1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Müslümanların Yöneticilerine Meşru Emirlerinde Itaat

Konu, 'Cihad ve İslami Mucadele' kısmında Talha bin Asım el-Türkî tarafından paylaşıldı.

  1. Talha bin Asım el-Türkî

    Talha bin Asım el-Türkî Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    MÜSLÜMANLARIN YÖNETİCİLERİNE
    MEŞRU EMİRLERİNDE İTAAT ETMEK

    Müslümanların Yöneticilerine Meşru Emirlerinde İtaat Etmek

    Selef-i salihîn, yani Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat akîdesinin esaslarından biri de şudur:

    Onlar, İslam’ın himaye edilmesi, dinin uygulanması, hadlerin icra edilmesi, Müslümanların işlerinin idare edilmesi, hakların sahiplerine verilmesi, Allah Teâlâ’nın indirdiği ahkâmla hükmedilmesi, iyiliğin emredilmesi, kötülüğe engel olunması ve Allah Teâlâ’nın dininin tebliğ edilmesi için müslümanların başında bir devlet başkanının bulunmasının farz olduğuna inanırlar. Yine onlar, bu devlet başkanına ve onun görevlendirdiği yöneticilere, Allah’a isyanı emretmedikleri müddetçe itaat etmenin farz olduğu görüşündedirler. Allah’a isyan cinsinden bir şey emrettikleri zaman ise o konuda onlara itaat etmek caiz değildir. Ancak genel anlamda meşru ölçüler içinde onlara itaat yükümlülüğü aynen devam eder.
    Bu da Allah Teâlâ’nın emrinin bir gereğidir: ْ

    نِإَف ْمُكْنِم ِرْمَلأا يِلوُأَو َلوُسَّرلا اوُعيِطَأَو َللها اوُعيِطَأ اوُنَمآ َنيِذَّلا اَهُّيَأ اَي﴿ ِمْوَيْلاَو ِللهاِب َنوُنِمْؤُت ْمُتْنُك ْنِإ ِلوُسَّرلاَو ِللها ىَلِإ ُهوُّدُرَف ٍءْيَش يِف ْمُتْعَزاَنَت﴾ًلا يِوْأَت ُنَسْحَأَو ٌرْيَخ َكِلَذ ِرِخلآا

    “Ey îmân edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de (itaat edin). Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu, Allah’a ve Rasûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu, hem daha hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” [Nîsâ, 59]

    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmaktadır:

    َريِمَْأل ْأل ا ِعِطُي ْنَمَو ،َللها ىَصَع ْدَقَف يِناَصَع ْنَمَو ،َللها َعاَطَأ ْدَقَف يِنَعاَطَأ ْنَم«.»يِناَصَع ْدَقَف َريِمَْأل ْأل ا ِصْعَي ْنَمَو ،يِنَعاَطَأ ْدَقَف

    “Kim, bana itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Kim, bana karşı gelirse Allah’a karşı gelmiş olur. Yöneticiye itaat eden, bana da itaat etmiş olur. Yöneticiye karşı gelen bana da karşı gelmiş olur.” [Buhârî, Müslim]

    .»ٌةَبيِبَز ُهَسْأَر َّنَأَك ٌّيِشَبَح ٌدْبَع ْمُكْيَلَع َلِمْعُتْسا ِنِإَو ،اوُعيِطَأَو اوُعَمْسا«

    “Başınıza yönetici olarak başı kuru bir üzüm tanesini andıran Habeşli bir köle dahi tayin edilecek olsa dinleyip itaat edin.” [Buhârî]

    .»ْعِطَأَو ْعَمْساَف ،َكُلاَم َذِخُأَو َكُرْهَظ َبِرُض ْنِإَو ،ِريِمَْأ لِل ُعيِطُتَو ُعَمْسَت«

    “İdareciyi dinler ve itaat edersin. Sırtına vurulsa, malın alınsa bile dinle ve itaat et.” [Müslim]
    ْ

    نِم َجَرَخ ِساَّنلا َنِم ٌدَحَأ َسْيَل ُهَّنِإَف ،ِهْيَلَع ْرِبْصَيْلَف اًئْيَش ِهِريِمَأ ْنِم َهِرَك ْنَم«.»ًةَّيِلِهاَج ًةَتيِم َتاَم َّال َّال ِإ ِهْيَلَع َتاَمَف اًرْبِش ِناَطْلُّسلا


    “Yöneticisinden hoşlanmadığı bir şey gören kimse, ona sabretsin. Çünkü insanlar arasından kim yöneticinin emrinden bir karış kadar dahi çıkar da bu hal üzere ölecek olursa mutlaka cahiliye ölümü üzere ölmüş olur.” [Müslim]

    Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat; Meşru konularda müslüman idarecilere itaat etmenin, Allah katındaki en değerli ibâdetlerden ve halkın en büyük vazifelerinden biri olduğuna inanır ve bunun akîde ve iman meselelerine ait önemli bir esas olduğunu söylerler. Bundan dolayıdır ki selef imamları, bu esası akaid kitaplarının konuları içine dâhil etmişlerdir. Onların akaid kitaplarının içinde bu konuya yer vermeyen, onun esaslarını anlatıp izah etmeyen kitap çok azdır. Bu vazife, her müslüman için şer’i bir farizadır. Çünkü bu, yönetimin ve o yönetimin disiplini için temel dayanaklardan biridir. O, İslam devletinde düzenin var olabilmesi, devletin hedeflerini gerçekleştirebilmesi ve dinî sorumluluk ve gayeleri yerine getirebilmesi için temel taşı niteliğindedir.
    Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’e göre devlet başkanı ve idareciler, ister salih kişiler olsun ister günahkâr kişiler olsun, farz namazlar, Cuma ve bayram namazları onların arkasında kılınır. Onların yönetimi altında iyilikler emredilir, kötülükler engellenir. Cihad ve hac onlarla birlikte yapılır. İyilik, istikamet ve hidayet sahibi olmaları için onlara dua edilir(85), nasihat edilir(86) ve hakka ulaşmaları için yol gösterilir. Yumuşak bir üslupla ve nezaketle onlara hatırlatmalarda bulunulup öğüt verilir ve insanların onlara itaat etmeleri sağlanır. Tabiî bütün bunlar, onlar İslam’ın ilkelerinden ve dinin temel esaslarından birinde değişiklik yapmadıkları sürece geçerlidir.

    ----------------------------------------
    85 Müslüman yöneticilerin iyiliği, istikameti, hidâyeti ve başarısı için dua etmek, selef-i sâlihînin yoludur. İmam el-Fudayl b. ‘Iyad rahimehullah şöyle der: “Eğer benim kabul edilecek bir duamın olacağını bilseydim onu sadece yöneticinin ıslahı için yapardım. Zira biz, onların ıslah olmaları için dua etmekle emrolunduk. Haksızlık ve zalimlik etseler de onlara beddua etmekle emrolunmadık. Çünkü onların zulüm ve haksızlıkları, kendi aleyhlerinedir. İyi olmalarının faydası ise hem kendilerine, hem de Müslümanlaradır.” Zira onların ıslah olmaları, ümmetin de ıslah olması demektir.
    İmam Hasan el-Basri rahimehullah da şöyle der: “Şunu bil ki yöneticilerin zulmü, Allah’ın bir cezasıdır. Allah’ın cezasına ise kılıçlarla karşılık verilmez. Ondan ancak dua ve tevbe ile Allah’a yönelmek ve günahlardan vazgeçmekle korunulur. Allah’ın ceza ve musibetlerine kılıçla karşı konulduğu zaman, onlar kılıçtan daha keskin olurlar.” Rivâyete göre Hasan-ı Basri, Haccac’a beddua eden bir adamı işitince ona şöyle demiştir: “Böyle yapma. Allah, sana merhamet etsin. Siz, kendi yaptıklarınızın cezasını çekiyorsunuz. Haccac azledilir veya ölürse maymunlar ve domuzların size yönetici olmasından korkarız.” İbnu’l-Cevzi, Adabu’l-Hasan el-Basri, s. 119.
    86 İmam Nevevî rahimehullah şöyle der: “Müslüman yöneticilere nasihat etmek; haklı oldukları konularda onlara yardım etmek ve bu hususta onlara itaat etmek, yumuşak bir üslupla ve nezaketle onlara hakkı emretmek, onları uyarmak ve onlara öğüt vermek ve unuttukları şeyleri onlara hatırlatmak şeklinde olur.” Şerhu Sahihi Müslim, 2/241.

    ----------------------------------------

    Ehl-i Sünnet, küfrün dışında bir günah işledikleri zaman idarecilere kılıçla karşı çıkılmasını haram sayar ve onlardan apaçık bir küfür sâdır olmadıkça onlara karşı sabretmeyi tavsiye eder. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Allah’a isyan olan konular haricinde onlara itaat edilmesini, Müslümanlar arasında vuku bulan fitnelerde savaşa katılmamayı ve birlik halindeyken ümmeti parçalamak isteyenlerle savaşılmasını emretmiştir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    َنوُّلَصُيَو ْمِهْيَلَع َنوُّلَصُتَو ،ْمُكَنوُّبِحُيَو ْمُهَنوُّبِحُت َنيِذَّلا ُمُكِتَّمِئَأ ُراَيِخ« ْمُهَنوُنَعْلَتَو ،ْمُكَنوُضِغْبُيَو ْمُهَنوُضِغْبُت َنيِذَّلا ُمُكِتَّمِئَأ ُراَر� ِشَو ،ْمُكْيَلَع اوُماَقَأ اَم ،َال َال :َلاَقَف ؟ِفْيَّسلاِب ْمُهُذِباَنُن َا لَفَأ ،ِللها َلوُسَر اَي :َليِق ،ْمُكَنوُنَعْلَيَو َال َال َو ،ُهَلَمَع اوُهَرْكاَف ُهَنوُهَرْكَت اًئْيَش ْمُكِتَال َال ُو ْنِم ْمُتْيَأَر اَذِإَو ،َةَا لَّصلا ُمُكيِف.»ٍةَعاَط ْنِم اًدَي اوُعِزْنَت

    “En hayırlı yöneticileriniz, sizi seven, sizin de kendilerini sevdiğiniz; size dua eden, sizin de kendilerine dua ettiğiniz yöneticilerdir. Kötü yöneticileriniz ise size buğz ve lanet eden, sizin de kendilerine buğz ve lanet ettiğiniz yöneticilerdir.” “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz, onlara kılıçla karşı koymayalım mı?” diye sorulunca şu cevabı verdi: “İçinizde namazı kıldıkları müddetçe hayır. Yöneticilerinizden hoşlanmadığınız bir şey gördüğünüz zaman yaptıklarını hoş görmeyin; fakat itaatten de el çekmeyin.” [Müslim]


    ْنَمَو ،َئِرَب ْدَقَف َهِرَك ْنَمَف ،َنوُرِكْنُتَو َنوُفِرْعَتَف ،ُءاَرَمُأ ْمُكْيَلَع ُلَمْعَتْسُي ُهَّنِإ« ؟ْمُهُلِتاَقُن َال َال َأ ،ِللها َلوُسَر اَي :اوُلاَق ،َعَباَتَو َيِضَر ْنَم ْنِكَلَو ،َمِلَس ْدَقَف َرَكْنَأ.»اْوَّلَص اَم ،َال َال :َلاَق

    “Başınıza birtakım idareciler gelecek ve siz, onların yaptıklarının bir kısmını uygun görecek, bir kısmını da yadırgayacaksınız. Her kim (dine aykırı hareketlerine) rıza göstermezse günahtan uzak olur. Her kim, onları reddederse o da selamette olur. Fakat (onların hareketlerine) rıza gösterip peşlerinden gidenler (işte günahkârlar onlardır).” Ashâb: “Ya Rasûlallah, onlarla harp etmeyelim mi?” dediler. O da: “Namaz kıldıkları müddetçe hayır.” buyurdu. [Müslim](87)

    ----------------------------------------
    87 Bilinmelidir ki her kim, halifelik görevine gelir, insanlar da etrafında toplanır ve onun halifeliğine razı olurlarsa veya kılıcıyla galip gelip halife olursa ona itaat farz, karşı çıkmak da haram olur. İmam Ahmed der ki: “Bir kimse, kılıcını kullanarak diğer yöneticilere egemen olup halife olur ve mü’minlerin emîri diye isimlendirilirse ister salih biri olsun isterse günahkâr birisi olsun artık Allah’a ve ahiret gününe inanan hiç kimsenin onu halife olarak kabul etmeden bir gece bile geçirmesi helal olmaz.” (Ebû Ya’la, el-Ahkâmu’s-Sultâniyye, s. 23). Hafız İbn Hacer, Fethu’l-Bâri’de [1/9] şöyle der: “Güç kullanarak idareyi ele geçiren sultana itaatin ve onunla birlikte cihad etmenin farziyetinde, ona itaat etmenin, ona karşı çıkmaktan hayırlı olduğunda fıkıhçılar icma etmişlerdir. Çünkü bununla kan dökülmesi önlenmiş ve halk teskin edilmiş olur.” Şeyhulislam İbn Teymiyye de şöyle der: “Güç ve hakimiyet sahibi bir imama karşı çıkanların yol açacağı kötülüklerin, elde edecekleri iyiliklerinden daha az olması zayıf bir ihtimaldir.” (Minhâcu’s-Sünne, 2/241) Yöneticilerden Allah’ın şeriatını uygulamadan kaldıran veya değiştiren, onunla hükmetmeyip başkasıyla hükmedenlere gelince bunlar, Müslümanların itaatlerine layık olmaktan çıkmışlardır. Müslümanların onları kesinlikle dinlememeleri ve itaat etmemeleri gerekir. Çünkü onlar, kendisi için seçildikleri ve onun sayesinde işitilip itaat edilme hakkını elde ettikleri devlet başkanlığı sıfatının gereklerini yerine getirmemişlerdir. Zira Müslümanların yöneticisi, ancak Allah’ın şeriatıyla hükmettiği, dini koruduğu ve yaydığı, hükümlerini uyguladığı, sınırları koruduğu, davetten sonra İslam’a inatla karşı çıkanlarla cihad ettiği, Müslümanları dost, din düşmanlarını düşman edindiği için itaat edilmeyi hak eder. Dini korumadığı ve Müslümanların işlerini yapmadığı zaman yönetici olma hakkını kaybeder ve yöneticiliğin gerekleri yerine gelmemiş olur. Böyle bir durumda işleri değerlendirme mevkiinde olan Ehlu’l-Hall ve’l-Akd’de temsil edilen ümmetin, onu görevden alarak yöneticiliğin meşru gayelerini gerçekleştirecek başka birini tayin etmesi farzdır. Tabiî bu hüküm, onların bunu yapma imkanları varsa ve bunu yapmakla da daha büyük bir zarar ve fitneye yol açmayacaklarsa geçerlidir. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, her ne kadar sadece zulümleri ve günahları sebebiyle yöneticilere karşı çıkılmasını caiz görmese de -çünkü günah ve zulüm dini zayi etmek anlamına gelmez- başlarında Allah’ın şeriatıyla hükmeden bir yönetici ister. Nitekim selef-i salihîn, Allah Teâlâ’nın şeriatıyla hükmetmeyen bir yönetim bilmezdi. Zaten onlara göre böyle bir yönetim, meşru bir yönetim değildir. Meşru yönetim, yalnızca dini ayakta tutan yönetimdir. Bir yönetimin iyi ya da kötü olması ise bundan sonra konuşulacak bir konudur. Alî b. Ebî Tâlib radıyallâhu anh şöyle der: “İnsanlar için iyi ya da kötü mutlaka bir yönetimin olması şarttır.” “İyi yönetimi anladık, peki kötü yönetim nasıl şart oluyor?” denilince şöyle dedi: “O yönetim sayesinde yolların güvenliği sağlanır, cezalar infaz edilir, düşmana karşı cihad edilir ve ganimetler dağıtılır.” (Minhâcu’s-Sünne, 1/146).
    ----------------------------------------


    Allah’a isyanı emrettikleri zamansa onlara itaat etmek kesinlikle caiz değildir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinde geçen bu konuyla ilgili yasak bunu gerektirir. Çünkü Yaratıcıya isyan olan bir konuda yaratılana itaat edilmez. Bu durumda ümmete düşen, onlara nasihat etmek, yol göstermek ve her türlü meşru yola başvurarak onları hakka döndürmeye çalışmaktır. Ancak bunu yaparken onları doğru yola getirmekle elde edilecek yarardan daha büyük bir zarara meydan verilmemesi şarttır. Eğer böyle bir durum söz konusuysa halk, Allah bir yol açıncaya kadar sabretmelidir.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

    ،ٍةَيِصْعَمِب ْرَمْؤُي ْمَل اَم َهِرَكَو َّبَحَأ اَميِف ِمِلْسُمْلا ِءْرَمْلا ىَلَع ُةَعاَّطلاَو ُعْمَّسلَا«.»َةَعاَط َال َال َو َعْمَس َا لَف ٍةَيِصْعَمِب َرِمُأ اَذِإَف

    “Hoşuna giden şey de olsa, hoşuna gitmeyen şey de olsa müslümana düşen, dinleyip itaat etmektir. Ancak ona günah işlemesi emredildiği zaman dinlemesi de itaat etmesi de caiz değildir.” [Buhârî]

    .»ِفوُرْعَمْلا يِف ُةَعاَّطلا اَمَّنِإ ،ِللها ِةَيِصْعَم يِف َةَعاَط َال َال «

    “Allah’a isyanda itaat yoktur, itaat ancak meşru olan işlerdedir.” [Buhârî, Müslim]

    Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat;
    Halifenin omuzlarında ağır bir yük taşıdığı, Allah tarafından ona yüklenmiş büyük görevlerinin ve çeşitli sorumluluklarının bulunduğu ve onun da bunları yerine getirmesi gerektiği görüşündedir. Bu vazifelerin bazıları şunlardır:
    * İslam şeriatını Allah’ın murad ettiği şekilde hayatın her alanında uygulamak. Zira şeriat bir bütündür, parçalanma kabul etmez.
    * Hakiki İslam’ı yaymak için tebliğ çalışmaları yapmak, her tür meşru vasıtayla ilmi yaymak, şüpheleri ve bâtıl fikirleri bertaraf etmek ve onlarla mücadele etmek.
    * Allah’ın dininin yücelmesi için Allah yolunda cihad etmek.
    * Gerekli hazırlık ve savunma gücüyle sınırları korumak ve Müslümanların dinleri, canları, malları ve ırzları konusunda emniyet içinde olmalarını sağlamak.
    * Allah’ın haklarını çiğnenmekten, kulların haklarını da gasbedilmekten ve zayi olmaktan korumak için cezaları uygulamak, hükümleri icra etmek.
    * Nas ve içtihat yönünden şeriatın farz kıldığı şekilde ganimetleri ve zekâtları toplamak.
    * Takvalı olmak. Devlet başkanının, Allah’ın yönetimine vermiş olduğu halk hakkında Allah’tan korkması, onlara yumuşak davranması, onların iyiliğini istemesi ve açıklarını yakalamaya çalışmaması gerekir. Ayrıca kendinin; ümmeti gözetmek, Allah’ın dinine ve şeriatına hizmet etmek, Allah’ın koyduğu cezaî müeyyideleri -halk tabakası olsun önde gelenler olsun- herkese uygulamak için Allah tarafından tayin edilmiş bir görevli olduğunu unutmaması gerekir.
    * Halifenin; halkına iyi örnek olması, güçlü olması, Allah yolunda kınayanın kınamasından çekinmemesi, ümmet, ümmetin dini, canları, malları, ırzları, menfaatleri, güvenlikleri, işleri ve yaşayışları konusunda güvenilir bir kişi olması gerekir.
    * Kendi nefsi için intikam almamalı, aksine öfkesi Allah için olmalıdır.
    Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

    اوُرَمَأَو َةاَكَّزلا اُوَتآَو َةَلا َّصلا اوُماَقَأ ِضْرَلأا يِف ْمُهاَّنَّكَم ْنِإ َنيِذَّلا﴿﴾ِروُمُلأا ُةَبِقاَع ِِلهل ِلهل َو ِرَكْنُمْلا ِنَع اْوَهَنَو ِفوُرْعَمْلاِب

    “Onlar (o mü’minler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten men ederler. İşlerin sonu, Allah’a varır.” [Hac, 41]


    حلاصلا فلسلا ةديقع في زيجولا
    َلاَو ِّقَحْلاِب ِساَّنلا َنْيَب ْمُكْحاَف ِضْرَلأا يِف ًةَفيِلَخ َكاَنْلَعَج اَّنِإ ُدوُواَد اَي﴿ ْمُهَل ِللها ِليِبَس ْنَع َنوُّلِضَي َنيِذَّلا َّنِإ ِللها ِليِبَس ْنَع َكَّلِضُيَف ىَوَهْلا ِعِبَّتَت﴾ِباَسِحْلا َمْوَي اوُسَن اَمِب ٌديِدَش ٌباَذَع

    “Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah’ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.” [Sâd, 26]

    َمَيْرَم ِنْبا ىَسيِعَو َدوُواَد ِناَسِل ىَلَع َليِئاَرْسِإ يِنَب ْنِم
    اوُرَفَك َنيِذَّلا َنِعُل﴿ َسْئِبَل ُهوُلَعَف ٍرَكْنُم ْنَع َنْوَهاَنَتَي َلا اوُناَك  َنوُدَتْعَي اوُناَكَو اْوَصَع اَمِب َكِلَذ﴾َنوُلَعْفَي اوُناَك اَم

    “İsrailoğullarından kâfir olanlar, Davud ve Meryem oğlu Îsâ diliyle lânetlenmişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır. Onlar, işledikleri kötülükten, birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!” [Mâide, 78-79]

    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmaktadır:

    َّال َّال ِإ ِهِتَّيِعَرِل ٌّشاَغ َوُهَو ُتوُمَي َمْوَي ُتوُمَي ًةَّيِعَر ُللها ِهيِعْرَتْسَي ٍدْبَع ْنِم اَم «.» َةَّنَجْلا ِهْيَلَع ُللها َمَّرَح

    Allah’ın bir halka idareci yaptığı bir kul, öldüğü gün halkına hıyanet etmiş bir halde ölürse Allah, mutlaka ona cenneti haram kılar!” [Müslim]

    ----------------------------------------
    Eser Adı: SELEF-İ SÂLİHÎN EHL-İ SÜNNET VE'L-CEMAAT AKÎDESİ
    Telif: Abdullah b. Abdulhamîd el-Eserî (Abdullah Yolcu)
    Saife: 235-242 Arası
    Kitap İçin; Tıklayın.
  2. Seyyid Talha bin Asım

    Seyyid Talha bin Asım Sen neden korkuyorsun ölmek varken kaderde?!. Banned Kullanıcı

    السلام عليكم ورحمة الله وبركاته

    Güncel İnşeallah.

    السلام عليكم ورحمة الله وبركاته
  3. Ebu SILA

    Ebu SILA Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    güncel.
  4. Faxrud-Din Azәri

    Faxrud-Din Azәri « صديقك من صَدَقَك لا من صدَّقك » Kullanıcı

    Yazdığı ilә yaşantısı ziddiyәtli bu adamın.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş