1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Çözüldü Ehli Kitab Kadınlarla Evlenmek Ve Kitab Ehli Ile Dostluk

Konu, 'Nikah - Talak / Aile Hayatı' kısmında İZZETLİ tarafından paylaşıldı.

  1. İZZETLİ

    İZZETLİ Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    ahiler bir arkadaşım bir müslümanın kitapehli( evlendikten sonrada hala kitap ehli ) bir kadınla evlenebileceğini söylüyor benim bildiğim kadarıyla evlenemez ehlisünnetin konu hakkındaki görüşünü bilgisi olan varsa paylaşabilir mi
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Ehli Kitab Kadınlarla Evlenmek ve Kitab Ehli İle Dostluk



    Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "Ey iman edenler! Allah 'a ortak koşan kadınlarla, onlar iman etmedikçe evlenmeyin (Bakara 221)
    Bir müslüman erkeğin Yahudi veya Hıristiyanlardan bîr kadınla evlenmesinde bir sakınca yoktur. Bu konuda ulema icma etmişlerdir.
    Ayet-i kerimede şöyle buyuruluyor: "…Sizden önce kendilerine kitab verilenlerden yine hür ve iffetli kadınları, mehirlerini verib nikahlayınız, onlar size helaldir. "(Maide 5)
    Müslüman bir kadının bir kâfirle evlenmesi icma ile haramdır. "Muşrik erkeklerle iman etmedikçe onlara mumin kadınları nikahlamayın. " (Bakara 221)
    Çünkü böylesi bir evlilikte, mumin kadının kufre düşmesi korkusu vardır. Koca, karısını kendi dinine çağıracaktır. Kadınlar genelde erkeklerine uyarlar ve onların yaptıklarından etkilenirler ve onları dinlerinde tahrik ederler.(Fetevâ-i Hindiye 11/330)

    Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür. (Nisa 34)


    İslam, müslüman bir erkeğin kafir veya muşrik bir kadının hem yemeğinin yenmesine hem evlenmesine izin vermezken, kitab ehlinden olan, yani yahudi veya hristiyan bir kadına hem yemeğinin yenmesine hem de evlenmesine izin vermiştir. Çünkü bunların dini, aslı bozulmuş olsa da semavi bir dindir. Bu konuda Kur'an'ı Kerim'de şöyle buyurulur:

    "Bugün size temiz ve faydalı şeyler helal kılındı. Kitab verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, iman eden hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitab verilenlerin hür ve iffetli kadınları, zina etmemek ve gizli dost tutmamak şartıyla size helaldir" (Maide 5).

    Bu, kitap ehline İslâm'ın bir musamahasıdır. Kitabi kadınlarla evlenmek bir ruhsattır, azimet değildir. Yani aslolan, müslüman bir erkeğin kitabi kadınla evlenmesi değil, evlenebilir olmasıdır. Fakat müslüman bir kadın, yahudi ve hristiyan da olsa gayr-i muslim bir erkekle evlenemez, bu haramdır. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, müslüman bir erkek için mu'min bir kadın şubhesiz, kitabi bir kadından daha iyidir. Doğacak neslin inanç, terbiye ve yetiştirilmesinde tehlike görülürse kitabi kadınlar tercih edilmemelidir.


    Cabir (r.anh)'ın naklettiğine göre Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Biz onların (Ehl-i Kitab'ın) kadınlarını nikahlarız; onlar bizim kadınlarımızı nikahlayamaz."

    (et-Taberani, el-Mu'cemu'l-Evsat, VIII, 374. el-Heysemi, Mecmau'z-Zevaid'de (IV, 410) ravilerinin güvenilr/sağlam kimseler olduğunu söylemiştir.)

    Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şubhesiz o onlardan olur. Şubhesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez. (Maide 51)


    Yahudi ve hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlara veli olmayınız değil, onları veli tutmayınız, itimat edib de yar tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velayetlerine, hükümlerine yardımlarına muracaat etmek, muhim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edib de kendinizi kaptırmayınız.

    Özetle onları dost olur sanıb da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz. Görülüyor ki "Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız" buyurulmamış, "Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz" buyurulmuştur. Çünkü "Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez." (Mumtehine, 8) buyurulmuştur.
    Şu halde mu'minler yahudi ve hıristiyanlara iyilik etmekten, dostluk yapmaktan, onlara amir olmaktan yasaklanmış ve men edilmiş değil, onları dost edinmekten, yardaklık etmekten yasaklanmışlardır. Çünkü onlar muminlere yar olmazlar. Nihayet bazıları bazılarının dostları, birbirlerinin yara'nı (dostları)dırlar. Yani yahudiler birbirinin, hıristiyanlar da birbirinin dostlarıdırlar. Ne Yahudiler, kendilerinden olmayana dost olur, ne de hıristiyanlar. Bunların dostlukları kendilerine mahsustur. Bu da hepsi arasında değil, bazısı arasındadır. Ve siz mu'minlerden her kim onları dost tanır, veli edininirse, şubhe yok ki, o da onlardandır. Onlara benzemiş, onların huyunu kapmıştır. O artık hakka değil, onlara ve isteklerine hizmet eder. Netice itibariyle onlardan sayılır. Ahirette onlarla beraber haşrolunur.
    Çünkü: Allah zalimler guruhunu her halde doğru yola çıkarmaz. Şu halde Yahudileri ve hıristiyanları dost edinenler de onlardan olur, başlarını kurtaramazlar.

    İslam onlara, "dini hurriyet" verip, (izale etmiyor) bırakmıyor.

    İslam onlara, "dini hurriyet" vermekle yetinmiyor, İslam toplumunda, köşesine çekilmiş terk edilmiş olarak bırakmıyor. Onları, sevgi, güzel muamele ve birlikte yaşama gibi sosyal ortaklık havası ile kucaklıyor. Onların yiyeceklerini müslümanlara, aynı şekilde müslümanların yiyeceklerini de onlara helal kılıyor. (Birbirlerini ziyaret edip konukları, birbirleriyle yiyip-içmeleri için. Sevgi ve musamaha gölgesi altında gölgelenmesi için.) İffetli kadınlarını müslümanlara helal (temiz) kılıyor. Onların kadınlarını da, müslüman iffetli kadınlar ile birlikte anıyor.

    "...Sizden önce kendilerine kitab verilenlerin iffetli kadınları...."

    Bu hususta da farklı ictihad ve yorumlar ortaya konmuştur:

    a) İbn Abbas'a (r.anhuma) göre, Kitab ehlinden iffetli hur kadınlar kasdedilmiştir. Ayetin zahirinden bu anlaşılmaktadır. O bakımdan Kitab ehlinden olan iffetli cariyelerle evlenmek ona göre caiz değildir. Şa'bî, Nahai ve Dahhak gibi ilim adamları da ayni görüştedirler.

    Nitekim Şafii mezhebine göre de hüküm böyledir.

    b) el-Hasan ve onun paralelinde olanlara göre, ayet hem hür hem cariyeyi kapsamaktadır. O halde Kitab ehlinden iffetli hür ve câriye kadınlarla evlenmekte dinî bir sakınca yoktur.

    Nitekim İmam Ebû Hanîfe de aynı içtihada sahiptir. Bize kadar gelen sahih rivayetlerden öğreniyoruz ki:
    Osman (r.anh), Hıristiyan olan Firafise kızı Naile ile evlenmiştir. Ashabdan Talha bin Ubeydullah (r.anh) da bir Yahudi kadınla evlenmiştir.
    Ancak İbn Ömer'e (r.anhuma) göre, hür veya câriye Müslüman iffetli kadınlar varken onlarla evlenmek mekruhtur. Osman ile Talha'nın içtihadına göre, mekruh değildir. Şubhesiz ki bu bir ictihad farkıdır, biri diğerini nakzetmez.
    Ayette yer alan «Ucur»dan maksad, sözü edilen kadınlarla, mehirlerini vermek suretiyle evlenmenin helal olduğunu belirtmektir.

    Allah, mu'minlere karşı kafirlere asla yol vermeyecektir. (Nisa, 141)
  3. İZZETLİ

    İZZETLİ Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    abdulmuizz ahi kafiri dost bile edinmemiz yasaklanmışken onlarla evlenmemiz neden yasaklanmamış bu suphe getiren bir durum olabilir mi
  4. Maryam Noor

    Maryam Noor Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Allah Razı Olsun !
  5. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür. (Nisa 34)

    İslam, müslüman bir erkeğin kafir veya muşrik bir kadının hem yemeğinin yenmesine hem evlenmesine izin vermezken, kitap ehlinden olan, yani yahudi veya hristiyan bir kadına hem yemeğinin yenmesine hem de evlenmesine izin vermiştir. Çünkü bunların dini, aslı bozulmuş olsa da semavi bir dindir. Bu konuda Kur'an'ı Kerim'de şöyle buyurulur:
    "Bugün size temiz ve faydalı şeyler helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, iman eden hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitab verilenlerin hür ve iffetli kadınları, zina etmemek ve gizli dost tutmamak şartıyla size helaldir" (Maide 5).


    Bu, kitap ehline İslâm'ın bir musamahasıdır. Kitabi kadınlarla evlenmek bir ruhsattır, azimet değildir. Yani aslolan, müslüman bir erkeğin kitabi kadınla evlenmesi değil, evlenebilir olmasıdır. Fakat müslüman bir kadın, yahudi ve hristiyan da olsa gayr-i muslim bir erkekle evlenemez, bu haramdır. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, müslüman bir erkek için mumin bir kadın şubhesiz, kitabi bir kadından daha iyidir. Doğacak neslin inanç, terbiye ve yetiştirilmesinde tehlike görülürse kitabi kadınlar tercih edilmemelidir.

    Hz. Cabir (r.a)'ın naklettiğine göre Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: "Biz onların (Ehl-i Kitab'ın) kadınlarını nikahlarız; onlar bizim kadınlarımızı nikahlayamaz." (et-Taberani, el-Mu'cemu'l-Evsat, VIII, 374. el-Heysemi, Mecmau'z-Zevaid'de (IV, 410) ravilerinin güvenilr/sağlam kimseler olduğunu söylemiştir.)

    Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şubhesiz o onlardan olur. Şubhesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez. (Maide 51)

    Yahudi ve hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlara veli olmayınız değil, onları veli tutmayınız, itimat edip de yar tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velayetlerine, hükümlerine yardımlarına muracaat etmek, muhim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kaptırmayınız.
    Özetle onları dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz. Görülüyor ki "Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız" buyurulmamış, "Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz" buyurulmuştur. Çünkü "Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez." (Mumtehine, 60/8) buyurulmuştur.
    Şu halde muminler yahudi ve hıristiyanlara iyilik etmekten, dostluk yapmaktan, onlara amir olmaktan yasaklanmış ve men edilmiş değil, onları dost edinmekten, yardaklık etmekten yasaklanmışlardır. Çünkü onlar muminlere yar olmazlar. Nihayet bazıları bazılarının dostları, birbirlerinin yara'nı (dostları)dırlar. Yani yahudiler birbirinin, hıristiyanlar da birbirinin dostlarıdırlar. Ne Yahudiler, kendilerinden olmayana dost olur, ne de hıristiyanlar. Bunların dostlukları kendilerine mahsustur. Bu da hepsi arasında değil, bazısı arasındadır. Ve siz muminlerden her kim onları dost tanır, veli edininirse, şubhe yok ki, o da onlardandır. Onlara benzemiş, onların huyunu kapmıştır. O artık hakka değil, onlara ve isteklerine hizmet eder. Netice itibariyle onlardan sayılır. Ahirette onlarla beraber haşrolunur.
    Çünkü: Allah zalimler guruhunu her halde doğru yola çıkarmaz. Şu halde Yahudileri ve hıristiyanları dost edinenler de onlardan olur, başlarını kurtaramazlar.


    İslam onlara, "dini hurriyet" verip, (izale etmiyor) bırakmıyor.
    İslam onlara, "dini hurriyet" vermekle yetinmiyor, İslam toplumunda, köşesine çekilmiş terk edilmiş olarak bırakmıyor. Onları, sevgi, güzel muamele ve birlikte yaşama gibi sosyal ortaklık havası ile kucaklıyor. Onların yiyeceklerini müslümanlara, aynı şekilde müslümanların yiyeceklerini de onlara helal kılıyor. (Birbirlerini ziyaret edip konukları, birbirleriyle yiyip-içmeleri için. Sevgi ve musamaha gölgesi altında gölgelenmesi için.) İffetli kadınlarını müslümanlara helal (temiz) kılıyor. Onların kadınlarını da, müslüman iffetli kadınlar ile birlikte anıyor.


    "...Sizden önce kendilerine kitap verilenlerin iffetli kadınları...."
    Bu hususta da farklı ictihad ve yorumlar ortaya konmuştur:


    a) İbn Abbas'a (r.anh) göre, Kitap ehlinden iffetli hur kadınlar kasdedilmiştir. Ayetin zahirinden bu anlaşılmaktadır. O bakımdan Kitap ehlinden olan iffetli cariyelerle evlenmek ona göre caiz değildir. Şa'bî, Nahai ve Dahhak gibi ilim adamları da ayni görüştedirler.
    Nitekim Şafii mezhebine göre de hüküm böyledir.


    b) el-Hasan ve onun paralelinde olanlara göre, ayet hem hür hem cariyeyi kapsamaktadır. O halde Kitap ehlinden iffetli hür ve câriye kadınlarla evlenmekte dinî bir sakınca yoktur.
    Nitekim İmam Ebû Hanîfe de aynı içtihada sahiptir. Bize kadar gelen sahih rivayetlerden öğreniyoruz ki:
    Hz. Osman (r.anh), Hıristiyan olan Firafise kızı Naile ile evlenmiştir. Ashabdan Talha bin Ubeydullah (r.anh) da bir Yahudi kadınla evlenmiştir.
    Ancak İbn Ömer'e (r.anh.) göre, hür veya câriye Müslüman iffetli kadınlar varken onlarla evlenmek mekruhtur. Hz. Osman ile Hz. Talha'nın içtihadına göre, mekruh değildir. Şubhesiz ki bu bir ictihad farkıdır, biri diğerini nakzetmez.
    Ayette yer alan «Ucur»dan maksat, sözü edilen kadınlarla, mehirlerini vermek suretiyle evlenmenin helal olduğunu belirtmektir.


    Allah, mu'minlere karşı kafirlere asla yol vermeyecektir. (Nisa, 141)
  6. Maryam Noor

    Maryam Noor Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Peki, ya tüm aile hristiyan ise ? Hiç ailemle konuşmiyacam ?
  7. ibnikayyim

    ibnikayyim Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Dost edinmek baska birseydyr arkas edinme baska birsey....... onlari bir muslumani sever gibi sevemezsiniz..... muhabbetiniz de bir muslumanla oldugu gibi olamaz . mesela sirrinizi paylasamazsiniz... yanlis bir kelime sarf ettiysem sitedeki ilim ehli duzeltsun lutfen
  8. Maryam Noor

    Maryam Noor Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Anladım... Çok zor, ama annemle, babamla, kardeşlerimle... konuşmam laazım, onlar benim ailem, müslüman olmasalar bile, onlar beni büyütü, hakları var üzerimde... Şimdi ben müslüman diye, yakınlık göstermesem, "İslam nasıl bir din?" derler. Tam tersi, yakın olacaksın ki, onlar ne kadar güzel diye görsünler....bence. Allahu Alim !!!
  9. ibnikayyim

    ibnikayyim Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    cok dogru dusunuyorsunuz rasulullahin su mujdesine nail olabilirsiniz... sizin elinizle bir kisinin hidayet bulmasi uzerine gunes dogan herseyden daha hayirlidir.....ew keme gaal....aileniz hani dine mensublar
  10. Maryam Noor

    Maryam Noor Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Allah Razı Olsun ...

    Hristiyan - ortodox
  11. İZZETLİ

    İZZETLİ Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    kişinin hanımı hıristiyansa onunla sırrını paylaşmaması mı gerekiyor birde mirastan muaf mı olur yoksa olmaz mı
  12. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin


    Aslolan , ehli kitab olan kadını, İslam dinine girmeye vesile olmaktır. Yoksa "dinde zorlama yoktur " diyerek sen şirk üzere kal cehenneme git' değildir.
    Bu hal üzere kalan kadına gerekirse İslama araştırıp girmesi için muhlet tanınmalı. Şirk (ehli kitab - kafirlere) üzere ölen kadına miras düşmez.
  13. eL_Muhacir

    eL_Muhacir İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur. Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

    Çocukların İslam uzere yetistirme şartı da var dı bunu ona evlenmeden önce
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş