1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Çözüldü Hz. Ömer'in Sariye Olayı Evliya Hadiselerine Delil Midir?

Konu, 'Tasavvuf ve Tarikatler - Tasavvuf Konuları' kısmında Esad tarafından paylaşıldı.

  1. Esad

    Esad Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Hocam es-selamu aleykum

    Meşhur ve sahih olan Hz. Ömer'in Sariye olayını delil gösterip "peygamberden başkası da gaybı eğer Allah dilerse bilebilir" diyorlar.

    Hz. Ömer ne islam ne de düşman ordusunu görmeden "dağa çekilin" demesi üzerine savaşı kazanmasını : " demekki dağa çekilmeselerdi Hz. Ömer onların kaybedecek yada büyük zarar görecekler olduğunu bildiği için dağa çıkın diye sesleniyor. Bu da gelecekten bilgi sahibi olmaktır yani gaybı bilmektir diyor.

    eğer bu tezi doğruysa Cin suresi 27. ayetteki "resulin" kelimesini sadece peygamber değil de Allah'ın hoşnut olduğu bir elçi (evliya, alim, sahabe vb.) olarak kabul etmek gerekir mi? (Eğer kabul edilirse bu durum tüm tasavvuf evliyalarının -sözde- keramet ve gayb bilgilerine delil olma kapısı açar mı?)

    Selametle,
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh;

    Hz. Ömerin Kerametini Nasıl Anlamamız Gerekiyor?
    https://www.islam-tr.net/konu/hz-omerin-kerametini-nasil-anlamamiz-gerekiyor.53548/

    Kerâmet Hak mıdır?
    https://www.islam-tr.net/konu/islamda-keramet.22561/



  3. Esad

    Esad Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Allah razı olsun hocam,


    Aişe (r.anha), Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur:
    "Beni İsrail'den sizden önce gelib geçenler içinde öyle kimseler vardır ki, onlar peygamber olmadıkları halde kendilerine haber ilham olunurdu. Eğer ummetimin içinde de bunlardan bir kimse bulunursa (ki şubhesiz bulunacaktır) o da muhakkak Ömer'dir."
    (Ahmed bin Hanbel, Musned, VI, 55; Buharî, Fezailu’s-sahâbe, 6, Enbiya, 54; Muslim, Fezailu’s-sahabe, bab 22, Hadis no: 2398)

    Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur:
    لَقَدْ كَانَ فِيما قَبْلَكُمْ مِنَ اُمَمِ مُحَدَّثُونَ فإنْ يَكُ في اُمَّتِى اَحَدٌ فَاِنَّهُ عُمَر ُ
    "Sizden önceki ummetlerde muhaddesler (yani ilhama mazhar olanlar, feraset sahibleri) vardı. (Bunlar peygamber olmadıkları halde hakkı dile getirirlerdi.) Eğer ummetimde bunlardan biri varsa o da Ömer'dir."
    (Buhârî, "Fezâilu ashâbı'n-nebî", 6,"Enbiyâ 3", 54; Muslim, "Fezâ'ilus-sahâbe", 23)



    Yani tavrımız şu şekilde mi olmalıdır?:

    yukarıdaki hadislerden delil getirerek birisi "evliyalara da ilham adı altında gaybdan bazı bilgiler gelebilir" derse bizim bunu kabul etmeliyiz.

    Fakat hiç bir evliya bu kerameti -bilmediğinden ya da gösterişe girmesinden korktuğu için- dillendirmemesi gerektiği için, X şeyhi "bana ilham geldi/geliyor/gelir" derse bunu kabul etmemeliyiz.

    İkinci bir sorum ise , ilk mesajda belirttiğim şey;
    Eğer hadislerden delil getirerek birisi "evliyalara da ilham adı altında gaybdan bazı bilgiler gelebilir" derse bunu kabul etmemiz durumunda Cin suresi 27. ayetteki "resulin" kelimesini sadece peygamber değil de Allah'ın hoşnut olduğu bir elçi (evliya, alim, sahabe vb.) olarak kabul etmek gerekir mi?
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 15 Aralık 2018
  4. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Ecmâin kardeşim;

    Allah (c.c.), salih zatları kerâmetlerle destekleyebilir, onlara bazı meselelere vâkıf kılabilir. Misal Ömer (r.anh)'ın sariye rivâyeti buna delildir.
    Keramete mustehak olmuş bir veli de, normal şartlarda kendisi bu halin en son farkına varır. Çünkü kerameti kendinden menkul değil, Allah (c.c.)'nun bir ikramı ve lutfudur. Keramete şahid olanlar hadiseyi fark edince kendisine söylediklerinde çoğu zaman bundan haberi yoktur. Nitekim Ömer (r.anh)'da hutbe için çıktığında alâkasız bir konudan bahsederken Allah (c.c.) gözünün önüne km.lerce ötedeki seriyyenin cihadda tehlikeye düşmesi durumu getirilmiş ve hutbe esnasında gayr-i ihtiyarı "ya sâriye, cebele, cebele" diyerek ikaz etmiş, mesciddekiler de bu durumu duymuş fakat bir anlam verememişlerdi. Tâ ki bir ay sonra mucahidler geri döndüklerinden konuşma esnasında Ömer (r.anh)'ın uyarı ikazını duymalarından bahsedince , muslumanlar Ömer (r.anh)'ın kerâmetinden vâkıf olmuşlardı.

    Kerâmete vâkıf olan bir musluman, normalde de bu tür lutufları dillendirmez, riya ehli olmak istemez, amellerinin boşa çıkma tehlikesine düşmekten korkar. Bu sebeble bana ilham geldi, geliyor diyenler itibara alınmazlar, alınmamalıdırlar.


    Âyette de dediği gibi gaybı sadece Allah bilir! Gaybından biraz miktarını rasullerinden bazılarına da bildirebilir. Her rasule de değil. Hal böyle iken, rasul olmadığı halde; "biz (veliler) de rasullerin vârisiyiz" diyerek 'ilham / kerâmet adı altında gaybi biliriz' diyemez, diyenlere itibar edilmez. Ehl-i sunnet âlimlerden hiç bir kimse, Rasul olmadığı halde gaybın bilinebileceğini zikretmemiştir.
  5. Esad

    Esad Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Cezakallahu hayran hocam, hakkınızı helal edin.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş