1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Çözüldü Kadın Hamile Olduğu Halde Boşanma Gerçeleşir Mi?

Konu, 'Nikah - Talak / Aile Hayatı' kısmında Firak tarafından paylaşıldı.

  1. Firak

    Firak İyi Bilinen Üye Moderatör Kullanıcı

      
    السلام عليكم.

    Bir bacı sordu da,
    Kadın hamile olduğu halde kocasından boşanabilir mi?
    Boşanma olursa şayet, boşanmadan sonra ki evre islama göre nasıl olmalıdır?
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 3 Aralık 2017
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh;

    Hamile kadınlar da boşanma / talak gerçekleşebilir, sahihdir. İddeti ise çocuğu doğurana veya kocası ölene kadar, hamilelik süresinde nafaka kocaya aittir. (İbn Cibrin, Vehbe ez Zuhayli)


    "Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanların iddeti, eğer şubhe ederseniz, üç aydır. Henüz âdet görmemiş olanlar da böyle. Gebe kadınların süresi ise yüklerini vaz'etmeleri, doğurmalarıdır. Kim Allah'dan takva üzere olursa O, işinde bir kolaylık yaratır." (Talak 4)

    Mukâtil der ki: "Boşanmış kadınlar üç hayız iddet beklerler..." (Bakara: 228) âyet-i kermesi nazil olunca Hallâd ibnu'n-Nu'mân ibn Kays el-Ansârî: "Ey Allah'ın elçisi, peki hayız görmeyen, henüz hayız görmemiş ve hâmile kadınların iddeti nedir?" diye sordu da Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi. (Vahidî, Sebebu'n Nuzul, sf: 311) Râzî, bu soruyu soranın Muâz ibn Cebel olduğunu Söyler. (Fahraddin Razi, Mefâtîhu'l-Ğayb, XXX, 35)

    Muhammed ibn İshâk el-Mukrî' kanalıyla Ebu Osman Amr ibn Salim'den rivayette o şöyle anlatıyor: Bakara Suresindeki boşanan ve kocası ölmüş olan kadınların beklemeleri gereken iddeti getiren âyet nazil olduğunda Ubeyy ibn Ka'b: "Ey Allah'ın elçisi, Medine kadınları: "Hakkında bir şey zikredilmeyen kadınlar var." diyorlar." dedi.
    Peygamber (s.a.v.): "Hakkında hüküm olmıyan kadınlar kimlermiş?" diye sordu.
    Ubeyy: "Henüz hayız görmemiş küçükler, hayızdan kesilmiş kadınlar ve hamile kadınlar." dedi ve işte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu. (Vahidî, Sebebu'n Nuzul, sf: 311; İbn Kesîr, tefsir, VIII, 175)

    Kadın hamile iken kocası tarafından boşanır yahud kocası ölürse doğum ile iddeti sona erer. İsterse bu vefattan kısa bir süre sonra olsun. Bunun delili ise; Haris kızı Subey'a'nın hamile iken kocasının ölmesi ve kocasının vefatından on gün kadar bir süre sonra doğum yapmasıdır. Daha sonra o kadın Peygamber (s.a.v.)'e geldiğinde O'na evlenebilirsin demiştir. Bir rivayete göre de "
    O bana ben doğum yaptığım vakit artık iddetten çıktığıma dair fetva verdi ve uygun gördüğüm takdirde evlenebileceğimi söyledi."

    (Ahmed b. Hanbel ile Ebu Davud dışında Kutub-i Sitte sahibleri rivayet etmiştir. İbn Mâce de Ummu Seleme'den rivayet etmiştir. (Ebû Muhammed Cemâluddîn Abdullāh b. Yûsuf b. Muhammed ez-Zeylaî , Neylu'l-Evtâr, VI, 286-287)
    Buna göre kocası vefat etmiş olan hamile kadının iddeti doğum yapmakla sona erer. Çünkü Yüce Allah'ın "Hamile olan kadınların süresi ise yüklerini bırakmalarıdır." buyruğu bunu ifade etmektedir.
    İbn Mes'ud da şöyle demektedir: "İsteyen kimse ile kısa Nisa suresinin (yâni Talak suresinin) Bakara süresindeki (Talak ile ilgili) ayetten sonra nazil olduğuna dair lanetleşirim."
    (Bu hadisi Buhari rivayet etmiştir. Ayrıca Ebu Davud, Nesai ve İbn Mâce de şu lafızla kaydeder:
    "Kim isterse onunla bu konuda lanetleşmeye hazırım. Kısa Nisa suresi dört ay on gün iddeti söz konusu eden ayetten sonra inmiştir."
    Kısa Nisa suresi ise Talak süresidir. Bu surede gebe kadının iddetinden sözeden ayet vardır. Uzun Nisa suresi ise Bakara süresidir, onda da kocası vefat etmiş kadının iddetine dair ayet vardır. (Ebû Muhammed Cemâluddîn Abdullāh b. Yûsuf b. Muhammed ez-Zeylaî , Nasbu'r- Râye, III, 256)
    el-Bezzâr'ın rivayetinde ise şöyledir: "İsteyen kimse ile: "
    Hamile olanların süresi ise yüklerini bırakmalarıdır." ayetinin kocası ölmüş kadının durumu ile ilgili ayetten sonra nazil olduğuna dair yemin ederim. Kocası ölmüş olan kadın doğum yaptı mı artık iddeti sona erer demiş ve: "Sizden vefat edib de geriye eşlerini bırakanlar..." (Bakara, 234) ayetini okumuştur."



    Ric'î (boşadığı kadınla tekrar evlenebilme, dönüş imkânı olan boşama / talak) boşamanın iddetinde erkeğin nafaka yükümlülüğü devam etmekle birlikte, kadının gebe olması halinde -boşama nasıl olursa olsun- hem bu yükümlülük daha bir önem kazanmakta hem de süre üç ayla sınırlı olmaktan çıkmakta, yani bu süreyi aşsa bile doğum yapıncaya kadar sürmektedir.
    Bâin (boşadığı kadınla tekrar evlenebilme, dönüş imkânı olmayan kat'i boşama / talak) boşamada hâmile olmayan kadına nafaka ödenmesi konusu tartışmalı olub Hanefî mezhebine göre bu durumda da kadının nafaka hakkı vardır. (el-Mevsılî, el-İhtiyâr, IV, 8; Muhammed Ebû Zehre, el-Ahvâlu'ş-Şahsiyye, sf: 409 vd) Evlilikten doğan çocuğun nafakası baba tarafından karşılanacağına göre onun temel gıdası olan anne sütünün de baba tarafından temin edilmesi gerekir. Bu konuda en tabiî yol çocuğun öz annesi tarafından emzirilmesidir; bu aynı zamanda çocuğun ve annenin hakkıdır. (Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhi Ans. C. 9, sf: 497 - 498)

    Ric'î talakla boşanmış olan kadının, aynı evde kocası ile birlikte kalması caizdir. Hatta burada kadının yas tutmayarak süslenmesi ve neşesini açığa vurması da câiz görülmüştür. Çünkü kocanın barışıb eşine dönmesinin, kesin ayrılıktan üstün ve tercihe şayan olduğunda şubhe yoktur. Bu yüzden Hanefîlere göre ric'î boşamada kocanın, eşinin cinsel yönlerinden yararlanması caizdir ve bu dönüş (ric'at) sayılır. Durum böyle olunca eşlerin gerek tesettür ve gerekse diğer davranışlarda birbirinden sakınmasına ihtiyaç kalmaz. Çünkü şehvetle öpme veya okşama gibi fiillerle de dönüş gerçekleşir.

    Bâin veya üçlü boşama durumunda ise, erkekle kadın aynı evde kalacaklarsa, eğer evin bağımsız bir bölümü veya bir oda varsa kadın orada tek başına kalır. Ayrı bir oda yoksa, geniş olan yere perde çekilerek, eşler ayrı bölmelerde kalabilir. (el-Kâsânî, III, 204 vd.; İbnu'l-Humâm, III, 291 vd; İbn Âbidîn, II, 840; İbn Ruşd, II, 94 vd.; ez-Zuhaylî, VII, 657, 658.)

    Boşayan kocanın bâin talak durumunda, iddet süresi içinde artık bu kadına bakması ya da cinsel yönlerinden yararlanması câiz değildir. Çünkü aralarındaki evlilik bağı kesilmiştir. Ancak bir ya da iki bâin boşamada koca iddet içinde veya daha sonra yeni bir nikâh akdi ile bu kadınla evlenebilir.

    Sonuç olarak bâin boşamada kadın iddet süresi içinde boşayan kocanın yanına tesettürsüz çıkamaz. Ev dar olur veya koca fâsık bulunursa, kocanın başka bir eve taşınması daha uygundur. Diğer yandan İslâm hakiminin, istek durumunda masrafları beytulmal'ce karşılanan güvenilir bir kadını iddetli kadına arkadaş olarak tayin etmesi de güzel görülmüştür.
    Kadının, iddetini kocasına ait son ikametgahta geçirmesinin öngörülmesi, kadın bakımından önemli bir haktır.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş