1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Çözüldü Hayvanların Kısırlaştırılmasının Hükmü Nedir?

Konu, 'Hayvan / Bitki' kısmında ENSAR tarafından paylaşıldı.

  1. ENSAR

    ENSAR Administrator Forum Yöneticisi Kullanıcı

      
    es selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh,genel olarak hayvanları kısırlaştırmanın hükmü nedir,özel olarakda tosunun kısırlaştırılarak öküz haline getirilmesi daha çok çalışması sağlanılarak(köy yerlerinde ) verim,ekonomik kar elde etmek için hükmü nedir?tosun kısırlaştırılarak dişi lerle cinselliği bitirliyor vede sadece işe yoğunlaştırılıyor bunun hükmü nedir?
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Âleykum selam we rahmetullâhi we berâkatuhu kardeşim;

    Allah (c.c.) hayvanları yaratmasının sebeblerinden biri de insanlara hizmettir.
    Allah (c.c.), hayvanların insanlara nimeti olduğu hatırlatılarak, şükretmeleri istenmiştir:
    "Bütün çiftleri yaratan ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vareden o'dur. Onların sırtına binesiniz sonra onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin nimetini anasınız ve (şöyle) diyesiniz: 'Bunu bizim hizmetimize veren (Allah)ın şânı yücedir, yoksa biz bunu (hizmetimize) yanaştıramazdık'' (Zuhruf, 12-13)
    "Görmediler mi ellerimizin yaptıklarından kendilerine nice hayvanlar yarattık ta kendileri onlara mâlik olmaktadırlar. Onları kendilerine boyun eğdirdik. İşte binekleri onlardandır ve onlardan yiyorlar. Kendileri için onlarda daha birçok faydalar ve içecekler var. Hâlâ şükretmiyorlar mı?'' (Yâsîn 71 - 73)

    Çeşitli
    (yavrulara bakamama, etinin kokmaması, semizlenmesi vb.) sebeblerle hayvanın erkekliğini gidermek (kısırlaştırma, hadımlaştırma, eneme, burma, iğne vurma, kastrasyon, vazektomi), Allah'ın yarattığını (insan - hayvan) tahrif (fıtrat-ı tağyir) etmek olacağından câiz değildir.

    "O şeytan ki, Allah ona lanet etti. O da şöyle dedi: "Yemin olsun ki kullarından belirli bir kısmını alacağım. Onları mutlaka saptıracağım. Onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim. Hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim, Allah'ın yaratışını (fıtratını) değiştirecekler." Kim, Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şubhesiz ki o, apaçık bir husrana uğramış olur." (Nisa 118 - 119)

    Ayette de gördüğümüz gibi, hayvanın duymasını, üremesini vs. engellemeyen kulağını kesme işlemi bile şeytanın insanları fitneye düşürerek verdiği vesvese ile olduğu ve "insanlara Allahın yaratışını değiştirteceğim" saptırmalarından biri oluyorsa, hayvanın cinselliğini sonlandıran, yavrulamasını veya üremesini engelleyen tahrif hareketleri nasıl meşru olabilir ki?
    Şeytanın uçuruma yuvarladığı Cahiliyye muşrikleri, kız çocuklarını diri diri gömdürüp kendi elleriyle evlat katili yaptırdığını biliyoruz. Eğer cahiliyye muşrikleri, günümüzdeki muşriklerin sahib olduğu teknolojiden uzak olmaları sebebiyle anne karnındaki ceninin cinsiyetini teşhis edemediklerinden ötürü kürtaj yapamamaktaydılar(!) Sonuçta bu tür amellerin tamamı şeytanın kendilerine yaptıkları amelleri süslü göstermesinden başka bir şey değildir.
    "Hayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı) kimi yük taşır, kiminin tüyünden döşek yapılır. Allah'ın size verdiği rızıktan yeyin. Şeytanın adımlarını izlemeyin (onun peşinden gitmeyin). Zira o, sizin için apaçık bir düşmandır" (El'âm 142).


    Âllah (c.c.)'nun mahlukâtına (insan, hayvan) yüklediği yeme, içme, cinsel ihtiyacı gibi fıtrat olarak zarûri ihtiyaçlarını gayr-ı meşru yollardan gidermeye çalışmak aslen haram olan isyan hareketlerindendir. Fakat hayvanın tabiatını, fıtratını bozmadan cinselliğini de imha etmeden üremesini engelleyebilecek başka yolların (ilaç vb) bulunması durumunda bu amele ruhsat verilebilir.

    Ehlî hayvanların yiyeceklerini, içeceklerini zamanında vermek, tımarlarını yapmak gerekir. Hayvanın sahibi onları fazla yoramaz gereksiz yere dövemez. Her cinsi, hangi hizmet için yaratılmışsa, o hizmette kullanmalıdır. Meselâ sığır hayvanları arabalara koşulmak, tarlalarda çalıştırılmak için yaratılmıştır, bunlara binilemez, sırtlarına yük yükletilemez."

    Mehdî b. Meymûn anlatıyor; Muhammed b. Abdillah b. Ebî Yâ’kûb, Hasen b. Ali’nin kölesi Hasen b. Sad aracılığıyla Abdullah b. Ca’fer’in şöyle dediğini anlattı:
    -Bir gün Rasûlullah (s.a.v) beni terikesine bindirdi ve kimseye anlatmamam şartıyla bana gizlice bir şey söyledi. Onun (yolculukta tuvalet için) en hoşuna giden şey kendini gizleyebilecek bir hedef ya da dalları yerlere sarkmış yabanî hurma fundalığı olurdu. Bir kere Ensar’dan birinin bahçesine girmişti. Orada bir deve vardı. Deve Rasûlullah’ı görünce inleyerek gözlerinden yaşlar boşalmaya başladı. Nebî (s.a.v) yanına gidip kulak dibini eliyle sıvazladı deve de sakinleşti.
    Efendimiz:
    Bu devenin sahibi kim?” diye sordu.
    Ensar’dan genç biri gelip, “
    benim” dedi.
    Efendimiz de:
    “Allah’ın sana bahşettiği bu hayvan hususunda Allah’tan korman gerekmez mi idi! Çünkü, o senin kendisini aç bırakıp yorduğunu bana şikayet etti.” buyurdu.

    (Muslim hadisi “yabani hurma” kelimesine kadar nakletti. Diğer kısmı da Muslim’in şartına uygundur.)
    (Muslim 342 ve 2429; Ebû Dâvûd 2549; Musned 1/205; Beyhakî, Delâil 6/26; İbni Mâce 340; Kadı Ebû Yâvla, Musned 12/6787,6788; Beyhakî, Sunen-i Kubra 8/13, 1/94; Hakim 2/100; Ebû Avane Musned 1/176, 117; İbni Ebî Şeybe, Musannef 11/493 no 11805; Halebî, İnsanu’l-Uyûn, c. 2, s. 289)

    Ebû Hurayra (radıyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
    – “Vaktiyle bir adam yolda giderken çok susadı. Bir kuyu buldu ve içine indi; su alıb dışarı çıktı. Bir de ne görsün, bir köpek, dili bir karış dışarıda soluyor ve susuzluktan nemli toprağı yalayıp duruyordu.
    Adam kendi kendine “bu köpek de tıpkı benim gibi pek susamış” deyip hemen kuyuya indi, mestini su ile doldurdu ve mesti ağzına alarak yukarıya çıktı ve köpeği suladı. Onun bu hareketinden Allah Teâlâ hoşnut oldu ve adamı bağışladı.
    Sahâbîler: – Ey Allah’ın Rasûlu! Bizim için hayvanlardan dolayı da sevab var mı? dediler.
    Rasûl–u Ekram: – “Her canlı sebebiyle sevab vardır buyurdu.

    (Buhârî, Şirb 9 , Vudû (Tahârat) 33, Musâkât 9, Mezâlim, Bab 23, Hadis no: 27, Edeb 27; Muslim, Selâm 153; Ebû Dâvûd, Cihâd, Bab 44, Hadis no: 2250; İbn Mâce, Edeb, 8)



    Hanefilere göre hayvanların erkekliklerinin burulmasında ve eşeklerin atlara katır doğurmaları için çekilmelerinde bir mahzur yoktur. Çünkü erkeliklerinin burulması bir fayda içindir. Zira bununla hayvan kilo alır ve etinin lezzeti artar.
    Malikîler, at hariç koyun türünün ve diğer hayvanların erkekliklerinin burulmasının caiz olduğunu söylemişlerdir. Çünkü koyun türünün erkekliklerinin burulması daha çok et bağlamalarını sağlar. Atların erkekliklerinin burulması ise güçlerini azaltır, nesillerini keser. Hayvanların yüzlerine damga vurulması mekruhtur. Başka yerlerine damga vurulmasında ise mahzur yoktur. (el-Lubâb, IV, 161; el-Kavârûnu'l-Fıkhıyye, 445; Şerhu'r-Risale, II, 414)




    İnsanın kısırlaştırılması / hadımlaştırılması da câiz değildir.

    Taberi'nin rivayetinde Osman b. Maz'un (r.anh), Rasulullah (s.a.v.)'e gelerek:
    "Ey Allah'ın Rasulü! Ben bekar hayatı yaşamanın kendisine zor geldiği bir adamım. Hadım olmak için bana izin ver", dedi.
    Bunun üzerine Allah Rasulu (s.a.v.): "Hayır, böyle yapma, fakat senin oruç tutman gerekir."
    Başka bir rivayette: "Şubhesiz Allah bizim için ruhbanlığı musamahakâr hak din ile değiştirdi, buyurdu."
    (Buhari, 11/19; Muslim, 4/129)

    Hafız İbn Hacer diyor ki: "Burada 'tebettul'den maksat, evliliği terketmek ve ondaki zevke ibadeti tercih etmektir... Tebettul'ün hoş karşılanmaması, aşırılığa ve Allah'ın helal kıldığını haram kılmaya götürmesinden dolayıdır..."
    Taberi diyor ki: "Osman bin Maz'un'un istediği tebettul, kadını güzeli ve lezzet alınan her şeyi haram kılmadır. Bunun için hakkında şu âyet nazil olmuştur: 'Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı güzellikleri haram kılmayınız'... Hadımlık tabiri tebettul tabirinden daha beliğdir. Çünkü aletin varlığı şehvetin varlığının devamını gerektirir. Şehvetin varlığı tebettul'den kast edilen demektir. Böylece hadımlık istenileni elde etme yolunu belirler..." (Fethul-Bâri: C.11, Sf: 18-19)

    Ebu Hurayra (r.anh)'dan rivayetle: "Dedim ki: "Ey Allah'ın Rasulü, ben genç bir adamım; nefsimin günaha düşmesinden korkuyorum ve kadınlarla evlenecek imkânım yok'.
    Bunun üzerine Rasulullah sustu.
    Sonra aynısını söyledim. Yine sustu. Sonra yine aynısını söyledim, sustu. Sonra yine aynı şeyleri söyledim; bunun üzerine Rasulullah:
    '
    Ey Ebu Hurayra, senin karşılaşacağını yazan kalem kurumuştur. Şu hal üzerine sen ister hadımlaş, ister bırak', buyurdu." (Buhari, 11/20)
    Hafız İbn Hacer diyor ki: "Hadiste geçen 'el-anete' kelimesi, zina demektir. Günah, fûcur, zor ve kötü olan şeylerede bu ad verilir. İbnu'l-Enbari, anet'in şiddet olduğunu söylemiştir.
    'Kadınlarla evlenecek birşey bulamıyorum. Bunun üzerine bana karşı sustu' sözü Harmele'nin rivayetinde: 'Kadınlarla evlenmek için birşey bulamıyorum izin verde hadım olayım' denmiştir. 'İster hadımlaş, ister bırak' sözü yani 'belirttiğimi yap ya da terk ederek sana emrettiğime uy' demektir...(Fethul-Bâri: C.11, Sf: 20 -21)
    Buradaki emir fiilin yapılması için değil aksine tehdit içindir. Buna göre adeta 'Eğer her şeyin Allah'ın hükmünde olduğunu bilirsen hadım olmakta hiç bir fayda yoktur' demiştir.


    İlgili Konu:

    Hayvanlar Hem Akıl Hem Ruh Sahibidirler!

    https://www.islam-tr.net/konu/hayvanlar-hem-akil-hem-ruh-sahibidirler.22851/
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş