Ehli Kitabın Derin Kininin Tarihi Delilleri

Batı dünyasının İslâm'a ve Müslümanlara karşı girişmiş olduğu Haçlı Seferlerinde Müslümanlara neler neler yapıldı. Mescid-i Aksa ve etrafında cesetler yığın yığındı. Kanlar seller oluşturmuştu. Sel gibi akan müslüman kanları haçlı süvarilerinin diz kapaklarına ulaşmaktaydı. Batı dünyası haçlı seferleriyle övünmektedir. Tüm bunlar ehli kitabın İslâm'a ve Müslümanlara karşı olan derin kinlerini ve nefretlerini göstermektedir. Haçlı seferlerinde Müslümanlara yapılan zulümleri anlatan müslüman ve hristiyan yazarların kitaplarından sizlere bazı ibareler okumak istiyorum: İbnü'l-Esir kitabının c. X, 285. sahifede şöyle demektedir:

"Haçlılar Kudüs'e girdiler. Müslümanlara saldırıya geçtiler. Mescid-i Aksa'nın hareminde yüz bin kişiyi öldürdüler. Bir o kadar da esir aldılar. Yaşlıları, kadınları öldürdüler. Bu frenkler Müslümanları öldürmek için buralarda ikamet ettiler." İbn Esir kitabının bir bölümünde de şöyle diyor: "Frenkler Mescid-i Aksa'da yetmiş binden fazla müslüman öldürdüler. Bunların çoğu Müslümanların önderleri, alimleri, abidleri ve zahidleri idi." Bu hususta hristiyan yazarlar şunları söylemişlerdir:

— William Store diyor ki: "Öldürülenlerin kanlan diz boyuna yükselmişti."

— Rum kayserinin oğlu Anse Konamen diyor ki: "Haçlı süvarilerinin en çok sevdikleri oyun şekli buldukları müslüman çocukları öldürüp parçalamak ve onları ateşte kavurmaktı."

— Rahip Robert de diyor ki: "Öldürülenlerin cesetleri ile cadde ve sokakları dolu olan şehirden nehirler gibi kan akıyordu."

— Korn Le Monde Bacil diyor ki: "Doğrusu milletimiz Süleyman'ın heykeli çevresinde aşın derecede kan akıttılar. Ölenlerin cesetleri sağı solu kuşatmıştı. Koparılan eller ve kollar sanki koparıldıkları yere gidip tekrar yapışmak için hareket ediyorlardı. Bu hadiseyi gerçekleştiren ordular öldürülen vücutlardan çıkan buharlara tahammül edemiyorlardı.",

Evet... Bizzat hristiyan yazarlardan Kudüs alındığında Müslümanların nasıl katledildiğine dair bu gibi yazıları görüyoruz.

Peki yahudilerin Filistin'de yaptıkları nedir? Bunların ne yaptığını söylersen abartmış olmazsın. Yahudiler Filistin'e hristiyanlarla anlaşma yaparak girdiler Hz. İsa'nın doğduğu şehir olan Nasıra kentinde hristiyanlarla anlaşarak Müslümanları öldürdüler. Yahudiler Filistin 'e girdiklerinde hiçbir hristiyana dokunmadılar, sadece Müslümanları öldürdüler.

1967 senesinde yahudiler Filistin'in batı yakasındaki hristiyan kenti olan Birzeyt'te ve Beytilahim'de hristiyanlar ellerindeki övücü pankartlarla yahudileri karşıladılar ve onlara "hoş geldiniz" dediler. Yahudileri "kâfir Müslümanların elinden Hz. İsa'nın kabrini kurtaranlar" diye isimlendirdiler.

Gençler! Yahudilerin memkeletimizde ektikleri fesad yuvalarını unutmayın sakın. Masonluk yuvalan, masonluk teşkilatı, Rofpryen ve Lions kulüpleri... Onlar bu fesat yuvalarına İslâm âleminin ileri gelenlerini ve idarecilerini alırlar. O bakımdan memleketin işlerini yürüten insanlar, bürokratlar, ordu komutanlarının çoğu masonluğa mensupturlar, onların localarına bağlıdırlar. Masonluk ise yahudiliğin bir maskesidir. Yahudiler bu maskeyi kullanarak yaldızlı sloganlarla insanları kandırırlar. Kardeşlik... Eşitlik... Özgürlük.... Bunlardan dem vururlar. Zaten masonluğun üçlü sloganı budur. Ne yazık ki birçok Arap devleti bu üçlü sloganı kopye etmişler, bazen bir kelimesini değiştirerek sosyalizm, eşitlik ve hürriyet demişler, bazen Allah, eşitlik ve hürriyet demişler, bazen kral, eşitlik ve hürriyet demişler, bazen de vatan, eşitlik ve hürriyet şeklinde sloganlar atmışlardır. Evet bu kutsal gördükleri üçlüyü nedense bırakamamışlardır. Bugün ülkemizde Kudüs locası bulunmaktadır. Bakarsınız ki filan prensin locası, filan kralın locası, falan mahallenin locası şeklinde isimler takarlar. Onlardan herhangi biri aksırdığında dahi hemen ona; "geçmiş olsun" derler. Ürdün masonlar locası kaybettikleri falan büyük üyeleri için taziyelerini belirtiyor, derler. İnanır mısınız Ürdün istihbaratının İslâmî faaliyetlerden sorumlu olan masasında bir kişi beni çağırdı ve bana;

- "Sen masonluktan ne istiyorsun?" dedi. Ben de ona dedim ki;

- "Çünkü onlar yahudi". O da;

- "Kardeşim, sesini kes, üniversitede öğretimine devam et ve sus" dedi. Ben de dedim ki:

- "Ben ne yahudiler hakkında ne de onların uşakları hakkında konuşmaktan susmayacağım." O da dedi ki:

- "Seni üniversiteden atarız." Ben de dedim ki:

- "Atın!"

Görüyor musunuz, bana masonluğa karşı konuşmamamı, susmamı söylemeye cesaret ediyor. Evet, milletin ileri gelenlerine masonluk hakkında gizli şekillerde konferanslar veriliyor. İleri gelenlerin masonluğa çekilmeleri planlanıyor.

Rotary klüpleri... Dünyadaki Rotary kulüplerinin genel başkanı zannediyorum İngiliz asıllı birisi... Petrol devletlerinden biri olan Kuveyt'te bu adam televizyondan bir konuşma yapıyor ve şöyle diyordu: "Falan, filan Arap emirleri ve idarecileri hepsi de benim öğrencilerimdir." Bu açıklamaları televizyonda yapıyordu. Körfez ülkelerindeki emirlerin kendisinin birer talebeleri olduğunu açıktan söylüyordu! Mısır'da yahudi Rotary kulüblerinin başkanı da aynı şeyleri söylüyordu. Mason demek "hür ustalar" demektir. Bunların rozetleri pergel ve gönyedir. Bu nedenle bazı masonların yüzüklerinin kaşında pergel ve gönye işaretleri vardır. Gönye ve pergeli rozet edinen bu masonlar Mescid-i Aksa'yı yıktıktan sonra üzerine Hz. Süleyman'ın heykelini yapmayı hedeflemektedirler. Bu nedenle kendilerine "hür ustalar" ismini vermişlerdir. Yani Mescid-i Aksa'yı yıkıp üzerine Hz. Süleyman'ın heykelini yapacak hür ustalar ve onların zihniyetini taşıyan insanlar demektir. Masonlar belli bir dereceden sonra Hz. Süleyman'ın heykelini tekrar iade edeceklerine dair yemin ederek derece alırlar.

Yahudiler de Hz. Davud'un neslinden birinin gelip bu heykel üzerine oturacağını ve dünyaya hükmedeceğini hayal ederler. İşte bu nedenledir ki bugün çeşitli sebeblerle Mescid-i Aksa'nın altını kazıyorlar. Bundan maksat kazı işlerini yürütmek değil. Asıl maksat Mescid-i Aksa'yı yıkıp böylece Hz. Süleyman'ın heykelini tekrar yapmaya bir yol bulmaktır. Çünkü yahudilere göre Mescid-i Aksa'nın Hz. Süleyman'ın heykeli olduğu kanaatindedirler. Gerçekten Mescid-i Aksa'yı yapan Hz. Süleyman'dır.

Yeryüzünde Allah'a ibadet için yapılan ilk ev Kâ'be'nin bulunduğu Mescid-i Haram'dır, daha sonra ise Mescid-i Aksa yapılmıştır. Sahih bir hadiste belirtildiğine göre bu ikisinin yapılışı arasında kırk yıl vardır.

Şehid Şeyh Abdullah Azzam (r.h)