1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Faydalı Kesitler

Konu, 'Güzel Sözler' kısmında Muvahhid Faruk tarafından paylaşıldı.

  1. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

      
    "Bazı kardeşlerin elbise, pantolon, sakal ve buna benzer konularda, insanlarla uzun süre uğraşmaları beni ne kadar da çok üzüyor... Oysa ki uğraştıkları bu insanlar tağuta iman eden, Allah’ı ise inkar eden kimselerdir...
    Bütün bunlar genellikle terbiye, bilgilendirme ve bu dini algılamadaki sorunlardan kaynaklanmaktadır."
    Bkz. Müslümanların Birliğini Sağlayacak Temel Esaslar sy 41, 42
  2. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Tağutu reddetmek, ondan ve onun ortaklarından uzaklaşmak imanın ve Tevhid’in sıhhatinin şartlarından olduğuna göre, bunu terk etmek ve onu dost edinmek kişiyi dinden çıkaran büyük küfürdür.
    Küfür de aynı şekildedir. Örnek olarak, yaratılanın şeriat koyma, helal ve haram belirleme hakkında kendisinde görmesi, Allahu Tealâ’nın şeriatı yerine, beşeri kanunlarla hükmetmesi açık bir küfür olduğuna göre, bunu terk etmek ve sadece Allahu Tealâ’nın şeriatını kabul etmek, Tevhid ve imanın sıhhatinin bir şartıdır."
    Bkz. İslam Dininden Çıkaran Ameller sy 33
  3. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Din ile alay edenlerin meclisinde oturmak, müstakil bir küfür sebebidir. Kişi, alay edenlerin sözlerini reddetmediği ya da onların meclislerin ayrılmadığı sürece, kendisi alay etmese dahi
    alay edenlerin hükmünü alır."
    Bkz. İslam Dininden Çıkaran Ameller sy 157
  4. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    Uyarı: Selefin Haccac’ın küfrü konusundaki ihtilafı, kişiyi
    İslam’dan çıkaran sebepler kabilinden değildir. İhtilaf,
    Haccac’ın şahsiyeti ve bu tür ihtilafa sebep olacak bir takım fiilleri üzerineydi. O, bir yönüyle İslam ve cihadı izhar ederken, diğer yönden küfür ve azgınlığı izhar ediyordu. Bir kısım ilim ehlinin tesbit edebildiği fiillerini, diğer bir kısım tesbit edemiyordu. Günümüzdeki yöneticilerin durumu ise Haccac’ın durumundan farklıdır. Zira onlarda görülen ve izhar ettikleri tek şey, açık küfürdür. Dolayısıyla sadece açık küfrü izhar eden bu yöne ticiler hakkındaki ihtilafın geçerliliğine dair, selefin Haccac’ın küfrü konusundaki ihtilafını delil olarak kullanmak caiz değildir. Dolayısıyla bu yöneticileri tekfir eden grubun, bu yöneticileri tekfir etmeyen grubu mazur görmesini gerektirecek herhangi bir yön bulunmamaktadır. Açık küfür konusunda ihtilaf geçerli değildir.
    Bkz. İslam Dininden Çıkaran Ameller sy 119-120
  5. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Müslümanlara karşı müşriklere destek olmak müstekil bir küfürdür. Kim bu duruma düşerse, apaçık bir küfre düşmüş olur ve kesinlikle dinden çıkar."
    Bkz. İslam Dininden Çıkaran Ameller sy 95
  6. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Tekfir hükmünün ağır neticeleri olduğu için fetva verilirken “Dikkatli olunmalıdır” demek başka bir şey, “Tekfirden sakınılmalıdır” demek bambaşka bir şeydir."
    Bkz. İfrat-Tefrit Arasında İMAN ve KÜFÜR sy 71
  7. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Herhangi bir gerekçeyle “Tekfirden uzak durmalıyız” iddiası, ictimâî zaviyeden imkânsızdır. Zira eğer küfür var ise tekfir de olmak zorundadır. Eğer “Tekfir yok.” diyorsanız “Küfür de yok” demiş olursunuz."
    Bkz. İfrat-Tefrit Arasında İMAN ve KÜFÜR sy 72
  8. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Tekfir kötü bir şey olmak bir yana bir zaruret, bizzat Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in kendisinin yaptığı ve asr-ı saadetten beri cârî olan bir tatbikattır."

    "Bunun içindir ki tekfirin, tezgahlarını bozacağından endişelenen kimseler açık açık “Tekfir fetvaları verilemez” demeye cüret edemezler. Ancak çeşitli çelişkili hüküm beyanlarıyla bunu manasız ve iş görmez hale sokmaya çalışırlar."
    Bkz. İfrat-Tefrit Arasında İMAN ve KÜFÜR sy 78
  9. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    İbn Kayyım el-Cevziyye (rh.a) şöyle diyor:

    "İlim, çok nakletme, araştırma ve söz üretme demek değildir. İlim, doğru sözlerin yanlış sözlerden; hak olanın batıl olandan ayırt edildiği bir nurdur."
    Bkz. İçtimau'l Cuyuşu'l İslamiyye, sy 58
  10. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    Allah, düşmanlarını kimi zaman bizzat Kendisi cezalandırır.
    Kimi zaman da Mü’min kullarının elleriyle cezalandırır.
    Bunun böyle oluşu Allah'ın Sünnetidir!
    İbni Teymiyye
    Rahimehullahu Teala

    [es-Sarimu'l Meslul Ala Şatimi'r Rasul, 2/233-234]
  11. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Ne kadar büyük olursa olsun, helâl olduğuna inanmadıkça hiçbir müslümanı, işlediği herhangi bir günah sebebiyle tekfir etmeyiz, îman ismini onlardan yok etmeyiz.

    Haricîler ise büyük günah işleyen bir müslümana kâfir diyorlar. Bize göre, bir müslüman, işlediği günahın helâl olduğunu kabul etmedikçe imandan çıkmaz. Haram olduğu kesin delillerle sabit olan bir işin helâl olduğuna inanan kimse ise kâfirdir."
    Bkz. (Molla Aliyyul Kari/Fıkhı Ekber Şerhi - s. 193)
  12. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Günümüzde beşeri kanunları ihdas eden tağutlar, tağutların en büyüğüdürler. Tevhid akidesine sahip bir Müslümanın bu tağutların Kur’an ve sünnetin naslarıyla kâfir oldukları hususunda şüpheye düşmesi kesinlikle caiz değildir. Bunların kâfir olduğu günümüzde sahih menhece sahip bir çok âlimin de beyanlarıyla sabittir. Ben günümüzde bu âlimlerin sözlerini “Maza Taksidune bi-l Menheci-t Tekfirî” isimli eserimde topladım."
    Cevap Veren: Ebu Süfyan el-Cezairi.
    Bkz. Zikir Ehline Sorun sy 35
  13. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    İmam Bağavî "Yoksa siz de onlar gibi olursunuz" ayetinin tefsirinde şöyle
    demiştir: “Yani onlar inkar eder ve alay ederken onlarla oturursanız ve bu durumdan razı olursanız siz de kâfirlerden olursunuz.”
    Bkz. Mealimu-t Tenzil 2/301.
  14. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Allah'ın indirdiği ile hükmetmemek, uluhiyetin reddi demektir. Teşrii hakimiyet, uluhiyetin değişmez özelliklerindendir. Allah'ın indirdiklerinden başkasıyla hükmedenler, Bir taraftan Allah'ın uluhiyetini ve uluhiyetin özelliklerini reddetmekte, diğer taraftan uluhiyet hakkını ve O'na ait özellikleri kendi şahsi için iddaa etmektedir. Bu küfür değilse, hangisi küfürdür?"
    Bkz. (Seyyid Kutub / Fîzilâl-îl Kur'an - 4/256, 267)
  15. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Akidesinden dolayı müslümana savaş açan ve onu dinini uygulamaktan alıkoyan her bir ülke Dar'ul Harp'tir. İsterse orada müslümanın ailesi, akrabaları, ulusu, malı ve ticareti bulunsun.
    Müslümanın akidesinin egemen olduğu ve dinimizin geçerlilikte bulunduğu her yer de Dar'ul İslam'dır. İsterse orada ailesi, aşireti, ulusu ve ticareti bulunmasın."
    Bkz. (Seyyid Kutub/İslam'ın Hareket Metodu - sf: 196)
  16. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, (düştüğünüzde) Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman etmişseniz, onu Allah’a (Kur’an’a) ve (hayatta iken) Rasulüne (vefatından sonra ise onun sünnetine) havale edin!" (Nisa: 59)

    İbn Kayym (rh.a) bu ayet hakkında şunları söylemiştir:
    "Bu kesin bir delildir. İnsanların hangi konuda anlaşmazlığa düşerse düşsün, onu ancak Allah'a ve Rasulüne götürmesi gerekir, başkasına götüremezler. Kim başkalarına götürürse şüphesiz cahiliyyenin (küfür) hükümlerine çağırmış olur. Bu halde o kul iman dairesine girmiş olmaz, ta ki anlaşmazlığını Allah'a ve Rasulüne götürmedikçe."
    Bkz. (Risale-i Tebukiyye, s. 35)
  17. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    Osmanlı devletinin son dönem âlimlerinden Mustafa Sabri Efendi, Osmanlı devletinin yıkılışının ardından kurulan laik devletin anayasasında bulunan “Devletin dini İslam’dır” maddesi hakkında şunları söylemektedir:

    "Bir yönetimin dini İslâm'dır demekle dini İslâm olmaz. Geçmiş ve hazır tüm işaretler, bu yönetimin İslâm'la hiçbir ilgisi olmadığını göstermekte. Bir hükümetin dininin İslâm olması demek, İslâm'ın o hükümet katında fonksiyon icra etmesi demektir."
    Bkz. (Mustafa Sabri/Hilafetin Ilgasının Arka Planı - s. 176)
  18. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Ancak insanların çoğu bilmezler" (Yusuf: 40)

    "Dini bilmeyenler cahil kimseler oldukları içindir ki bu dosdoğru dine tabi olamamaktadırlar. Bu cahillerin cehaletlerinden dolayı ne iman etmeleri ne de bu dine tabii olmaları kendilerinden beklenebilir. Dinin bu noktada aslını ve mahiyetini bilmeyen insanları dosdoğru din olan Allah'ın dinine nispet etmek ne akla sığar ne de gerçeğe uygun düşer. Bu kimseleri Allah'ın dinine nispet edip hatalarının faturasını da cehaletlerine bağlamak geçerli bir mazeret değildir. Dini bilmemeleri işin ta başında müslüman olmalarına en büyük engeldir. Sonuçta bir şeye inanmak o şeyi bilmenin bir parçası olup aklında mantığında kabul ettiği budur. Hatta bu mantığında ötesinde son derece açık ve ortadadır."
    Bkz. (Seyyid Kutub/Kur’an’ın Gölgesinden Mesajlar - s. 84, ayrıca bkz. Fizilâl’il Kur’an - 8/405)
  19. Muvahhid Faruk

    Muvahhid Faruk * لا أمثل إلا نفسي * Kullanıcı

    "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, Allah'ın uluhiyyetini kabul etmediklerini ve Allah'ın uluhiyyetini reddettiklerini ilan etmiş oluyorlar. Bunu ağızları ve dilleriyle söylemeseler de davranışları ve pratik hayatlarıyla söylüyorlar. Davranış ve pratik hayatın dili, kelamdan daha açıktır."
    Bkz. (Seyyid Kutub/Kur'an'ın Gölgesinden Mesajlar - s. 100)
  20. Faxrud-Din Azәri

    Faxrud-Din Azәri Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    "Bu ülkelerde Müslümanlara vacip olan şey şudur: Et satın alırken, kesen kimseler içerisinden, dininden emin olunan birisini arayıp bulmak. Bu yapılamazsa, et satın alınan kimseden kesenin durumunun ve dininin sorulması. Bu da mümkün olmazsa, haramın sayılı ve sayısız helalle karışması yani haram olma ihtimalinin yüksek veya düşük olması kuralı ile amel edilmesi. Araştırma yapılmaksızın sadece et yeme anında Allah’ın adının anılması yeterli değildir; "..Onun üzerine siz besmele çekiniz ve yeyiniz" hadisi, kesen kimsenin Müslüman olduğu bilinip de kesim anında Allah’ın adının anılıp anılmadığının şüpheli olması durumu için söylenmiştir. Yoksa hadisin, kesenin durumunun bilinmemesi ile bir ilgisi yoktur."
    Bkz. İman Ve Küfür: 144
    Mütercim: www.davetvecihad.com
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş