1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Deizm Gençler Arasında Yaygınlaşmaktadır.

Konu, 'Din' kısmında Ebu SILA tarafından paylaşıldı.

  1. Ebu SILA

    Ebu SILA Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    özellikle lise öğretmenleri, gözlemlerine dayanarak toplumumuzda Deizmin yaygınlaştığı kanaatine sahipler. Deizm kısaca işlevsiz bir tanrıya inanmaktır. Tanrı varsa da o, yapacağını yapmış, kâinatı yaratmış, düğmesine basıp çalışır hale getirmiş, işi bittiği için de kenara çekilmiş, istirahat ediyor, bize karışmıyor diye sanmak. Böylece de ibadet, zikir, tevekkül, rıza, korku ve ümit ve hatta dua gibi kulluk özelliklerinden uzaklaşmak.
    Değerli kardeşim Prof. Dr. Cağfer Karadaş isteğim üzerine bana ‘Deizmi ve ateizmi besleyen en önemli faktör ibadetsizlik’ başlıklı, yayımlanmamış bir yazısını gönderdi. Keşke bir yerde yayımlansa. Ondan esinlenerek ben de kaç zamandır yazmak için not aldığım bu konu hakkında aklıma gelenleri yazmak istedim. Bu arada tanımayanlar için Cağfer Karadaş’ı biraz tanıtayım; Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam hocası ve aynı zamanda Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi. Gördüğüm özellikleri şunlar: Sahasını iyi biliyor, bilgisini önce kendisi sindirerek konuşup yazdığı için ne demek istediği çok açık. Gazali, vahdet-i vücut, işrak, sudur gibi zor meseleleri bile kolayca anlamak için Cağfer Karadaş Hocaya sormak lazım.

    Konumuza dönelim; özellikle gençler arasında deizm yaygınlaşıyorsa bunun muhtemel sebepleri ne olabilir? Ben de aklıma gelen birkaç başlık söyleyeyim:

    Din hakkında yeterli bilgiye sahip olmama

    Pek çok insan bu sebeple böyle bir tanrı hayal ediyor olabilir. Elest Bezminden hatırladıklarıyla, yani fıtratı ile ve yine bu fıtrata uygun olarak yaratılan aklıyla bir tanrı fikrine sahip olabilir. Ama bu hissediş vahiy bilgisi ile desteklenmezse tanrı, tanrı olarak kalır, Allah’a ulaşmaz, yani kemale ermez. Resule ve resulün varisleri olan ulemaya bunun için ihtiyaç vardır.

    Nefsine, arzularına uyma

    İnsanoğlu şeytan ve nefsinin arzuları gibi iki büyük engeli aşmakla imtihan edilmektedir. Ruhi yükseliş ve düşüşün geliş gidişini onlardan yana bozduğu anda dengesini kaybeder, artık hayatını yaşamaya başlar. Böyle olunca da önce Allah’ın taleplerini duymak istemez, sonra da O’nu zaten bir talebi olmayan bir tanrı haline indirger. Bunun sonu da Cağfer Hocanın dediği gibi, ateizmdir, yani tanrıyı hepten inkâr etmektir.

    İman amel ilişkisini kesme

    Bilindiği gibi iman amel ilişkisi konusunda Eşarî anlayış amelin imandan bir parça olduğunu, iman arttıkça amelin de artacağını, azaldıkça azalacağını söyler. Doğrusu bendeniz de hep bu anlayışın diğerinden daha isabetli olduğunu düşünürüm. O halde farzlar başta olmak üzere amel azaldıkça ve yedeğe alındıkça imanın da gittikçe azalacağı, ya da zayıflayacağı ve önce deizme, sonra ateizme doğru evrileceği muhakkaktır. ‘Bazı insanlar Allah’a hayatın kıyıcığında ibadet ederler. Dinden umduğunu bulursa sevinir, bir zorlukla karşılaşırsa bırakır ve dünyayı da ahireti de kaybeder. Elbet bu çok açık bir kayıptır. Böyle olunca Allah’tan değil, kendine faydası da zararı da olmayacak güçlerden medet umar. Bu da çok açık bir dalalettir. Tutar, kendisine zararı yararından daha yakın olanlara yalvarır. Bu ne kötü bir mevla, ne fena bir dost değil midir?’ (Hac 11-13). Yani amelsizlik, ibadetsizlik insanı adım adım önce deizme sonra da inkâra götürür. Ahiret inancı zayıflar, silikleşir ve Yahudilikte olduğu gibi neredeyse kaybolur. Bu sebeple Allah Kuranıkerim’de çoğu yerde müminlerin ‘Allah’a ve ahirete imanlarını’ beraberce vurgular. Oysa Allah’a inanma zaten ahirete inanmayı da içerirdi.

    Allah’ı anmaktan/zikirden uzaklaşma

    İnsanoğlu ne olduğunu, nereden geldiğini, nereye gideceğini çabuk unutan bir varlıktır. Bu sebeple ‘insan’ın ‘nisyan’dan geldiği bile söylenir. ‘Kul Allah’ı unutursa kendini de unutur’. Unutunca Allah’tan uzaklaşır. Uzaklaşırsa şeytanın etki alanına girer. Bu sebeple Kuranıkerim’e ve namaza zikir denmiştir ‘Beni zikir için namaz kıl’ (Ta-Ha 14). Kuranıkerim’le ilgisini kesenler, namaz kılmayanlar zikri, yani hatırlamayı terk etmiş olurlar ve unuturlar. Unutanlar da hayatlarını artık akıllarıyla ya da hazlarıyla yaşarlar. Elbette zikir sadece bu ikisi değildir, hayatın her deviniminde Allah’ı ve O’nun müdahalesini hissetmek ve hatırlamak da önemli bir zikirdir. Her işine bilinçli olarak besmele ile başlamak çok önemli bir zikir kalemidir. Tefekkür, hamd, şükür gibi eylemler bilinçli yapılırsa hep zikirdirler. Kuranıkerim’de defalarca ‘Allah’ı çok çok zikredin’ buyrulur. ‘Çok zikretme’ eline bir tespih alıp beş bin kez ‘Allah’ demek değildir ve zikir de elbet bir bilgi ve bilinçle olur.

    Müstağni olma

    İstiğna, kendini kimseye muhtaç bilmeme demektir. ‘İnsan kendisini müstağni sandıkça azar’. Yaşanılan bolluk, zenginlik ve dünyalık insana Allah’a muhtaç olduğunu unutturur. Oysa ‘hepiniz Allah’a muhtaçsınız’. Bolluğun getirdiği dünyevileşme kulun Allah’la irtibatını koparır. Önce O’na inansa bile, sonunda sana ihtiyacım yok noktasına gelir. Ardından Allah’ı hayatından tamamen çıkarır, çıkardığını zanneder.

    İşte Deizmin sebepleri için benim aklıma gelenler de bunlar.(alıntı.)

    prof dr. faruk beşer.
  2. Omer Faruk

    Omer Faruk Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Munafıklıgın kılıf bulmus seklı

    Potansıyel bu

    kısıler dınden uzaklastıkca boyle dusunuyorlar.
    Kardesım namaz kıl yok bunu yap yok canım ıstemıyor canın dunyalıgı ıstıyor ama

    Kısılerın kendı tercıhlerımı cahıllıklerımı bılemıyorum cahıl desen alım gıbı konusuyor anlamadım gıttı.
  3. f471h

    f471h Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Vaktinde bende istemiyordum. İşin çekirdeğinde olan adam bile bir noktayı anlamamış. Bu durumun içinden gelmiş biri olarak bir ayrıntıya dokunayım.

    Namaz öyle bir lanse ediliyor ki, namaza başlamak isteyen bir kişi yola koyulduğunda sanki "namaz kılmamıza İslam'ın ve Allah'ın (haşa) ihtiyacı var"mış gibi bir resimle karşılaşıyor. Psikolojiden anlayan adam bunun bir hile olduğunu anlar. Burada çok gizli bir hile var. İnsan, tarafından yaratıldığı ve tek ilah olarak tasdik ettiği Rabbi'ne karşı bile veren taraf olmakta zorlanır. İlim sahibi olmayan ve henüz yolun başında olan bir kişi için bu çok zordur ve genelde bu anlayışla tanıdığı namaza insan yaklaşmakta zorlanır. Ben bazı fetvaları İslam'la savaşmak yolunda yetiştirilen ve adına hoca denilen insanların bilerek verdiğini düşünüyorum. Öncelikle nefsin namaz kılmaya karar verme iradesi üzerindeki etkiyi kırıp daha kolay teslim olmak için insan namazı kendisine doğru tanımlamalı ve içinde bunu kendisiyle konuşup tasdik etmelidir.

    Namaz'ı doğru tanımlamak nasıl olur?

    "Ben, kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'ın hür irade vererek yoktan var ettiği bir kulum. O'nun yoluna tutunmaya ihtiyacım var çünkü benim sınırlı olan ömrüm bittiğinde hesaba çekileceğim ve o hesaba göre ebedi olarak devam edeceğim hayatta bana yer tahsis edilecek. Ben bu hür irade ile yanlış olan tarafa geçebilirim. Doğru olan tarafa geçmek ve doğruya tutunmak için beni yaratan Allah, aramızdan en hayırlı kulu seçip bize bu hususta yapılması gerekenleri bildirdi (ayetlerle) ve gösterdi (sünnetlerle). Ben bu hususların en önemlisi olan namazı kılarsam en büyük ve en hayırlı istifade kaynağından faydalanmış olacağım."

    Bakın abiler, psikoloji öyle bir boyuttur ki bir kaç cümle ile her şey değişebilir orada. Biz bunu reddedip sadece ağzımızı açıp gözümüzü yumarak kimseye namaz nimetini kazandıramayız. İnsan psikolojisi tanım ile doyuma ulaşır.

    Şahsen namazı bir dönem kıldım, bir dönem ciddiyetini bozdum ve bir dönemde bıraktığım oldu. En son doğru tanımlama ile namaza Allah'a şükürler olsun tutundum.

    Ben kuru bir çöldeyim ve o çölün ortasında günde 5 kere akan musluk var. Benim yanıp kül olmamak, ziyan olmamak için günde 5 kere o su'ya ulaşmam gerekiyor, o su'ya yakın durmam gerekiyor.

    Evvela anlayış.

    Selametle.
  4. Omer Faruk

    Omer Faruk Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    kisi herseyin farkindadir sadece kendine uygun olani secer ve bundanda sorumludur.dogruyu da secer yanlisida hepsinin bir boyutu vardir.

    Ya kendi icinde savasir yada disindaki insanlarla

    Icinde savasir kazanir kaybeder bilmemde

    Disindakilerle savasanlar hep kaybetmistir.

    Selametle
  5. Coolumsu

    Coolumsu Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Uydurulan hurafeler ile özgürlükçü olmayan din anlayışları insanları inkara yönlendiriyor.

    Kuran ve sahih hadise baksalar ama dinin akıl dini olduğunu göreceklerdir.

    Dindeki en önemli delil akıldır.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş