1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Mevlana hakkında bir yazı

Konu, 'Edebiyat' kısmında farkındayız tarafından paylaşıldı.

  1. farkındayız

    farkındayız Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      



    images_926226996436.jpg





    Son güncelleme: 07 Aralık 2013 Cumartesi 22:30

    Bize terbiye veren birine Rabbim diyemiyorsak, dost olan birine de Mevlana diyemeyiz. Ha ben derim diyen varsa, buyursun desin, sonuçta demokrasinin put olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

    Küre Medya / Haber Merkezi
    Bu Cuma camilerdeki hutbe konusu Celalettin Rumi idi. Nam-ı diğer Mevlana(!) Ben bu konuyla ilgili görüşlerimi çeşitli platformlarda defalarca dile getirdim, getirmekten de bıkmayacağım. Mevlana Arapça Mevla’mız demektir ve Bakara Suresi’nin son ayetinde “ente Mevlana” kelimesi geçer. Başka ayetlerde “Hayır, sizin Mevla’nız yalnızca Allah’tır!” diye buyurur Rabbimiz. Mevla Allah’ın kendisidir, Mevlana Allah’tır. Hâl böyleyken bir kula bu ismi vermek, bu isimle hitap etmek çok tehlikeli diye düşünüyorum.

    Bazıları C.Rumi’ye dost anlamında Mevlana diye hitap edildiğini söylüyorlar. Oysa az buçuk Arapça görmüş biri bile, dostun Arapça karşılığının sıdk, sıddık olduğunu bilir. Öyle olsa bile, bize terbiye veren birine Rabbim diyemiyorsak, dost olan birine de Mevlana diyemeyiz. Ha ben derim diyen varsa, buyursun desin, sonuçta demokrasinin put olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

    Düşünce ve eylem anlamında çığır açmış o kadar alim göz ardı edilirken C.Rumi niye her yıl Diyanet tarafından unutulmaz merak ediyorum. İmam hutbede “Bütün dünya Mevlana’nın sevgi ve hoşgörü anlayışından etkilenmiştir.” diyor. Demek ki dünya ondan böyle güllük gülistanlık(!) Kim etkilenmiş yahu! Yüzyıllardır başta Afrika olmak üzere tüm dünyayı sömüren emperyalistler mi? Sadece kendi halkını birinci sınıf insan görüp diğerlerine, besledikleri hayvanlar kadar değer vermeyen, milyonların kanına giren batı devletleri mi? Filistin’de yapmadığı zulüm kalmayan İsrail mi? Kimliğini batılılara satmış, kendi halkını inleten doğulu yöneticiler mi?

    Madem C. Rumi düşüncesi madem bu kadar etkili mazlumlara kan kusturan İsrail’i onunla durduralım. Ülkemizin başına bela olmuş PKK’yı, iki C.Rumi sözüyle bitirelim. Önce de söylemiştim, hoş olanın hoşgörüye ihtiyacı yoktur; hoş olmayanı hoş görmenin mantığı yoktur! Batılılar elbette C.Rumi düşüncesini önemsiyor, üniversitelerinde bunun için kürsüler kuruyor, gündem ediyorlar. Çünkü emperyalistler, sömürecekleri ülkelerin insanlarının bu düşüncede olmasını istiyorlar ondan. Kendileri için değil… Onlar, Haçlılara dur diyen Selahaddin Eyyubi’yi Moğol emperyalizmi ile mücadele eden Ahi Evran’ı, Rusları dize getiren Şeyh Şamil’i, çağa damgasını vuran Aliya İzzetbegoviç’i hiç önemserler mi? Gündem ederler mi? Etmezler! Çünkü bunlar zalime karşı durmuşlardır, vatanlarını emperyalistlere çiğnetmemek için mücadele vermişlerdir.

    İslam alimiymiş ya C.Rumi, İslam adına ne yapmış, toplum adına hangi eylemin içinde olmuş merak ediyorum. Ha çok başarılı şair midir, evet. Çok iyi edebiyatçı mıdır, evet. Lakin iş İslam’a geldimi orda durup düşünmek gerekir. Bugün birçok bağımsız düşünür C.Rumi’nin İslam’la ilgisi olmayan hümanist bir anlayışa sahip olduğunu söyler. “Edep timsali!” diye ballandıra ballandıra anlatıyor imam arkadaş, yani diyanet öyle yazıp göndermiş o da okuyor. Peki, C.Rumi’nin mesnevisinde geçen müstehcen hikâyelerden birini minberde anlatabilir mi acaba? Mesela Diyanet C.Rumi’nin “Kabak Hikâyesini hutbe yapabilir mi? Şimdi ben buraya “Kabak Hikâyesi”ni yazsam, belki de RTÜK müstehcen yayın yapılıyor diye gazeteyi kapatır. Eşini özel odasından çıkarıp Şems’le birlikte yaşamaya başlaması mıdır edep?

    Ahi Evran liderliğindeki Ahiler ve Türkmenler işgalci Moğollarla mücadele ederken, C.Rumi Moğol hükümdarlarını evliya addeden meseller anlatıyordu. (Fihi Ma Fih adlı kitabında görebilirsiniz.) Şems Anadolu halkını Moğollara itaat etmeye çağırıyordu. (Makalat adlı kitabında görebilirsiniz.) Sahi C.Rumi’nin ve Şems’in şeyhi olan Şeyh Seyyid Burhanettin’in Kayseri’deki türbesini neden Moğollar yaptırmıştır!?

    Dağılma konumuna gelen Selçukluyu ayakta tutmaya çalışan, yeni kurulan Osmanlının temelini atan, halkın bilinçlenmesi ve mücadele etmesi için önemli işlevler gören Ahilerin, en büyük muhalifi niye Mevlevilerdi? Bundan olsa gerek Osmanlı asırlarca Mevlevilere yüz vermemiştir. Ta ki batılı bir gurubun içlerine sızmasına, aynı gurubun etkisinde kalan lüks ve eğlence düşkünü padişahların ortaya çıkmasına kadar.

    Kimse maval okumasın, bir adam çok güzel sözler söyledi diye çok iyi yaşadı anlamına gelmez. Binlerce söz bir eylem kadar kıymetli değildir. Bugün birileri çıkıp “Sema ibadettir!” diye saçmalıyor, ama bir tek diyanet yetkilisi çıkıp da “Ne ibadeti kardeşim, bu dinin ibadeti K.Kerim’de belirtilenlerdir!” diyemiyor. Hoş C.Rumi’de, Şems de diyanetin ve Sünnilerin batıl saydığı hulul inancına sahipler. Kimin eli kimin cebinde belli değil misali…

    Yıllardır Mevlana ve Mevleviler üzerine araştırma yapan Katolik Rahip Alberto Ambrosio “Dervişler” adını verdiği kitabında, C.Rumi’in düşünce ve inanç yapısındaki Hıristiyan etkisini ele alması pek ilginçtir. Bu konuda, en kıymetli çalışmaları yapan Tarih Profesörü Mikail Bayram’ın eserlerini okumak pek çok konunun açığa çıkması açısından önemlidir. Söz buraya gelmişken şu garibin “Aşkın Kurbanları” isimli kitabına göz atmanız da menfaatiniz icabıdır. Ben hak bildiğimi, inandığımı söylüyorum; gerisi ademoğlunun keyfine kalmış.

    Elbette İslam sevgi dinidir, lakin mazlumları sever zalimleri değil. Sevgiyle hareket etmek sünepelik etmek anlamına gelmez. Sevgi, mazlumun bir damla gözyaşı için zalimin yakasına yapışmayı gerektirir. Tüm Peygamberler de bunu yapmışlardır. Miskin miskin tekkede oturup söz söylemekle yetinen, ara sıra da raks eden bir Peygamber duydunuz mu?

    Böyle bir sevgi Hak katında kaç akçe eder?

    Murat KOÇAK/Aralık 2012

    erhaber.com



    Haber Küremedya ya aittir



    Not:
    Eğer ki Küremedyadan birisi bu yazıyı okuyor ise, onları bu yazı için attıkları REZİL başlığı düzeltmeleri gerektiğini buradan söylemiş olayım.
  2. 15kasım

    15kasım Üyeliği İptal Edildi Banned

    Kölelerin efendilerine demesi caiz mi ? Değilse sahabe sizin kadar bilmiyor muydu ki "Salim Mevlâ Ebu Huzeyfe" tabiri yaygın olarak kullanılagelmiştir.
    Peki araplar birisine Efendim derken ne diyecekler söyler misiniz? Ya da ben size cümle içinde desem ki "Efendim sizinle aramızda büyük görüş farkları
    var" hata mı etmiş olurum? Niyetine göre muamele görür kullananlar. Mevlana'ya Ma'bud edinme tapınma ibadet etme ilahlaştırma maksatlı söyleyen şirk koşmuş
    olur. Saygı ifadesi olarak kullanan edebe riâyet etmiştir. İnsanlarla senli benli konuşmayı âdet edinen kimseler edepsizlerin önde gidenleridir!!


    Mevlana kelimesini gerçek anlamında yani RAB,SAHİP,EFENDİ anlamında kullanıyorsunuz demiyorum,saygı amacıyla kullanıldığına inanıyorum ama kelimenin anlamına
    dikkatinizi çekiyorum.ALINTIDIR..
    MEVLÂ NEDİR?
    Sözlükte "Rab, efendi, seyyit, komşu, malik, kul, köle azad eden, bir işi gören, idare eden, azat olmuş köle, yakın, hısım, yardımcı, ihsan eden adam, ihsan
    olunan adam, dost, sevdiği kimse, antlaşma yaptığı kimse" gibi anlamlara gelen mevlâ (çoğulu mevâlî), Kur'ân-ı Kerim'de yirmiden fazla yerde zikredilmiş
    ve daha çok Rab manasında kullanılmıştır. Bunların da çoğu Allah Teâlâ'nın sıfatıdır
    El-Mü'min kelimesi de Haşr Sûresi'nde Allah için kullanılmıştır ve Esmaü'l-Hüsna'dandır
    Şimdi biz iman edenlere mü'min demeyecez mi bakış açınıza göre? Bazı kelimeler (Esmaü'l-Hüsna'daki) Allah (c.c.) için kullanıldığında farklı insanlar için
    kullanıldığında farklı anlamlar taşır. Esmaü'l-Hüsnâ'daki bazı isimleri ise başına "abd" (kul) kelimesini getirmeden koymaya cevaz verilmemiştir. Rahman
    ve Rahîm gibi..


    Mutlak mana ile mukayyed manayı birbirine karıştırıyorsunuz. Mutlak manada terbiye edici Allah'tır (c.c.). Bir insan bir hayvanı ehlileştirerek onu terbiye
    etmiş olur. Bu da mukayyed manadadır. Mutlak manada Mevlâ Allah'tır. (c.c.) O âyetlerdeki manada budur. Yani sizin gerçek sahibiniz, efendiniz Allah'tır
    (c.c.) demektir. Bakara Sûresi 78.âyete bakarsanız "köle" diye tercüme edilen kelimenin "abd" olduğunu görürsünüz. Örnek verecek olursak Abdullah = Allah'ın
    kulu demektir bilirsiniz. Kul anlamına gelen sözcüğü Allahu Teâlâ bizzat âyetinde "köleler" için kullanmıştır. O bakımdan kölenin Efendisi (Mevlâsı) mutlak
    manada Allah'tır , mukayyed manada kölesi olduğu kimsedir. İnsanların mutlak sahibi Allah'tır. Mutlak hüküm sahibi Allah'tır (c.c.). Fakat yönetenler de
    mukayyed (belli sınırlar çerçevesinde) halkı idare etmekle vazifelidirler. "Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini
    bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) "Selam!" derler (geçerler)" (Furkan 63). Bu ayette de "abd" kelimesi Allah'ın kulu anlamında kullanılmıştır.
    Sizin mantığınıza göre âyetlerdeki bu iki farklı kullanımı nasıl değerlendirmek gerekir o vakit? Lütfen Arapça bilginizi bilinen konularda fitne çıkarmak
    için kullanmaktan vazgeçin artık.. Selam...




    Men kuntu mevlahu fealiyyun mevlahu - ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Hadisi şerifte mevla kelimesi kullanılmış.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş