وَاللّهُ يَدْعُو إِلَى دَارِ السَّلاَمِ وَيَهْدِي مَن يَشَاءُ إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

‘Allah sizi selamet yurduna davet eder. Dilediği kimseyi Sıratı Mustakim üzere hidayete erdirir.’ (Yunus/25)

اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ

‘(Rabbimiz!) Bizi dosdoğru (Mustakim) yola ilet.’ (Fatiha/6)

Süfyan b. Abdullah r.a dedi ki; Ey Allah’ın Resulü, İslam’a dair bana öyle bir söz söyle ki, bu hususta senden başka kimseye soru sormayayım. Resulullah s.a.v şöyle buyurdu;
‘Allah’a iman ettim’ de, sonra da dosdoğru (istikamet sahibi) ol!’ (Müslim)

İstikamet; Fikre tevhid şuuru veren, hayatı anlamlı kılan bir çizelgedir…

İstikamet; Eğrilikten kurtuluşun, dosdoğru yolda oluşun göstergesi ve hedefe ulaştıran müthiş bir binittir…

İstikamet; Allah ve Resulünün gösterdiği yolda yürümek, şeytanın adımlarını takip etmemektir…

İstikamet; Allah’ın emretmiş olduğu ibadetlerde kişiye yakin (ölüm) gelinceye kadar sabretmesi ve selamet yurdu olan cennetleri kazanma uğrunda mücadele vermesidir…

إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ

‘Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vaadolunan cennetle sevinin! derler.’ (Fussilet/30)

Cehennemin üzerindeki ‘kıldan ince kılıçtan keskin’ sırat köprüsünü ancak istikamet üzerinde olan insanlar geçecek ve övülen hedefe (cennete) ulaşacaklardır…

Sırat-i Mustakim; İslam’dır…

Resulullah s.a.v böyle buyurmuştur…

Sırat-i Mustakim; Allah’ın Kitabıdır…

Resulullah s.a.v böyle buyurmuştur…

Sırat-i Mustakim; Allah’ın farzlarını eda etmek üzere dosdoğru gitmektir… demiştir İbn-i Abbas…

Sırat-i Mustakim; Hakka uymaktır…
demiştir ibn-i Abbas’ın öğrencisi Mücahid…

Sırat-i Mustakim; Amellerini Allah için ihlasla yerine getirmektir… demiştir ibn-i Kesir…

Sırat-i Mustakim; Yüce Allah’ı Tevhid etmektir… der kadı İyad…

Ey Selamet yurdunun varisi! İstikamet üzerinde olmak için şu sebepleri duymalısın;

Allah’ın kitabına sarılmak… Ali b. Ebu Talib Resulullah s.a.v’in şöyle dediğini nakleder;

‘Sırat-i Mustakim yüce Allah’ın Kitabıdır.’ (el-Heysemi, Mecmuu’z-zevaid)

Allah’ın Resulüne tabi olmak… Hiç şüphesiz Resule tabii olmak onun sünnetine tabii olmakla gerçekleşecektir. Allah s.w.t şöyle buyurur;

وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ... صِرَاطِ اللَّهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ

‘…Gerçekten sen dosdoğru bir yol gösteriyorsun. Göklerde ve yerde ne varsa kendisinin olan Allah’ın yolunu gösteriyorsun…’ (Şura/52-53)

Namazlara özen göstermek… Zira günde beş vakit (farz) namaz kılan biri on yedi defa dosdoğru yol (sırat-i müstakim) üzerinde olmayı Rabbinden istediği gibi kişiyi sapıtan yollardan da selamette olmayı ister. Hiç şüphesiz ki Allah da dualara icabet etme sözü vermiştir;

وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ

‘Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, icabet edeyim…’ (Mümin/60)

Ey istikamette olmayı isteyen kişi! Resulullah s.a.v’in gösterdiği şekilde namazlarına önem göstermelisin!

‘Her hususta dosdoğru istikamet üzere olun, meyletmeyin. Amel edin, bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır…’ (İbn-i Mace)

Allah’ın yolunda kalabilmek ve özellikle bu yol üzerindeyken can verebilmek için her an Allah’a dua etmelisin! Tıpkı istikamet üzerinde olan ilim sahiplerinin yaptığı şu dua gibi;

‘Ey Rabbimiz! Kalplerimize hidayet verdikten sonra kalplerimizi saptırma ve bize katından bir rahmet bağışla…’ (Ali-İmran/8)

Ve yine Resulullah s.a.v’in istikamette olmayı Allah’tan c.c istediği şu dua gibi;
‘Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalplerimizi dinin üzerinde sabit kıl.’ (Tirmizi)

Dilin afetinden sakınmak… Ölçülüp biçilmeksizin söylenen ve dilden dökülen bir söz, dünyada da, ahirette de kişinin helakine sebep olabilir. İnsanları cehenneme en çok götüren şey, bizzat dildir;

‘…Kişi, hiç önem vermeksizin Allah’ı gazaplandıran bir söz söyler de onun sebebiyle cehenneme yuvarlanır.’ (Buhari)

‘Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile temanna edip; ‘Bizim hakkımızda Allah’tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikamette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız’ derler’ (Tirmizi)

İstikamet sahibi olanlarla birlikte olmak… Çünkü kişi arkadaşının dini üzeredir. Onun huyundan etkilenir… Allah s.w.t şöyle buyurur;

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

‘Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.’ (Tevbe/119)

İstikamet üzere olmanın sebeplerinden biride felçli ümmetin ıslahını sağlayacak olan alimlere ihtiyaç duyulmasıdır. Ümmetin istikameti alimlerin istikametine bağlıdır. Alimler istikamet üzere olmadıkça bu ümmette istikamette olmayacaktır.

İmam Buhari’nin rivayetine göre;

Ahmesten bir kadın Ebu Bekir r.a geldi ve dedi ki;

‘Allah’ın cahiliyeden sonra bize lütfettiği bu güzel din üzerine ne kadar baki kalacağız?’
Ebu Bekir r.a cevap verdi;
‘Önderleriniz istikamette olduğu sürece.’ Dedi ki; ‘Önderler kimdir?’ dedi ki;
‘Emrettiğinde kendilerine itaat edilen kavmin önderleri ve şereflileri yok mu?’ dedi ki;
‘Evet vardır.’ Ebu Bekir dedi ki;
‘Aynı şekilde insanlar içinde öyle.’
Ümmetin içinde istikameti sağlayacak alimlerin ifsad edilmesiyle, ümmet tam anlamıyla felçli bir konuma gelmiştir.
İki sınıf insan vardır ki, bunlar salah üzerinde olurlarsa insanlarda salah üzere olurlar. Bunlar fesada uğrarlarsa insanlarda fesada uğrarlar. (Bu iki sınıf insan): Alimler ve yöneticilerdir. (Zayıf bir hadis olduğu söylendiği gibi Abdullah b. Mubarek’in sözü olduğu da söylenmiştir.)

Ey Ümmetin alimleri! Ümmetin istikameti sizin istikametinize bağlıdır. Ümmetiniz hakkında Allah’tan korkun. Dininiz hakkında Allah’tan korkun. İstikamet sahibi olun ki ümmette istikamette olsun. Siz istikamet sahibi olun ki bu ümmet ıslah olsun.
Mübarek Tevhid uyanışında temel etken Allah’ın bu ümmete rahmet ve nimet olarak verdiği çok az sayıda ulemanın istikamet etmesindendir.
İstikamet sahibi olmak rızkın genişlemesine ve bolluğa sebeptir… Yüce Allah şöyle buyurur;

وَأَلَّوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَاهُم مَّاء غَدَقاً

‘Halbuki onlar dosdoğru yola yönelmiş olsalardı, onlara bol bol su içirirdik.’ (Cin/16)

Yüce Allah, Resulüne ve ona tabi olanlara, hikmet dolu şeriata uygun olarak istikamet üzere yürümelerini emretmiştir;

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلاَ تَطْغَوْاْ إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

‘(Ey Muhammed) Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Seninle birlikte tevbe edenlerde (dosdoğru olsunlar). Haddi aşmayın. Çünkü O, yaptıklarınızı çok iyi görür.’ (Hud/112)

فَلِذَلِكَ فَادْعُ وَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءهُمْ

‘İşte sen, insanları (Tevhid’e) davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların hevalarına da uyma.’ (Şura/15)
Ey istikamet üzerinde olmayı isteyen kişi! Bunlara dikkat etmelisin.

Neden Mustakim?

Suudlu bir alimin ifadesiyle;

‘Birilerinin ismi, ‘yardım görmüş cephe’ olduğu için diğerleri yardım görmeyecek değildir! Birilerinin ismi, ‘Hürler’ olduğu için diğerleri köle olacak değildir! Birilerinin ismi, ‘İslam’ın ordusu’ olduğu için diğerleri şeytanın ordusu olacak değildir!’
Aynı şekilde birilerinin ismi ‘Mustakim’ olduğu için başkalarının istikamette olmadığı anlamına gelmez! Hakkı tasvir eden isimlerle isimlenmek hak ile tanınmaya bir vesiledir! Hz. Ali şöyle der;
‘Hakkı anlatın ki, hak ile tanınasınız.’

Tirmizi’nin rivayet etmiş olduğu hadiste;

Doğru bir istikamette olanlar ‘-Rabbim Allah’tır- deyip sonra dosdoğru olmak’ sözü üzere ölenlerdir.