1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Haber Emirül Muminin Molla Ömer’e Iftira Atan Defne Bayrak’a Cevap

Konu, 'Deşifre Haber' kısmında furkan tarafından paylaşıldı.

  1. furkan

    furkan Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Defne Bayrak’ın ( Şehit inşAllah) eşine duyduğumuz hürmet, büyüklerimize ve önderlerimize yapacağı iftira ve hakaretlere sessiz kalacağımız anlamına gelemez.

    Taasupculuğunu yaptığı IŞİD örgütünü haklı çıkarmak ve sözde Halifesi Bağdadi’yi meşru kılmak adına her türlü fitneyi mubah gören Defne Bayrak twitter hesabı üzerinden paylaştığı bir yazı ile Emirul Muminin Molla Ömer’e iftira ederek kendisini aleni bir şekilde tekfir etmiştir.

    Defne Bayrak dedi ki ;”Molla Ömer’in Körfez Ülkeleri tağutlarına da aşırı saygı dolu hitapları mevcuttur. Böylece İslam’ın en temel prensiplerinden, ‘la ilahe illallah’ tevhid sözünün rükünlerinden biri olan Vela ve Bera mefhumunu yıkmaktır ve bu tağutların işgal ettiği toprakları onlardan kurtarmak yerine kendilerini aşırı saygı dolu sözlerle anmaktadır.





    Ayrıca Defne Bayrak söz konusu yazısında Müminlerin Emiri Molla Ömer’i kafirlere karşı aciz ve izzetsiz bir insan gibi tanıtma iftirası ve acizliğinden de geri durmadı.

    Defne Bayrak’a diyorum ki ”Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz..”

    Gerçekte ise Emirul Müminin Molla Ömer Defne Bayrak’ın yansıtmaya çalıştığı profilden çok uzak bir kimsedir.
    Molla Ömer Allah’ın hakları ve hududları konusunda oldukça hassas bir kimsedir. Bürün Dünyanın kınamaları ve savaş tehditlerine rağmen Allah’ın haklarını koruma adına Afganistandaki Buda heykellerini ”Ben Put satıcısı değilim” diyerek yıktırmıştı.

    Buda Heykellerinin yıkılışı ;




    Müminlerin Emiri Molla Ömer Allah kendisinden razı olsun , Amerika bütün dünyayı peşine takarak Afganistanı işgal etmeyi arzuladığı bir dönemde Cia başkanı ve Suud istihbarat başkanı Faysal Türki’yi yollayarak ”Molla Ömer’e Cihad Şeyhi Usame Bin LADİN’i kendilerine teslim etmesi karşılığında saldırıları durdurma, talibanı destekleme ve para teklifinde bulunmuştu.”

    Müminlerin Emiri Molla Ömer ve Şurası Defne bayrağın kendisine yaftalamaya çalıştığı gibi Kafirler karşısında aciz ve izzetsiz bir insan olmadığını , Ümmet’in ve İslam’ın haklarını koruma konusunda ki hassasiyetini ortaya koymuş ve Amerikalılara şu cevabı vermişlerdi. ”Bizler Allah’ın kitabını çokça okuyan kimseleriz. Onda Amerika’nın bahsettiğiniz işleri yapmaya mukdedir olduğunu göremedik. Usame’nin meselesi kişisel bir mesele değil , İslam’ın şerefli meselesidir. Onu asla size teslim etmeyeceğiz”

    Müminlerin Emiri Molla Ömer’e ”EmirülMuminin” sıfatı halk ve alimler tarafından istemediği halde verilmiş, Molla Ömer bu makama arzu etmediği halde Afgan halkının ve Afgan alimlerinin isteği ile getirilmiştir. Ayrıca Afganistana hicret eden Arap yarımadası alim ve emirleri başta olmak üzere ümmetin alim ve mücahitleri kendi istekleri ile kendisine halife biatı vermiştir. Defne Bayrak herhalde bunun kıskançlığı içerisindedir.

    Kaldı ki Emirül Muminin, Defne Bayrak’ın iddia ettiği gibi Tevhidin rükünlarını yıkan bir kimse ise Molla Ömer’e biat eden ve bu sancak altında kafirlere saldırı yapan kendi eşi Halil Abu Mulal El Balavi’ye nasıl şehit diyebiliyor? Tevhidin rükünlarını yıkan bir insanın sancağı altında savaşılabilir mi?

    Ayrıca Molla Ömer’in bir münafık veya kafire karşı saygı dolu bir sözü olsa dahi, bunun Defne Bayrak’ın idida ettiği gibi ” tevhid sözünün rükünlerinden biri olan Vela ve Bera mefhumunu yıkmak. ” anlamına geldiğinin delili nedir?

    Zira Resulullah(sav) açık bir şekilde münafık olduğunu bildiği kimselere dahi maslahat gereği güzel sözler sarf etmiştir.

    Acaba Resulullah (sav) de şu sözleri ile Defne Bayrak’ın iddia ettiği gibi ‘Tevhid sözünün rükünlerinden biri olan Vela ve Bera mefhumunu yıkmışmıdır?

    Hz. Âişe şöyle anlatıyor: Bir gün adamın biri Hz. Peygamber’in yanına girmek için izin istedi. Hz. Peygamber onun hakkında “Kabilesinin en kötü kişisi budur”dedi. Ancak adam içeri girdiğinde ona iltifat ederek güleryüz gösterdi. Onun çıkışından sonra da başka bir adam içeri girmek için izin istedi. Hz. Peygamber onun sesini işittiğinde “Bu adam kabilesinin en iyisidir. Halkının kendisiyle övüneceği birisidir”buyurdu. Ancak Hz. Peygamber ona öbür adama gösterdiği ilgiyi göstermedi. Onun gidişinden sonra “Ey Allah’ın Rasûlü! İlk adam izin istediğinde onun hakkında kavminin en kötüsü olduğunu söyledin. Sonra da onunla ilgilenip kendisine güler yüz gösterdin. Ondan sonra gelen içinse kavminin en iyisi olduğunu söyledin. Ancak ona öbürü kadar ilgi göstermedin”dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber “Ey Âişe! Şerrinden kurtulmak için kendisinden sakınılan kişiler insanların en şerlisidir“buyurdu (1).

    Safvân b. Assâl şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber’le birlikte bir yolculuk yapıyorduk. Karşımızdan birisi geldi. Hz. Peygamber onun hakkında “Bu kişi aşiretinin en kötülerinden birisidir”buyurdu. Ancak yanımıza geldiğinde Hz. Peygamber ona iltifat ettiler. Onun gidişinden sonra “Ey Allah’ın Rasûlü! onu gördüğünde “Aşiretin en kötülerinden birisidir”buyurdunuz. Yanınıza geldiğinde ise kendisine ilgi gösterdiniz. Sebebi nedir?”denildi. Hz. Peygamber bunu şöyle cevaplandırdılar: “O bir münafıktır. Dolayısıyla bizim hakkımızda başkalarını ifsat etmesin diye kendisine iltifat ettim”(2).

    Büreyde (r.a.) şöyle anlatıyor; Hz. Peygamber’le birlikte oturduğumuz bir sırada Kureyş’ten bir kişi geldi. Hz. Peygamber ona, iltifatta bulundular. Onun gidişinden sonra bana “Ey Büreyde! Bu adamı tanıyor musun?”diye sordular. Ben “Evet tanıyorum Kureyş’in en soylu ailelerinden birine mensup çok zengin bir kişidir”dedim ve bu sözlerimi üç kere tekrarladım. Sonunda “Ey Allah’ın Rasûlü! Onun hakkında bildiklerimi sana söyledim “Ancak sen daha iyi bilirsin”deyince Hz. Peygamber “Bu adam, Allah Teâlâ’nın kıyamet gününde kendilerine değer vermeyeceği kullardandır”buyurdular (3).

    Ümmetin maslahatı için ve bu zalim insanların şerlerinden emin olabilmek için bu tip sözler sarf etmenin münafıklık olduğunu iddia etmek, geçmişte bu ve benzeri durumlarda aynı tavrı takınan sahabeyi ve Resulullah’ı (sav) da münafıklıkla suçlamak ile eş değerdir

    Resulullah’ın (sav) Habeş Kralına “Orası adil kralın ülkesidir. Orada kimseye haksızlık yapılmaz…”sözü veya Rum Kralına ”Rum Büyüğü” diye hitab etmesi Tevhid’in rükünlerinden birini yıkmışmıdır? Bizler, Kafirde Müslümanda olsa adil bir kimseye adil yalancı bir kimseye yalancı deriz! Bizlere yardım eli uzatan bir kafiri iddia ettiğiniz üzere Vela Bera gereği kesmeyiz. Ebu Talip lere Resulullah’ın Ebu Talip’e muamele etitği gibi Ebu Cehiller’e de Resulullah’ın Ebu Cehil’e muamele ettiği gibi muamele ederiz.

    Müminlerin Emiri’nin kısa biyografisi…;

    [​IMG]Bilindiği gibi Afganistan’da asrın en büyük iki süper gücünden biri olan Sovyetler Birliği 10 yıllık savaşın ardından hezimete uğratıldı..Ancak mucahidlerin elde ettiği bu büyük zaferin sevinci kısa sürdü.Fitne her tarafı sardı ve mucahid gruplar birbirleriyle savaşa tutuştular.Ülke kaosa sürüklenmiş, hizibler arasında bölünmüş, savaş ağalarının elinde müslüman halk ağır bir zulme maruz kalmaktaydı..Bu sırada Sovyetlere karşı savaşmış bir gazi olan Kandaharlı “Molla Ömer” fitneden uzak durmak için köyüne çekilmiş, hocalık yapıyordu.

    Bir gün Kandahar’daki civar köylerde bir Savaş Ağası baskın yapıp köylülerin mallarını yağmalayıp, çocuklarını kaçırmıştı..Köylüler feryad-u figan içinde Molla Ömer’in köyüne gelip yardım istemişti. Alçak savaş ağası çocuklara “tecavüz” eden bir sapıktı..Bu olayı haber alan Molla Ömer, medresesindeki talebelerini toplayıp silahlanarak bu sapık savaş ağasının merkezini basmaya gitti..Ani bir baskınla savaş ağasını ele geçiren Molla Ömer ve talebeleri, çocukları kurtarmış, savaş ağasını tankın namlusuna asarak gezdirmişti.Bu olay kısa sürede duyulmuş ve bir anda halk Molla Ömer’in etrafında toplanmaya başlamıştı. Kandahar çok kısa süre içerisinde temizlenmişti.Olayı haber alan pek çok medrese talebesi ve eski mucahidler Molla Ömer’in yanında toplanmaya ve şeriatı tatbike başladılar..

    Bir anda öyle bir tablo oluştu ki, yıllardır kaosun hüküm sürdüğü Afganistan’da yepyeni bir grup ortaya çıkıp fitneyi ortadan kaldırıyordu..Öyle ki çoğu bölgeler savaşmadan Molla Ömer’e katılıyor, Taliban gün geçtikçe yayılıyordu. 2 sene içerisinde Kabil’i almayı başarmışlardı..Afganistan’da yozlaşmış mucahid gruplar ve savaş ağalarından bıkan halk, Taliban’ı büyük bir sevinçle karşılayıp desteklemeye başladılar..Sadece bir kaç yıl içerisinde istikrarı sağlayıp ülkeyi birleştiren Taliban, Şeriatı ikame edip hudud cezalarını tatbik etmeye başlamıştı..Yıllardan beri istikrar ve güvenliğe kavuşamayan halk, gönül rızasıyla Taliban’ı bağrına basarak çocuklarını Taliban’a yollamaya başladı..Yine Taliban’a ve Molla Ömer’e en büyük destek, ülkedeki alimlerden gelmekteydi. Molla Ömer ise alimlere her zaman hürmet eden bir kimseydi.Daha sonra Afganistan’ın ileri gelenleri ve bölgenin önemli alimleri toplanıp Molla Ömer’i “Emir’ul Mu’minin” olarak seçtiklerini ilan etti.

    Bu toplantıya binlerce alim katılmıştı ve Molla Ömer’in bir talebi olmadığı halde ona Emir’ul Mu’minin olarak biat etme kararı almışlardı..Molla Ömer’e biat edenlerden biri de elbette Şeyh Usame ve El Kaide Cemaati olmuştu. Molla Ömer böylece şura ile Emir’ul Mu’minin seçildi..Yani özetle, Molla Ömer ve Taliban Hareketi, bir “fitne olarak” ortaya çıkmamış, “fitneye tepki” olarak ortaya çıkmıştır. Bu fark önemli..Ve yine Molla Ömer ve Taliban Hareketi insanları zorla biata ya da boyun eğmeye zorlamamış, bilakis halk bunu Molla Ömer’den istemiştir..İşte Taliban’ın ve Molla Ömer’in farkı buradadır. Molla Ömer’in bir “talebi” olmadığı halde Mağrib’ten Maşrık’a mucahidler ona biat etmiştir.İşte “nebevi menhec” üzere imaret budur. Molla Ömer bir Müslüman için(Şeyh Usame) devletini feda etmiştir, “devleti için” Müslümanları değil.Afganistan İslam Emirliği, kıtlık, zorluk ve fakirlik içerisinde olduğu halde kendisine sığınan onbinlerce müslümanı kabul etmiştir..

    O tarihlerde ambargolar sebebiyle zor günler yaşayan Afganistan’a, Tacikistan’dan, Özbekistan ve Türkistan’dan müslümanlar sığınmıştır..Bu tablo karşısında Molla Ömer,”size verecek bir şeyimiz yok, biz de fakiriz, ama bize sığınanı geri çeviremeyiz” deyip onları kabul etmişti.

    Allah s.v.t Afganistan İslam Emirliği’ne zafer nasib etsin, Emir’ul Mu’minin Molla Muhammed Ömer Mucahid’i korusun. Amin, Allahumme Amin.. (İbni Rumi)
    [1] Heysemî, VIII/17 (İmam Ahmed’den); Buharî, Edeb s. 190 (Muhtasar olarak).

    [2] Ebu Nuaym, Hilye IV/191.


    [3] Heysemî VIII/17 (Taberânî’nin Evsat’ından).


    / Ümmet-i İslam





  2. furkan

    furkan Islam-TR Üyesi Kullanıcı

  3. ziyad el türki

    ziyad el türki Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Yalnız Molla Ömer müthiş laf koymuş amerikalılara :) Bizler Allah’ın kitabını çokça okuyan kimseleriz. Onda Amerika’nın bahsettiğiniz işleri yapmaya mukdedir olduğunu göremedik.
  4. Ebu Yusuf

    Ebu Yusuf Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Zavallı Allah hidayet versin.
  5. İbrahim_Asaf

    İbrahim_Asaf Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Kim iki çeviri yapıp bir kaç cümle bir araya getiriyorsa bir de bakıyorsun hemen çok büyük bir halt olup meydana çıkıvermiş. Ben bu kadını oldum olası hep cahil bulmuşumdur. Sadece dil bildiği için iyi çeviri yapan biriydi gözümde. Şimdi bakıyorsun fakih kesilmiş. Aslında her harici bir fakihtir(!) Fetva vermesi için, içtihadda bulunması için üç ayet ve beş hadis bilmesi yeter. Geriye kalan kısmı ise sloganlar, kes-kopyala-yapıştırlar, hiç bir tutarlılığı olmayan mukayeseler, zahiri izahlar ve bol zann, slogan ve hamaset dolduruyor. Kısaca iyi bir harici hem savaşçıdır hem müçtehiddir hem de Allahın yerine kulların gideceği akıbeti dünyadayken hükme bağlayandır.
    Şimdi Molla Ömer (rh.) bu çevirmen harici müçtehidesi kadar vela ve bera hususunu bilmiyor değil mi? Zaten azcık beyni olsa okadar alimin yazıp çizmelerine, ikazlarına baktığı halde IŞİD'çi olmazdı.
  6. EBU HANİFE

    EBU HANİFE Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Mesele Molla omer değil;

    Mesele İTİBARSIZLAŞTIRMA politikası.

    Silahlarını doğrultmak için bahaneler oluşturuyorlar...
    Son düzenleme: 17 Kasım 2014
  7. Kuteybe

    Kuteybe Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Molla Ömer bir Müslüman için(Şeyh Usame) devletini feda etmiştir, “devleti için” Müslümanları değil.

    Muthis bir insan. Gercekten boyle bir liderin hayatta oldugunu bilmek dosta guven dusmana korku vermektedir.

    Tam tewekkul sahibi gerck bir mumin. Herelde molla omer cihad meydanlarindayken bagdadi daha saddamin okullarinda hocalik yapiyordu.

    Rabbim ummetin birlugini bozanlardan sakindirsin
  8. Sayfullah at-Turki

    Sayfullah at-Turki حَسْبُنَا ٱللَّهُ وَنِعْمَ ٱلْوَكِيل Kullanıcı

    Sorum yanlış anlaşılmasın ama sadece iyi bilmek istediğim icin soruyorum, IŞİDli bir haricinin röportajında okumuştum, maturidi olduğu için itikadinda bidat var dolayısıyla bir halifede şart olan adalet sıfatı itikadinda yok dedi. Çünkü Allahın isim ve sifatlarinda tevilleri varmis?
  9. İbn Muhammed

    İbn Muhammed الله اكبر و العزة الله Kullanıcı

    Hariciye müslüman beğendirmek zor Ahki, Hz. Ali (ra)'da onlara göre dinden dönmüştü.
  10. Kuteybe

    Kuteybe Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Mutesabih tevili olan demek degil mi zaten.
    Haricilerin atasi resulullaha adil ol ya muhammed demisti ne tesaduf.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş