1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Çözüldü Kadının Ev Işlerini Yapmama Gibi Bir Hakkı Varmı?

Konu, 'Nikah - Talak / Aile Hayatı' kısmında Et Tevhid vel Cihad tarafından paylaşıldı.

  1. Et Tevhid vel Cihad

    Et Tevhid vel Cihad Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    es selmu aleykum; Bir kadın kocasının cinsel ihtiyacı haricinde diger ev işleri gibi işlerde yapmama hakkı varmı ben duydum bazı kadınlar kocalarından hizmetçi istiyorlarmış biz ev işlerini yapmak zorunda degiliz diyorlarmış buna hakları varmı?
    (vallahi bunu diyen kadına erkegin 4 evlilik hakkı oldugunu hatırlatması bence bu sorunu çözer ama hayırlısı inş.)
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Aleykum selam we rahmetullah ;

    Rabbimiz Allah (c.c.), kulları olan insanı yaratılış itibârıyla erkeği, kadına nazaran fiziken güçlü yarattığı gibi, kadına da üstün (idareci) kılmış, erkeğin kazanarak elde ettiği rızıktan hem hanımlarına hem ev ihtiyaçlarını karşılamasını buyurmuş, kadının da kocasının bulunmadığı (iş, mesai, çalıştığı) zamanlarda evde kalıp hem ihtiyacı karşılamasını, çocukların bakımı , hem de ırzlarını korumasını buyurmuştur.
    İstisnai durumlar hariç, uygulama Adem (a.s.)'dan bu yana böyle olmuştur.

    "Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür." (Nisa 34)

    "Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellef olur. Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. ...." (Bakara 233)

    "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyt-i Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler." (İbrahim 37)

    Tüm bunlardan dolayı kadına cihad farz kılınmamıştır. Boşanan kadının da iddetini evlerinde geçirmesi , sonunda da tutulup ya da güzellikle salınması buyurulmuştur.
    "Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın ..." (Bakara 231)

    Kadının çeşitli sebeblerden (kadının zengin olması, ev işlerini yetiştirememe, hastalık vb gibi) durumlardan dolayı hizmet için yardımcı tutması/çalıştırması istemesi de caizdir.

    Fâtıma validemizin evde el değirmeni çevirmekten eli nasırlaşmış, hamur yoğurmak için küplerle su getirmekten de omuzlarında berelenmeler meydana gelmiştir. Hatta yardım edecek bir hizmetçi tahsisi için kendisine yapılan muracaata Rasulullah (s.a.v.) şu mânada ifadelerle cevab vermiştir: Kızım! Henüz Suffa ashabının yemek ihtiyaçlarını karşılayamadım ki sana bir hizmetçi tahsis edeyim.
    Bundan da Fâtıma validemizin ev işlerini bizzat kendisi gördüğü anlaşılmış, hanımların ev işlerinde çalışmaları görevleri olduğu hükmü çıkarılmıştır.

    Zubeyr b. Abdulmuttalib'in ummu'l Hakem -yahut ta Dubâa- isimli kızların biri (şöyle) demiştir:
    Rasûlullah (s.a.v.) (bir savaşta) bir takım cariyeler elde etmiştir. Ben, kız kardeşim ve Rasulullah (s.a.v.)'ın kızı Fatıma ile birlikte, Peygamber (s.a.v.)'in huzuruna gittim. Kendisine içinde bulunduğumuz durumdan şikayet ettik ve (işlerimizde bize yardımcı olması için) esir cariyelerden bize de vermesini istedik. Rasulullah (s.a.v.):
    Bedir (savaşında hayatlarını kaybeden şehidlerin) yetimleri sizin önünüze geçtiler. Fakat ben size bundan daha hayırlısını göstereyim mi? Her namazın arkasında otuz üç defa Allahu ekber otuz üç defa subhanellah, otuz üç defa elhamdulillah ve (bir defa da) Lâilâhe illallâhu vahdehu Lâ Şerike leh (Allah'dan başka bir ilah daha yoktur, O'nun ortağı da yoktur. Mulk O'nundur. Hamd O'na mahsustur. O'nun her-şeye gücü yeter.) dersiniz." buyurdu.
    (Ravi) Ayyâş (b. Ukbe) dedi ki: "Bu iki kadın Peygamber (s.a.v.)'in amcasının kızlarıdır.
    (Ebu Davud, Harac, Bab 19 - 20, Hadis no : 2987)


    Ummu Seleme (Esma Bint-i Yezid b. Seken) çok yerinde ve güzel konuşan, akıllı bir hanımdı. Rasûlullâh (s.a.v)’ın huzûruna çıktığında, Efendimiz'e derin bir saygı içerisinde ve tatlı bir ifâde ile şunları söyledi:
    "Anam babam sana fedâ olsun ey Allâh'ın Rasûlu! Ben kadınlar tarafından elçi olarak gönderildim. Allah seni bütün erkeklere ve kadınlara Peygamber olarak göndermiştir.
    Biz kadınlar sana ve senin Rabbine îmân ettik. Lâkin biz evlere kapanıp kalıyoruz. Beylerimize hizmet edib çocuk yetiştiriyoruz. Siz ise Cumuâ namazları kılmak, câmilere ve cemâate gitmek, hastaları ziyâret etmek, cenâze namazı kılmak, hac üstüne hac yapmak, daha da önemlisi Allâh yolunda muhârebe ve cihâd etmek gibi fazîletlerle bizden üstün oluyorsunuz.
    Ancak siz hac, umre ve kâfirlerle mucâhede etmek üzere evinizden çıktığınız vakitlerde biz sizin mallarınızı korur, iplik eğirip elbiselerinizi dokur ve çocuklarınızı besleriz. O hâlde bizler de o hayır ve sevablı işlerin ecirlerinde sizlere ortak olur muyuz?"
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Esmâ'nın bu sözlerini dinledikten sonra, yanlarında bulunan ashâbına dönerek:
    "Siz hiç din işlerinde soru soran bir kadından, bundan daha güzel sözler işittiniz mi?" buyurdu.

    Onlar da: "Ey Allâh'ın Rasûlu! Biz bir kadından, böyle güzel ifâdeler beklemezdik!" dediler.
    Rasûl-u Ekram tekrar ona hitâb ederek:
    "Ey hatun! Diyeceklerimi belle ve seni gönderen kadınlara da anlat ki; hanımların kocası ile iyi geçinip, kocasının hoşnutluğunu kazanması o fazîletlerin hepsine eşit olur." buyurdu.

    (Beyhakî, Şuabu'l-îmân, VI, 421; Heysemî, Mecmau'z-zevâid, IV, 305)

    (Ummu Seleme Esma Bint-i Yezid b. Seken : (hayatı : Peygamberimizin Hanımları)

    Büyük hanım sahabilerden olan bu hanımın asıl adı Esma binti Yezid b. El-Sekene b. Rafı b. İmreu'l kays El-Ensariye El-Evsiye, El-Eşheli'dir.
    Kendisine hanımların hatibi de denilmektedir. Yermuk savaşına katılmış. Rustad'ın ileri gelen rumlarından 9 kişiyi öldürmüş. Bu olaydan sonra bir süre daha yaşamıştır. (El-İsabe, c. 4, s. 234, Biy. 58)


    Yukarıdaki rivayetlerden anladığımız gibi , Cihada giden bir mucahidin, cihada çıkmasıyla (adım atmasıyla) birlikte ve geri evine dönünceye kadar ki her amelinden sevab kazandığı gibi O'nun evini ve çocuklarını bekleyen , namusunu iffetini koruyan, ev işlerini vs. yaparak Mucahid kocasının dönmesini bekleyen, Kocasının cihada gitmesinden razı olan-gönderen hanımında aynı cihad ceablarını alabileceğini öğrenmiş bulunuyoruz.
    Rabbim tüm mucahidlerin iffetli hanımlarına bu sevabları versin. (Amiiin)



    Yine aynı hadisin farklı varyantını ve Ahzab suresi 35. ayetinin nuzuluna sebab olan vakıayı Kurtubi'nin tefsirinden (İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 14/105) aktarıyorum :

    "Doğrusu müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, iman eden erkeklerle iman eden kadınlar, itaate devam eden erkeklerle itaate devam eden kadınlar, sadık olan erkeklerle sadık olan kadınlar, sabreden erkeklerle Allah'a zilletle sabreden kadınlar, Allah'a zilletle boyun eğen erkeklerle boyun eğen kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, gizli yerlerini koruyan erkeklerle (gizli yerlerini) koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar için, Allah bir mağfiret ve büyük bir mukâfat hazırlamıştır." Ahzab 35

    1- Âyetin Nuzul Sebebi:

    Tirmizî'nin rivayetine göre ensardan olan Ummu Ammâra (Nesibe), Peygamber (s.a.v.)'a gelerek şöyle dedi:
    Ben herşeyin erkeklere ait olduğunu görüyorum. Kadınlardan herhangi bir şekilde sözedildiğini de görmüyorum.
    Bunun üzerine şu: "Doğrusu müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, iman eden erkeklerle iman eden kadınlar..." âyeti nazil oldu.
    (Tirmizî) dedi ki: Bu hasen, garib bir hadistir. (Tirmizî, V, 354)

    (Kahraman Mucahide kadın Ummu Ammare- hz. Nesibe kimdir : ( Hanm Sahabiler )
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş