Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.’ (Haşr/21)

‘Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.’ (Ahzab/72)

Ey Müslümanlar bilin ki! Kuran ağır bir sorumluluk gerektirir. Bu ağır sorumluluğu dağlar ve taşlar bildiğinden Kuran’ın bu ağır yükünden korkarak çekinmişlerdir. Ancak kalpleri taştan daha katı olan insan bu ağır yükümlülüğün altına girerek bu sorumluluğu yüklenmiştir.

‘Bunlardan sonra yine kalpleriniz katılaştı. Artık kalpleriniz taş gibi yahut daha da katıdır. Çünkü taşlardan öylesi var ki, içinden ırmaklar kaynar. Öylesi de var ki, çatlar da ondan su fışkırır. Taşlardan bir kısmı da Allah korkusuyla yukardan aşağı yuvarlanır. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.’ (Bakara/74)

Ey Müslümanlar! ‘Kuran ağır bir sorumluluk gerektirir’ derken, korkup da ürkmeyin… Kuranla hayat bulan kişiye elbetteki yüklenen sorumluluklar kolay gelecektir.

‘Ey müminler! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Resulüne uyun…’ (Enfal/24)

‘Biz sana bu Kuran'ı güçlük çekmen için indirmedik.’ (Taha/2)

‘…Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez…’ (Bakara/185)

Kuran'ı anlamak için yüksek bir zekaya ya da yeteneğe sahip olmak değil, samimi bir niyete, derin bir imana ve ihlasa sahip olmak gerekmektedir. Çünkü Allah samimi kullarına doğru yolları gösterir…

O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir. (Bakara/2)

‘Bizim uğrumuzda mücadele edenlere elbetteki hidayet yollarımızı gösteririz… ‘ (Ankebut/69)

Mesele insanların Kuran ayetlerini anlamayacakları şeklinde bir yalan ortaya atanlar gibi değildir. İnsanların Kuran ayetlerinden anlamayacakları şeklinde bir yalanla ortaya çıkanlar, pek çok insanın Kuran’ı okuyup, Allah’a yönelmesine, Kuran ahlakına göre yaşamasına engel olmayı amaçlamaktadırlar. Oysa Allah ayetlerinin son derece açık ve anlaşılır olduğunu Kuran’ın pek çok yerinde belirtmektedir. Allah s.w.t şöyle buyurur:

‘Andolsun Biz sana apaçık ayetler indirdik. Bunları fasıklardan başkası inkar etmez.’ (Bakara/99)

O halde Kuran’ı okuyup anlamaya çalışacağız… Anladıktan sonra amel edeceğiz… Bununla da yetinmeyip, Resulullah s.a.v’in ‘Sizin en hayırlınız Kuran’ı öğrenen ve öğretendir’ düsturuyla insanlara bunu öğreteceğiz. Kuran’ın okunması ile ilgili Allah s.w.t Resulullah s.a.v’in dilinden şöyle buyuruyor;

‘Ve Kuran’ı okumakla da (emrolundum)…’ (Neml/92)

Kuran’ı okumak ve her zaman Kuran’a uymak, bir Müslümanın en önemli sorumluluklarından biridir.

Teallemul Kuran ve allemun nas… ‘Kuranı öğrenin ve insanlara da öğretin.’ (Tirmizi)

‘Kim Kuran’ı okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü anne-babasına bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı, güneşin ışığından daha güzeldir. Öyleyse Kuran’la bizzat amel edenin ışığı nasıl olacak? Düşünebiliyor musunuz?’ (Ebu Davud)

Okuyun! Çünkü ahirette ondan (Kuran’dan) sorulacaksınız!

‘Ve şüphesiz o (Kuran), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.’ (Zuhruf/44)

Okuyun! Çünkü bizim bütün izzet ve şerefimiz ondadır.

‘Size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün izzet ve şerefiniz ondadır. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?’ (Enbiya/10)

İmam Şafii şöyle der; ‘Kim değerinin ve şerefinin artmasını istiyorsa Kuran’la meşgul olsun.’

Okuyun! Çünkü ahirette onunla derecelerimiz yükselecek.

‘Kuran’ı okuyup ona sahip çıkan kimseye (ahirette): ‘Oku ve yüksel!
Dünyada nasıl okuyor idiysen öyle oku. Zira senin makamın, okuduğun en son ayetin seviyesindedir’ denir.’ (Buhari, Tirmizi)

Ey Müslümanlar! Acaba Kuran’a ne kadar değer veriyoruz? Acaba Kuran ne kadar gündemimizde?

‘Kuran okuyan müminin misali turunçgiller gibidir. Kokusu güzel tadı hoştur. Kuran okumayan müminin misali ise hurma gibidir. Tadı hoştur fakat kokusu yoktur…’ (Buhari, Müslim)

‘Ben Müslümanım’ diyen bir kimsenin Kuran’a değer vermesi gerekiyor. Kuran’a verilen değer ise, onu okuyup, onunla amel etmemiz ve insanlarında ona rağbet etmelerini sağlamakla olur. Kuran’a verilen değer, ona uymakla olur. Yoksa duvara asmakla, kitaplarımız arasında bir çeşit olsun diye kitaplığımızda bulundurmakla, mezarlıklarda okumakla ve önünde saygı ile kalkmakla değer vermiş sayılmayız…

Bugün İngilizce bilmeyen birine Amerika başbakanından bir mektup gelse, bilmediği halde okumaya çalışır ve düşünür. Sonradan onu alıp acaba Amerika başbakanı bana ne yazmıştır merakıyla güvendiği bir tercümana götürür ve ne söylediğini öğrenmeye çalışır. Evet, işte Amerika başbakanını yaratan Allah c.c bizi muhatap alarak bir mektup (Kuran) göndermiş… Hani meraklanan nerede???