1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Huşu Mertebesi Ibni Kayyim

Konu, 'Namaz' kısmında abdulwahid-musab tarafından paylaşıldı.

  1. abdulwahid-musab

    abdulwahid-musab Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    HUŞU MERTEBESİ

    "İyyake na'budu ve iyyake nestain" mertebelerinden biri de huşu' mertebesidir.
    Cenab-ı Allah, Kur'an-ı Kerim'de

    "İman edenlerin Allah'ı anma ve O'ndan inen gerçek karşısında kalplerinin saygıyla yumuşama (huşu) zamanı daha gelmedi mi?" (Hadid, 16) buyurmuştur.

    İbn Mesud (r.a) bu konuda şöyle demiştir
    "Müslüman olmamızla, Allah'ın bizi bu ayetle azarlaması arasında sadece dört yıl geçmiştir."

    İbn Abbas ise şöyle der:
    "Allah müminlerin kalplerini ağır ve hareketsiz bulmuş ve onları Kur'an-ı Kerim'in nüzulünden onüç sene sonra azarlamıştır."

    Keza Kur'an-ı Kerim'de felah bulan müminlerden bahsedilirken şöyle buyurulmuştur:

    "O müminler felaha ermişlerdir, ki onlar namazlarında huşu'ludurlar." (Mü'minun, 1-2)
    Huşu' lügatte tevazu, tezellül ve durgunluk (sükun ve güven) manalarına gelmektedir.

    Nitekim Cenab-ı Allah:
    "Rahmana (saygı için) sesler kısılmıştır." (Taha, 108)

    Yani durgunlaşmış, alçaltılmış ve boyun eğmiştir, demektir. Keza
    "Senin toprağı huşu içinde görmen de O'nun ayetlerinden biridir. O'nun üzerine yağdırdığımız zaman titreşir ve kabarır" (Fussilet, 38) mealindeki ayet-i kerimede de toprak husulü olmakla nitelenmiş, bununla kuruyup çatlaması, suya kanıp bitki bitirmesi kasdedilmiştir.

    Huşu': kalbin boyun eğerek ve zilletle Allah'ın huzurunda durması O'nun üzerinde yoğunlaşmasıdır.

    Sufilerden biri şöyle demiştir:
    "Huşu' Cenab-ı Hakk'a boyun eğmektir. " Ancak boyun eğme ve itaat huşuun kendisi değil, onun gereği olan bir şeydir.

    Huşuun alameti şudur ki, kul kendisine muhalefet edildiğinde ve haklı olarak reddedildiğinde bunu kabul eder ve boyun eğer.
    Bazıları da şöyle demiştir: Şehvet ateşinin sönmesi, göğüsteki haz dumanının sükûnet bulması ve kalpte tazim nurunun parlamasıdır.

    Cüneyd de şöyle demiştir:
    "Huşu' kalbin gaybları bilene (Allah'a) karşı zillet içinde bulunmasıdır".

    Arifler huşuun mahallinin kalp olduğunu alamet ve tezahürlerinin de organlarda bulunduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Rivayete göre Resulullah (sav) namaz esnasında sakalı ile oynayan birini görmüş ve:

    "Bu zatın kalbi huşu' içinde olsaydı organları da huşu içinde bulunurdu" buyurmuştur. (Fethu'l- Kadir,V, 319) Göğsüne işaret ederek üç defa:
    "Takva işte buradadır" (Müslim, Birr, 32; Tirmizi, Birr, 18; Müsned II, 277) buyurmuştur.

    Ariflerden biri de şöyle demiştir: Zahirin güzel ahlaklı olması batının da edebinin alametidir.
    Sufilerden biri omuzları aşağıya düşmüş birini görmüş ve adama göğsünü göstererek "Ey falan, huşu' buradadır. Yoksa burada (omuzlarda) değildir" demiştir.

    Rivayete göre ashaptan Huzeyfe (r.a) şöyle dedi:
    "Nifak huşuundan sakınınız."
    Kendisine "nifak huşuu nedir? " diye sorulduğunda da şu cevabı verirdi:
    " Kalb huşu halinde bulunmadığı halde bedenin huşu içinde görünmesidir."

    Hz. Ömer de namazda başını öne eğmiş birini gördüğünde şöyle demiştir:
    "Ey başı eğik adam, başını kaldır, Huşu' başta değil, ancak kalptedir."

    Sokakta ağır ağır ve halsizce yürümekte olan bazı gençler gören Hz. Aişe (r.a) onların kim olduğunu sorup bazı zahid kimseler oldukları cevabını alınca şöyle demiş:

    "Ömer b. Hattab yürürken hızlı yürür, konuştuğunda işittirir, vurduğunda acıtır ve yedirdiğinde de doyururdu. O gerçekten zahid idi."

    Fudayl b. İyad:
    İnsanın kalbinde bulunan huşudan fazlasını üzerinde bulundurmasından hoşlanmazdı.

    Huzeyfe (r.a) şöyle demiştir:
    "Dininizden ilk kaybedeceğiniz şey huşu' dur. En son kaybedeceğiniz de namazdır. Nice namaz kılan kimse vardır ki onda hiçbir hayır olmaz. Yakın bir zamanda camiye girersiniz de orada huşu' içinde bir kimse göremezsin"

    Sehl de şöyle demiştir:
    "Kalbi huşu içinde olana şeytan yaklaşamaz."
  2. ibnikayyim

    ibnikayyim Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Huzeyfe (r.a) şöyle demiştir:
    "Dininizden ilk kaybedeceğiniz şey huşu' dur. En son kaybedeceğiniz de namazdır. Nice namaz kılan kimse vardır ki onda hiçbir hayır olmaz. Yakın bir zamanda camiye girersiniz de orada huşu' içinde bir kimse göremezsin"
  3. Ebu SILA

    Ebu SILA Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    güncel.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş