Islamda Namazı Terk Küfürdür

Konu, 'Namaz' kısmında islami bilgiler tarafından paylaşıldı.

  1. islami bilgiler

    islami bilgiler Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    1- Namazın Terki Küfürdür.
    Allah Teala müşrikler hakkında şöyle buyuruyor; "Eğer tevbe eder, namazı kılar, zekatı verirlers e onlar sizin din kardeşlerinizdir."(Tevbe 11) Yani, şirklerinden ve küfürlerinden tevbe ederler, namazların farz olduğuna inanarak kılarlar, şartlarını yerine getirirle rse ve farz olan zekatı verirlers e onlar İslam dininde kardeşlerinizdir. Ayetin mefhumu; şirkinde, namazı terk etmede veya zekatı terkte ısrar eden sizin İslam'da din kardeşleriniz değildir demektir.

    Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem buyuruyor ki; "İnsanlarla "La ilahe illallah deyinceye, namazı kılıncaya ve zekatı verinceye kadar savaşmakla emrolundu m. Bunları yaptıkları takdirde kanlarını ve mallarını benden ancak İslam hakkıyla korumuş olurlar. Hesapları ise Allah'a aittir."(Buhari ve Müslim)

    Cabir Bin Abdullah r.a.'den; Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu ki; "Kişi ile küfür arasında namazın terki vardır."(Müslim)

    Yine buyurdu ki; "Kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır."(Müslim)

    Diğer metninde şöyle geçer; "Kul ile küfür arasında ancak namazın terki vardır." Diğer bir hadiste de şöyle buyurmuştur; "Bizimle onlar arsındaki ahit namazdır. Kim onu terk ederse kafir olur."(sahihtir.)

    Mihcen Bin el-Edra el-Eslemî, Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem'in bulunduğu mecliste namaz için ezan okudu. Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem namaza kalktı, Mihcen ise yerine döndü. Ona; "Sen müslüman değil misin? Neden bizimle namaz kılmıyorsun?" buyurdu. Dedi ki; "Ben evde kılmıştım" bunun üzerine Rasululla h şöyle buyurdu; "önceden kılmış olsan da buraya geldiğinde insanlarl a beraber namaz kıl."(Sahih) bunun anlamı; "Eğer müslüman isen kılarsın" demektir.

    Müminlerin emiri Ömer Bin el-Hattab r.a. dedi ki; "Namazı terk edenin islamdan bir nasibi yoktur." Diğer bir rivayette şöyle demiştir; "Namazı terk edenin İslam'da bir hakkı yoktur."

    İbn Mesud r.a. dedi ki; "Namazı terk edenin dini yoktur."(Hasendir.)

    Abdullah Bin Şakik Ebu Hureyre r.a.'den rivayet ediyor; "Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem'in sahabeler i namazın terki dışında bir amelin terkini küfür olarak görmezlerdi[42]."(Sahihtir)

    Ebud Derda r.a.'den; "Namazı olmayanın imanı, abdesti olmayanın da namazı yoktur."(sahihtir.)

    İbrahim en-Nehaî dedi ki; "Namazı terk eden kafir olmuştur." Eyyub dedi ki; "Namazı terk edenin kafir olduğu konusunda ihtilaf edilmemiştir."

    İmam Ahmed rahimehul lah dedi ki; "Kişinin namaz kılmayan, cünüplükten gusletmey en ve Kuran öğrenmeyen eşiyle kalmasının helal olmamasından korkarım."[43]

    İbnul Cevzi rahimehul lah diyor ki; "Bedeni sıhhatli olmasına rağmen namaz kılmayanın şahitliği geçersizdir. Müslümanın onu yedirmesi, kızını onunla evlendirm esi, onunla aynı çatı altına girmesi helal olmaz."[44]

    Farz olduğuna inandığı halde tembelliğinden dolayı namazı terk edenin küfrünün dinden çıkaran küfür olmasında alimler ihtilaf ettiler. O halde biz namazı terk edenin kulağına şunu fısıldayalım;

    Tevhid dini olan İslam dinine mensup olman ve Muhammed sallallah u aleyhi ve sellem'in ümmetinden olmanın alimler arasında ihtilaf sebebi olması seni razı eder mi? Bir grup alim; "Sen kanı, malı helal olan kafirsin, müşriksin, sen yaşamayı hak etmiyorsu n! Müslümanların veliyul-emri seni mürted olduğun için öldürmelidir. Senin müslüman bir kadınla evlenmen caiz değildir. Şer'an çocuklarının velisi de olamazsın. Sen ne varis olabilir, ne de miras bırakabilirsin. Sen ölünce yıkanmaz, cenaze namazın kılınmaz ve Müslümanların kabristanına gömülemezsin! Sen firavun, haman, Ubey Bin Halef ve diğer din düşmanlarıyla beraber sonsuza kadar cehennemd e kalacaksın" derlerken, diğer bir grup alim; "Bilakis sen (kafir olmasan da) fasık, isyankar, günahkar birisin. Namazı terk etmede ısrar edersen ceza olarak öldürülmen gerekir!.." diyor.

    Ey namazını terk eden!

    Namazın senden şikayetçi

    Vakitleri nde diyor ki;

    Allah beni terk edene lanet eder

    2- Namazın Terki En Büyük Günahtır

    Muhammed Bin Nasr el-Mervezî'den; İshak (Bin Rahuye) şöyle dedi; "Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem'den namazı terk edenin kafir olduğuna dair rivayetle r sahih olarak sabit olmuştur[45]. Aynı şekilde Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem'in ashabından ilim ehli, özürsüz olarak kasten bir namaz vaktini kılmadan geçirenin kafir olduğu görüşündedirler."

    İmam İbn Hazm rahimehul lah der ki; "Şirkten sonra vakti çıkıncaya kadar namazın kılmamaktan ve haksız yere bir mümini öldürmekten büyük bir günah yoktur."[46]

    Muhakkik İmam İbn Kayyım el-Cevziyye rahimehul lah diyor ki; "Müslümanlar farz namazın kasten terk edilmesin in en büyük günah olduğunda ihtilaf etmemişlerdir. O Allah katında, bir kimseyi öldürmenin günahından, hırsızlıktan, zinadan ve içki içmekten daha büyük bir günahtır. Namazı terk eden, Allah'ın gazabına, dünyada ve ahirette aşağılanmaya maruzdur."[47]

    İmam Zehebi rahimehul lah diyor ki; "Namazı vaktinden erteleyen büyük günah sahibidir . Bir vakit namazı hiç kılmayan zina etmiş veya hırsızlık yapmış gibidir. Zira namazı terk etmek veya onu kaçırmak büyük günahtır. Bunu yinelerse o büyük günah ehlinden olur. Ancak tevbe ederse o başka. Şüphesiz namazı terk etmeye devam etmek, onu hüsrana uğrayan bahtsız mücrimlerden yapar."[48]

    3- Namazın Terki Nifaktır

    Allah Teala buyuruyor ki; "Şüphesiz münafıklar Allah'a oyun etmeye kalkışıyorlar; halbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah'ı da pek az hatıra getirirle r."(Nisa 142) Yani; onlar gösteriş için namaz kılarlar ve bu onlara ağır gelir. Ondan sevap ummazlar ve terkinden dolayı uğrayacakları cezaya inanmazla r.

    İbn Abbas r.a.'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir; "Kişinin namaza üşenerek kalkması[49] çirkin görülmüştür. Lakin güler yüzle, azimle, istekle ve sevinerek kalkması gerekir. Çünkü Allah ile münacat yapacaktır. Allah şüphesiz kendisine yöneleni affeder ve dua ederse duasını kabul eder."

    Allah Azze ve Celle münafıklar hakkında şöyle buyurur; "Onların harcamala rının kabul edilmesin i engelleye n, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üşenerek gelmeleri ve istemeyer ek harcamala rından başka bir şey değildir."(Tevbe 54)

    İbn Abbas r.a. diyor ki; "Onlar eğer cemaat arasında olurlarsa namazı kılarlar. Yalnız iken ise kılmazlar." Onlar namazın sevabını ummazlar ve terk etmenin cezasından korkmazla r. Nifak ibadette üşengeçlik meydana getirir. Onların namaza rağbeti sadece insanların hoşnutluğunu kazanmak, iman ettikleri görüntüsü vermek, kınanmaktan kaçmak ve ganimet kazanmak içindir. Onlar namaza kalktıklarında üşenerek kalkar ve onu da huşu ve kalp huzuru ile kılmazlar. Onlar Yaratıcıdan yaratılmışlara kaçanlardır! Tıpkı Allah Teala'nın onlar hakkında buyurduğu gibi; "Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, Onlar namazlarını ciddiye almazlar. [50] Onlar gösteriş yapanlardır, Ve hayra da mâni olurlar."(Maun 4-7)

    Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem namazı geciktire nleri şöyle kötülüyor; "Bu münafığın namazıdır! –bunu üç defa tekrarladı – biriniz oturur, güneşi gözetler, şeytanın boynuzları arasına gelince – veya; şeytanın boynuzları üzerine gelince dedi – kalkar ve gagalar gibi dört rekat kılar ve onda da Allah'ı çok az zikreder"(Müslim)

    En kötü münafık bile namazı üşenerek kılar, vaktini geciktire rek de olsa kılarken, ya hiç namaz kılmayanın, alnını Allah için secdeyle tanıştırmayanın hali ne olur !!?

    Abdullah Bin Mesud r.a. cemaat ile namaz hakkında şöyle diyor; "Ancak münafıklığı bilinenle rin cemaatten geri kaldığını görürdük. Hasta olan adam bile iki kişi arasında gelir safa dururdu."(Müslim)

    İbn Ömer r.a. dedi ki; "Biz bir kimseyi sabah ve yatsı namazlarında göremezsek onun hakkında kötü zanda bulunurdu k."(Sahihtir)

    Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem münafıkların yatsı namazı ile ilgili durumu hakkında şöyle buyurmuştur; "Şayet onlardan biri yağlı bir kemik bulacağını bilse mutlaka gelirdi."(Müslim) Yani; şayet alabilece kleri bir dünyalık görseler ve buna emin olsalar mutlaka gelirler. Yine onların işlerinden ve adetlerin dendir ki; "Haydi şehvetlere gelin" desen, koşa koşa gelirler. Ama haydi namaza deyince üşenerek kalkarlar . Onlar günah konusunda sebatlıdır fakat taat konusunda hareketsi zlikte sebatlıdırlar.

    Ebu Hureyre r.a.'den; Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu ki; "Münafıklara en ağır gelen namaz yatsı ve sabah namazlarıdır.[51] Şayet bu namazlard a olanı bilselerd i, sürünerek de olsa gelirlerd i. Ezan okutup namaza başlamayı, sonra halkın namazını kıldırması için yerime birini bırakmayı, sonra da beraberle rinde odun desteleri olan bir grup erkekle namaza gelmeyenl ere gitmeyi ve evlerini üzerlerine yıkmayı düşündüm."(Buhari ve Müslim)

    Kurtubi rahimehul lah diyor ki; "Yatsı namazına gelmeleri nin ağır gelmesi, gündüz çalıştıklarından yoruldukl arı içindir. Sabah namazında ise uyku daha tatlı geldiğinden ağır gelir. Şayet kılıç korkusu olmasa yine gelmezler di."

    Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem'in onlar hakkında şöyle demesi ne kadar doğrudur; "Şüphesiz Allah her kibirli kaba saba kimseden, oburdan, sokaklard a nara atandan, geceleri ceset gibi yatan gündüzleri merkep gibi çalışandan ve dünya işlerinin alimi olup ahiret işlerinin cahili olan kimseden nefret eder."(Sahihtir)

    Münafıklar geceleri odun, gündüzleri gürültücü olur. Gece karanlığı onları örtünce odun gibi uyurlar. Ne Allah'ı zikrederl er ne de namaz kılarlar. Sabah olunca dünya hırsı ve tamahı ile gürültüye başlarlar. Bu yüzden onlar hakkında; "Gece ceset gibi yatan, gündüzleri merkep gibi olan" buyrulmuştur. Böyle denmesini n sebebi, gün boyunca dünya işi için çalışıp gece boyunca da ölü gibi hareketsi z yattıkları içindir. Katade r.a. diyor ki; "Münafık gece kalkamaz"

    Münafıklar, kıyamet gününde müminlerin rablerine yaptıkları secdelere katılmak isteyecek ler, buna güç yetiremey eceklerdi r. Onlardan her hangi biri secde etmeye çalıştıkça sırt üstü kapaklana caktır. Zillet ve aşağılık içinde kalacakla rdır. Allah Teala buyuruyor ki; "O gün baldırdan açılır ve secdeye davet edilirler; fakat güç getiremez ler. Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendileri ni zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorl ardı (fakat yine secde etmiyorla rdı)."(Kalem 42-43)

    4- Namazın Terki, Karalık, Karanlık ve Dünya İle Ahirette Helak Sebebidir

    Namazı terk etmek, kalbi karanlıklaştırır ve yüzü karartır. Zira taat nurdur, günah karanlıktır. Karanlık kuvvetlen dikçe şaşkınlık artar. Öyle ki namazı terk eden yalnız başına karanlığa çıkan kör bir kimse gibi farkında olmadan sapıklıklara düşer. Bu karanlık kuvvetlen dikçe gözde belirir, sonra yüzü kaplar. Basiret ehlinin fark edeceği şekilde kararır. İşte o zaman kendisiyl e hayırlı insanlar arasında bir soğukluk meydana gelir. Bu soğukluk arttıkça onlardan uzaklaşır, onlardan faydalanm a bereketin den mahrum kalır. Rahman'ın taraftarl arından uzaklaştığı oranda şeytanın taraftarl arına yakınlaşır.[52] Bu hal, Cebbar ve Melik olan Allah'a arz olunacağı günde kötü arkadaşlarla beraber olmaya ve şerlilerden olmaya kadar sürer; "İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar."(Mücadele 19)

    Abdullah Bin Amr r.a. peygamber sallallah u aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor; "Kim namazı muhafaza ederse onun için kıyamet gününde bir nur ve bir burhan olur. Namazı muhafaza etmeyen için ise kıyamet gününde nur, burhan ve kurtuluş olmaz. O kıyamet gününde Karun, Firavun, Haman ve Ubey Bin Halef ile beraber olur."(sahihtir.)

    Bazı ilim ehli şöyle der; “Namazı terk eden bu dört kimseyle haşrolunur. Çünkü namazı terk edeni, ya malı, ya reisliği, ya memuriyet i, ya da ticareti engeller. Namaz kılmaktan malı engelleye nler Karun’la beraber, saltanatı engelleye nler Firavunla beraber, memuriyet ve vezirliği engelleye nler, Haman ile beraber ve ticareti engelleye nler Mekke kafirleri nin tüccarı olan Ubey Bin Halef ile beraber haşrolurlar.”[53]

    Allah'ın peygamber lerle, sıddıklarla, şehitlerle ve Salihlerl e arkadaşlık ile nimetlend irmesini, yukarıda sayılanlara arkadaşlık karşılığında satanlar ne kadar akılsız kimselerd ir! Allah'ın gazabı ve laneti onlar üzerinedir. Onlar için kötü bir varış yeri olan cehennem hazırlanmıştır!

    5- Namazı Terk Etmek Kötü Sona Sebeptir

    İmam Ebu Muhammed Abdulhak rahimehul lah der ki; "Bil ki, dış aleminde istikamet üzere olup, iç alemini ıslah eden kimsenin kötü sona düçar olduğu duyulmamıştır ve elhamduli llah böyle bir şey bilmiyoru z. Ondan Allah'a sığınırız. Kötü son ancak, aklında bozukluk olan veya büyük günahlarda ısrar edip de tevbe etmeden kendisine ölüm yetişen, ölüm anında şeytanın - Allah korusun - o dehşetli anda musallat olup koparması veya istikamet üzerinde olup da sonradan halinin değişmesi ve yolundan çıkması gibi durumlard a böyle kimselere bu sebeplerl e vaki olmuştur."[54]

    Nitekim Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem; "Ameller ancak sonuçları iledir" buyurmuştur.(Buhari)

    Yine buyurmuştur ki; "Her kul hangi halde öldüyse onunla diriltili r"(Müslim)

    Namazı kötü kılmak kötü sonu hazırlayan sebeplerd en olunca, onu hiç kılmamak nasıl olur?!! Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem rükusunu tam yapmayan, secdesini de gagalar gibi yaparak namaz kılan birini görünce şöyle buyurur; "Şayet bu durumda ölseydin, Muhammed'in (sallallah u aleyhi ve sellem) dini dışında bir din üzere ölmüş olurdun."(Hasendir)

    Namazı terk edenlerin ölüm hallerine şahid olan nice kimseler bundan ibret almışlar, durumun ciddiyeti onlara gizli kalmamıştır. Kalbi Allah'ın zikrinden gafil olan, hevasına uyan ve işi ihmalkarlık olan kimse nasıl güzel sona muvaffak olabilir? Namazı zayi eden ve onu terk etmekte ısrar eden kimse nasıl kötü sona uğramaz?!!

    6- Namazı Terk Etmek Kabir Azabına Sebeptir

    Allah Teala buyuruyor ki; "Kim de benim ‘zikr’imden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır” (Tâhâ, 124) Bu ayette geçen sıkıntılı geçim ifadesi kabir azabı olarak tefsir edilmiştir. Şüphesiz kabir azabı sıkıntılı hayattandır ve Allah onu dünyada, berzahta ve kıyamet gününde zikrinden yüz çevirenlere musallat edecektir . İbnul Kayyım rahimehul lah diyor ki; "Allah Teala'nın; "İyiler muhakkak cennetted irler, Kötüler de cehennemd edirler."(İnfitar 13-14) ayetini yalnızca kıyamet gününe has zannetme. Aksine onlar hayatlarının üç devresind e de nimetler içinde, diğerleri ise hayatlarının üç devreleri nde de azaptadırlar."[55]

    Namazı terk eden, cehennem ehli günahkarların amelini işlemektedir. Şayet Allah'a Nasuh tevbesi ile tevbe edemeden ulaşırsa Allah korusun kötü son ile ölür. Sonra kötü ameli ona kabrinde arkadaşlık etmek için gelir. Nitekim Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem günahkar kimsenin gömüldükten sonraki durumu hakkında şöyle buyurmuştur;

    "Ona çirkin suratlı, çirkin elbiseli, kötü kokulu bir adam gelir ve der ki; "Kötülüklerinle müjdelerim seni. Bu senin vaad olunduğun gündür." O da; "Allah da seni şer ile müjdelesin. Sen kimsin? Yüzün ancak şer getiren kimsenin yüzü gibidir" der. "Ben senin pis amelinim" diye karşılık verir."(Sahihtir.)

    Kıyamet gününe kadar elim azap içinde kalır. Semura Bin Cundeb r.a.'den; Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu ki; "Gece iki kişi gelip elimden tutup götürdüler…" bu şekilde başlayan hadiste şu ifadeler de geçer; "Derken uzanıp yatmakta olan bir adamın yanına vardık. Bir adam onun başucunda durmuş bir kayayı başına atıyor ve onun başını taş yarıyordu. Taş yuvarlanıp gidiyor, tekrar gelip onu yakalıyordu. Bakıyor ki başı tekrar eski haline sapasağlam olarak gelmiş. Yine vuruyor, yine yarılıyor. Taş geliyor ve onu eski halinde sapasağlam buluyor…" hadis böyle devam ediyor. iki melek Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem'e gördüğünü şöyle açıklıyorlar; "Hani o gördüğün o başı taşla yarılan adam var ya, o adam Kuran'ı alıp okumadan bir kenara bırakıyordu. Farz namazdan yana uykudaydı, kılmıyordu."

    7- Namazı Terk Etmek "Sekar" Ashabının Şiarıdır

    "Sen biliyor musun sekar nedir? Hem (bütün bedeni helâk eder, hiçbir şey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o. İnsanın derisini kavurur. Üzerinde on dokuz (muhafız melek) vardır.`(Müddessir 27-30)

    "Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir; Ancak sağdakiler başka. Onlar cennetler içinde günahkârların durumunu sorarlar. Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? Diye Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik, Yoksulu doyurmuyo rduk, (Bâtıla) dalanlarl a birlikte dalıyorduk`(Müddessir 38-45)

    Namazı terk edenler sekar'dadır. Allah Azze ve Celle'ye rüku etmekten kibirlene nler ve namaz vakitleri ni geçirenlere veyl vardır. Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; "Onlara "Ruku edin" denildigi nde rukua varmazlar . O gün, (hakikatle ri) yalan sayanlara veyl vadır!"(Mürselat 48-49)

    "Fakat veyl o namaz kılanlara ki, Onlar namazlarını ciddiye almazlar."(Maun 4-5)

    Namazı zayi ve ihmal edenlere "el-gayy" vardır. Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; "Sonra bunların arkasından bozuk bir güruh geldi, namazı ziyan ettiler ve şehvetlerinin ardına düştüler; bunlar da Gayya kuyusunu boylayaca klardır."(Meryem 59)

    Ey namazı terk eden! Bir günde beş vakit namaz kılmanın sayılamayacak kadar çok olan faziletle ri, irin içmekten, demirlerl e doğranmaktan ve şiddetli azaba düçar olmaktan daha iyi değil mi?

    8- Namazı Terk Etmek Şehvetlere Batmanın Sebebidir

    Burada namazı zayi etmenin, şehvetlere batmanın, hatalarla kirlenmen in sebebi olduğu açıklanacaktır. Nitekim Allah Teala, babaları hidayet üzere iken, namaza sarılmışlar, onu muhafaza etmişlerken ve Allah'a yakın kimseler iken arkalarından gelen neslin namazı terk ettikleri ni haber vermiştir; "Sonra bunların arkasından bozuk bir güruh geldi, namazı ziyan ettiler ve şehvetlerinin ardına düştüler; bunlar da Gayya kuyusunu boylayaca klardır."(Meryem 59)

    Namazı terk eden herkes mutlaka şehvetlerinin kölesi olmaktadır. Bir kötülüğü diğer bir kötülük takip eder.

    İmam Beyhaki rahimehul lah der ki; "Peygamber ler ve öncekiler, kendileri ne Rahman'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapandıkları zikredili yor ve övülüyorlar. Sonra da onların yolundan ayrılıp kötülenenler zikredili yor; "Sonra bunların arkasından bozuk bir güruh geldi, namazı ziyan ettiler ve şehvetlerinin ardına düştüler." Sonra varacakla rı kötü akibeti haber veriyor; "bunlar da Gayya kuyusunu boylayaca klardır." Yani – Allahu a'lem – namazı terk ederek işlerini düzeltmediler lakin yoldan döndüler. Onlar böyle devam ettikçe bir fesattan diğer fesada düştüler. Yoldan sapıp da bir helakten diğer helake sürüklenen kimse gibi fesadının sonu gelmez. Bu bize namazın değerinin büyüklüğünü ve ibadetler arasındaki önemli yerini gösteriyor. Vallahu a'lem"[56]

    Namazın faydalarından birisinin hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyması olduğu gibi, hayasızlık ve kötülük de namazdan alıkoyar. Bu hayasızlık ve kötülükler; insanı şehvetlere köle eden, namazdan alıkoyan içki ve kumar gibi şeyleri getirir. Allah Teala buyuruyor ki; "Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?"(Maide 91) Bu sebeple sarhoş olmak yüzünden namazı terk eden kimsenin musibeti büyük olmuş ve cezası katlanmıştır;

    Abdullah bin Amr r.a.'dan; Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu ki; "Kim sarhoşlukla bir defa namazı terk ederse, dünyayı ve içindekileri çalmış gibidir. Kim sarhoşluk sebebiyle dört defa namazı terk ederse Allah'ın onu tıynetul habaldan içirmesi hak olur." Denildi ki; "Tıynetul habal nedir ey Allah'ın Rasulü?" buyurdu ki; "Cehenneml iklerin akıntılarıdır."(sahihtir)
  2. islami bilgiler

    islami bilgiler Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    9- Namazı Terk Etmek Musibet Ve Beladır

    Nevfel Bin Muaviye r.a.’den; Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Kim namazı kaçırırsa sanki o ailesini ve malını yitirmiş[57] gibidir.”(sahihtir)

    Abdurrazz ak’ın rivayetin de hadisin metni şu şekildedir; “Şüphesiz birinizin ailesini ve malını yitirmesi namaz vaktini kaçırmasından hayırlıdır.”

    İbn Ömer r.a.’dan; Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu ki; “İkindi namazını kaçıran sanki ailesini ve malını yitirmiş gibidir.”(Buhari ve Müslim)

    Ailesinde n ve malından eksilenin buna şiddetle üzülmesi gibi, namazı kaçıran işlediği günahtan ve kaçırdığı sevaptan ötürü üzülmelidir.

    Bureyde r.a.’den; Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem’i şöyle derken işittim; “Kim ikindi namazını terk ederse amelleri boşa gider, iptal olur.”(Buhari)

    Nitekim Allah Azze ve Celle zikrinden yüz çevirenleri şöyle tehdit ediyor; “Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.”(Taha 124)

    Namazı terk eden, Allah ile harp halinde olma, hayatının kötüleşmesi, kalbinin kirli olması, zihninin dağılması, fakirlik, durumunun bozulması ve daha şiddetli ve aşağılayıcı olan ahiret azabı ile müjdelenmektedir.

    Namazı terk ederek günah işleyenlerin, mesuliyet inin önemini, yaptığının kötülüğünü hissetmey en ve Allah’ın cezalandırmasını umursamay an kimselere dönüştüğü görülmektedir. “Ölümünü duyurmak ölüyü yaralamaz .” Bil ki akibetler in en şiddetlisi bilinen fakat ihmal edilendir . Zira sahibi musibetin den gafildir. O sarhoş veya uyuşturulmuş gibi acının farkında değildir. Kendisini bundan kurtarmay a da çalışmaz. Allah Teala buyuruyor ki; “Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendileri ni unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerd ir.”(Haşr 19) “Onlar Allah'ı unuttular . Allah da onları unuttu!”(Tevbe 67) Allah Azze ve Celle’ye itaate ilgisiz kaldıkları için Allah onların kalplerin e gaflet musallat eder ve tevbeye de muvaffak kılınmazlar.

    Ebu Hureyre ve İbn Ömer r.anhum rivayet ediyorlar; Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem minberi üzerinde şöyle buyurdu; “Ya bazı kimseler cemaati terk etmeye son verecekle r ya da Allah onların kalplerin i mühürleyecek ve gafillerd en olacaklar dır.”(Müslim). Böylece ahiretler ini harap etseler de dünyalarını ıslah etmek için çalışacaklar ve yaptıklarını da güzel zannedece kler.

    El-Hasen (el-Basrî) dünya ehli hakkında diyor ki; “Vallahi onlardan biri dünya için dirhem ödeneceğini duysa sana ağırlığını haber verir de namaz kılmayı güzel bulmaz.”

    Ebu Bekir Bin Ayyaş dedi ki; “Dünyayı sevenleri n miskini, parasını düşürse “Biz Allah’tan geldik ve yine ona dönücüleriz” diyerek gününü karartır da ömründen ve dininden eksilene üzülmez.”

    Beladandır ki, arkadaşını görürsün,

    İşiten ve gören adam suretinde

    Malıyla ilgili her musibete uyanıktır

    Fakat farkında değil; musibet dininde!

    Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem’in dualarından birisi de şöyle idi; “Musibetim izi dinimiz hakkında kılma!”(Hasendir)

    Kaybettiğin her şeyi telafi edebilirs in de,

    Allah’tan olanı kaybeders en telafi edemezsin .

    Kul kaçırdığı her şeyi telafi edebilir ama Allah’ın hakkını kaçırırsa asla onu telafi edemez. Şöyle bir kudsi hadis rivayet edilmiştir; “Ey Ademoğlu! Seni bana ibadet etmen için yarattım, oyalanma! Rızkına kefil oldum boşa yorulma! Ey Ademoğlu! Beni istersen bulursun. Beni bulduğunda her şeyi bulmuşsun demektir. Beni kaybeders en her şeyi kaybeders in. Ben sana her şeyden daha sevgiliyi m.”

    10- Namazı Terk Etmek, Şeytanın Kulu Eline Geçirmesine Sebeptir

    Allah Teala buyuruyor ki; “Kim Rahmân'ı zikretmek ten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendileri nin doğru yolda olduklarını sanırlar. O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın! der. Onlara: "Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz zulmettin iz. Şimdi de hepiniz azapta ortaksınız." denir.”(Zuhruf 36-39)

    Kim namazı zayi ederse Allah da onu zayi eder, onu terk eder ve şeytanı ona arkadaş yapar. O ondan ne otururken ne giderken ayrılmaz. O onun dostu ve kardeşi olur. Ne kötü bir dost ve ne kötü bir kardeş! Hastalık kalbine yerleşerek orasını mesken edinir. Onu şöyle diyerek karşılar ve selamlar; “Sana ne dünyada ne de ahirette kurtulama yacağın bir arkadaş olarak verildim.”

    Dünyadaki arkadaşınla haşrolacaksın

    Ve Sen benim her yerde arkadaşımsın

    Sen bahtsızlık yurdunda olsan bile,

    Ben ve sen birlikte bedbaht olacağız

    Ebud Derda r.a.’den; Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Herhangi bir yerde üç kişi bulunur da içlerinde namaz kılan olmazsa şeytan onları ele geçirir. Size cemaati tavsiye ederim. Zira kurt ancak (sürüden) uzaklaşanı yer.”(Hasendir.)

    Nitekim Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem şeytanın insanın kurdu ve en şiddetli düşmanı olduğunu beyan etmiştir. Tıpkı kuşun yükseldikçe afetlerde n uzaklaşması ve alçaldıkça afetlere yaklaşması gibi koyun da çobana yakın oldukça kurttan selamette olur ve çobandan uzaklaştıkça da helake yaklaşır. En güvence de olan koyun çobana en yakın olandır. Kurt ancak çobandan en uzakta olan koyunu alır.

    Selef’ten biri der ki; “Kulu Allah subhanehu ile şeytan arasına atılmış gördüm. Allah’tan uzaklaştıkça şeytana yaklaşır, Allah’a yaklaşırsa şeytan ona güç yetiremez .”

    Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem, şeytanın mümini Allah’ın zikrinden ve namazdan alıkoymak için yaptığı tuzaklard an birini ve bu tuzağı nasıl iptal edeceğimizi bize göstererek açıklamıştır. Ebu Hureyre r.a. rivayet ediyor; Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Şeytan sizden birinin başı tarafına oturur ve o kimse uyursa üç düğüm atar.[58] Her düğümü atarken; “sen yat gece uzundur” der. Eğer uyanır ve Allah’ı zikreders e bir düğüm çözülür. Eğer abdest alırsa ikinci düğüm de çözülür. Eğer namaz kılarsa düğümlerin hepsi çözülmüş olur. Sabah olduğunda zinde ve gönül hoşluğu içinde sabahlar. Bunları yapmazsa kötü bir halde ve tembellik le kalkar.”(Buhari ve Müslim)

    Uyuyup da namaz kılmayan şeytanın düğümlerine ve vesvesele rine teslim olur. Nefsini düşmanının eline kendisi teslim etmiş olur. İbn Mesud r.a.’den; “Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem’in yanında birisinde n bahsedild i ve; “O sabaha kadar uyur, namaza kalkmaz” denildi. Buyurdu ki; “Şeytan onun kulaklarına bevletmiştir.”(Buhari) İbn Hibban’ın rivayetin de onun farz namazı kılmadan uyuduğu geçmektedir.

    Anlamı şudur; şeytan onu ele geçirmiş ve onu bevlini edeceği bir helâ gibi hafife almıştır. Bir şeyi önemsemeyenlerin adeti onun üzerine bevl etmektir.

    11- Namazı Terk Etmek Emanete Hıyanettir

    Allah Teala buyuruyor ki; “Ey iman edenler! Allah'a ve Resul'e hainlik etmeyiniz ki, bile bile kendi emanetler inize hıyanet etmiş olmayasınız.”(Enfal 27) Bütün günahlar ve özellikle en önde namazın terki Allah Azze ve Celle’ye hıyanettir.

    Allah Subhanehu buyuruyor ki; “Allah size, mutlaka emanetler i ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder”(Nisa58)

    “Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular . Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.”(Ahzab 72)

    Allah Teala müminleri vasfederk en şöyle buyuruyor; “Yine onlar (o müminler) ki, emanetler ine ve ahidlerin e riayet ederler”(Muminun 8, Mearic 32)

    Buradaki manası ile emanet, mücerred olarak emanet edilen bir şeyi korumakta n daha geniş kapsamlıdır. O da Allah’ın kullarına emanet ve emrettiği dinî yükümlülüklerdir. Bunları yerine getirdikl eri zaman emaneti ödemiş olurlar, yapmadıkları zaman da cezasını görürler. Ebul Âliye diyor ki; “Emanet; emrolunan veya yasaklana n şeylerdir.”

    Namaz Allah’ın bize korumamızla mükellef kıldığı emanetler in en önemlisidir. Onu zayi eden Allah Azze ve Celle’ye ihanet etmiş ve ahdini bozmuş olur:

    “Allah'ın size olan nimetini, "Duyduk ve kabul ettik" dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O'na verdiğiniz) sözü hatırlayın.”(Maide 7)

    Nitekim Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur; “Emaneti olmayanın imanı yoktur. Ahdi olmayanın da dini yoktur.”(Sahihtir.)

    Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem bir kimseyle vedalaşırken; “Dinini, emanetini ve amelinin sonucunu Allah’a emanet ederim” derdi.(Sahihtir.) Böyle derdi çünkü yolculuk meşakkatli olduğundan bazen bazı şeylerden alıkoymaktadır.

    12- Namazı Terk Etmek, Peygamber lere, Meleklere Ve Diğer Salih Kullara Karşı Bir Suçtur

    Zira teşehhüdde şöyle demek gerekmekt edir; “Allah’ın Salih kullarına selam olsun” Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur; “Bunu söylediği zaman gökte ve yerde olan bütün Salih kullara ulaşır.”(Buhari ve Müslim) Namazı terk eden, Allah’ın Salih dostlarına ulaştırılan bu güzel selamı da terk etmiş olacaktır.

    13- Namazı Terk Etmek İki Cihanda Allah’ın Cezasına Düçar Olur

    Muaz radıyallahu anh’den rivayet edilmiştir; Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem bana şunu tavsiye etti; “Öldürülsen ve yakılacak olsan da Allah’a hiçbir şeyi ortak koşma! Sana aileni ve malını elinden çıkarmanı emretsele r de ana babana isyan etme. Farz namazı kasten terk etme! Zira kim farz bir namazı kasten terk ederse Allah’ın zimmetind en uzak olur.”(Hasen ligayrihi)

    Yani; dünyada azarlanma yı hak etmekten ve kınanmaktan yana, ahirette de cezayı hak etmekten yana Allah Teala’nın güvencesinde olmaz. İbn Hacer der ki; “Bu, onun hürmetinin düşmesine kinayedir . Zira bunu terk etmesiyle kendini hapsedilm e cezasına, alimlerde n bir topluluğa göre de kafir olarak değil de namazı zaruri vaktinden çıkarmasından dolayı had cezası olarak öldürülmesine arz etmiş olur. Zamanımızdaki İmamlarımıza göre iş böyledir. İmam Ahmed Bin Hanbel ve diğer alimlere göre ise o kafir olarak öldürüldüğünden cenaze namazı kılınmaz ve Müslümanların kabristanına gömülmez.”[59]

    Ey Namazı Terk Eden!

    Sen O’na itiraz içindeyken ve O’na icabet etmediğin halde ne zamana kadar Mevla’na dua edeceksin!? O sana kaç kere ihsanı ile yaklaştı, sen ise isyanın ile uzaklaştın, Onun senin üzerinde bir casusu vardır!

    Tevbe ederek O’nun kapısına koş, O’nun tarafında olmanın tadına var. O sana senden yakındır.

    El-Bera Bin Azib r.a. diyor ki; “Biz Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem’in yanında iken bir cemaat gördü ve; “Bunlar neden toplanmışlar?” buyurdu. “Kabir kazıyorlar” dediler. Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem bunun üzerine ashabının arasından hızlıca ayrılıp kabrin yanına geldi ve üzerine diz çöktü. Yaptıklarını seyretmek için onlara döndü. Gözyaşlarından toprak ıslanıncaya kadar ağladı. Sonra bize dönüp şöyle buyurdu; “Ey kardeşlerim! Böylesi gibi bir gün için hazırlanın!”(Hasendir.)
  3. islami bilgiler

    islami bilgiler Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    [42] Nitekim sahabeler in kalplerin e bu mana yerleşmişti. Allah onlardan razı olsun. Öyle ki namaz kılmayan birinin kurtulacağı ima edilse hemen bunun aksinin esas olduğunu hatırlatırlardı. Ed-Dineverî naklediyo r; "Ebu Hureyre r.a.; "Bana namaz kılmadığı halde cennete giren birini söyleyin" der. İnsanlar sükut eder. Ebu Hureyre; "O Abduleşhel oğullarının kardeşidir" der. Kastettiği kişi Amr Bin Ukayş r.a.'dır. "Onun cahiliyed e faiz işi vardı. Onu almadan müslüman olmak istemedi. Uhud günü gelerek "Amcaoğullarım nerede?" dedi. "Uhud'da" dediler. "Falan nerede?" dedi. "Uhud'da" dediler. "Peki filan nerede?" dedi. "Uhud'da" dediler. Zırhını giyip atına atlar ve onlara doğru gider. Müslümanlar onu görünce; "Bize katıl ey Amr!" dediler. O da; "İman ettim" dedi ve yaralanıncaya kadar savaştı. Ailesinin yanına yaralı olarak taşındı. Sa'd bin Muaz r.a. gelerek onun kardeşine; "Ona sor, kavimciliği için mi, onlara kızgın olduğu için mi yoksa Allah Azze ve Celle için gazaplana rak mı savaşmış?" dedi. O da; "Bilakis Allah Azze ve Celle'nin gazabı ve Rasulü s.a.v. için savaştım" dedi. Ardından öldü ve Allah Azze ve Celle için namaz kılamadan cennete girdi. "(Hasendir.)

    [43] Ravdul Merbu haşiyesi(6/457) bkz: Mecmuul Fetava(32/276-277)

    [44] Bahrud Dumu'(s.189)

    [45] Bkz.: el-İhsan Fi Takribi Sahihi İbn Hibban(4/305-328)

    [46] Zehebi el-Kebair(s.26)

    [47] Es-Salat ve Hukmu Tarikiha(s.3)

    [48] Zehebi el-Kebair(s.28)

    [49] Bu yüzden Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem buyuruyor ki; "Zikir için hazırlanın. İmama yaklaşın. Zira kişi uzaklaşmaya devam ettikçe cennete girse bile geç girer."(hasendir.)

    [50] İbn Kesir r.a. bu ayetin tefsirind e şöyle der; "Onlar genellikl e namazı ertelerle r. Eda ederken de emrolundu kları şartları yerine getirmezl er. Huşu ve okuduklarının manasını düşünmekten uzaktırlar. Lafız bütün bunları kapsar. Bu vasıflardan her biri ayetin kapsamındadır. Bu vasıfların hepsini birden taşıyan ise amelî olarak nifağı tamamlamış olur."(4/554) şayet vaktinde kılmayan böyle olursa hiç kılmayanın hali ne olur?!

    [51] Bu hadisi şerif münafıkların bazen sabah ve yatsı namazlarına katıldıkları diğer namazlara ise geldikler ini bildiriyo r. Müslüman ve müminlik iddiasında olup beş vakit namaza katılmayanların durumu, münafıkların durumuna göre nedir?

    [52] Bkz.: el-Cevabul Kafi Limen Seele Anid-Devaiş-Şafî(s.49)

    [53] Bkz. İbn Kayyım es-Salat ve Hukmu Tarikuha(s.22)

    [54] Kurtubi et-Tezkira(s.53)

    [55] El-Cevabul Kafi(s.107)

    [56] Şuabul İman(3/36)

    [57] Bu hadisin Arapça metninde geçen “vutira” ifadesi ailesi ve malı konusunda musibete uğradığını anlatır. Bunun örneği Allah Azze ve Celle’nin şu kavlinded ir; “O amellerin izi asla eksiltmey ecektir.”(Muhammed 35) el-Hattabi der ki; “Vutira” kelimesi eksilme anlamındadır. Ailesi ve malı gitmiş “vitir” tek başına kalmış denilir. Burada kastedile n ise ailesinin ve malının gitmesi ile korkutara k namazı kaçırmaktan sakındırmadır.”

    [58] Anlamı; insana büyü yapar ve namaza kalkmasına mani olur. Sihirbaz da sihir yaparken düğüm atar. Allah Teala buyuruyor ki; “ve düğümlere üfleyenin şerrinden” Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem’in şu sözü de bunu destekler; “Erkek ve kadın hiç kimse yoktur ki gece yattığı zaman başında düğümleniş bir ip bulunmasın.”

    [59] Mirkatul Mefatih(1/111)

    [60] Bu ibare namaza uyanmak için gereken sebeplere sarılmanın önemine işaret ediyor. Nitekim hayber savaşından dönen kafile gece olup sonunda uyuyakaldıklarında Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem de böyle yapmıştır. Sahabesin e; “Bizim için namaz (vaktini) gözetin” buyurmuş, Bilal r.a.’e; “Bizim için geceyi gözle” demiştir. Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem ve ashabı uyuyunca Bilal r.a. kılabildiği kadarıyla namaz kıldı. Fecir vakti yaklaşınca Bilal r.a. fecri gözleyerek bineğine yaslandı. Fakat gözleri Bilal’e galip geldi ve bineğine yaslanmış halde uyuyakaldı. Ne Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem ne Bilal r.a. ve ne de sahabeler den biri güneş üzerlerine vuruncaya kadar uyanamadı…”(Müslim rivayet etmiştir.) insana galip gelen bu uyku, uyanmak için gerekli sebeplere gayret sarf edilmesin e rağmen galip gelen bir uykudur. Bu durum hakkında Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur; “Bu ihmal ederek uyumak değildir. İhmal ancak; diğer namaz vakti girinceye kadar namazı kılmamaktır.” Kimin her zamanki adeti namaza kalkmak olup da uyku gözlerine galip gelir, uyursa, ona namazının ecri yazılır. Uykusu da kendisine sadaka olur. Fakat namaz vakti uyanıp da uykusuna geri dönen ve namaz vaktini çıkaran kimse ile adeti ihmalkarlık olup uyanmak için tedbir almayan kimse, Buhari’nin rivayet ettiği şu hadiste belirtile n durumdadır; “Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem rüyasında şöyle görür; “…Uzanıp yatmakta olan bir adamın yanına vardık. Bir adam onun başucunda durmuş bir kayayı başına atıyor ve onun başını taş yarıyordu. Taş yuvarlanıp gidiyor, tekrar gelip onu yakalıyordu. Bakıyor ki başı tekrar eski haline sapasağlam olarak gelmiş. Yine vuruyor, yine yarılıyor. Taş geliyor ve onu eski halinde sapasağlam buluyor…" iki melek Rasululla h sallallah u aleyhi ve sellem'e gördüğünü şöyle açıklıyorlar; "Hani o gördüğün o başı taşla yarılan adam var ya, o adam Kuran'ı alıp okumadan bir kenara bırakıyordu. Farz namazdan yana uykudaydı, kılmıyordu." (Ebu Bekir) İbnul Arabi rahimehul lah der ki; “Namazı uyuyarak terk edene böyle bir ceza verilmiştir, uykunun mahalli baştır
  4. kargı1

    kargı1 Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    ALLAH ARZI OLSUN
  5. ibni kayyım

    ibni kayyım Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    kardeşim haklısın kaynaklarına da kesinlikle itiraz edilemez ama şunu da unutmayalım kopyala yapıştırla tebliğ olmaz olsa da bereketli olmaz biz önce kendi çevremizden başlamalıyız bu hadislari anlatmaya .....yapmıyorsun demiyorum...ama bu böyle bir insana sen namaz kılmıyorsun bu küfürdür bu halde sende kafir oldun diyerek yaklaşmak ne kadar doğrudur allahualem
  6. S.Demirkıran

    S.Demirkıran لاَ تَحْزَنْ إِنَّ اللّهَ مَعَنَا Kullanıcı

    İkindi namazını terkeden kimsenin işlediği amelleri boşa gider.? (Buhârî, Mevâkît 15; Müslim, Mesacid: 35) bu hadisi bana izah edermısınız? bundan kasıt günlük amel midir
    ,sevabın azalması mıdır yoksa butun amel midir. bu bana cok sorulduğu için saglıklı bır cevap vermek ıstıyorum bende..Cezakellahu Khair..
  7. Berkant Dinçkaya

    Berkant Dinçkaya Sanatlı bir eser, sanatkârı icab eder. Kullanıcı

  8. MUTEFEKKİR

    MUTEFEKKİR Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Namazı terk etmek de ısrardan kasıt ne kadar süredir? Utanmaktan dolayı 1-2 vakit namazını terk etse kişi kafir olur mu?
  9. عبد الرحمن

    عبد الرحمن Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    İlginç bir sıralama olmuş, küfür; nifak; büyük günah ... ; suç. Birincisine takılan için zaten gerisi önemsizdir.

    ***

    Bu görüşten kast edilen kasıtlı olarak devamlı namaz kılmamaktır. Herhangi bir bahaneye binaen vakit namazı terk eden kişi büyük günah işlemiştir. Allahu a'lem.

    Ancak genel olarak namazı terk edenin küfre düşeceği sabit değildir. Hanbeli fakih İbn Kudame el-Makdisi el-Muğni adlı eserinde cumhur ulemanın namazı terk edenin küfrüne hükmetmediğini aktarıyor.
  10. Cengaver54

    Cengaver54 La İlahe İllAllah Muhammeden Resulullah. Kullanıcı

    İnsan namaz terk ederseni küfür işler yoksa inkar edip terk edersemi?
  11. Laaa Tağut

    Laaa Tağut Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Bildiğim kadarıyla kasten terk etmek küfürdür (Allahu Alem) ama bu terk 1-2 vakit terk mi, hepten terk mi bilmiyorum, onu hocalara bırakıyorum.
  12. f471h

    f471h Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Namazı terk etmek küfür müdür? Bilmem ama küfüre açılan bir kapı olduğundan eminim. Allah hidayeti bizlere kolaylaştırsın.

    Ben namazı geciktirince bile mahvoluyorum. Allah bizlere bütün namazlarımızı kolaylıkla kılmayı nasip etsin.
  13. Abdullah el Hanbeli

    Abdullah el Hanbeli Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Resulullah (sallallahualeyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Kıyamet günü, kişi amelleri arasında önce namazın hesabını verecek. Bu hesap güzel olursa kurtuluşa erdi demektir. Bu hesap bozuk olursa, hüsrana düştü demektir. Eğer farzında eksiklik çıkarsa Allahu Tealâ: “Bakın, kulumun (defterinde yazılmış) nafilesi var mı?” buyurur. Böylece, farzın eksikleri nafile (namazları) ile tamamlanır. Sonra, bu tarzda olmak üzere diğer amelleri hesaptan geçirilir.”34

    Eğer farz namazlardan bir kısmının eksik olması, küfür olarak itibar olunmuş olsaydı, nafile namazları kişiye fayda vermezdi. Resulullah’ın “Eğer farzında eksiklik çıkarsa” sözü, şu iki duruma hamledilebilir: Birincisi, kişi farz olan namazlarını kılıyordur ancak bazen, namazın rükunlarına ve farzlarına gereken önemi vermiyordur. Dolayısıyla da namazın rükun ve farzlarında bir takım eksiklikler bulunmaktadır. Bu eksiklikler nafile olarak kıldığı diğer namazları ile tamamlanır. İkincisi ise, kişi farz olan namazların tamamını ya da büyük bir kısmını terketmiştir. Ancak kılmış olduğu nafileleri varsa, bu eksiği nafileler ile tamamlanır. Her iki durumu da sünnet delalet etmektedir.

    Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Benden sonra başınıza bazı yöneticiler gelecektir. Bir takım şeyler onları namazı vaktinde kılmaktan engelleyecektir. Öyle ki namazın vakti geçecek.” Bir adam: “Eğer onların zamanına yetişirsem, onlarla birlikte namaz kılayım mı?” diye sordu. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Evet, eğer istersen” dedi.”

    Yani, onlarla birlikte nafile olarak namaz kıl. Zira farz namaz bir günde iki defa kılınmaz.

    Resulullah’ın, namazları vaktinde kılmayan bu yöneticiler ile birlikte namaz kılınmasına izin vermesi, bu yöneticilerin, vakti geçinceye kadar namazı terk etmeleri nedeni ile kâfir olmadıklarına delildir. Çünkü mürted ve kâfir kimsenin arkasında namaz kılınmayacağı konusunda icma vardır.

    Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Rabbimiz şöyle buyurdu ki: “Kim namazı vaktinde kılarsa, buna devam eder ve hakkını verirse, onu cennete sokacağımı vaad ediyorum. Kim namazı vaktinde kılmaz, buna önem vermez ve hakkını vermezse, ona vaad etmiyorum. Dilersem ona azab eder, dilersem bağışlarım.”35

    Namazı vaktinde kılmayan ve namazın hakkını vermeyen kişi hakkında, bağışlanma ihtimalinin bulunması, onun kâfir olmadığına delalet etmektedir.

    “Kim namazı vaktinde kılmaz, buna önem vermez ve hakkını vermezse” sözünden, namazın mutlak olarak terk edilmesi anlaşılmamalıdır. Çünkü namazı mutlak olarak terk etmek, daha önce aktardığımız gibi, büyük küfürdür.

    İbn-i Teymiye (rahimehullah) şöyle der: “Kim namazı terk etme konusunda ısrar eder, asla namaz kılmaz ve bu durum üzere ölürse, o kimse Müslüman değildir. Ancak insanların çoğu bazen namaz kılar, bazen de kılmazlar. Namaza bu şekilde önem vermeyenler, tehdit altındadırlar. Ubade, Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Allah kullarına gece ve gündüz olmak üzere beş vakit namazı farz kılmıştır. Kim bunlara devam ederse, Allah’ın o kimseyi cennete koyacağına dair bir sözü vardır. Kim de bunlara devam etmezse, Allah’ın onun için bir taahhüdü yoktur. Dilerse ona azab eder, dilerse bağışlar.” —Yukarıdaki hadisi de zikrettikten sonra şöyle devam eder- Bununla namazı terk eden kimsenin küfre düşmediğini iddia etmek, zayıf bir delildir. Bu hadis, namaza önem vermeyen kişinin tekfir edilmeyeceğine delildir.”36

    İbn-i Teymiye’nin, namaz kılmayı terkeden kişi ile, namaza gereken önemi vermeyen kişiyi ayırmasına dikkat edilmelidir. Birincisi tekfir edilirken, diğeri tekfir edilmez.

    İbnu’l-Kayyim (rahimehullah), Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem), “Kim ikindi namazını terkederse, ameli boşa gitmiştir” sözünde geçen ‘boşa gitme’ ifadesi hakkında şöyle der: “Hadiste –ki Resulü’nün maksadını Allahu Tealâ daha iyi bilir- belirtilen terk iki çeşittir: Birincisi, tamamen terkedip hiç kılmamaktır ki bu, kişinin bütün amellerini yok eder, boşa çıkarır. İkincisi ise, belirli bir günde belirli bir vakti terketmektir ki bu, o günkü ameli boşa çıkarır.”37

    Bunun delillerinden biri de Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şu sözüdür: “Allah’ın kullarından birine kabrindeyken yüz değnek vurulması emredilir. Derisi bir kez değişinceye kadar vurulur. Tekrar derisi değişir ve ardından kabri ateşle doldurulur. Kalkıp doğrulduğunda: “Bana niçin vurdunuz?” der.

    Bunun üzerine kendisine: “Sen temizlenmeden bir vakit namaz kıldın ve bir mazlum gördüğünde ona yardım etmedin” denir.”38

    Hadis, abdestsiz olarak bir vakit namaz kılmış olmasına rağmen bu kişinin kâfir olmadığını ifade eder. Bunun misali, o namazı terketmiş olan kişinin durumu gibidir. Çünkü temizlik ve abdest, namazın sıhhatin şartlarındandır. Dolayısıyla hadis, hayatı boyunca bir vakit namazı ya da bazı namazları terk eden kimsenin, tekfir edilmeyeceğine delalet etmektedir. Ancak hadiste, bazılarının ileri sürdüğü gibi, namazları tamamen terkeden kişinin de tekfir edilmeyeceğine dair herhangi bir delalet yoktur.


    34 Ahmed, Ebu Davud, Nesai ve diğerleri tahric etmişlerdir. Sahihu’l-Cami, 2571

    35 Taberani ve diğerleri tahric etmişlerdir. Sahihu’t-Terğib, 397

    36 Mecmuu’l-Fetava, 7/578, 22/49

    37 Kitabu’s-Salat ve Hukmu Tarikuha, 65.

    38 Tahavi, Müşkilu’l-Asar’da tahric etmiştir.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş