1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Nasihatnâme (ölüm Üzerine)

Konu, 'Ölüm ve Ötesi' kısmında ruhisukut tarafından paylaşıldı.

  1. ruhisukut

    ruhisukut Just wait... Coming for you... Forum Yöneticisi

      
    Ölümlerin en korkunç olanı imansız ölmektir. Amenna... Bir de iman üzere olup korkulan bir ölüm türü vardır ki o da yanarak ölmektir... MazaAllah...

    Gece saat 2 ye doğru bir gürültüyle uyandım... Siren sesleri, bağırışmalar... Sonra yoğun bir duman içinde acı bir koku duydu burnum... İnceden yavaş yavaş gözlerim yaşarmaya başladı... 'SubhanAllah, bir yer yanıyor ya da evimiz' diyerek ilk şok dalgasını yedi hislerim... Bir koşu mutfağa gittim, duman içindeydi... Pencereye yanaştım, dışarısı görünmüyordu... Henüz nerenin yandığına, hatta evin yanıp yanmadığına karar veremedim... Kardeşleri uyandırıp uyandırmama noktasında kararsızlık içinde, uyuyan bir kardeşin odasına girip pencereden zemin katın yandığını gördüm... Yaklaşık 25-30 dakika sonra yangın söndürüldü... Söndürüldükten 20-25 dakika sonrada biz uyuduk... Sabah herkes ölümü hatırlayarak uyandı...

    Değerli kardeşler, bu gece Allah azze ve celle bizleri korudu, elhamdulillah... Ama bu ölümün bizden uzak olduğunu çağrıştırmasın... Zira ölüm ensemizde... Sizleri karamsarlığa düşürmek isterim. Çünkü ölüm hepinize eşit miktarda yakın ve ölüm en büyük nasihattir...

    22.4.2017, Adapazarı
  2. ruhisukut

    ruhisukut Just wait... Coming for you... Forum Yöneticisi

    Yolda hayalini kurduğun bir güzelliği düşünürken ansızın bir araba çarpar.... Pat... Yavaştan gözlerin kapanmaya başlar... Ve, ve bir his talan eder yüreğini; baygınlık mıdır bu? Yoksa ölüm mü? 'Allah'ım daha sana iltica edememiştim' feryatları biriktirir düşüncelerin... Ve ölüme alışık olmadığın günahlarından bellidir, anlarsın... Tüm çabalar dünyaya dönmek için verilir o andan sonra... Ama Rabbin bir kere ölümü yazmıştır ruhuna... Ölüm gelmiştir kapına! Evet, sende 'hoşgeldin' diyemeyecek kadar zayıf bir kalbe sahipsin! Evet, sende nefsine kölelik yapan garip kimselerdendin! Şimdi, eli kolu bağlanmış bir mahkumsun! Şimdi, sinelerde gizlenen gerçeklerin açıklanma zamanı! Şimdi, bir vaadin yaklaştığı an, tüm acıların ortak noktası, kaybolan zamanların telafisinin olmayacağı bir an! Şimdi, günahlarından dönemeyeceğin, hatalarının telafisinin olmayacağı an! Şimdi, mahşer günü, hesab günü, defterin dürüleceği gün!

    Bu bir ölüm öyküsü değil dostlar! Geçmişte illaki yaşanmış bir gerçek! Ahmet, Mehmet, Zeynep, Ayşe, vs vs'nin hayat hikayesi. Haydi ders çıkarmaya; günahlardan dönmeye, hataları telafi etmeye! Haydi istiğfar etmeye, mağfiret dilemeye, affedilmeye, zikretmeye, ahirete olan çabayı göstermeye! Bir yokluk yolundan, varoluş yoluna girmeye! Haydi dostlar, haydi CENNETE!

    13.05.2017/Adapazarı

    Bisikletle yapılan ani bir frenin yürekte bırakmış olduğu etkinin analizi: ÖLÜMÜ HATIRLA, ÖLÜME HAZIRLAN!
  3. Taifetu'l Mansura

    Taifetu'l Mansura Yürü sen ey Dünya! Beni arkanda bırak... Kullanıcı

    Ölüm gerçekten hayatı tadan her yaratılanın en kesin, bir o kadar da unutulmuş kaderi. Bizler biliyoruz ki her nefis muhakkak ki ölümü tadacaktır. Bu en imânlısından en kâfirine kadar geçerli ve herkes tarafından kabul edilen bir hakikat. Ama buna rağmen kimimiz bir ömrü, kimimiz hayatının bir dönemini, birkaç gününü, birkaç saattini gaflete düşüp nefsine uyarak boş işlerle/günahlarla geçiriyoruz.
    İşte benim de Allah'ın kitabından ve Allah'ı zikirden dünyalık işler ve hevâlar uğruna uzaklaştığım bir dönem, bir kâbus görmüştüm beni kendime getiren.
    Gerçi bana bu kadar hayırlı gelen bir rüya kâbus mudur Allahu Âlem.
    Allah'a hamd olsun ki ölümü bu denli yakında, çok yakında hissederek gördüğüm bu kâbusta bir rüya görmüşüm, rüyamı yorumlatıyorum etrafımdakilere. Herkes bu rüyayı gören kişinin hemen o gün öleceğiyle ilgili kesin deliller olduğunu söylüyor bana. Tabii rüya bu ya, hadislerden sahih kaynaklar dahi getiriyorlar.
    Ne yapacağımı şaşırıyorum. Namaz mı kılmalı kuran mı okumalı yoksa ne yapmalı, tövbeleri kabul eden yüceler yücesi Tevvâb'a yalvarmalı mı?
    Bu şaşkınlığımla kalakalmışken ve artık dünyada dostun, annenin, babanın sana yardım edemeyeceğini kesinkes anlamışken o an hissettiğim duyguları şimdi kelimelerle tasvir edemiyorum. Subhan Allah!
    Hemen namaz kılıyorum, etrafımdakilerin geçirdiği normal bir gün bana zehir oluyor. Hatta inanıyorum ki bugün geçici heves ve hevâlar diyarındaki son günüm. İçim daralıyor, hesabı düşünüyorum.
    Oysa diyorum, Rabb'in seni her an zaten görüyordu! Sen gafletteydin ki bunu unuttun. Şimdiyse ağızların tadını kaçıran ölüme bilmem kaç saat uzaklıktasın!

    (Aradaki yerleri net hatırlayamıyorum.) ⇩

    Bahçedeyim, sonra birden birtakım haydutların kurşun seslerini işitiyorum. Can havliyle eve koşuyorum.
    O an tek düşündüğüm 'benim hayatım' oluyor. Ve en sevdiğim dostumun üzerine dâhi evin kapısını kapatıyorum.

    Bir işkence gibi gelen bu ibretlik kâbustan kan ter içindeden de öte bir hâlde uyandığımda Allah'a binlerce kez şükredip gafleti terk etme kararı aldım.

    Ölmeden ölümün çaresizliğini bana tattırarak gafletimden beni uyandıran Allah'a hamd olsun.


    Gerçek ölüm daha acı, daha sert gelecek bu kâbustan.
    Nefsime uyup gaflete kapılmaktan Allah'a sığınırım.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş