Ey Firavun! Sen Bana 10 Hikmet Öğrettin!

بسم الله الرحمن الرحيم
الحمد لله رب العالمين
، والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى آله وصحبه أجمعين

Şeyh’in biri Mısır’a gidip piramitleri ziyaret etmiş. Firavunun mumyasını ziyareti esnasında ziyaretçilerden birisi o şeyhin mumyayla konuştuğunu işitmiş. Oturup onu dinlemeye başlamış. Şunları söylemiş:

“Ey Firavun! Senden öğrendim! Ey Firavun! Sen bana 10 hikmet öğrettin:

1) Kıssandan öğrendim ki, Allah’ın kaderi hiç şüphesiz yerine gelmektedir. Sen bir Musa gelmesin diye binlerce çocuğu boğazladın, ama Musa geldiğinde O’nu kendi evinde büyüttün.

2) Kıssandan öğrendim ki, kalpler Allah’ın elindedir, insanların elinde değil! Musa’yı annesinin kalbinden mahrum bıraktığında Allah O’na karşı eşinin kalbini yumuşattı. Sen O’nu annesinden mahrum bırakmak istedin, ama Allah O’na annesinin yanında başka bir anne daha verdi.

3) Kıssandan öğrendim ki, birini bozması kimsenin imkanı dahilinde değildir. İçerisinde: “Ene Rabbukumu’l-A’lâ (Ben sizin en yüce Rabbinizim!)” dediğin sarayda Âsiye yan odada: “Subhâne Rabbiye’l-A’lâ (En yüce olan Rabbimi bütün noksanlıklardan tenzih ederim)” diyordu.

4) Kıssandan öğrendim ki, evler birer sırdır. Bir kadın ve kocasının bir çatı altında yaşayıp birbirlerine yabancı olmaları mümkündür. Eşler arasını toplayan kalbin kendisidir, çatı değildir!

5) Kıssandan öğrendim ki, bir ordu mü’min birini imanından geri çevirmekten aciz kalabilir. Ne ordun sihirbazları ürkütebildi, ne de kaynar yağın, kızının saçlarını tarayan kadını korkutabildi.

6) Kıssandan öğrendim ki, kan suya dönüşmez. Küçük bir kız kardeş: “Size… göstereyim mi?” dediği zaman kardeşini annesine geri döndürmüştü. Yine bir kardeş (Musa -aleyhisselam-), kardeşinin (Harun -aleyhisselam-) kendisinden daha iyi konuştuğunu itiraf etmeyi sıkıntı yapmayacak kadar asil/şerefli idi.

7) Kıssandan öğrendim ki, köleler cellatlarını kendi elleriyle yaparlar. Şayet kavmin çöküp seni bindirmeselerdi sırtlarına binmen mümkün olmazdı.

8) Kıssandan öğrendim ki, Allah bir kuluna yardım etmek istediğinde ona, önceden sadece üzerine dayanmaya ve koyunlarının yemesi için yaprak dökmeye yarayan bir asa ile de yardım edebilir. Ve Allah bir kulunu hezimete uğratmak istediğinde onu ordusunun içindeyken de hezimete uğratabilir.

9) Kıssandan öğrendim ki, yeryüzündeki her şey insanlar üzerinde işleyen, Allah üzerinde ise işlemeyen birer sebeptir. Normalde çocukları boğabilen o nehir bir postacı oldu ve içerisinde senin kendisini aradığın bir çocuğun olduğu sandığı sürerek sana taşıdı. Musa (aleyhisselam)’ın kavmi ancak gemilerle geçilebilecek denizi kuru bir yol olduktan sonra yürüyerek geçtiler.

10) Kıssandan öğrendim ki, yeryüzündeki her şey Allah’ın askerlerinden bir askerdir ve savaşın silahını seçen O’dur (subhânehû ve teâlâ).Sen ordunla geldiğin zaman Allah karşına o ordun gibi bir ordu getirmeye kadirdi, ama sen Allah’a bundan daha kolaysın. O seni, her canlıyı kendisinden yarattığı su ile öldürdü. Bir ve Kahhâr olan Allah’ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim.”

Ömer Faruk