1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Çözüldü Maliki Mezhebine Göre Namaz Nasıl Kılınır Ve Abdest Nasıl Alınır?

Konu, 'Dinler - Mezhebler - Fırkalar ve Şahıslar' kısmında ahmetelhanefi tarafından paylaşıldı.

  1. ahmetelhanefi

    ahmetelhanefi Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Maliki mezhebine gore namaz nasil kilinir ve abdest nasil alinir
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Maliki Mezhebine Göre Abdestin Farzları:

    Kur'an-ı Kerim, abdestin dört farzına -veya rukûn- nas getirmiştir: Yüzü, iki elin ve iki ayağın yıkanması ve başın meshedilmesi. Bu farzlar, Maide suresinin altıncı ayetinde şöyle belirtilmiştir: "Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi ve başlarınızı meshedib topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın."
    Hanefîler dışında fakihlerin cumhuru sünnetten delillerle başka farzlar da ilâve ettiler. Bunlardan niyetin farz olduğunda ittifak ettiler. Malikîler ve Hanbelîler muvalât (ardarda olmak), Şafiîler ve Hanbelîler tertibi (sırayla yapmayı) Malikîler de ovmayı vacib (farz) görmektedirler.

    Böylece abdestin rukunleri Hanefilerde dört tane (nasta geçenler), Malikilerde, niyet, ovma ve muvalât ilâvesiyle yedi; Şafilerde niyet ve tertib ilâvesiyle altı, Hanbelîler'de de niyet, tertib ve muvalât ilâvesiyle yedidir.

    Hanefîler ve Şafiîlerde racih olana göre kulak ve sakal başı (favori) arasındaki kılsız yerler de yüze dahildir. Malikîler ve Hanbelîler, orası baştandır, dediler. el-Muğnî'ye göre Hanbelîlerde esah olan da tahzif yeri (alnın iki kenarından favori ile şakak arasında hafif tüylerin bittiği yer) yüze dahildir; çünkü onun yeri yüzden sayılır. Fakat Nevevî de di ki: Şafıîlerde cumhurun sahih kabul etliği görüşe göre tüyü baş tüyüne bitişik olduğu için tahzif yeri baştan sayılır. Keşşafu'l-Kınâ sahibi dedi ki: Tahzif yüze girmez, baştandır.
    Şakaklar (kulakların üstünde gözle kulak arası, favorilere bitişik olan yer), baş yuvarlağına dahil olduğundan baştan kabul edilir. Baştan az bir bölümü abdeste katmak lâzımdır; çünkü vacibin ancak onunla tamamlanabileceği şeylerdendir.
    Hanbelîler dediler ki: Sakal ile kulak arasını yıkamaya özen göstermek gerekir, çünkü orası insanların çoğu zaman yıkamada gaflet ettikleri yerlerdendir. Şafiiler de dediler ki: Yıkamanın gerekliliği konusundaki ihtilâftan kurtulmak için, dazlak yerin, tahzif ve şakakların, gözle kulak arasının yıkanması sünnettir. Baştan az bir şeyin, boğazdan ve ağız altından ve kulaklardan birazının yıkanması gerekir. Nitekim el ve ayakların farz kısmından biraz fazlasının yıkanması da vacibdir. Çünkü vacibin ancak kendisiyle tamamlanabildiği şey de vacibdir. ,
    Açıldıklarında -zorlanmadan- görülen dudakların dışı, burnun yumuşak kısmı vb. yüzden kabul edilir. Dudaklardan içten kapanan kısmı ile gözlerin içi yıkanmaz.
    Kaş, kirpik, sakal başı (favori), bıyık, yanak tüyü, alt dudak tüyü, hafif sakalın (özellikle iki çenenin birleştiği kısım, dıştan ve içten, tüy seyrek veya sık olsun) Muslim'in rivayet ettiği Rasulullah (a.s.)'in ayağında tırnak kadar yer bırakan adama: "Git dbdestini güzelce al!" sözüne binaen yıkanmaları vacibdir.
    Sakal, derisini göstermeyecek kadar sık ise sadece dışının yıkanması vaciptir, içinin hilâllenmesi sünnettir: Ulaştırma zorluğundan dolayı suyun sakalın altındaki deriye kadar ulaşması gerekmez:
    Buharî, Rasulukllah (a.s.)'ın bir avuç su ile yüzünü yıkadığını rivayet etmiştir:

    "Mubarak sakalları sıktı, bir avuç su da genelde dibine ulaşmazdı."
    (Bu hadisi Ahmed, Ebu Dâvud, Neseî ve Tirmizî rivayet etmişlerdir. Daha önce de zikrettiğimiz üzere, Hattabî şöyle demiştir: Vail b. Hucr hadisi bu hadisten daha doğrudur. Tirmizî hadisi garibdir, Ebu'z-Zinad yolu ile bu yoldan başka bir yol ile bilmemekteyiz demiştir. Şevkani, Neylu'l-Evtâr, II, 255)
    Fakat yüz dairesi dışında sakaldan uzayan kısmın Şafıîlerde mutemet görüşe ve Hanbelîlere göre yıkanması vacibdir. Çünkü o farz mahallinde bilmiştir ve zahiren de onun ismine dahildir. Bu baştaki saçtan ayrılmaktadır; ondan inen, baş ismine girmemektedir. Bir de Muslim'in Amr b. Abse'den rivayeti vardır:
    "... Sonra da Allah'ın ona emrettiği gibi yüzünü yıkadı mı, yüzünün günahları su ile beraber sakalının uçlarından dökülür."
    Hanefîler ve Malikîler sakaldan uzayan kısmın yıkanmasını vacib görmediler. Farz mahallinden hariç bir tüydür ve yüz kelimesinin ifade ettiği kısımdan değildir.
    1- Bu hadisi Ahmed dışında beş hadis imamı rivayet etmiştir. Neylul-Evtâr, II, 253.

    3- el-Kavâninu't-Fıkhıyye, 49; Keşşâfu'l-Kınâ\ I, 346.
    4- Reddu'I-Muhtâr, 1,432 vd.; et-Muğnî, 1,522 vd.; Keşşâfu'l-Kınâ\ 1,453.


    Malikîlere göre el parmaklarının hilâllenmesi vacib, ayak parmaklarının aralanıb hilâllenmesi ise mendubdur.
    Farz mahallindeki fazla parmağın da yıkanması gerekir, çünkü orada bitmiştir. Hanbelîler ve Malikîlere göre de farz olmayan mahalde bitip de farz mahalline uzanan yan derinin de yıkanması gerekir.
    Şafiîler dediler ki: Pazu derisi oradan sarkmış ise, müsavi olanı veya olmayanı, hiç birinin yıkanması gerekmez; farz mahallinden çıkmakla ona "el" ismi verilmez.
    Ellerden yıkanması gerekenin bir kısmı kopmuş olursa ittifakla, geri kalanın yıkanması gerekir. Çünkü mümkün olan olmayanla beraber emre muhatap olmaktan düşmez. Ve Rasulullah (a.s.)'ın şu hadisi de vardır: "Size bir şey emrettim mi, ondan gücünüz yeteni yapın."
    Eli dirsekten kesilen kimsenin pazusunun kemik başını yıkaması gerekir, çünkü orası dirsekten sayılır.
    Dirsekten yukarısı kesilenin ise, uzvun taharetten uzak kalmaması için geri kalan pazuyu yıkaması menduptur.
    Cumhura göre, dar yüzüğün oynatılması gerekir. Malikilere göre ise, kadın veya erkek için caiz olan yüzüğün oynatılması -alına su girmeyecek kadar dar da olsa- gerekmez, engel sayılmaz.

    Malikîler ve iki rivayetin ercahında Hanbeliler dediler ki: Başın tamamının meshi vacibdir. Mesh edenin saçının örgüsünü çözmesi veya baştan inen saçın meshi gerekmez. Bu uzanan saçın mesh edilmesi ise baş için yeterli olmaz. Aşağıya uzanmayan saçın mesh edilmesi farz yerine yeterli olur. Saçını kaybederse, derisini mesh eder, ona göre başının zahiri orasıdır.

    Abdestin İhtilâf Edilen Farzları:
    Fakihler niyet, tertib, muvalât ve ovmanın vacibliğinde ihtilâf ettiler. Hanefî-lerin dışındakiler niyetin farz olduğunu söylencen, Malikîler, Hanbeliler ve İmami-ye de muvalâtın vacip olduğunu söylediler. Ovmanın gerekliliğini ise sadece Malikîler söylediler


    Niyetle İlgili Bazı Meseleler:
    Hükmü: Cumhura göre vacib, Hanefi'lere göre musehabdır.

    Niyetin Mahalli:
    Kalbdir. Niyet kasıttan ibarettir, kastın mahalli de kalptir. Dili ile söylemese de kalbi ile itikat ettiğinde yeterli olur. Niyet kalbinden geçmezse, meydana gelen fiil onun için yeterli olmaz. Malikîlerde evlâ olan niyetin dille söylenmesini terketmektir. Şafıilerde ve Hanbelîlerde ise, söylenmesi sünnettir. Ancak, Hanbelîlerde, gizlice söylenmesi mustehabtir, açık söylenmesi ve tekrarı mekruh olur.
    Malikîlere göre niyetin vakti yüzü yıkama anıdır. Taharetin başı olduğuna dair de bir delil vardır. Malikîlere göre niyetin vakti yüzü yıkama anıdır. Taharatin başı olduğuna dair de bir delil vardır.

    Malikîlerde mutemet olan, niyetin azalara bölünmesinin caiz olmadığıdır. Bu her azaya -abdesti tamamlamayı kastetmeden- hususî niyet edib sonra aklına geldikçe sonrakini yıkama şeklindedir. Abdesti hemen tamamlama kastı ile niyeti azalara taksim ederse bu caiz olur. Bu noktada da Malikîler Şafiî'lerle ve Hanbelîlerle birleşmiş oluyor.

    Hanefîler ve Malikîlere göre: Tertip farz değil, sunnet-i muekkededir. Allah tealâ'nın zikrettiği gibi ve sağdan başlar. Çünkü varid olan Kur'an nassı, abdestin farzlarını sayarken farzları (vav) harfiyle atfetmiştir. Bu (vav) da sadece mutlak bir toplamı ifade eder. Bu da tertibi gerektirmez.

    (Devam edecek, inşeAllah)
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş