SORU :
Ebû Hanîfe ile onun öğrencileri Ebu Yusuf, İmam Muhammed gibi muctehidler arasında görüş ayrılığı doğması halinde, bu görüşlerden hangisinin alınacağı hususu:

Ebû Yûsuf ile Muhammed (imameyn) bir konuda birleşerek Ebû Hanîfe’ye muhalefet ederlerse; konuya bakılır. Eğer, imamlar arasında ihtilâf edilen konu, zaman ve mekânın değişmesinden kaynaklanan bir mesele ise (muâmelât ve ziraat gibi), Kâdıhân gibi bazı Hanefî fakîhleri, bu takdirde, insanların hal ve durumlarının değişmesi göz önünde tutularak, imameynin görüşünün alınacağını söylemiştir. (İbn Âbidîn, Şerhu’l-manzûmeti’l-musemmât bi Ukûdi Resmi’l-muftî , I, 27)
Ne var ki, burada imâmeynin görüşünün, zaman ve mekânın şartlarına “mutlaka uygun olacağı” şeklinde genel bir kabul isabetli olmayabilir. Daha erken bir dönemde yaşamış olmasına rağmen, Ebû Hanîfe bir meselede zaman ve mekânın şart ve ihtiyaçlarına daha uygun bir içtihada ulaşmış olabilir. Dolayısıyla, böyle bir durumda, belirli bir imamdan ziyade, “zaman ve mekânın şart ve ihtiyaçlarına en uygun olan görüş hangisi ise, o alınır” demek daha isabetli olmalıdır.
Ebû Hanîfe ile imâmeyn arasındaki ihtilâf, zaman ve mekânın değişmesiyle değişebilecek konulardan değil ise, bu durumda, mezhebe bağlı olan muctehid muhayyerdir; onların görüşlerden hangisini uygun bulursa, onu alır. (İbn Âbidîn, Şerhu’l-manzûmeti’l-musemmât bi Ukûdi Resmi’l-muftî, I, 26-27)

Yukarıda belirtilen iki ihtimal de imamlar arası tercihte bulunacak kişinin muctehid olması halinde geçerlidir. Eğer, söz konusu kişi, en azından ehl-i tercih derecesinde muctehid değil ise, ne imameynin ne de başka bir kişinin reyini, Ebû Hanîfe’nin görüşüne tercih edebilir. (Muhammed Ebû Zehra, Ebû Hanîfe, sf: 405)
Eğer bir mesele hakkında Ebû Hanîfe’den bir görüş mevcut ise, mutlak olarak ve öncelikle onun içtihadı alınır. Şayet Ebû Hanîfe’den gelen bir içtihat yok ise, Ebû Yûsuf’un, ondan da bir görüş yok ise Muhammed’in, sonra Zufer’in ve daha sonra da Hasan b. Ziyâd’ın görüşü tercih edilir. (Şah Veliyyullah ed-Dihlevî, ‘Ikdu’l-cîd, sf: 173; İbn Âbidîn, Reddu’l-muhtâr, I, 48; İbn Abidin, Şerhu’l manzûmeti’l- musemmât bi Ukûdi Resmi’l-muftî, I, 26-27)


Eğer üç imam da aynı konuda birbirinden farklı görüş belirtirse, yine yukarıda ifade edilen zaruret veya örf hâli mustesna, Ebû Hanîfe’nin reyi diğerlerine tercih edilir. Çünkü o, mezhebin baş imamıdır. (Şah Veliyyullah ed-Dihlevî, ‘Ikdu’l-cîd -İslâm Hukukunda Mezhebler içerisinde-, İstanbul 1971, İrfan Yay., sf. 173-174; İbn Âbidîn, Reddu’l-muhtâr, I, 49; İbn Abidin, Şerhu’l manzûmeti’l- musemmât bi Ukûdi Resmi’l-muftî, I, 26; Muhammed Ebû Zehra, Ebû Hanîfe, sf: 404-405)

Hanefî mezhebi tarihinde, herhangi bir görüşün sahibinden hareketle bazı tercih ölçüleri olmakla beraber, imamlar arasında ibadetler konusundaki ihtilâflarda, ihtiyat gereği Ebû Hanîfe’nin görüşleri tercih edilir.
Yargı (kaza) konularındaki ihtilâflarda, kadı'lık tecrübesinden dolayı, Ebû Yûsuf’un görüşleri alınır.
Miras ve özellikle zevi’l-erhâmla ilgili konularda ise Muhammed b. el-Hasan’ın derin bilgi ve nufuzu sebebiyle, onun içtihatları tercih edilir. (Şah Veliyyullah ed-Dihlevî, ‘Ikdu’l-cîd, sf: 175; İbn Âbidîn, Raddu’l-muhtâr, I, 49; İbn Abidin, Şerhu’l manzûmeti’l- musemmât bi Ukûdi Resmi’l-muftî, I, 35)