1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Güzel Ölüm Alâmetleri

Konu, 'Ölüm Halleri' kısmında Mikdad tarafından paylaşıldı.

  1. Mikdad

    Mikdad Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Güzel Ölüm Alâmetleri


    Hüsn-i hatimeye delil olarak görülebilecek apaçık onsekiz tane alamet vardır;
    Allah (Azze ve Celle) lütuf ve ihsanıyla bunları bizim için takdir etmiştir. Herkim bu hallerden birisi ile ölürse bu onun için bir müjde olur. Hem de nasıl bir müjde.

    Birinci Alâmet:
    Kişinin ölüm esnasında şehadet getirmesidir.
    Bu hususta birtakım hadisler vardır:
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
    “Kimin son sözü la ilahe illallah olursa cennete girer.” Başka bir hadiste:
    “Ölürken Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve benim Allah’ın Rasulü olduğuma şehadet eden her bir kimse bunu yakîn ile inanan bir kalb ile söylemiş ise mutlaka Allah o kimseye (günahlarını) bağışlar.”
    Hâkim, İbni Mace, Ahmed, İbni Hibban, Albânî Silsiletu’l-Ahadiysi’s-Sahiha 2278
    Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Ömer (Radiyallahu Anh), Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh)’ın ağır hasta olduğunu gördü ve ona:
    −Ey filanın babası ne oldu sana? Galiba senin amcanın hanımı sana kötülük yaptı dedi. Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh):
    −Hayır, dedi ve Ebu Bekir (Radiyallahu Anh)’den övgü ile sözetti. Ancak ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den bir hadis dinledim, şöyle buyurdu:
    ‘Ölümü sırasında bir kul onu söyleyecek olursa, mutlaka onun sebebiyle rengi parıldar ve Allah onun sıkıntısını açar.’ Talha bin Ubeydullah (Radiyallahu Anh) dedi ki:
    Bunun üzerine Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    Ben onun hangi söz olduğunu biliyorum. Talha (Radiyallahu Anh) hangisidir diye sordu. Ömer (Radiyallahu Anh) dedi ki:
    −Sen ölüm esnasında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in amcasına söylemesini emrettiği la ilahe illallah kelimesinden daha büyük bir söz biliyor musun? Talha (Radiyallahu Anh):
    −Doğru söyledin odur. Allah’a yemin ederim odur dedi.”
    Ahmed 1384, İbni Hibban, Hâkim 1/350, 351

    İkinci Alâmet:
    Alnı terleyerek ölmektir.
    Bureyde bin Hasib (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:
    Horosan’da bulunduğum sırada hasta olan bir kardeşimin ziyaretine gittim. Ölmek üzere olduğunu gördüm. Alnının da terlemekte olduğunu gördüm. Bunun üzerine şöyle dedim:
    −Allah-u Ekber! Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken dinledim:
    “Mü’minin ölümü alın teri ile olur.”
    Ahmed 5/357, 360, Nesei 1/259, Tirmizi 2/128, İbni Mace 1/443, 444, İbni Hibban 730, Hâkim 1/361, Tayalisi 808, Ebu Nuaym 9/223

    Üçüncü Alâmet:
    Cuma günü ya da cuma gecesi vefat etmek.
    Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    “Cuma gündüz ya da Cuma gecesi ölen Müslümanı muhakkak Allah kabir fitnesinden korur.”
    Ahmed 6582, 6646, Tirmizi

    Dördüncü Alâmet:
    Savaş meydanında şehid düşmek.
    Yüce Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
    “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilakis onlar Rableri katında diridirler ve rızıklanırlar. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği ile hepsi de sevinç içindedirler ve arkalarından henüz kendilerine katılamayanlara: ‘Onlar için hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecektir’ diye müjdelemek isterler. Onlar Allah’tan bir nimet, bir lütuf ve Allah’ın mü’minlerin ecrini boşa çıkarmayacağı müjdesini de vermek isterler.”
    Âl-i İmran 169, 171
    Bu hususta birtakım hadisler de vardır:
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    “Şehidin Allah nezdinde altı tane özelliği vardır:
    1) Kanının ilk damlası ile birlikte ona mağfiret olunur,
    2) Cennetteki yerini görür,
    3) Kabir azabından korunur,
    4) En büyük korkudan yana emin olur,
    5) Ona iman süsü giydirilir, huri ile evlendirilir,
    6) Akrabalarından yetmiş kişi hakkında şefaatçi yapılır.”
    Tirmizi 3/17, İbni Mace 2/184, Ahmed 4/131
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından bir adamdan rivayete göre:
    “Bir adam ey Allah’ın Rasulü! Şehid neden kabirde fitneye maruz kalmaz dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    ‘Onun başı üzerinde kılıçların parıltısı ona fitne olarak yeter’ buyurdu.”
    Nesei 1/289, Kasım es-Serakusti Garibu’l-Hadis 2/165

    Bir Uyarı:
    Kalbinden ihlâs ile şehid olmayı isteyen bir kimsenin savaş alanında şehid düşmesi nasib olmasa dahi şehidliğe nail olacağı umulur. Buna delil Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu sözüdürdür:
    “Herkim samimi olarak Allah’tan şehadeti dileyecek olursa, yatağı üzerinde ölse dahi Allah onu şehidler mertebesine ulaştırır.”
    Müslim 6/49, Beyhaki 9/169, Hâkim Müstedrek 2/77

    Beşincisi Alâmet:
    Allah yolunda gaza ederken ölmek.
    Bu hususta iki hadis vardır:
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
    “Sizler kendi aranızda kimi şehid sayıyorsunuz? Sahabeler:
    −Ey Allah’ın Rasulü! Allah yolunda öldürülen kimse şehiddir dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
    “Şüphesiz o zaman ümmetimin şehidleri az olur” dedi. Sahabeler:
    −Peki, onlar kimlerdir? Ey Allah’ın Rasulü deyince, şu cevabı verdi:
    “Allah yolunda öldürülen kimse şehiddir. Allah yolunda iken ölen kimse de şehiddir. Taundan ölen kimse şehiddir. Karın hastalıklarından ölen şehiddir. Suda boğularak ölen şehiddir.”
    Müslim 6/51, Ahmed 2/522, Hâkim 2/159, Beyhaki
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
    “Herkim Allah yolunda (evinden) çıkar da ölür ya da öldürülürse o kimse şehiddir. Devesi ya da atı düşürür (boynu kırılır)sa yahut bir yer haşeratı onu sokarsa ya da yatağı üzerinde Allah’ın dilediği herhangi bir şekilde ölürse şüphesiz ki o kimse şehiddir ve muhakkak onun için cennet vardır.”
    Ebu Davud 1/391, Hâkim 2/78, Beyhaki 9/166

    Altıncı Alâmet:
    Taun sebebiyle ölmek.
    Bu hususta birkaç hadis vardır.
    Siyrin’in kızı Hafsa (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
    “Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) bana dedi ki:
    −Yahya bin Ebi Amra hangi sebebten öldü. Ben:
    −Taun ile dedim. Bunun üzerine şöyle dedi:
    −Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
    “Taun her Müslüman için bir şehadettir.”
    Buhari 10/156, 157, Tayalisi 2113, Ahmed 3/150, 220-223, 258, 265
    Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e tauna dair soru sorulmuş. Allah’ın Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şunu bildirmiş:
    ‘O eskiden Allah’ın dilediği kimselerin üzerine gönderdiği bir azab idi. Fakat yüce Allah onu mü’minler için bir rahmet kıldı. Bir kulun bulunduğu beldede taun baş gösterir de o da Allah’ın kendisi için yazdığından başka hiçbir şey asla kendisine isabet etmeyeceğini bilerek ve sabrederek bulunduğu yerde kalmaya devam ederse, mutlaka o kimse için şehidin ecri gibi ecir vardır’ dedi.”
    Buhari 10/157, 158, Beyhaki 3/376, Ahmed 6/64, 145, 252
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
    “Şehidler ile taun sebebiyle vefat etmiş olanlar getirilir. Taun’dan ölenler şöyle derler:
    −Biz şehid kimseleriz. Onlara şöyle denilir:
    −Bekleyiniz, eğer onların yaraları şehidlerin yaraları gibi kanı akıyor, kokusu da misk kokusu ise onlar şehidlerdir. Onların bu halde olduklarını görecekler.”
    Ahmed 4/185, Taberani 6/55/2,Nesei 2/63

    Yedincisi Alâmet:
    Karın hastalığıyla ölmektir.
    Bu hususta iki hadis vardır:
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
    “...Karın hastalığı sebebiyle ile ölen kimse de şehiddir.”
    Müslim
    Abdullah bin Yesar’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    “Ben, Süleyman bin Surad ve Halid bin Urfuta ile birlikte oturuyorduk. Karın hastalığından vefat eden bir adamdan sözettiler. Bir de baktım ki her ikisi de onun cenazesinde hazır bulunmak istiyorlar. Biri diğerine şöyle sordu:
    −Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    “Karın hastalığı sebebiyle ölen bir kimse asla kabrinde azab görmeyecektir.” diye buyurmadı mı? Diğeri:
    −Evet, buyurdu dedi. Bir rivayette de:
    −Doğru söylüyorsun diye cevap verdi.”
    Nesei 1/289, Tirmizi 2/160, İbni Hibban Mevarid 728, Tayalisi 1288, Ahmed 4/262

    Sekizinci ve Dokuzuncu Alâmet:
    Boğularak ya da yıkıntı altında kalarak ölmek.
    Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    “Şehidler beş (türlü)dür.
    1) Taun ile ölen,
    2) Karın hastalığı sebebiyle ölen,
    3) Suda boğularak ölen,
    4) Yıkıntı altında kalarak ölen ve
    5) Allah yolunda şehid düşen.”
    Buhari 6/33, 34, Müslim 6/51, Tirmizi 2/159, Ahmed 2/325, 533

    Onuncu Alâmet:
    Kadının lohusa iken ölmesi.
    Çünkü Ubade bin Samit (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Abdullah bin Revaha’yı ziyaret etti. Yatağında ona yer açınca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
    ‘Sen ümmetimin şehidlerinin kim olduğunu biliyor musun?’ Hazır bulunanlar:
    −Müslümanın öldürülmesi bir şehadettir dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    ‘Şüphesiz o takdirde ümmetimin şehidleri pek az olur. Müslümanın öldürülmesi bir şehadettir. Taun (sebebi ile ölmesi) bir şehadettir. Cenini karnında iken, cenini sebebiyle kadının ölmesi bir şehadettir. Çocuğu annesini göbek bağı ile cennete doğru çekecektir’ buyurdu.”
    Ahmed IV, 201, V, 323, Darimi II, 208, Tayalisi 582, Müsned IV, 315-317, 328, İbni Asakir, Tarih VIII, 436/2

    Onbirinci ve Onikinci Alâmet:
    Yangın ve zatu’l-cenb diye bilinen hastalık sebebiyle ölmek.
    Zatu’l-Cenb: Karaciğer zarı iltaplanması.
    Bu hususta birtakım hadisler vardır ki bunların en meşhuru Cabir bin Atik (Radiyallahu Anh)’den merfu olarak gelen şu rivayettir:
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
    “Şehidler Allah yolunda öldürülmenin dışında yedi kişidirler:
    1) Taun ile ölen şehiddir.
    2) Suda boğularak ölen şehiddir.
    3) Zatu’l-cenb hastalığı ile ölen şehiddir.
    4) Karın hastalığı sebebi ile ölen şehiddir.
    5) Yangında ölen şehiddir.
    6) Yıkıntı altında kalarak ölen şehiddir.
    7) Karnındaki cenin sebebi ile ölen kadın da şehiddir.”
    Malik 1/232-233, Ebu Davud 2/26, Nesei 1/261, İbni Mace 2/185, 186, İbni Hibban Mevarid 1616, Hâkim 1/352, Ahmed 5/446
    En-Nihaye’de şöyle bildirilmektedir:
    “Kadın karnında çocuğu bulunduğu halde ölürse demektir. Bakire olarak ölendir diye de söylenmiştir. Çünkü “el-cum” mecmu toplanan şey anlamındadır. Yani eğer kadın kendisinden ayrılmayan hamilelik ya da bekâret ile bulunan bir şey ile birlikte bu halde ölürse demektir.”
    Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
    “Burada maksat kesinlikle hamileliktir. Buna delil ise onuncu alamette geçen “hamile olduğu çocuğu onu öldürürse” lafzının zikredildiği hadisitir.

    Onüçüncü Alâmet:
    Verem’den ölmek.
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    “...Verem hastalığından ölmek bir şehadettir…”
    Mecmau’z-Zevaid 2/317, 5/301

    Ondördüncü Alâmet:
    Gasbedilmek istenen bir mala karşı savunma yaparken ölmek.
    Bu hususta birkaç hadis vardır:
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    “Malı uğrunda öldürülen şehiddir.” Bir rivayette Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    “Haksız yere malı alınmak istenip de çarpışan ve öldürülen kimse şehiddir.”
    Buhari 5/93, Müslim 1/87, Ebu Davud 2/285, Nesei 2/173, Tirmizi 2/315, İbni Mace 2/123, Ahmed 6816, 6823, 6829
    Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Bir adam Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelerek şöyle dedi:
    −Ey Allah’ın Rasulü! Ne dersin? Bir adam gelip malımı almak istese ne yapayım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Malını ona verme’ dedi. Adam:
    −Ya benimle döğüşecek olursa ne dersin. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Sen de onunla döğüş’ dedi. Adam:
    −Peki ya beni öldürürse görüşün nedir? Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Sen bir şehidsin’ dedi. Adam:
    −Peki ya ben onu öldürürsem ne dersin deyince, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘O cehennemdedir’ buyurdu.”
    Müslim 1/87, Nesei 2/173, Ahmed 1/339, 360
    Muharik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek şöyle dedi:
    −Bir adam gelip benim malımı almak isterse ne yapayım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘O kimseye Allah’ı hatırlat’ dedi. Adam:
    −Şâyet Allah’ı hatırlamaz vazgeçmezse ne yapayım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Çevrende bulunan Müslümanlardan ona karşı sana yardım etmelerini iste’ dedi. Adam:
    −Şâyet etrafımda Müslümanlardan hiçbir kimse yoksa ne yapayım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Bu sefer ona karşı yönetim sorumlularının yardımını iste’ dedi. Adam:
    −Eğer devlet sorumluları benden uzakta bulunursa ve benim üzerime gelmekte elini çabuk tutarsa ne yapayım diye sordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Sen ahiret şehidlerinden olana kadar malın uğrunda çarpış ya da malını koru’ buyurdu.”
    Nesei, Ahmed 5/294-295

    Onbeşinci ve Onaltıncı Alâmet:
    Dini ve canı korumak uğrunda ölmek.
    Bu hususta iki hadis vardır.
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    “Herkim malı uğrunda öldürülürse o kimse şehiddir. Herkim âile halkı uğrunda öldürülürse, o kimse şehiddir. Herkim dini uğrunda öldürülürse o kimse şehiddir. Herkim kanı uğrunda öldürülürse o kimse şehiddir.”
    Ebu Davud 2/275, Nesei, Tirmizi 2/316, Ahmed 1652, 1653
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    “Kendisine yapılan haksızlığı önlemek uğrunda öldürülen kişi de şehiddir.”
    Nesei 2/173, 174, Ahmed 2780

    Onyedinci Alâmet:
    Allah yolunda sınır koruyuculuğu yaparken ölmek.
    Bu hususta iki hadis zikredeceğiz:
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    “Bir gün ve bir gece ribat yapmak (İslam devletinin sınır koruyuculuğunu yapmak) bir ay oruç tutup, namaz kılan kimsenin amelinden hayırlıdır. Eğer bu kişi ölürse yaptığı ameli ona yazılmaya devam edilir, rızkı verilir ve o çok fitneci (şeytanın fitnesinden) emin olur.” Bir rivayette Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    “Ve kıyamet gününde şehid olarak diriltilir.”
    Müslim 6/51, Nesei 2/63, Tirmizi 3/18, Hâkim 2/80, Ahmed 5/440, 441, Taberani 6179, Münziri Terğib 2/150
    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    “Her ölenin ameli mühürlenir. Ancak Allah yolunda ribat yaparken ölen kimse müstesna. Buna ameli kıyamet gününe kadar arttırılır durulur ve kabir fitnesinden yana emin olur.”
    Ebu Davud 1/391, Tirmizi 3/2, Hâkim 2/144, Ahmed 6/20
    Onsekizinci Alâmet:
    Salih bir ameli işlerken ölmek.
    Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:
    “Herkim Allah’ın rızasını umarak la ilahe illallah derken ameli onunla mühürlenirse cennete girer. Herkim Allah’ın rızası için bir gün oruç tutar da onunla ameli mühürlenirse cennete girer, herkim Allah’ın rızasını umarak bir sadaka verir de onunla ameli mühürlenirse cennete girer.”
    Ahmed, Münzir

    Bir uyarı:
    İmam Buhari şöyle bir başlık açmıştır: “Filan Şehiddir Denilmez Babı” Bu husus insanların çoğunlukla işi önemsemediği konulardan birisidir. Bu sebeple şehid filan... şehid filan der dururlar.”
    Buhari 6/89
  2. Ebu SILA

    Ebu SILA Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    tekrar okuyalım güzel bir konu.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş