Mümtehine 4. Ayetinin Dinin Aslında Delil Olarak Kullanılmasının Reddi

Konu, 'iLMi Munazaralar' kısmında Abulhasan tarafından paylaşıldı.

  1. Abulhasan

    Abulhasan Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Bismillahirrahmanirrahim

    "İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına söylediği hariç...''(Yani babasına söylediği söz, örnek alınması gereken sıfatların dışındadır.) [MÜMTAHİNE SURESİ 4]

    Diyorlar ki bu ayeti kerime tağutu inkarın tüm rükünlerini detaylı bir biçimde kapsamaktadır.!

    Deriz ki; Siz bunu nereden çıkardınız bize de söyleyin.!

    1- ''İBRAHİMDE WE BERABERİNDE OLANLARDA SİZİN İÇİN GÜZEL ÖRNEKLER VARDIR'' Allahu tealanın bize İbrahim as ı örnek almamızı emretmesinden olamaz. Aynı örnekliği bir başka ayeti kerimede bizim Peygamber sav için de tavsiye edilmiş. Bu durumda biz, peygamberin tüm davranışları dinin aslındandır dememizi gerektirir.

    2- ''BİR ZAMANLAR ONLAR KAWİMLERİNE DEMİŞLERDİ Kİ'' Bu da dinin aslından olamaz. Çünkü kavimlerine açıktan tasrih yapmak dinin aslından değildir. Aksi halde dünyevi herhangi bir sebepten dolayı açıkça beyan etmekten kaçınanın da dinin aslını bozup kafir olmasını gerektirir ki, bunu bir tutam aklı olan hiç kimse söylemez.

    3-''BİZİMLE SİZİN ARANIZDA EBEDİ BİR KİN VE DÜŞMANLIK BAŞLAMIŞTIR'' Bu da dinin aslı olamaz. Düşmanlığı izhar etmekte dinin aslından değil.

    4-''ANCAK İBRAHİMİN BABASINA SÖYLEDİĞİ ŞU SÖZÜ HARİÇ'' İşte bu söz onların davalarını kökünden yıkan bir ifadedir. Şöyleki; Burada onların dinin aslı dedikleri olgulara istisna gelmiştir. Mustesna ise, müstesna minhu dan hüküm olarak ayrıdır. Bu durumda İbrahim as ın bizzat kendisinin dinin aslını bozduğunu söylemeleri lazım gelir. (Tabi; ''dinin aslı istisna kabul eder'' gibi, akıl ve şeriat dışı bir cümle kurmayacaklarsa.!)

    5- Ondan sonra deriz ki: Bu ayet nübüvvetten çok sonraları Mekkenin fethi sırasında nazil olmuştur. Dinin asıllarının bunca zaman sonraya bırakılması ne aklen ne de şer'an mümkün değildir. Dinin asılları davetin henüz başında muhataptan talep edilir. Bu ayetin nuzülüne kadar dinin aslının beyan edilmeyişi bu asıldan habersiz olanların ya, dinin aslından habersiz olarak yaşayan kafirler oldukları anlamını doğrurur, ya da habersiz oldukları halde müslüman olabilecekleri anlamını doğurur ki her iki durum da batıldır. Hiç bir müfessirin bu ayeti dinin aslının beyanı sadedinde zikretmemesi de takrir ettiğimiz manayı doğrulama babında ayrı önemli bir ipucudur.

    6-''SİZİ İNKAR ETTİK'' Ayetin ortasında gelen ifadeyi en sona bırakmamın nedeni biraz geniş açıklamaya ihtiyaç duyduğumuz içindir.

    a-) Öncelikle, ''keferna bikum'' sizi inkar ve redd ediyoruz, yolunuzu batıl buluyor, üzerinde bulunduğunuz dini yalanlamak suretiyle beri oluyoruz demektir.Ayetin izahlarında parantez içerisinde ifade edilen ''sizi tekfir ediyoruz'' ifadesi, ''kefera bihi'' nin ne şer'i nede luğavi anlamı değildir..

    Muteber hiç bir müfessirin ne de dil bilimcisinin böyle düşündüğü de yoktur..
    Bilaki tüm müfessirler istisnasız bunun anlamını beyan ederlerken hiç biri tekfir olgusuna değinmemişlerdir.

    Bunlardan bir kaç misal vermek gerekirse:

    قال ابن عطية في [المحرر الوجيز] مفسراً قوله (تعالى) حكاية عن إبراهيم (عليه السلام) : {كفرنا بكم} :

    İbni Atıyye El-Muharraru'l-weciz'de Allah u tealanın ibrahim as den bahsederken söylediği ''Keferna bikum'' ifadesini tefsir ederken şöyle dedi;

    وقوله : {كَفَرْنا بِكُمْ} ؛ أي : كذبناكم في أقوالكم ،ولم نؤمن بشيء منها

    ''Keferna bikum'' sözü; Yani: Söylediğiniz sözlerinizde sizi yalanladık ve sözlerinizden hiçbir şeyin doğruluğuna inanmadık.

    ونظير هذا قوله (عليه السلام) حكاية عن قول الله (عز وجل) : «فهو مؤمن بي كافر بالكوكب» -]

    ''Bunun bir benzeri de Peygamber as ın Allah celle den hikaye ederken söylediği şu sözüdür; ''O bana mümin yıldızlara ise kafir olmuştur''

    وفي تفسير البغوي :

    Bağawi tefsirinde ise;

    [- {كَفَرْنا بِكُمْ} : جَحَدْنَا وَأَنْكَرْنَا دِينَكُمْ -]

    ''Keferna bikum'': Dininize karşı geldik ve inkar ettik.

    وفي تفسير الطبري :

    Taberi tefsirinde ise:

    [- {كَفَرْنَا بِكُمْ} : أَنْكَرْنَا مَا كُنْتُمْ عَلَيْهِ مِنَ الْكُفْرِ بِاللَّهِ ، وَجَحَدْنَا عِبَادَتَكُمْ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ أَنْ تَكُونَ حَقًّا -]

    ''Keferna bikum'': Üzerinde bulunduğunuz küfrü inkar ettik, ve sizin Allah tan başka ibadet ettiklerinize yaptığınız ibadetin hakk oluşunu da redd ettik.
    قال ابن كثير - رحمه الله – :

    İbni Kesir ra tefsirinde

    (ومما تعبدون من دون الله كفرنا بكم) "أي: بدينكم و طريقكم"

    (.... ve Allah'tan başka ibadet ettiklerinizden de beriyiz. Size küfrettik.) Sözünün anlamı; sizin dininize ve tuttuğunuz yola küfrettik demektir.

    و قال القرطبي رحمه الله

    İmam Kurtubi tefsirinde:

    (كفرنا بكم) "أي: بما آمنتم به من الأوثان. و قيل: أي بأفعالكم، و كذبناها، و أنكرنا أن تكونوا على حق"

    '' Ayetteki (Size küfrettik) sözü yani; iman ettiğiniz putlara küfrettik demektir. Şöyle de denmiştir; yapmış olduğunuz fiillerinize küfrettik, onları yalanladık ve sizin hakk üzerine olduğunuzu da inkar ettik.'' demektir.

    b-) Velevki ayeti kerimede net bir biçimde bizzat tekfir ifadesi geçse bile, bunu ''islamda tekfir yoktur'' diyen birileri varsa eğer onların aleyhinde kullanabilir.. Yoksa bizim aleyhimize bir hüccet değildir.

    Sırf bir ifadenin ayette geçmesi dinin aslı olduğunu göstermez. Acaba nereden bunun; Cehalet, tevil ve taklidin geçerli olmadığı dinin aslı olduğunu çıkarıyorsunuz. Bundan çıkan anlam olsa olsa ''tekfirin dinin bir hükmü olduğu'' anlamına gelmesidir başka değil. Ki yukarıda kefera bih in ne luğatta ne de şeriattımızda böyle bir anlamı asla olmadığını söylemiştik.

    c-) Son olarakta, eğer muhalifimizin yöntemleri ile asluddin elde etmeye çalışsak şöyle diyebiliriz ; Kafirlere düşmanlığı İZHAR ETMEKTE dinin aslındandır.Nitekim sırf ayette geçiyor diye dinin aslı sayacaksak İbrahim ve beraberinde olanlar, bu ayette ifade edildiği üzere düşmanlıklarını da ortaya koyduklarını bizzat bu ayet söylüyor. Bu durumda kafirlere düşmanlığı ortaya koyamayanların dinin aslını bozup kafir sayılması gibi bir sonuç çıkar ki, bunu hiç kimse iddia etmez..

    Yazan: Abu Shuaib
  2. Ebu SILA

    Ebu SILA Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Güncel olsun.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş