إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلاً

‘Doğrusu iman edip de salih amel işleyenlere gelince, elbette biz, güzel amel işleyenlerin mükafatını asla zayi etmeyiz.’ (Kehf/30)

‘Ameller niyetlere göredir. Kişiye de niyet ettiği şey vardır…’ (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Ey Müslümanlar! Niyetleri Allah rızası olan kimselerin yönelecekleri yol, Allah azze ve cellenin ‘Kuran ve Sünnette’ tarif ettiği yol olmalıdır. Bilinmelidir ki, Kuran ve Sünnete muhalif söz ve ameller niyetler ile güzelleşmez ve kabul edilmez.
Amellerin kabulü; İhlas (niyet), iman ve Kuran-Sünnete uygun olan salih amellerledir. Bu üçünden biri eksik olursa amel kabul edilmez.

İbn-i Kesir, Kadı İyaz ve başka alimler şöyle derler;

‘Amelde ihlas olsa eğer o amel sünnete uygun değilse makbul değildir. Aynı şekilde sünnete uygun olan amel de ihlaslı değilse, o amelde makbul olmaz…’

Günümüzde birçok demokrat kafalı ve bidatçı güruh ‘Ameller niyetlere göredir’ hadisi arkasına saklanarak birçok fasit ameller işlerler ve ‘niyetimiz güzeldir’ derler. Bilinmelidir ki, niyetlerin güzel olması gibi, amellerinde salih olması şarttır. Allah s.w.t ise fasit amelleri değil salih amelleri kabul eder;

وَمَا يَسْتَوِي الْأَعْمَى وَالْبَصِيرُ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَلَا الْمُسِيءُ قَلِيلاً مَّا تَتَذَكَّرُونَ

‘Körle gören, iman edip salih amel işleyenle, kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar da az düşünüyorsunuz!’ (Mümin/58)

إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ وَالْعَمَلُ الصَّالِحُ يَرْفَعُهُ

‘…O’na ancak güzel sözler yükselir. Onları da Allah’a salih amel ulaştırır…’ (Fatır/10)

İmam Gazali şöyle der;

‘Bil ki ameller üçe bölünür. İtaatler, günahlar ve helaller. Günah bölümü niyetle değişmez. Dolayısıyla cahil bir kişi ‘Ameller niyete göredir…’ hadisinden, ‘niyet haramı helalleştirir’ diye anlamasın… (İhya…)

Müfessir Fahreddin er-Razi, İmam Gazalinin söylediği gibi söyler ve şunları ekler;

‘Günahlar, niyet sebebiyle günah olmaktan çıkmaz. Başkalarının malını fakire vermek, haram maldan mescit yapmak her ne kadar niyeti Allah için olsa da caiz değildir.’ (Tefsiru’l-Kebir)

İnsanların sadece iyi niyete sahip olmaları yeterli olsaydı, Allah’ı razı etmek istemelerine rağmen sapıklığa düşen Ehli Kitaba ve ya, Kendi elleriyle ilahlaştırdıklarına saygı ve tazimde bulunurlarken:

وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى

‘Biz bunlara ibadet etmiyoruz. Biz bunlara, bizi daha çok Allah’a yaklaştırsınlar diye vasıta ediniyoruz…’ (Zümer/3) diyen müşriklere peygamber gönderilmezdi.
Müşriklerin niyetleri güzel olmasına rağmen, Allah onlardan böyle bir ameli kabul etmedi ve onları bu amel sebebiyle cezalandırdı.

İyi niyet olmasına rağmen, şeriata uygun olmayan amelleri Allah kabul etmez!
Örneğin; fakir-fukaraya veya Mücahitlere para yardımı yapmak için zina eden bir kadından bu ameli kabul edilir mi?
Yahut üretilmiş içkiler boşa gitmesin, israf olmasın diye içen bir kimsenin bu niyeti kabul edilir mi?
Elbette ki HAYIR! İman edip, fasit amel işleyen kimsenin niyeti ne kadar güzelde olsa Allah kabul etmez.

İmam Nevevi şöyle der; ‘Fasit ameller niyetlerle güzelleşmez.’

Ne yazık ki Müslümanlar bunları dikkate almadıklarından dolayı, ‘niyetimiz iyidir’ diyerek kendilerince iyi gördükleri bidatler ortaya çıkarmış ve çıkarmış oldukları her bir bidat sünnetten birini yok etmiştir.

مَا أَحْدَثَ قَوْمٌ بِدْعَةً إِلاَّ رُفِعَ مِثْلُهَا مِنَ السُّنَّةِ

‘Bir kavim bir bid’at ihdas ettiğinde, onun mukabili bir sünnet ortadan kalkar.’ (İmam Ahmed, Müsned)

Hadis uydurmacılığına bakıldığında sebeplerden birinin ‘iyi niyetten’ kaynaklandığı görülür.

Nuh b. Ebu Meryem adında biri hadis uydurduğunu itiraf eder, gerekçe olarak da; ‘Halkın Kuran’dan yüz çevirip, Ebu Hanife’nin fıkhıyla uğraşmış olmalarını’ gösterirdi.

Bir başkası ‘Halkın kalbini yumuşatmak için uydurduk’ diyor.
Bidatlerin çıkma sebebi de aynı şekilde ‘iyi niyetten’ kaynaklanmaktadır

Abdullah b. Ömer r.a şöyle der;

‘İnsanlar güzel görseler bile bütün bidatler delalettir. (İbn-i Batta, El-Lalekai)

Süfyan es-Sevri şöyle der;

‘Bidat iblise, günahtan daha sevimlidir, zira günahtan tevbe edilir, ama bidatten tevbe edilmez.’ (Ebu Nuaym, Beğavi)

Bunun sebebi şudur; Bidatçı, amelini güzel görür, bunu Allah’a yaklaştıran bir yol olarak addeder, dolayısıyla da bundan tevbe etmeye teşebbüste bulunmaz. Bilakis bu amelinde Allah’tan sebatkar olmayı ister. Allah s.w.t böylelerinin durumunu şöyle nitelendirir;

أَفَمَنْ زُيِّنَ لَهُ سُوءُ عَمَلِهِ فَرَآهُ حَسَناً

‘Kötü iş kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse...' (Fatır/8)
Allah’tan kötü işleri bize güzel göstermemesini diliyoruz.

Ey Allah’ım! Güzel gördüklerini güzel, kötü gördüklerini kötü görenlerden eyle bizi!

Ey Rabbimiz! Hakkı hak olarak bilenlerden, batılı da batıl olarak idrak edenlerden eyle bizi!

Ey Rabbimiz! Niyetlerimiz, amellerimiz ve tüm yaşantımızı güzel eyle! Allahumme amin.