KARDEŞİNİ DÜŞÜNMEK ZORUNDASIN!

Boşluğa atılmış bir kara parçasına konuk olarak ağırlanan insan bazen zengin, bazen fakir, bazen sağlıklı bazen de hasta olarak hayatına devam eder… Dünün fakiri bugünün zengini olabileceği gibi, bugünün zengini de yarının fakiri olabilir…

Sosyal ilişkilerin zarar görmemesi adına zengin olanların fakirleri gözetip kollaması için zekât ve infak kurumu devreye konmuştur. Yani, fakir olanlar zenginlerden istemek zorunda değil ama zengin olanlar fakir olanlara vermek zorundadır. Fakir olan kişinin zenginlerin yanında ezilmemesi adına kurulan sistem bir yandan fakirleri Allah’a karşı hüsnü zan içinde bırakırken diğer yandan zenginlerin malı hırsızlık ya da haset gibi iki kötü davranışlardan korunmuş olur…

Zengin ve fakir olan iki din kardeşinin aralarının açılmaması ve sevgi muhabbetinin yaşanması adına söylenen şu hadis aynı zamanda ihmal edenler için bir tehdit unsurudur;

Enes radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.”[1]

Evet…

Kardeşini düşünmek zorundasın…

Kendin için her ne alıyorsan ona ihtiyacı olan kardeşin aklına gelmeli…

Eğer kardeşin aklına gelmiyorsa bir şeyler eksik kaldı demektir… Bu eksiklik acaba akidede mi, imandan mı, ahlaktan mı yoksa karakter bozukluğundan mı?... Hadisimiz imanın olgunlaşmamasından bahsediyor… Demek ki kardeşimizin düşünülmemesi imani konulardan biri!

Peki, neden kardeşimizi düşünmemek imanın olgunlaşmadığını gösterir? Yani kardeşlik konusu neden imani konulardan biridir?

Olgunlaşan bir imanda üç güzel meyve vardır;

  1. Allah’ı ve resulünü her şeyden çok sevmek
  2. Sevdiklerini yalnızca Allah için sevmek
  3. Ateşe atılmaktan çekindiği gibi tekrardan küfre dönmek istememek.
Bu üç güzel haslete sahip olan bir insan iman konusunda zirveye ulaşmış demektir. O saatten sonra kardeşleri açken asla tok yatmaz! Kardeşleri üşürken asla kalın şeyler giyinmez!


[1] Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71-72. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 59; Nesâî, Îmân 19, 33; İbn Mâce, Mukaddime 9


Feyzullah Birışık

21 Ağustos 2015 Cuma 00:01