Allahu ekber Allahu ekber… La ilahe İllallahu Allahu ekber… Allahu ekber velillahil hamd…

Allahumme takabbelallahu minna ve minkum salihal e’mal… Es elullahe ey yetekabbel minkum siyamekum… ve salatekum… ve nusukekum… ve ezkarekum…

Kurban; Yaklaşmak, yakınlaşmak anlamına gelir. Aynı zamanda şerefli ve kıymeti büyük manasında da kullanılmıştır…

Kurban; Allah yolunda canlar ve malların feda edilerek Allah’a yaklaşmak için teslimiyeti ifade eder. Hiç şüphesiz bizler için canlar ve mallar çok kıymetlidir… Bu yüzden bugün büyük bir gündür… Bugün fedakarlık günüdür… Bugün nefislerin öldürülüp vahye göre hareket etme günüdür…

Bu günü en iyi anlatan olay, Allah’ın emri gereğince İbrahim a.s’ın, İsmail a.s’ı kurban etmesi olayıdır.

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ... يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ

‘Ne zaman ki o (İsmail), babasının yanında yürümeye başlayınca (İbrahim) dedi ki: ‘Ey oğlum! Gerçekten ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum… ‘(İsmail) Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşaAllah beni sabredenlerden bulacaksın.’ (Saffat/102)

Peygamberlerin rüyaları vahiydir… Onlar vahye göre hayatlarını şekillendirirlerdi. İbrahim a.s Allah’ın bu emrini oğlu İsmail’e söyleyince -ki İsmail a.s o sıralarda bazı rivayetlere göre on üç yaşındaydı- ‘Babacığım’ Emrolunduğun şeyi yap! İnşaAllah beni sabredenlerden bulacaksın’ ve ey babacığım! Benim ellerimi ve ayaklarımı da bağla ki korkuya kapılıpta kaçmayayım ve yine ey babacığım! Sen merhametli ve hilm sahibi birisin. Beni yüz üstü yere yatırda yüzümü görüpte merhametinden dolayı bana acıyıpta bırakmayasın!

إِنَّ إِبْرَاهِيمَ لَحَلِيمٌ أَوَّاهٌ مُّنِيبٌ

‘İbrahim cidden yumuşak huylu, bağrı yanık, kendisini Allah'a vermiş biri idi.’ (Hud/75)

فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ

‘Böylece ikisi de teslim olup onu (İsmail’i) yüz üstü yere yatırınca…’
Allah’ın emriyle bıçak İsmail’i kesmiyor. Cebrail a.s İsmail’e fidye olarak bir koç getirip onu kurban etmesini İbrahim a.s söylemeye geldiği sırada İbrahim a.s’ın telaşa düşmemesi için ‘Allahu Ekber Allah’u Ekber’ diyor. İbrahim a.s onu görünce ‘La İlahe İllallah’u Allah’u Ekber’ diye mukabele ediyor. İsmail a.s kendi yerine kurbanlık geldiğini görünce ‘Allah’u Ekber Velillahil Hamd’ demiştir.
Birisi kendi canını Allah’a teslim etti, diğeri ise oğlunu…

Bugün İbrahim gibi babalara, Hacer gibi annelere, İsmail gibi oğullara ihtiyaç vardır.

‘Şeytan bir adam suretinde İsmail a.s’ın annesi Hacer’in yanına giderek: İb¬rahim'in oğlunu nereye götürdüğünü biliyor musun? dedi. Hacer: Hayır de¬yince, onu boğazlamak üzere götürüyor, dedi. Bu sefer Hacer şöyle dedi: Asla, o oğluna bunu yapmayacak kadar şefkatlidir. Bu sefer şeytan şöyle de¬di: Rabbinin kendisine bunu emrettiğini iddia ediyor. Hacer: Eğer bunu ona Rabbi emretmiş ise Rabbine itaat etmesinden daha güzel bir şey yoktur, diyor.
Daha sonra İsmail’e giderek: Babanın seni nereye götürdüğünü biliyor mu¬sun? dedi. İsmail: Hayır deyince, o seni boğazlamak üzere götürüyor, dedi. İsmail peki niçin? diye sordu. Şeytan: Rabbinin bunu kendisine emrettiğini söy¬lüyor. Bunun üzerine oğlu: O halde Allah'ın ona verdiği emri yerine getirsin. Allah'ın emrini ben de dinliyor ve itaat ediyorum.

Sonra İbrahim'e gelerek: Nereye gitmek istiyorsun? dedi. Allah'a yemin ederim ki, ben şeytanın rüyanda sana görünerek oğlunu boğazlamanı em¬rettiğini zannediyorum. İbrahim onu tanıdı ve: Ey Allah'ın düşmanı! Yanım¬dan defol, git. Hiç şüphesiz ben Rabbimin emrini yerine getireceğim, dedi.
Böylelikle o lanetli şeytan onlar hakkında istediğini gerçekleştiremedi.’ (Kurtubi Tefsiri)

Bu imtihanları geçen İbrahim’e a.s Allah lütfedip İsmail’in yerine bir koç fidye olarak verip O’nu insanlara önder yapıyor. Böylelikle insanlar arasında övgüyle anılan biri oluyor… Yahudilerde, Hristiyanlarda, Müslümanlarda İbrahim a.s’dan övgüyle söz ederler.

إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْبَلَاء الْمُبِينُ

‘Muhakkak bu apaçık bir imtihandı.’ (Saffat/106)

وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ

‘Biz de ona büyük bir kurbanlıkla fidye verdik.’ (Saffat/107)

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ

‘Sonra gelenler arasında ona (güzel bir övgü) bıraktık.’ (Saffat/108)

وَإِذِ ابْتَلَى إِبْرَاهِيمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَأَتَمَّهُنَّ قَالَ إِنِّي جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَاماً

‘Bir zamanlar Rabbi İbrahim’i bir takım kelimelerle sınamış, imtihan etmişti. Onları tam olarak yerine getirince (bu imtihanları geçince): (Allah c.c İbrahim’e) Ben seni insanlara imam (önder) yapacağım, demişti…’ (Bakara/124)

Ümmete öncü olmak isteyenler bilmelidirler ki, önderlik ağır imtihanlardan sonra gerçekleşir. Bu dava uğrunda canları ve malları kurban etmeye hazır olacaksınız! Korku ile fakirlik ile sıkıntı ile imtihan edileceksiniz! Bu mübarek gün ise staj yani pratik yapma günüdür.

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ

‘Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden azaltma (fakirlik) ile deneriz. Sabredenleri müjdele!’ (Bakara/155)

Takvalı olmak ve Allah’a yaklaşmak isteyenler gücü nispetinde bu büyük günde kurban kesmelidirler.

لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ

‘Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!’ (Hacc/37)

Resulullah s.a.v şöyle buyurur:

‘Kurban günü hiçbir Ademoğ¬lu Allah'ın kan akıtmaktan daha çok sevdiği herhangi bir amel işleyemez. O kurbanlık kıyamet gününde boynuzlarıyla, kıllarıyla, ayaklarıyla gelecektir. Kan daha yere düşmeden Allah nezdindeki yerini alır. O bakımdan gönül hoşluğuyla kurbanlarınızı kesiniz.’ (Tirmizi)