1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Peygamber Duaları

Konu, 'Kur'an ve Hadislerle Dualar' kısmında deli tarafından paylaşıldı.

  1. deli

    deli Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Peygamber Duaları


    Adem a.s ve eşinin yaptığı yakarış


    Adem a.s ve eşinin günahı itiraf, tevazu ve gönülden yakarışın sözlü ifadeleri olan bu duaları, ilahi mağfirete muhtaç olan bütün insanların örnek alması gereken bir muhteva ile tefekkür ehlinin ilgisini beklemektedir:
    "Ey Rabbimiz!
    Biz kendimize yazık ettik, bizi bağışlamaz bize merhamet etmezsen, ebediyyen kaybedenlerden olacağız."(Araf,7/23.)


    Nuh Peygamber

    a) Tebliğ ve İnayet Duaları


    Nuh Peygamber bütün Elçiler gibi başarısını da başarısızlığını da sıkıntısını da mutluluğunu da Alemlerin Rabbi Olan Allah’a itiraf etmiş, O’nunla dua formunda konuşup dertleşmiştir:
    "Ey Rabbim! Senden hakkında bilgi sahibi olmadığım her hangi bir şeyi istemekten sana sığınırım. Çünkü beni bağışlamaz, beni acıyıp esirgemezsen şüphesiz kaybedenlerden olurum." (Hûd,11/47.)


    Ey Rabbim! Ben halkıma gece-gündüz çağrıda bulunuyorum. Ama bu çağrım onları senden daha da uzaklaştırmak(tan başka bir işe yaramadı). Ve doğrusu onlara bağışlayıcılığını göstereceğin ümidiyle ne zaman çağrıda bulunduysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar; günahkarlık giysilerine büründüler; daha fazla inada kapıldılar ve boş gururlarında daha da azgınlaştılar. Doğrusu ben onları açık açık çağırdım. Onlara açıktan tebliğde bulundum; ayrıca onlara gizlice özel olarak da konuştum. Ve dedim ki: Rabbinizden günahlarınızın bağışlanmasını dileyin; çünkü o kuşkusuz bağışlayıcıdır. (Nuh Suresi,71/5-10.)



    "Ey Rabbim! Onlar bana tamamen karşı çıktılar, zaten onlar serveti ve çocukları yüzünden hızla yok olmaya doğru giden kimselere uyarlar; ve sana karşı en korkunç tuzakları kuranlara; çünkü onlar (kendilerine uyanlara): ’İlahlarınızı hiçbir zaman terk etmeyin; ne Vedd, ne Suva ne Yeğûs, ne Ye’ûk, ne de Nesr’i terk etmeyin’ demişlerdi. Onlar böylece çoğu kimseyi saptırdılar. O halde Sen bu zalimlere yalnızca özlem duydukları şeylerden uzaklaşmalarını emret!" (Nuh,71/21-24.)



    Nuh peygamber tevazu sahibi bir gönlün en güzel yakarış örneklerini sunduğu dualarında, Allah’a teslimiyetin Cahiliyye toplumundan tam bir kopuşla kopmayı gerektirdiğini de göstermiştir:


    "Ey Rabbim! O cahillerin beni yalanlamalarına karşı bana yardım et. Ey Rabbim! bu kafirlerin yalanlamalarına karşı bana destek ol!" (Mü’minûn, 23/26,39.)



    Nuh peygamber gece-gündüz, gizli-açık bıkıp usanmadan hakikati halkına anlatmıştır. Onu yalanlayan, kendisine sebatından ve direngen onurlu duruşundan dolayı kavmi ona "budala" demişti. O, bu çaresiz durumdan kurtuluş için zalimlerle uzlaşma yolları aramamış, her salih müminin yapması gerektiği gibi kalbinden geçenleri Allah’a tevekkül ederek şöyle arz etmiştir:


    "Doğrusu ben yenik düştüm, artık sen gel ve bana yardım et!" (Kamer,54/10.)


    b)-Helak İçin Kahhariye Yakarışları


    Kahhariye duaları, onulmaz hatalar işledikleri halde hiçbir kurtuluş gayreti göstermeyen kafir ve zalim bir toplumun sınır tanımaz ayartılarına karşı Allah’tan istenen bir tür yardım, görece başarısızlıkların itiraf edilip Allah’a tevekkül etmektir. Bir sabır âbidesi ve bir direniş timsali olan Nuh peygamber, fesadı ve sapıklığı inatla sürdüren ve artık bütün uyarılara kulak tıkayan halkının kalpleri çürüten, tüm toplumu ifsad eden hataları dolayısıyla helak edilmeleri için şu yakarışlarda bulunmuştur:


    "Ey Rabbim! İşte halkım beni yalanladı. Bu yüzden benimle onlar arasında gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koy. Beni ve benimle beraber olan müminleri kurtar!" (Şuara,26/117-118.)


    "Ey Rabbim!Yeryüzünde bu hakikati inkar edenlerden hiç kimseyi bırakma. Çünkü sen onları bırakırsan , Sana kulluk edenleri hep saptırmaya çalışırlar ve yalnızca fesada ve inatla sürdürülen kafirliğe sebep olurlar.


    Ey Rabbim! Bana, anneme-babama, evime mümin olarak giren herkese ve daha sonraki bütün mümin kadınlara ve erkeklere bağışlayıcılığını göster ve zulüm işleyenleri her zaman helake uğrat!" (Nuh,71/21-24,26-28.)


    c) Güvenli Belde Duası


    Tufan’dan ilahi yardımlarla kurtulan Nuh peygamber gemide Allah’a hamd ederek mübarek bir menzile/şirkin uğramadığı kutsal bir konaklama yerine ulaştırması için şöyle yakarmıştır:
    "Bütün övgülerin gerçek layığı olan ve bizi bu zalimler topluluğundan kurtaran Allahım! Senin tarafından kutlanmış, güvenli kılınmış bir yere eriştir beni. Çünkü insana erişmesi gereken yere nasıl erişeceğini en iyi gösteren sensin." (Müminun,23/29.)


    d) Hamd Duaları

    Mü’minlerle birlikte yolculuk hazırlıklarını tamamlayıp gemiye bindiği zaman emredildiği gibi Allah’a şöyle övgüde bulunmuştur:


    "Hamd, bizi bu zalimler topluluğundan kurtaran Allah’a aittir." (Mü’minûn,23/28.)


    Lût Peygamber


    a) Tevekkül ve Nusret Duası


    Lut peygamber onca uğraşına rağmen toplumsal kirlenmenin yol açtığı ahlaki çöküşten, arınmak isteyen bir iki mümini beri tutabilmiştir. O, tebliğ ve öğütle ıslah olmaya niyeti olmayan, günaha dibine kadar batmış, ahlaki çöküntü halinin tüm toplumu sarıp çürüttüğü bir ortamda, yine de çoğunluğa değil hakikate teslim olmuş, mücadelenin tıkandığı noktada Allah’ı yardıma çağırmıştır.


    Kötü ahlakı din edinmiş bir toplumda, tek bir mescid olan hanenin sahibidir Lut peygamber. Bozgunculuğu bardağı taşıran bu iflah olmaz halkın, şehrin en ıssız köşelerinde ve en kalabalık mekanlarında dahi sınır tanımayan günahlarından Lut a yılmıştır. Gerekli çalışmaları yaptığı halde, düzelmemekte inatla ısrar eden nefislerine zulmeden bu halka karşı Allah’tan nusret/yardım istemiştir:


    "Ey Rabbim!Bozgunculuğa ve yozlaşmaya yol açan bu insanlara karşı bana yardım et."(Ankebut,29/30.)


    "Ey Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapa geldikleri kötülüklerden kurtar."(şuara,26/169.)


    b) Hamd Duası


    Lut peygamberin karısı ve tüm hemşehrileri helak eden bir yağmurla cezalandırılmışlardır. Bu korkunç yağmurun getirdiği dehşetli günden sonra, şehirde hiçbir canlılık emaresi kalmamıştır. Öte yandan Sünnetullah gereğince Rabbimiz Lut peygamber ve ailesinden mümin olanları kurtarmıştır. Böylesi bir kurtuluş tabii ik, Allah’a hamd etmeyi, şükr etmeyi gerektirmektedir. Lut peygamber de öyle yapmıştır:
    "Hamd/bütün övgüler Allah’a yaraşır. Selam olsun O’nun seçtiği kullara. Zaten Allah insanların ilahlaştırdıkları her şeyden daha üstün, daha hayırlı değil mi?" (Neml, 27/59.)



    Yusuf Peygamber

    a) Günah’tan Allah’ın Sonsuz Kudretine Sığınış Duası


    "Ey Rabbim! Benim için hapis bu kadınların zina isteklerine boyun eğmekten daha iyidir. Çünkü sen onların oyunlarını-tuzaklarını benden uzak tutmazsan, ben o zaman onların ayartmalarına kapılır doğruyu-eğriyi seçemeyen kimselerden olurum."(Yusuf,12/33.)



    Günaha bulaşmaktansa zindana girmeyi daha evlâ görecek kadar duyarlılık sahibi, bir erdem, hikmet ve iffet timsali olan Yusuf peygamber bu duasıyla ahlaksız teklifle karşılaşan iffet sahibi Müslüman bir erkeğin takınması gereken tavrı, bununla birlikte sığınıkların en güvenlisi olan Allah’a nasıl bir tevekkül ile yöneleceğimizi göstermiştir


    Musa-Harun Peygamberler

    Yeryüzünün en muktedir hükümdarlarından biri olan Firavun’a karşı kararlılıkla mücadele eden ve adalet için kesintisiz bir özgürlük cihadı başlatan Tevhid Dini’nin önderlerinden Musa peygamberin Kur’an’da çok sayıda duası zikredilmektedir.



    a) İstiğfar Duası


    Musa peygamberin Risalet’inden önce sebep olduğu kaza ölümünden dolayı Allah’tan af dileyen yakarışı:
    "Ey Rabbim! Ben kendime yazık ettim. Beni bağışla...Ey Rabbim!Bana bahşettiğin nimetler hakkı için bir daha suçlulara arka çıkmayacağım."(Kasas,28/16-17.)


    b)İstiâze (Allah’a sığınış) Duası


    Musa a’ın sebep olduğu ölümcül kazadan sonra, maktülün Firavun ırkından olması Mısır adaletine güvenmemesi sonucunu doğurmuş ve idam fermanı verilmiş bir suçsuz olarak korkuyla Allah’a sığınışı:
    "Ey Rabbim! Zalimlere karşı beni koru."(Kasas,28/21.)


    c) İnayet Duası



    Musa a’ın Medyen’de bir sığınak ararken Allah’tan yardım istemek için yaptığı yakarış:
    Ey Rabbim! Bana bahşedeceğin her hayıra öyle muhtacım ki."(Kasas,18/24.)


    d) Daimi Hicret ve Beraat Duası


    Musa peygamber, bu duası ile manevi olarak kirlenmiş bir Cahiliyye toplumuyla arasında varolması gereken perdeyi –daimi hicret ve beraat halinde yaşama bilinci-ni dile getirmiş, kalbini arınmaya açık tutan müminlere örnek yakarışını miras olarak bırakmıştır:


    "Ey Rabbim!Benim sadece kendime ve kardeşime sözüm geçiyor. O zaman bizimle bu sapkın halk arasına bir çizgi çek."(Maide,5/25.)


    e) İnşirah ve Sültan Duası



    Musa peygamber mücadelenin başında yaşadığı sıkıntılı halini Rabbine açmıştır. Görevin zorluğundan kaynaklanan göğsün daralması, ilahi bir lütuf olan inşirah ile açılaktır. Bu sebeple O, Allah’tan inşirah/göğsüne ferahlık vermesi ve Sültan/destekleyici maddi-manevi güçler vermesi için şöyle yakarmıştır:



    "Ey Rabbim!Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum. Göğsümün daralacağından ve dilimin dilimin dolaşacağından korkuyorum; bu yüzden bu işi Harun’a tevdi et."(Şuara,26/12-13.)


    "Ey Rabbim! İçimi senin aydınlığınla genişlet, görevimi bana kolaylaştır, dilimdeki düğümü çöz ki söyleyeceklerimi tam olarak anlayabilsinler; ve bana yakınlarımın arasından yükümü paylaşacak bir yardımcı tayin et: Kardeşim Harun’u mesela, onunla benim gücümü pekiştir; görevimden ona da bir pay ver ki, insanların katında senin yüceler yücesi adını daha da yükseklere çıkaralım; ve seni sürekli analım; muhakkak ki sen bütün varlığımızla bizi görmektesin."(Taha,20/25-35.)



    Musa peygamberin bu duasında bir salih amelin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin şu dersler çıkarılabilir: işe Allah’ın yardımını talep ederek O’nun adı ile başlamak; kendimiz gibi olanlarla dayanışma içinde olmaya çalışmak-bireysel hareket etmemek/güç birliği yapmak; başarıda da başarısızlıkta da Allah’ı anmaktan asla vazgeçmemek...


    Musa ve Harun peygamberler Firavun’a gitmeden önce Allah’tan istedikleri inşirah ve sültan talebini birlikte yaptıkları dualarla da dile getirmişlerdir:
    "Ey Rabbimiz! Firavunun bize düşmanca davranmasından yahut azgınlıkta devam etmesinden korkarız."(Taha,20/45.)


    f) Kafir Toplumun Elinden Kurtuluş Duası


    Musa a başarıya ulaşmış, ilahi yardımların mucizevi etkileri tesirini göstermiştir; Firavun’un uzman bürokratlarının ilahi hakikate teslim olup ebedi hidayet talep edişleri de dua ile olmuştur:


    "Ey Rabbimiz! Dar zamanda bize sabır ihsan et ve yürekten sana bağlanan kimseler olarak canımızı al. Ey Rabbimiz! Bizi zalim bir topluluğun elinde rezil-rüsvay etme, bu kafir toplumun elinden lütfunla kurtar bizi."(A’raf,7/125.)


    g) Helaktan Muhafaza Duası


    Tur’dan döndükten sonra kavmini buzağıya taparken görmesi Musa peygamberi onu çok üzmüştü. Gerekli uyarıları yaptıktan sonra ilk iş olarak şirk suçunun muhatabı olan Allah’tan özür dilemek üzere toplu bir yakarış gerçekleştirmiştir. Kavmi içinden seçtiği yetmiş adam ve kardeşi Harun olmak üzere toplam yetmiş iki duyarlı insan, ruhlarını saran büyük bir manevi sarsıntı eşliğinde helaktan muhafaza buyurması için Allah’a şu yakarışta bulunmuşlardır:



    "Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla ve rahmetine kabul et; çünkü Sen merhametlilerin en merhametlisisin. Ey Rabbim! Eğer dileseydin sana şirk koşanları daha önce yok ederdin ve onlarla beraber beni de. İçimizden bir takım dar kafalıların yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? Bütün bunlar senin bir imtihanından başka bir şey değil; ki onunla dilediğinin sapmasına fırsat verir, dilediğini de doğru yola sokarsın. Bizim velimiz sensin öyleyse bizi bağışla. Bize acı, çünkü bağışlayanların en hayırlısı sensin. Bizim için bu dünyada da Ahiret’te de iyi ve güzel olanı yaz. Bak işte pişmanlık içinde sana yöneldik."(A’raf,7/151,155-156.)



    Helak edilmeye layık olan sadece kafirler ve onların yardakçıları münafıklardır; bu yasa gereği şirke karşı mücadeleden vazgeçmeyen Musa-Harun peygamberler ve imanını salih amellerle takviye eden yetmiş mümin kişiden oluşan topluluğa Allah rahmetini indirmiş, onları affetmiş, helak yasalarının işleyiş süreci durmuştur. Samiri hariç halkın diğer kesimleri bu şirk suçunu işlemekte ısrar etmedikleri için onlar da Allah’ın rahmetinden nasiplerini almışlardır.


    h) Helak Duası



    Musa peygamber hiçbir uyarının artık fayda vermeyeceği derecede duyarlılıklarını yitirmiş Firavun ve refahtan şımarmış azgın çevresinin mücadelenin nihayetinde helak edilmesini niyaz etmiştir:



    "Ey Rabbim! Gerçek şu ki, Sen Firavun ve onun seçkinler çevresine dünya hayatında görkem ve zenginlik verdin. Öyle ki, bunun sonucu olarak onlar da ey Rabbim! başkalarını Senin yolundan çeviriyorlar! Ey Rabbimiz! Öyleyse artık onların zenginliklerini silip yok et! Kalplerini katılaştır! Çünkü onlar çetin azabı görmedikçe inanmayacaklar." (Yunus,10/88.)


    Hz. İbrahimin Duaları :

    İbrahim, İsmail’le birlikte Evin (Ka’be’nin) sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin". (Bakara Suresi, 127)

    Hani İbrahim: "Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti de (Allah: "Sadece inananları değil) inkâr edeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o"demişti. (Bakara Suresi, 126)

    Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olmuş(Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan Sana teslim olmuş(Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin. Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin. (Bakara Suresi, 128-129)

    Hani İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona :
    "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi. "Öyleyse, dört kuştut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (Bakara Suresi, 260)

    (İbrahim :
    "Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim, çünkü, O, bana pek lütufkardır" dedi. Sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım." (Meryem Suresi, 47-48)

    Kendilerine onların gerçekten çılgın ateşin arkadaşları oldukları açıklandıktan sonra -yakınları dahi olsa- müşrikler için bağışlanma dilemeleri Peygambere ve iman edenlere yaraşmaz. İbrahim’in babası için bağışlanma dilemesi, yalnızca ona verdiği bir söz dolayısıyla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah’a düşman olduğu açıklanınca ondan uzaklaştı. Doğrusu İbrahim, çok duygulu, yumuşak huyluydu. (Tevbe Suresi, 113-114)

    Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalblerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler. Rabbimiz, şüphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. Hamd, Allah’a aittir ki, O, bana ihtiyarlığa rağmen İsmail’i ve İshak’ı armağan etti. Şüphesiz Rabbim, gerçekten duayı işitendir. Rabbim, beni namazı(nda) sürekli kıl, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı kabul buyur. Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün, beni, anne-babamı ve mü’minleri bağışla. (İbrahim Suresi, 37-41)



    Hz. Eyüp’ün Duaları :

    Kulumuz Eyyub’u da hatırla. Hani o: "Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu" diye Rabbine seslenmişti. (Sad Suresi, 41)

    Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın." (Enbiya Suresi, 83)


    Hz. Şuayp’ ın Duaları :

    Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah’a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah’ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak işdeğildir. Rabbimiz, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır. Biz Allah’a tevekkül ettik. ’Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında ’Sen hak ile hüküm ver,’ Sen ’hüküm verenlerin’ en hayırlısısın. (A’raf Suresi, 89)

    Hz. Süleyman’ ın Duaları :

    "... Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat." (Neml Suresi, 19)

    Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin. (Sad Suresi, 35)

    Hz. Zekeriya’ nın Duaları :

    Hani o, Rabbine gizlice seslendiği zaman; Demişti ki: “Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve baş, yaşlılık aleviyle tutuştu; ben sana dua etmekle mutsuz olmadım. Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım da bir kısır (kadın)dır. Artık bana Kendi Katından bir yardımcı armağan et. Bana mirasçı olsun. Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu razı olunan kıl.” (Meryem Suresi, 3-6)


    Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim, bana Katından tertemiz bir soy armağan et. Doğrusu Sen, duaları işitensin” dedi. (Al-i İmran Suresi, 38)


    Zekeriya da; hani Rabbine çağrıda bulunmuştu: “Rabbim, beni yalnız başıma bırakma, Sen mirasçıların en hayırlısısın.” (Enbiya Suresi, 89)

    Hz. İsa’ nın Duaları :

    Meryem oğlu İsa: "Allah’ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Sen’den de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti. (Maide Suresi, 114)

    Peygamberimiz Muhammed SAV’in Kahhariye Duaları

    Veyl Duası


    Veyl; yazıklar olsun, kahrolsun gibi anlamlara gelen bir kınama ifadesidir. Hümeze Suresi bir yakarış olarak Allah’a takdim edildiği vakit, kahhariye duaları kapsamında değerlendirilebilir. Çünkü içinde kötü niyetle müminleri dillerine dolayarak çekiştirenlere veyl edilmesi/kınanması istenmektedir. Surede Yüce Allah Hümeze-Lümeze güruhuna veyl etmekte, bizden de veyl etmemiz istenmektedir.


    "Veyl olsun bütün hümeze-lümeze gruplarına. O (gruplar) ki, serveti biriktirir ve onu bir kalkan sayar. Zanneder ki serveti onu sonsuza dek yaşatacak! Hayır aksine o öteki dünyada Hutame’ye/çökerten bir azaba terk edilecektir. Bilir misin nedir o Hutame? Allah tarafından tutuşturulmuş bir ateştir: (günaha batmış olanların tüm hücrelerine işleyen) gönüllerin üstüne kurulmuş, üzerlerine salınacak olan bir ateş; uzayıp giden sütunlar arasında." (Hümeze,104/1-9.)


    Tebbet Duası


    Leheb Suresi’nde geçen Ebu Leheb ve karısının hakimiyetlerinin sona ermesi için yapılan çağrı bir beddua değil, kahr duasıdır. Biz de bu duada örnekten hareketle, çağdaş Ebu Lehebler’in ellerini kurutmak için sözbirliği ve eylem birliği yapmalı, onların sömürü saltanatlarının payandası değil korkulu rüyası olmalıyız.



    "Kahrolsun Ebu Leheb’in iki eli ve kahrolsun kendisi, zaten kahroldu da. Ne faydası olacak servetinin ve kazancının? Öteki dünyada şiddetle parlayan bir ateşe atılacak. İğrenç söylentilerin taşıyıcısı olan karısı ile birlikte. O ki, boynunda bükülmüş iplerden bir halat taşır." (Leheb Suresi, 111/1-5.)alıntıdır
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 21 Eylül 2017 07:52
  2. samanpan

    samanpan . Yetkili Kişi Site Admin

    بســـم الله الرحمن الرحيم


    Rasûllerin Duaları


    Bu hususun daha da açıklık kazanmış olması bakımından bazı Rasûllerin (a.s.) dualarından örnekler verelim:

    İşte babamız Adem (a.s.) hataya düşünce şöyle dua etti:

    "Dediler: "Rabbimiz biz nefsimize zulmettik . Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen, muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz." (A'raf: 7/23)

    Babamız Adem (a.s.), hata yaptığında, bazılarının zannettik leri gibi Ömer'den (r.a.) rivayet edildiği söylenen şöyle bir hadise dayanarak, Muhammed (s.a.v.) ile tevessül etmedi.

    Hadis şöyledir:

    "Ömer (r.a.) dedi ki, Rasululla h (s.a.v.) şöyle demişlerdir: .

    "Adem (a.s.) hata işleyince:

    'Ya Rabbi! Muhammed hakkı için yalvarıyorum beni bağışla.' dedi. Allahu Teala:

    'Ya Adem, sen Muhammed'i nasıl tanıdın, Ben henüz onu yaratmış değilim?' Adem (a.s.):

    'Ya Rabbi beni elinle yarattığın ve ruhundan üflediğin zaman ben başımı kaldırdım baktım ki Arşın direkleri üzerinde "La ilahe illallah Muhammed'ûn Rasululla h" yazılı idi. Bildim ki, Senin isminle beraber yazılan isim, yarattıkların arasında en çok sevdiğin kulunun ismidir, onun için, onunla dua ettim" deyince Allah (c.c.) şöyle buyurdu:

    "Evet ya Adem, doğru söyledin. O gerçekten kullarım arasından en çok sevdiğim biridir. Onun hakkı için Bana dua ettiğin için Ben seni bağışladım. Eğer Muhammed olmasa idi seni de yaratmazdım." (Hakim; Müstedrek: 2/615.)

    İlim erbabı Hakim'i, hadisleri n tashihind e laubali olmakla, hatta (bazıları) onu itikadında bozuklukl a itham ettiler.

    Zehebi, bu hadisle ilgili olarak şöyle dedi:

    "Bu hadis uydurmadır, uydurma hadis delil kabul edilmez, hatta zayıf hadis bile delil olarak kabul edilmez."

    Nuh (a.s.) hakkında Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

    "Rabbim! Beni, anamı, babamı ve inanarak evime gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla. Zalimlere dünyada ve ahirette hüsrandan ve helaktan başkasını nasib etme." (Nuh: 71/28)

    İbrahim (a.s.) hakkında Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

    "Rabbimiz hesap günü beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla." (İbrahim: 14/41)

    İbrahim'in (a.s.) bu duası, babasının Allah (c.c.) düşmanı olduğu kendisine beyan edilmeden önce idi. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

    "...Fakat onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine belli olunca ondan uzak durdu. Gerçekten İbrahim, çok içli ve yumuşak huylu idi." (Tevbe: 9/114)

    Eyyüb (a.s.) hakkında Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

    "Eyyüb Rabbine: "Bu dert ve bu bela bana dokundu, sen merhametl ilerin en merhametl isisin!" diye dua etmişti." (Enbiya: 21/83)

    Yunus (a.s.) hakkında Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

    "Zunnun'a da lütfettik, hani o kavmine kızarak gitmişti. Bizim kendisine güç yetiremey eceğimizi, kavminin arasından çıkmakla kendisini n kurtulacağını sanmıştı. Nihayet karanlıklar içinde 'Senden başka ibadete layık ilah yoktur. Sen her türlü noksanlıklardan münezzehsin, ben zalimlerd en oldum.' diye dua etti. Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz inananları böyle kurtarırız." (Enbiya: 21/87-88)

    Zekeriyya (a.s.) hakkında Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

    "Zekeriyya'ya da lütfettik. O, Rabbine nida ederek: 'Rabbim beni yalnız bırakma, Sen varisleri n en hayırlısısın' diye dua etmişti. Biz onun duasını da kabul ettik, ona Yahya'yı bahşettik. Eşini de kendisi için ıslah ettik..." (Enbiya: 21/89-90)

    Yusuf (a.s.) hakkında Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

    "Rabbim, bana mülkten bir nasip verdin ve rüyaların tevilini öğrettin, gökleri ve yeri yaratansın, dünya ve ahirette benim velim sensin, beni müslüman olarak öldür ve salihlere ilhak et, onlara arkadaş eyle..."

    Rasûlullah'ın (s.a.v.) duaları pek çok olup, sünnet ve zikir kitaplarında bölümler halinde yer alır. Bunlardan bazıları:

    "Allahümme inni es'eluke el afiyete il dini ve dünyaya ve ehli ve mali ve bedeni..."

    "Allah'ım, din ve dünyam konusunda benim ve ehlim ve malım ve bedenim için afiyet dilerim.. ."

    "Allah'ım, bize emrettiğin gibi dua ediyoruz, bize vaadettiğin gibi duamızı kabul buyur, Allah'ım haşyetinden, bizimle Sana isyan etmek arasında perde olacak kadar korku, itaatinda n bizi Cennetine kavuşturacak kadar itaat yakıynden bize dünya musibetle rini ehven gösterecek cesaret nasip et, Allah'ım, yaşadığımız müddetçe, kulaklarımızdan ve gözlerimizden ve kuvvetler imizden bizleri faydalandır ve arkada bırakacağımız eserlerim iz, varisleri miz hayrulhal eflerimiz olsun."

    Meşhur seyyidül istiğfar da bunlardan dır.

    Kur'andan ve sahih sünnetten, nebi ve rasullerd en veya başkalarından yardım istemenin, rasuller, nebiler veya salihlerl e tevessül etmenin caiz olduğunu gösteren hiçbir delil yoktur.

    Allah'tan (c.c.) başkasından yardım dilemenin (istiğase) şirk olduğunda hiç şüphe yoktur, fakat tevessül bidattir, küfür değildir.

    Onlar tevessülün caiz olduğuna delil olarak şu ayeti göstermektedirler

    "Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve O'na (yaklaşmaya) yol arayın..." (Maide: 5/35)

    Bunun cevabı şöyledir:

    Burada vesilenin manası Allah'a (c.c.) yakınlaştıracak ameli salihtir veya Allah'ın (c.c.) isim ve sıfatlarıyla O'na dua etmektir. Yukarıda bunlarla tevessülün meşru olduğu açıklanmıştı. Bidatçılann iddia ettiği gibi peygamber leri, salihleri şefaatçi kabul etmek ve Allah ile bizim aramızda onları aracı kılmak değildir. Onlar Peygamber lerin ve salihIeri n vesile edinilmes ini Allah'ın (c.c.) emri olarak iddia ederler ve ayeti böylece tefsir ederler. Derler ki:

    "Rasûlullah'ın (s.a.v.) şefaati sabittir ve ona dayanarak bizler de Rasûlullah'tan (s.a.v.) şefaat dileriz, zira Allah (c.c), ona şefaat etmesini ihsan etmiştir."
  3. Muzammil

    Muzammil İyi Bilinen Üye Kullanıcı

    Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında 'Sen hak ile hüküm ver,' Sen 'hüküm verenlerin' en hayırlısısın.

    《A'raf 89/ Şuayb (a.s) 》
  4. ام ضيف الله

    ام ضيف الله ...يا خيل الله اركبي... Kullanıcı

    إِذْ نَادَى رَبَّهُ نِدَاء خَفِيًّا ﴿٣
    قَالَ رَبِّ إِنِّي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ أَكُن بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيًّا ﴿٤
    وَإِنِّي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِن وَرَائِي وَكَانَتِ امْرَأَتِي عَاقِرًا فَهَبْ لِي مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا ﴿٥
    يَرِثُنِي وَيَرِثُ مِنْ آلِ يَعْقُوبَ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا ﴿٦

    3} Hani o, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı.
    4} O, şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım.”
    5-6} “Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakup hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl !”
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş