ONLAR VE BİZ..

Horasan saray erkânından olan ve sultanın sofrasını hazırlayan bir kadın, sofraya yemek koyarken eğilir ve bir daha doğrulamaz.
Bunun üzerine sultanın hekimleri kadına bugünün tabiriyle "eklemlerinde romatizmal şişme" tanısı koyarlar. Sultan derhal kadının iyileştirilmesini emreder. Hekimler, uzun uğraşlar sonucu tedavi olarak; "Tedbir-i Nefsani" yani "Psikoterapi" ye başvururlar.

Kadına:

-Bize önce peçeni aç sonra da eteğini kaldır! derler.

Bu emir karşısında ne yapacağını şaşıran kadın, çok çok utanarak ve zorlanarak söylenilenleri yapar.
Yüzü ve bacakları bir anda açıkta kalıverir. Bu durumdan öyle utanır, öyle utanır ki bedeninde yüksek derecede bir ısınma vuku bulur.
Aniden yükselen bu ısı, eklemlerinde bulunan romatizmal sıvıyı çözecek kadar şiddetli olur.
Netice olarak kadıncağızın eklemlerinde oluşan şişme beden ısısının tesiri ile aniden iyileşir ve beli doğrulur.

İbn Sina'nın Kitabul Mebde'sinde anlattığı bu rivayeti okuyunca kapattım gözlerimi ve uzun uzun düşünmeye başladım.

Ne hekimler varmış değil mi?
Nasılda çözmüşler işi diyesim geldi bir an.
Ama böyle değil işte efendim, bu işler böyle değil..

"Ne hatunlar varmış" demeliyim.
Ne hatunlar varmış ki; tedavi niyetiyle bile olsa, örtüsü açılınca eklemlerindeki sıvılar çözülecek kadar edebe ve utanca sahiplermiş.
Şimdi örtümü kaldı ardına saklanacak?
Haya nerede arayıp bulacak?
Çoğu genç kızlarımız daha evlenmeden rahimlerinde miyomlar kistler taşıyorlar.

Bakın büyük Muhaddis İmam Nevevi, Efendimizin " giyinik çıplaklar" hadisini görünce nutku tutuldu, tek kelime şerh edemedi!
Bilemedi, anlayamadı..

"Giyinik çıplak" nasıl olurdu ki?

Tasvir edemedi bir Müslüman kadının hem giyinmiş hemde çıplak oluşunu..
"Allah'ın bir mucizesidir herhalde" notu düşebildi sadece..
Şimdi bir çıkalım sokağa, görür müyüz Efendimizin "kıyamet alametleri" olarak bildirdiği bu hadiste tarif ettiklerini?

Benim aklım almıyor, bir insan hem bu dine inanıp, hemde giyindikleri sebebiyle "yürüyen kıyamet alameti" olmayı nasıl göze alır?

Neyi kazanırken, neyi kaybediyoruz?
Muhasebe edelim..
Rasul'unun emirlerini çiğneyen hangi kul saadeti bulmuş ki siz bulacaksınız?

Midesine,nefsine hakim olamayan insan evvela edebini sonra sağlığını yitirir ötesi yok.

İlk babamızı hatırlasanıza..

Adem Aleyhisselam'ın yani "ilk insanın" imtihanı da midesi değil miydi?
Ne oldu yasak olanı yedikten sonra?
-Örtüleri düştü ve çırılçıplak kaldılar.

Burda durup düşünesi çok şey yok mu?

Yine eski alimlerin bildirdiğine göre; talebelerin önüne bir kağıt atılır, nasıl eğilip aldıkları gözlemlenirmiş.
Edebe riayet ederek dizleri üzerine çömelir alırlarmış..
Bu misalde bize öğretiyor ki; Edep öyle bir haslettir ki, "bel fıtığı" olmaya bile engeldir.

Sen, yine de affet Rabbim..
Uyandır bu uykusu çok gözleri..

/Yağmur Mirzayeva/ 19.10.2018