1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Çözüldü Mezheblere Göre Vacip Kavramı, Namaz Ve Hacc'ın Vacibleri Nelerdir?

Konu, 'Dinler - Mezhebler - Fırkalar ve Şahıslar' kısmında ibni abbas tarafından paylaşıldı.

  1. ibni abbas

    ibni abbas Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Şafi Mezhebinde hac konusunda vacip kavramı var diye duydum.Yani Hanefi Mezhebindeki vacip kavramı gibi.Doğru mu bu?Şafi Mezhebinde Hanefi Mezhebindeki vacip gibi vacip var mı?Varsa hangi konularda var?
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Hanefi mezhebinde vâcib kavramı genelde ilmihal mevzularıyla alakalıdır. Farz olmayan fakat yapılması sunnetten kuvvetli olan demektir.
    Misal Vitr, cenâze namazı .

    Diğer mezheblerdeki vâcib kavramı genelde fıkhi meselelerde kullanılır, farz kadar kuvvetli olmasa da ' yapılması gerekli, şart olan" demektir.
    Misal Katl-i vâcib.

    İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre farzla vâcib eş anlamlıdır. İkisi de aynı hükümlere tabidir.
    Hanefilere göre ise, fârz ve vâcib birbirinden farklı anlam taşır.
    Vâcib Allah ve Rasûlunun yükümlü müslümandan yapılmasını bağlayıcı bir şekilde istediği, fakat hakkındaki bu bağlayıcılığın zannî delil ile sabit olduğu fiildir.
    Buna göre vâcibin kesinliği, farzın kesinliğinden daha azdır. Bu yüzden şer'î bir işte farz terk edilirse bu iş bâtıl olur.
    Meselâ Arafat'ta vakfe yapmayan kimsenin haccı batıl olur. Çünkü vakfe farzdır. Fakat bir kimse Safâ ile Merve arasında sa'yi terk etse, haccı bâtıl olmaz. Bunu kurban kesme cezası yoluyla tamamlaması mümkündür.
    Namazda Kur'ân okunmasının tamamen terki namazı geçersiz kılar. Çünkü namazda Kur'ân'dan bir parça okunması gereği kesin delille sabittir. Âyette şöyle buyurulur: "O halde Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyun" (Muzemmil, 20) Fakat Fatiha Sûresinin okunmamış olması tek başına namazı bozan bir sebeb değildir. Bu sûre okunmamış olursa, namaz mekruh olmakla birlikte yine geçerlidir. Sonunda yanılma secdesi yapılarak bu eksiklik giderilmeye çalışılır. Çünkü namazda Fatiha'nın okunması hükmü zannî bir delil ile sabittir. Bu da Peygamber'in "Fatiha suresini okumayanın namazı yoktur" (Tirmizî, Mevâkitü's Salât, 69,115; İbn Mâce, İkâmet, II) hadisidir. Bu hadisin sâbit oluşu, haber-i vahid olması bakımından zannidir. Diğer yandan "Fâtiha okunmaksızın kılınan namaz geçerli değildir" anlamına gelebileceği gibi "Böyle bir namaz tam ve mükemmel olmaz" anlamına da yorumlanabilir. Bu bakımdan hükme delaleti yönünden de zannidir.

    Şâfiî'lere göre namazda Fatiha'nın okunması farz anlamında vâcibdir. "O halde Kur'ân'dan kolayınıza geleni okuyun" (Muzemmil, 20) âyetini, Fâtiha sûresini okuyun, diye tefsir ederler. Çünkü Peygamber "Ben namazı nasıl kılıyorsam siz de o şekilde kılınız" (Buhârî, Ezân,18; Edeb, 27; Âhâd 1) buyurmuştur.
    Hanefîler ise yukarıdaki âyeti genel anlamlı kabul ederler ki, Fâtiha veya Kur'ân'dan başka bir bölüm bu kapsama girer.
  3. ibni abbas

    ibni abbas Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Hanbeli Mezhebine göre rukudan doğrulurken semi Allahu limen hamideh demek,doğrulduktan sonra rabbena lekel hamd demek vaciptir.(başka vaciplerde var)Bunların kasten terki namazı bozar,bilmeden terki ise namazı bozmaz.

    Hanbeli Mezhebinde namaz konusunda vacip kavramı farzdan farklıdır.Yani Hanefi Mezhebindeki gibi.Farkı şu:Hanefi Mezhebine göre vacibin kasten veya sehven terk edilmesi namazı bozmazken,Hanbeli Mezhebinde vacibin kasten terki namazı bozar.Namazı bozmayan vacip,sehven terk edilen vaciptir.

    Kitaplarda Hanbeli Mezhebin'de bu konuda vacip kavramı olduğu yazmaktadır.

    Ayrıca Şafi Mezhebinde hac konusunda,vacip kavramı vardır.Mesela Halil Gönenç Şafi İlmihali'nin 350.sayfasında haccın vacipleri yazmakta.Açıklama olarakta bu vaciplerin terkinin haccı iptal etmeyeceği;ama bu vaciplerin terkinin günah olduğu yazmakta.Başka Şafi kitaplarda da aynı ifade bulunmaktadır.

    Yani Hanbeli Mezhebinde namaz konusunda,Şafi Mezhebinde hac konusunda vacip kavramı bulunmaktadır.

    Benim bildiklerim bu şekilde.Siz yok deyince şaşırdım.Emin misiniz Hocam?
  4. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Mezheblere Göre Namazın Vâcib'leri
    Mâlikî'lerle Şâfii'ler, vâcib ile farzın aynı anlama geldiği, hac bahsi dışında bunların anlamlarının ayrı olmadığı hususunda görüş birliği etmişlerdir.

    Buna göre farzın anlamı, terk edilmesi hâlinde haccı bâtıl eden şeydir.
    Vâcib'e gelince bunu terketmekle hac bâtıl olmaz. Yalnız, terkedenin kurban kesmesi îcâb eder.
    Şu hâlde Mâlikî'lerle Şâfiî'lere göre namazın vâcibleri yoktur. Sadece farz ve sünnetleri vardır.
    Hanefî'lerle Hanbelî'lerse namazın bir takım vâcibleri olduğunu ileri sürmüşlerdir.

    Hanefi'lere Göre :
    Namazın vâcibleri terk edildiği takdirde namaz bâtıl olmaz. Yalnız dalgınlık sonucu bu vâcibleri terkeden kişinin selâmdan sonra sehiv secdesi yapması gerekir. Kasden bir vacibi terkeden kişinin namazı iade etmesi vâcib olur. İade etmediği takdirde namazı sahîh olmakla birlikte günahkâr olur. Hanefi'lere göre vacibin subûtunun delili, Peygamber (s.a.v.) efendimizin bu fiilleri devamlı olarak yapmasıdır. Buna göre Hanefî mezhebi açısından namazın vâcibleri şunlardır:
    1. Nafile namazların her rek'atinde, farzların da ilk iki rek'atlerinde Fâtiha'nın okunması, aynı zamanda da zamm-ı sûreden önce okunması.
    Öyleyse zamm-ı sûre, Fâtiha'dan önce okunursa sehiv secdesi yapmak gerekir.

    2. Vitirle nafile namazlarının bütün rek'atlerinde, farzların da ilk iki rek'atinde Fâtiha'dan sonra zamm-ı sûrenin okunması.
    Vacibin yerine gelmesi için Kur'an-ı Kerîm'in en kısa sûresi veya ona denk olan üç kısa âyetinin okunması veyahut da bu miktarda uzun bir âyetin okunması gerekir. Üç kısa âyete örnek olarak Muddessir sûresinin, on kelimeden ibaret olan 21, 22 ve 23. ayetlerini gösterebiliriz:
    Bunlar, şeddeliler de iki sayıldığı takdirde, otuz harften ibarettirler. Bu üç kısa âyete denk uzun bir âyetin okunması, her rek'at için vacibin yerine gelmesine yeterli olur. Yine bunun gibi, âyet'ül-kürsî'den: kadarını okumak da yeterli olur.
    3. Namazla ilgili fiilleri fazlalaştırmamak.
    Meselâ istenilen miktardan fazla secde yapmamak gerekir. Her rek'atta iki secdeden fazla secde yapılması halinde fazlalıklar lağvedilir. Dolayısıyla kişi, bunu eğer unutarak yapmışsa sehiv secdesi yapması gerekir.
    4. Rukû, secde ve benzeri aslî rükünlerde itmi'nân'ı yerine getirmek.
    Hanefîlere göre vâcib olan itmi'nân, en azından bir kez “subhanallah” diyecek kadar, her organın asıl yerine yerleşerek sukûn bulmasıyla gerçekleşir.
    5. Nafile de olsa bütün namazların ilk ka'de'sinde oturmak.
    6. Abdullah İbn Mes'ûd'un rivayet etmiş olduğu teşehhudu ka'de (oturuş) halindeyken okumak.
    Birinci ka'dede teşehhudu okuduktan hemen sonra üçüncü rek'ate kalkmak da vâcibtir. Birinci ka'dede teşehhudden sonra Peygamber Efendimize salât okunursa ve bu da bir dalgınlık eseri olmuşsa sehiv secdesi yapmak îcâb eder. Ama kasıt nedeniyle salât okunmuşsa, namaz sahih olmakla birlikte iade edilmesi vâcibdir.
    7. Namazın bitiminde iki defa (sağa ve sola) selâm vermek.
    8. Vitrin üçüncü rekatinde Fatiha ve Zamm-ı Sûreden sonra Kunut duasını okumak.
    9. İki bayram namazının her rekatında üçer tekbir almak.
    10. Sabah namazında, bayram namazlarında, cuma ve teravih namazlarında, Ramadanda cemâatle kılınan vitir namazlarında, akşam ve yatsının ilk iki rek'atlerinde İmamın seslice kıraatte bulunması vâcibdir.
    Bu namazlardan tek başına kılınabilenleri kılmakta olan bir kişi dilerse seslice, dilerse sessizce kıraatta bulunur. En faziletlisi seslice okumasıdır. Yine İmamın seslice kıraatta bulunması vâcib olan namazları da, tek başına kılan kişi, sessizce kıraatte bulunarak kılar.
    11. Gündüzün kılınan nafile namazlarda, öğle ve ikindi farzlarında, akşamın üçüncü rek'atinde, yatsının üçüncü ve dördüncü rek'atlerinde, güneş tutulması, ay tutulması namazlarında İmamın ve tek başına namaz kılan kişinin sessizce kıraatte bulunması vâcibdir.
    12. İmama uyarak namaz kılmakta olan kişi, İmamın kıyamda durması esnasında hiçbir şey okumamalıdır.
    13. Secde ederken burnun uç kısmını alınla beraber yere temas ettirmek.
    14. Namazı özellikle “Allahu Ekber” diye tekbir alarak başlatmak.
    Bu cümleyi söylemekten âciz olan veya düzgünce telâffuz edemeyen kişinin namazı, Allah'ın isimlerinden herhangi biriyle başlatması da sahîh olur.
    15. Bayram namazının ikinci rek'atinde rukûa giderken tekbir almak.
    Bu tekbir, vâcib olan bayram tekbirlerine bitişik olduğu gerekçesiyle vâcib olmuştur.
    16. İctihad edilmesi sahîh olan hususlarda İmama uymak.
    17. Rukûdan kalkmak ve ta'dîl-i erkâna riâyet etmek de vâcibdir.


    Hanbeli'lere Göre:
    Namazın vâcibleri farzdan daha azdır. Bilindiği halde kasıtlı olarak namazın vâciblerinden biri terkedilirse namaz bâtıl olur. Ama bilinmediği veya unutularak terk edilmesi halinde namaz bâtıl olmaz. Bu durumda sehiv secdesi yapılması gerekir. Bu mezhebe göre namazın vâciblerini şöylece sıralayabiliriz:

    1. İftitah tekbiriyle, İmama rukû halinde ulaşan kişinin rukû tekbiri dışında kalan namazın diğer bütün tekbirleri vâcibtir.
    İftitah tekbiri farzdır. Rukû hâlinde İmama ulaşan kişinin rukû için aldığı tekbir sünnettir.

    2. İmam ve ona uyan kimselerin rukûdan kalkarken -semi'allahu limen hamideh- demeleri.
    3. Her namaz kılan kişinin buna ek olarak -Rabbena ve leke'1-hamd- demeleri. İftitah tekbirinden başka tekbirlerle “semi'allahu limen hamideh” ve “Rabbena ve leke'1-hamd” cümlelerini söylemenin yeri, bir rukne intikalin başlangıcıyla sonu arasında olmalıdır. Burada bunlardan önce bir şeyin yapılması câiz olmaz.
    4. Rûkûda bir defa -Subhâne rabbiye'l-azîm- demek.
    5. Secdede bir defa Subhâne rabbiye'l-a'lâ demek.
    6. İki secde arasında -Rabbiğfir lî- demek.
    7. Birinci teşehhudde oturmak.
    Bu oturuşun suresi en azından son teşehhudde, salâvat okuma dışındaki oturuşun süresi kadar olmalıdır. Birinci teşehhudde, İmamı sehiv sonucu üçüncü rek'ata kalkmayan kişi için oturmak vâcibdir.
    8. Sehiv sonucu İmamı, üçüncü rek'ata kalkan kişi, mecburen İmamıyla birlikte ayağa kalkar.
    Teşehhudde oturmanın vâcibliği zimmetinden düşer.

    (Abdurrahman Cezırî, Dört Mezhebe Göre İslâm Fıkhı- I, Çağrı Yayınları, 7. Baskı, İstanbul, 1993: 323-325)

    Mezheblere Göre Hacc'ın Vâcib'leri

    Şafii'lere Göre :
    Hacc'ın genel vâcibleri beş tanedir:

    1. Mîkat'ta ihrama girmek.

    2. Bir an olsun Muzdelife’de bulunmak.
    Bu, Arafat’taki vakfeden sonra gecenin ikinci yarısında olmalıdır. Burada beklemek şart değildir. Kişinin, Muzdelife’de bulunduğunu bilerek veya bilmeyerek buradan geçmesi de yeterli olur.

    3. Şeytan taşlamak (Remy-i cimar).
    Kurban bayramının birinci günü yalnızca Akabe cemresine taş atılır. Kurban bayramının geri kalan üç gününde ise her üç cemreye taş atılır. Cemre (şeytanı taşlama)nin vakti, Arafat’ta vakfe yapmış olma kaydıyla Kurban bayramının birinci gecesi, gece yarısından itibaren başlar ve teşrik günlerinin sonuna kadar devam eder. Taşlama işi, kelimenin tam manasıyla tahakkuk etmelidir. Söz gelimi atılacak taşlar, atılacak yere elle konulduğunda taşlama işi gerçekleşmiş olmaz. Atarken taşlama yeri hedef alınmalıdır. Söz gelimi havaya, boş yere atılan taşlar, hedefe isabet etse bile taşlama işi bakımından yeterli olmaz. Atılacak yere isabet etmeyen taşlama geçerli olmaz. Şer’an geçerli olan taşlama, yay ve benzeri şeylerle değil de elle yapılanıdır. Ancak mazeret hâlinde bu gibi şeylerle yapılan taşlama da câiz olur. Taşlama, ancak taşla yapılırsa geçerli olur. İnci, tuz ve kiremit gibi şeylerin atılması yeterli olmaz.

    Taşlayan kişi, bayramın ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerindeki her üç taşlamada da yedişer çakıl tanesi attığını kesin olarak bilmelidir. Aynı şekilde bayramın birinci günü yapılan Akabe cemresinde (taşlamasında) de yedi çakıl tanesini kesinlikle atmış olması gerekir. Eğer bu hususta şüpheye düşerse, bu sayıyı tam olarak ikmâl eder. Yedi çakılın, yedi ayrı atışla atılması şarttır. Ama bu şekilde atmadığı takdirde, bir atışta birden fazla taş atmış olsa bile, yalnızca tek atış yapmış sayılır. Teşrik günlerinde yapılan taşlamada üç cemre arasındaki sıralamaya uyulmalıdır. Taşlamaya Mescid-i Hayf yanındaki cemreden başlanır. Sonra orta cemre, daha sonra da Akabe cemresi taşlanır. Bunların birindeki taşlama işi tamamlanmadan diğerine geçilmez.

    Taşlamanın sünnetlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

    a. Her taşlama günü gusledilmelidir.
    b. Teşrik günlerinde taşlama, öğle namazından sonra yapılmalıdır.
    c. Taşlamalarda cemreler arasına fasıla konulmamalıdır,
    d. Kolay olduğu takdirde taşlama, sağ elle yapılmalıdır.
    e. Necâsetli olması muhtemel çakıl taşlan yıkanmalıdır,
    f. Atılan çakıllar, parmak uçlarından küçük olmalıdır.
    g. İlk taş atılırken, telbiye yerine tekbir getirilmelidir.
    h. Hacı, Minâ’dan binekli gelmişse taşlamayı binek üzerinde yapmalıdır.

    4. Minâ’da gecelemek.
    Acelesi olmayan kimselerin üç teşrik gününün gecelerinin büyük bölümünü Minâ’da geçirmeleri şarttır. Ama acele edip ikinci teşrik gününde (Kurban bayramının üçüncü gününde) Minâ’dan çıkıp Mekke’ye gitmek isteyen kişiden, üçüncü teşrik gününün gecesinde Minâ’da geceleyip şeytanı taşlama yükümlülüğü düşer. Zîrâ Yüce Allah buyurmuştur ki:
    Kim hemen iki gün içinde (kurban bayramının ikinci ve üçüncü gününde Minâ’dan Mekke’ye) dönmekte acele ederse ona günah yoktur.” (Bakara 203)

    Ama bu işte acele eden kişinin, en geç teşrik günlerinin ikincisinde (kurban bayramı günlerinin de üçüncüsünde) güneşin batmasından önce Minâ’dan çıkmış olması şarttır. Ama bu günde kişi Minâ’da iken güneş batarsa, teşrik günlerinin üçüncü gecesi de Minâ’da kalıp şeytan taşlaması zorunlu olur. Ancak gecikmesi bir mazeretten ötürü olmuşsa bu zorunluluk sözkonusu olmaz. Ayrıca Minâ’dan erken çıkışın, niyetle birlikte olması da şarttır. Niyetsiz olarak erken çıkan kişinin geri dönmesi gerekir. Çıkarken geri dönmeye de azmedilmiş olmamalıdır. Geri dönmeye azmedilerek çıkıldığı takdirde, geri dönmek zorunlu olur. Bu takdirde, çıkışta niyetin faydası da olmaz. Taşlama gecelerinde Minâ’da gecelemek, mazereti olmayan kimselere vâcibtir. Deve çobanları ve Mekke’de ya da yolda hacılara su dağıtmakla görevli olanlar ile geceleme hâlinde canına veya malına zarar gelmesinden korkan kimseler gibi mazeretliler, gecelememe ruhsatına sahihtirler. Fakat taşlama yükümlülüğünden kurtulamazlar.

    5. Haccın genel vâciblerinin beşincisi, önce belirtilen ihram yasaklarından sakınmaktır.

    Hanefi'lere Göre:
    Haccın aslî vâcibleri beş tanedir:

    1. Safa ile Merve arasında sa’y etmek.

    2. Fecirden önce, bir anlık zaman için de olsa, Muzdelife’de bulunmak.
    Fecirden önce Muzdelife’de bulunmayan kişinin ceza olarak kurban kesmesi gerekir. Ancak bir sebebi veya hastalığı olursa bir şey gerekmez.

    3. Her hacının şeytanı taşlaması.
    Şöyle ki: Kurban bayramının birinci günü Batn-ı Vâdî’de Akabe cemresini taşlamak. Bu taşlama, kendisiyle teyemmüm edilmesi caiz şeylerle, meselâ bir avuç toprakla da yapılabilir. Fakat bir avuç toprak bir çakıl tanesi yerine geçer. Odun, anber, inci, altın, gümüş, cevher, kığ ve bunlara benzer şeylerle taşlama yapmak caiz olmaz. Çünkü bunlar yer cinsinden değildirler. Atılacak çakılların cemre yerlerinden toplanması mekruhtur. Çakılların savrulması ve yedi taneden fazla çakılın atılması da mekruhtur. Taşlama esnasında atanla atılan yer arasında beş zira’lık bir mesafe bulunması, çakıl tanelerinin parmak uçlarıyla tutulması sünnettir. Kişi, çakılı atar da bir adamın üstüne veya duvara düşer, sonra kendiliğinden cemreye yakın bir yere düşerse, geçerli olur. Ama cemrenin uzağına düşerse geçerli olmaz ve yerine başkasının atılması vâcib olur. Cemreden uzaklık, üç zira’lık bir mesafe olarak takdir edilmiştir. Her çakıl tanesini atarken “Bismillâhi Allâhu Ekber” demek sünnettir. İlk atışta telbiye kesilmelidir. Büyükçe bir taş alarak küçük parçalar halinde kırıp atmak mekruhtur. Akabe cemresini taşlamanın vakti, Kurban bayramının birinci günü fecrin doğusuyla başlar ve ikinci günü fecrin doğuşuna kadar devam eder. Bu vaktin başlangıcından önce yapılan taşlama geçersizdir. Bu vaktin çıkmasına kadar taşlama yapılmadığı takdirde kurban kesmek gerekir. Bu taşlamanın, güneşin doğuşundan zevaline kadar yapılması mustehab olur. Zevalden sonra gurûb vaktine kadar yapılması da mubahtır. Geceleyin yapılması ise mekruhtur. Nitekim Kurban bayramının birinci günü, fecrin doğuşu ile güneşin doğuşu arasında yapılması da mekruhtur. Kurban bayramının ikinci günü üç cemre taşlanır. Taşlamaya, Mescid-i Hayf yanındaki birinci cemreden başlayıp sırasıyla orta cemrenin, sonra da Akabe cemresinin taşlanması sünnet olur. Bu cemrelerin her birine, önce belirtilen şekilde yedişer çakıl tanesi atmak gerekir. Eğer cemreler arasındaki sıralamaya riâyet edilmezse, meselâ birinci cemreden önce orta cemre taşlanırsa, bu taşlamanın iade edilmesi sünnet olur. İki cemreyi taşlama arasında Kur’ân-ı Kerîm’den üç hizib okuyacak kadar, yani yaklaşık olarak kırkbeş dakika beklemek sünnettir. Bayramın ikinci ve üçüncü günleri taşlamanın vakti, güneşin zevalinden batmasına kadardır.

    Geceleyin fecrin doğuşuna kadar taşlamada bulunmak mekruhtur. Gündüzleyin, güneşin zevalinden önce taşlamada bulunmak da yeterli olmaz. Bayramın ikinci günü fecirden sonra taşlamada bulunmaktan ötürü kurban gerekir. Cemrelere taş atmakta olan kişi, hem kendi nefsi için, hem de dilediği başka kimseler için duada bulunabilir. Duâ esnasında ellerini kıbleye yönelik olarak semâya kaldırır. Bayramın üçüncü günü de aynı şekilde taşlama yapılır. Eğer Minâ’da kalınırsa, son gününde de aynı şekilde taşlama yapılır. Kişi dilerse, bir binek üzerinde, dilerse piyade halde taşlama yapabilir. Birinci ve orta cemreyi taşlarken, efdâl olan piyade halde bulunmaktır. Akabe cemresini taşlarken de binek üzerinde bulunmaktır.

    4. Saçı tıraş etmek veya kısaltmaktır.

    5. Veda Tavafı (Tavâf-ı Sader).

    Bu sayılan aslî vâcibler dışında olmakla birlikte bunlarla veya haccın bir şartıyla, ya da ruknuyle ilintisi bulunan bir takım vâcibler daha vardır. Bunlardan tavafın, sa’yin ve Arafat’ta vakfenin vâciblerini daha önce anlattığımıza göre, geriye şu vâcibler kalmaktadır:
    Taşlama ile tıraş arasındaki sıraya riâyet etmek. Kurban günü kurban kesmek! Tıraşın zaman ve mekânla kayıtlanması!
    Bu konuda asıl formülümüz şudur:
    Terkedilmesi hâlinde kurban kesilmesini gerekli kılan her davranış vâcibtir. Terkinden ötürü kurban kesmenin gerekli olduğu hususlar, “Haccın cinayetleri” bahsinde anlatılacaktır.

    Hanbeli'lere Göre:
    Haccın yedi vacibi vardır:

    1. Şer’an muteber olan bir mîkatta ihrama girmek.

    2. Gündüzleyin durulduğu takdirde, gün batımına kadar Arafat’ta vakfe yapmak.
    3. Su dağıtanlarla develeri otlatanlar dışındakilerin Kurban bayramının birinci gecesi Muzdelife’de gecelemeleri.
    Bu gecenin ikinci yarısında bir an bile Muzdelife’de bulunmak yeterli olur.

    4. Su dağıtanlarla develeri otlatanlar dışındakilerin teşrik günlerinin gecelerinde Minâ’da bulunmaları.
    5. Cemreleri sırasıyla taşlamak.
    Önce Mescid-i Hayf yanındaki birinci cemre, sonra orta cemre, daha sonra da Akabe cemresi. Taşlama için çok küçük ve büyük çakılları kullanmak caiz olmadığı gibi, başkalarının atmış olduğu çakılları atmak da yeterli olmaz. Çakıldan başka altın ve mücevher gibi şeylerle de taşlama yapılamaz. Çakılların atmaksızın, cemre yerine elle indirilmesi yeterli olmayıp atılması şarttır. Çakıllardan biri atıldıktan sonra diğerinin atılması ve yedisinin de bu şekilde atılması şarttır. Bir defada birden fazla çakıl atılsa bile, bunlar bir çakıl olarak kabul edilir. Çakılın hedefe ulaştığının bilinmesi de gereklidir; zannedilmesi yeterli değildir. Atılan bir çakıl cemrenin uzağına düşer de sonra kendiliğinden yuvarlanıp cemre yerinin içine düşerse, bu taşlama yeterli olur. Cemre yerinin dışına düştüğü halde başkasının itelemesiyle cemre yerine düşen taş da yeterli olur.
    Taşlamanın vakti, Arafat’ta daha önce vakfe yapmış olan kişi için, Kurban bayramının birinci gecesinin yarısından itibaren başlar ve teşrik günlerinde taşlamanın zevalden önce yapılması sahîh olmaz.

    6. Saçı tıraş etmek veya kısaltmak (halk ve taksir).
    7. Veda tavafı.

    Maliki'lere Göre:
    Hacc'ın rukûnlerinden herhangi birini ilgilendirmeyen genel vâcibleri şunlardır:

    1. Arafat’tan indikten sonra Minâ’ya giden kimsenin, eğer mazereti yoksa yükünü indirecek kadarlık bir zaman Müzdelife’de konaklaması. Mazereti olan kişinin Muzdelife’ye inmesi vâcib değildir.

    2. Bayramın birinci günü tıraş olup Ziyaret tavafını yapmadan önce Akabe cemresini taşlamak. Taşlamadan önce tıraş olan veya taşlamadan önce ziyaret tavafını yapan kişiye (ceza olarak) kurban gerekir. Taşlamayı kurbandan, kurbanı tıraştan ve tıraşı da ziyaret tavafından önce yapmak mendubdur.

    Hacılardan Kurban bayramının birinci günü şu işleri yapmaları istenir:

    a. Akabe cemresini taşlamak.
    b. Kurban kesmek.
    c. Tıraş olmak.
    d. Ziyaret tavafını edâ etmek.

    Bu sayılanlar, yukarıdaki sıralanışlarına göre ifâ edilmelidirler. Akabe cemresini taşlamak, asıl itibariyle vâcibtir. Vakti de, kurban bayramının birinci günü fecrin doğuşundan itibaren başlar. Güneşin doğuşundan zevaline kadar geçen zaman içinde yapılması mendubdur. Bu vakitten sonraya ertelemek mekruhtur.

    3. Ziyaret tavafından sonra, gecelemek için Mekke’den Minâ’ya geri dönmek.
    Acelesi olmayanların Kurban bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü gecelerini, burada geçirmeleri vâcibdir. Acele eden kimselerin burada iki gece kalmaları yeterli olur. Dördüncü gece kalmaktan ve o vaktin taşlamasından da muaf olur.

    4. Teşrik günlerinin üçünde (Kurban bayramının son üç gününde), her birine her gün için yedişer taş atmak kaydıyla üç cemreyi taşlamak.
    Bunları taşlama vakti, her gün güneşin zevali ile batışı arasındadır. Geceye veya ertesi güne bırakılması halinde kurban gerekir. Taşlamanın her gün öğle namazını kılmadan önce yapılması mendubdur.

    Taşlamanın sahîh olması için gerekli şartlar şunlardır:

    a. Taşlamaya önce, Minâ mescidi yanındaki büyük cemreden başlamalıdır. Sonra orta cemre taşlanır ki, bu da çarşı içindedir. En sonunda ise Akabe cemresi taşlanır. Önce de değinildiği gibi, Kurban bayramının birinci günü Akabe cemresinden başka cemreler taşlanmaz.
    b. Atılan şeyler taş cinsinden olmalıdır. Çamur atılması hâlinde geçerli olmaz.
    c. Atılan taşlar buğday tanesi gibi çok küçük olmamalıdır. Oyun oynarken çocukların birbirlerine fırlattıkları veya sol ellerinin işaret parmağıyla başparmağı arasına sıkıştırıp sağ elin işaret parmağı vasıtasıyla ileriye attıkları taşlar kadar olmalıdır. Gerçekten çok küçük taşlarla taşlamak yeterli olmaz. Büyük taşları atmaksa kerahetle beraber caiz olur. Atılan taşların temiz olması şart değildir. Necâsetli taşlan atmak bile caiz olur. Ancak taşlamanın temiz taşlarla yenilenmesi mendub olur.
    d. Taşlamanın elle yapılması gerekir. Ayakla taş atılması yeterli olmaz. İyice atılabiliyorsa taşlamanın sağ elle yapılması mendub olur.

    5. Haccın vâciblerinin beşincisi de tıraş olmaktır.
    Tıraş olmayanın veya tıraşı memlekete döndükten sonraya erteleyen kişinin kurban kesmesi gerekir. Tıraşı teşrik günlerinden sonraya erteleyip de Mekke’de tıraş olmayan kişiye de kurban kesmek gerekir. Fakat teşrik günlerinden sonra da olsa Mekke’de tıraş olan kişiye kurban cezası düşmez.
    Erkeğin saçını kısaltması da tıraş yerine geçer. Ancak böyie yapan, sünnete aykırı davranmış olur.
    Kadına gelince, onun tıraş olması değil, saçını kısaltması vâcibtir; çünkü kadın için tıraş bir nevi cezadır. Kısaltması da şu şekilde olmalıdır: Başındaki saçın, parmak ucu kadarını kesmelidir. Erkeğinse saçının dip kısımlarına yakın olan yerlerini alması gerekir. Kadının yaptığı gibi etrafından keserse yeterli olur, ama iyi bir şey yapmış olmaz.

    6. Haccın vâciblerinden olmak üzere “fidye” ve amellerin fâsid olmasından dolayı ve bir te Temettu veya Kıran için “hedy” vardır. (Abdurrahman Ceziri, Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı- 2, Çağrı Yayınları, 7. Baskı, İstanbul, 1993: 949-955)
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş