «Ulemâmız bu hadîsleri Nevevî'nin söylediği şekilde te'vîl etmemişlerdir ki, onlara bu, derkçe-teşnî'tte bulunmaya hakkı olsun. Onlar mezkûr hadîslere başka cevablar vermişlerdir...»

    Aynî verilen cevabları sıralarken evvela' Kemâl İbni Humam'ın söylediklerini tamâmiyle nakletmiş, sonra sözüne şöyle devam etmişdir:
    «İkinci cevab: Suleyk'in gelişi, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hutbeye başlamasından önce idi. Nitekim Nesâî «Sunen»'inde Suleyk hadîsi için bir bâb tahsis etmiş, sonra Câbir (Radiyâllahû anh)'ın rivayet ettiği Suleyk hadîsini şöyle tahrîc eylemişdir:
    Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde otururken Suleyk-i Gatafânî geldi ve namaz kılmadan oturdu.
    Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : — İki rekât namaz kıldın mı? diye sordu;
    Suleyk: — Hayır! cevâbını verince:
    Kalk da onları kılıver! buyurdular.

    Üçüncü cevab: Bu hâdise, namazda konuşmak nesh edilmezden önce vukû bulmuşdur. Sonraları konuşma neshedilince hutbe esnasında namaz da nesh edilmişdir. Çünkü hutbe cumua namazının yarın yahud şartı hükmündedir. Tahâvî diyor ki: Cumua günü imam hutbe okurken yanındakine 'sus!' diyenin muhakkak sûretde lağv etmiş olduğunu Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bildiren rivayetler tevatur derecesine varmışdır. Bir kimsenin, arkadaşına hutbe esnasında 'Sus!' demesi lağv olursa, imamın bir adama 'Kalk namaz kıl' demesi dahi lağv olur. Böylelikle Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Suleyk'e verdiği emrin nehiyden önce olduğu subût bulur...

    İbni Şihâb : İmamın minbere çıkması, namaza nihayet verdiği gibi, hutbeye başlaması da cemâatin konuşmasına son verir; demişdir.

    Sâlebetu'bnu Ebî Mâlik: Ömer (Radiyallahû anh) hutbe için minbere çıktımı biz susardık; diyor.

    Kâdı İyâd: Ebû Bekir, Ömer ve Osman (Radıyallahû anhûm)'un hutbe esnasında namaz kılmayı men ettiklerini söylemişdir. İbnu'l - Arabî dâhî: O anda namaz kılmak üç vecihden dolayı haramdır, diyor ve bunları şöyle îzâhediyor:

    a) Teâlâ Hazretleri «Kur'ân okunduğu vakit siz onu dinleyin.» buyuruyor. Şu hâlde imamın başlamış olduğu bir farzı mescide giren nasıl terk eder de, farz olmayan» bir şeyle iştigâl edebilir?

    b) Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: "Yanındakine: Sus! dedin mi. muhakkak lâğv etmiş olursun" buyurduğu sabit olmuşdur.. Bu mes'elede asıl rukun ve farz olan emri bi'l mâruf, nehiy ani'l munker hutbe esnâsında haram olunca, nafile ibâdetin haram olması evveliyyette kalır..

    c) Bir adam Cumua namazı kılınırken camiye gelse nafile namaz câiz olmaz.. Hutbe de bir namazdır. Çünkü namazda hararm olan amel ve konuşma hutbede de haramdır. Suleyk hadîsine gelince: mezkûr hadîs bû kaaidelere dört vecihden muarız değildir:

    a) Çünkü bu hadîs haber-i vâhiddir.

    b) Hâdisenin namaz esnasında konuşma mubah olduğu zamanlarda geçmiş olması ihtimâli vardır. Çünkü târihini bilmiyoruz.

    c) Peygamber (s.a.v.) , Suleyk ile konuşarak ona "kalk namaz kıl!" deyince, hutbe dinlemenin farziyyeti Suleyk (Radıyallahu anh)'dan sakıt olmuşdur. Zira o esnada hutbe kesilmiş, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'m ona verdiği emirden başka dinleyecek bir şey kalmamışdır.

    d) Suleyk'in üstü-başı pelrziyâde pejmurde idi. RasûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun bu hâlini cemâat görsünler de, kendisine tesaddukda bulunsunlar diye namaz kılmasını emretmişdi. Hattâ îbni Bezîze'nin rivayetinde Suleyk'in çıplak olduğu bildirilmişdir. Hutbe, esnasında namaz kılmayı tecviz etmiyenler Ebû Saîd-i Hudrî hadîsi ile de istidlal ederler. Merfû olarak rivayet edilen bu hadîsde Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "İmam hutbe okurken namaz kılmayın!" buyurmuşdur.

    Bir delilleri de Osman Cumua guslünü terkettiği vakit Ömer (Radiyallahû anh)'ın ona inkârda bulunmasıdır. Ömer, Osman (Radiyallahû anhûma) yıkanmadığından dolayı muâhaze etmiş fakat mescide girdiğinde ne iki rek'at namaz kılmasını emrettiği ne de Osman'in böyle bir namazı kendiliğinden kıldığı asla nakledilmemişdir. Bu husûsda başka deliller de vardır. Ezcumle Hâlid-i Hâzzâ'in rivayetine nazaran Ebû Kılâbe cumua günü imam hutbe okurken mescide gelmiş ve namaz kılmadan oturarak, hutbe dinlemişdir. Ukbetu'bnu Âmir'in: — İmam minberde iken namaz kılmak günahdır, dediği rivayet olunur, İbni Ömer (Radiyallahû anh) 'dan rivayet olunan bir hadîsde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — "Biriniz, imam minberde iken mescide gelirse, namaz kılması ve konuşması memnudur." buyurmuşdur.

    İmam Şafiî'nin mezhebine göre imamın minbere oturması ile iki rek'at Tahiyyetu'I-Mescid namazı sakıt olur. Binâenaleyh Suleyk hadîsi ona delîl olamaz.

    Bâzıları Hanefîi'ler'in delillerini çürütmek için: 'Hanefi'ler'in gösterdikleri bütün deliller merdûtdur. Çünkü bir şeyde asıl olan adem-i husûsiyyet yâni sebebine mahsûs olmayıp, bütün efradına şumûlu bulunmasıdır' demişlerdir.

    Buna Hanefiîler tarafından verilen cevab şudur:
    Evet, husûsiyyet için karine bulunmazsa bu söz doğrudur. Fakat burada husûsiyyet için karîne vardır ve şudur: Ebû Saîdi Hudrî (Radiyallahû anh)'dan Nesâî'nin tahrîc ettiği hadîsde: Cumua günü Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken pejmurde kıyafetli bir adam geldi. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona :— Namaz kıldın mı? diye sordu.
    Gelen zât: — Hayır! cevâbını verdi.
    Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — İki rek'at namaz kıl! buyurdu ve cemâtı sadaka vermeye teşvik etti.
    Bunun üzerine cemâat bir takım elbiseler getirdiler. Rasûl-u Ekram (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunlardan iki tanesini o zâta verdi. Ertesi cumua zât yine Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken geldi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemâati sadaka vermeye teşvik ediyordu.
    O zât hemen üzerindeki iki elbiseden birini vermek istedi bunun üzerine Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Bu adam gecen cumua günü pejmurde bir kıyafetle geldi de, ben cemaata ona sadaka vermelerini emrettim; cemâat bir takım elbiseler verdiler. Ben, kendisine bunlardan iki tanesinin verilmesini emrettim, şimdi gelmiş benim sadakayı emrettiğimi görünce kendisine verdiğini iki elbiseden birini tasadduk etmek istiyor. Sen, elbiseni al! buyurarak o zâtı sadaka vermekden nehyetti." buyurulmuşdur.

    Görülüyor ki: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in o zâta iki rek'at namaz kılmayı emir buyurması, cemâat onun pejmurde hâlini muşâhade etsinler de, kendisine sadaka versinler diye imiş. Çünkü maksadı bu namazla sünneti ikaame ettirmek olsaydı, Ebû Hurayra hadîsinde: "İmam hutbe okurken arkadaşına: Sus! dedin mi muhakkak lağv etmiş olursun." buyurmazdı.
    Ebû Hurayra hadîsi bilittifâk sahihdir. Onun sıhhati hakkında hiç bir kimsenin hilafı yokdur. Hattâ tevatur derecesine yakındır. Hutbe hâlinde farz olan emr-i bi'l mârûfu men ederse, sünneti yahud mustahabı ifâdan menetmesi evleviyyette kalır.»

    Aynî bundan sonra muhalifleri tarafından Hanefiîler'e yapılan bütün itirazları ve kendilerine verilen cevabları sıralamış ve sözlerine şöyle devam etmiştir: «İmam hutbe okurken camiye gelen kimsenin namaz kılmakdan menedilmesi bir çok sahabe ve Tabiîn (Radiyallahu anha)'dan dahî rivayet olunmuşdur.

    Bu bâbdaki Sahâbe-i kiram 'dan murâd: Ukbetu'bnu Âmir, Sâlebetu'bnu Ebî Mâlik,, Abdullah b. Safvân, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Abbâs (Radiyallahû anhûm)'dur.

    Ukbetu'bnu Âmir 'den rivayet olunan eseri Tahâvî tahrîc etmişdir. Bu eserde Ukbe: "İmam minberde iken namaz kılmak günahdır." demişdir.
    Sa'lebetu'bnu Mâlik (Radiyallahû anh)'in eserini dahî sahîh bir isnâdla Tahâvî rivayet etrnişidir. Sâlebe: "İmam'ın minber üzerinde oturması, namaz kılmaya nihayet verir." demişdir.
    Abdullah b. Safvân eserini sahîh bir isnâdla yine Tahâvî rivayet eder. Mezkûr eserde Hişâm b. Urve : "Abdullah b. Safvân b. Umeyyeyi cumua günü mescide girerken gördüm: Abdullah b. Zubeyr minberde hutbe okuyordu. İbni Safvân'ın üzerinde bir gömlek ve cübbe ile iki de mest vardı. Başına sarık sarmışdı. Ruknu istilâm etti. Sonra Selâm sana, Allah'ın rahmeti ve bereketleri de sana! diyerek oturdu; namaz kılmadı." demişdir.
    Abdullah b. Ömer ile Abdullah b. Abbâs (Radiyallahû anhûm)'un eserlerini de Tahâvî rivayet etmişdir. Bu eserde : "îbni Ömer ile İbni Abbâs, cumua günü imam minbere çıktığı vakit konuşmayı ve namaz kılmayı kerih görürlerdi." denilmektedir.

    Tabiîn'den murâd: Şâbî Zuhrî, Âlkame, Ebû Kılâbe ve Mucâhid'dir. .
    Şâbî'nin eserini Tahâvî sahîh bir isnâdla Şureyh'den rivayet etmişdir. Mezkûr esere göre Şâbî, imam minbere çıktıkdan sonra camiye gelirse, nafile namaz kılmazmış.

    Zuhrî'nin eserini Tahâvî yine sahîh bir isnâdla tahrîc etmişdir. Bu esere göre Zuhrî'ye cumua günü imam hutbe okurken mescide giren bir kimsenin ne suretle hareket edeceği sorulmuş; Zuhrî: 'Oturur; nafile namaz kılmaz.' cevâbını vermişdir.

    Al karne, Ebû Kılâbe ve Mucâhid eserlerin dahî sahîh isnâdlarla Tahâvî tahrîc etmişdir. Bu eserler dahî bâzısı kavlen, bâzısı da fîilen olmak üzere imam hutbe okurken nafile namaz kılınamayacağına delâlet ederler.

    Görülüyor ki Sahabe ve Tâbiîn'in büyüklerinden olan bu zevat Suleyk hadîsi ile amel etmemişlerdir. Onunla amel olunacağını bilseler, elbette onu terketmezlerdi. Şu hâlde mu'terizin yaptığı îtirâz bâtıl olur.

    Gerçi hadîs imamlarından bir cemâatin rivayet ettikleri Ebû Katâde hadîsinde Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: "Biriniz mescide girdimi, oturmadan önce iki rek'at namaz kılıversin." buyurduğu bildirilmişdir. Mezkûr hadîs âmm'dır. Cumua günü imam hutbe okurken mescide girenlere de, daha başkalarına da şâmildir. Ancak hadîs mutlak değil; namaz kılmanın helâl olduğu hâllerde camiye girenlere mahsûsdur. Görülmüyor mu ki güneş doğarken, batarken veya semânın tam ortasında iken mescide giren bir kimse bu zamanlarda namaz kılamamaktadır. Çünkü mezkûr zamanlarda namaz kılmak yasak edilmişdir. Cumua günü de öyledir. Hutbeyi dinlemek vâcib olduğu için hutbe okunurken giren kimse nafile namaz kılamaz. Çünkü o anda kılınan namaz, hutbeyi dinlemeğe manîdir...»

    Hâsılı Aynî muhalifleri taarfından Hanefiî'lerin delilleri hakkında söylenilen bütün sözleri en mukni' nakli delillerle reddetmiş, bu suretle «imam hutbe okurken camiye giren kimsenin nafile namaz kılması mekrûhdur.» diyenlerin haklı olduklarını iddia etmişlerdir.

    ***


    Tuhfe muellifi, Nevevi'nin Muslim'in şerhinde şöyle dediğini nakletmiştir:
    Muslim'in rivayet ettiği bu hadîslerin hepsi Şafii, Ahmed, İshak, Hasan-ı Basrî, Mekhûl b. Ebû Muslim, Ebû Sevr, Kâdı İyad, Kemâl İbni Humâm ve hadisçilerin Fıkıhçılarının kavline delildir. Bu zâtların kavline göre Cumua günü imam hutbe okurken mescide girenin iki rek'at Tahiyyetu'l-Mescid namazı kılması mustehabdır. Kılmadan oturması mekruhdur. Bir an önce hutbeyi dinlemesi için bu namazı hafif tutması mustahabdır. Hasan-ı Basri ve diğer bâzı Mutekaddimînin mezhebinin bu olduğu nakledilmişdir.

    El-Kadî'nin dediğine göre Mâlik, El-Leys, Ebû Hanife, Sevri, sahâbilerle tabiîlerin cumhuru, hatibin minbere çıkmasından sonra namaz kılmak mekruhtur; çünkü böyle bir zamanda gelen bir kişiye Peygamber oturmasını emrettiği rivâyeti mevcud olduğundan dolayısıyla bu namazı kılmamaya hükmetmişlerdir. Ömer, Osman ve Ali (Radıyallâhu anhum)'den bu yolda rivayet vardır. Bu grupdaki âlimlerin delili, imamı dinlemek ve susmak hakkındaki delildir. Bunlar, bu bâbta rivayet edilen hadisleri tevil etmişlerdir, demiştir.

    Tuhfetu'l-Ahvezî yazarı Ebi'l-Ula Muhammed Abdurrahman b. Abdurrahim el-Mubârakfuri ve El Menhel yazarı Mahmud Muhammed Hattab Es-Subki, her iki grubun delillerini, yorumlarını ve birbirlerine vermiş oldukları cevabları çok geniş almışlardır. Netice her ikisi, birinci gruptaki âlimlerin görüşünü (Cumua günü hutbede olsa da iki rekat namaz kılınması gerektiği) tercih etmişlerdir.
    Şevkânî, taraflarının delillerini İnceledikten sonra bu iki rek'at namazın hatib hutbede iken dahi kılınması gerektiğini bildiren hadislerin daha güçlü olduğu sonucuna varmıştır. (Şevkâni, Neylu'l-Evtâr, 111, 272-275)
  3. tosman38

    tosman38 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Çok açıklayıcı bilgi olmuş teşekkür ederim.Vakit olunca karşı tarafın delilleri ve sıhhatlerini de paylaşırsanız,Tercih edilen görüşün 1.görüş olduğunu ,diğerinin neden zayıf olduğunu herkes anlayacaktır.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş