1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Çözüldü Peygamberimize (sav) Kur'an-ı Kerim'den Başka Mucize Verilmemiş Midir?

Konu, 'İslam Tarihi ve Vakıalar' kısmında özgürlüğe hasret tarafından paylaşıldı.

  1. özgürlüğe hasret

    özgürlüğe hasret Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    selamunaleykum




    bazı hadis kitaplarında geçen peygamberimize yönelik mucize niteliğindeki fiilerin yer aldığı hadislerin sahih olmadığını söyleyenler var.


    peygamberimize kur'anı kerimden başka mucize verilmemiş miydi?
  2. DAVA

    DAVA Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    İfrat Ve Tefritçiler Arasında Konuşulan Peygamberi Mucizeler

    Soru

    Bir mecliste, peygammer (s.a.v)'in doğum günü münasebetiyle O'nun doğumundan önce meydana gelen harikulade olaylardan bahsediyorduk. Zaten bu tür hikayeler, her Rebiü'l-evvel ayı geldiğinde okunan tüm "mevlit" kitaplarında mevcuttur.
    Ancak orada hazır bulunanlardan biri bu harikulade olayları inkar etti. Hatta bununla da yetinmeyip, dillerde dolaşan, bir takım kitaplarda yer alan Peygamber (s.a.v)'e ait hissi görülen mucizelerin tümünü de inkar etti. Mesela, Hicret sırasında gizlendikleri mağaranın önüne güvercinin gelip yumurtlamasını, ardından Örümceğin ağ kurmasını, örümceğin peygamber (sav)'le konuşmasını ve hutbe okurken dayandığı ağacın inlemesini ayrıca bunlara benzer diğer bilinen tüm harikulade olayları inkar etti.
    Bu kardeşin delili de; Peygamber (s.a.v)'e tek bir mucize gelmiştir ve O bununla tüm dünyaya meydan okumuştur. Bu mucize de Kur'an'ın kendisidir. Kur'an, daha önceki Peygamberlerin mucizelerinden ayrı, akli bir mucizedir.

    Sizden kesin delillerle bu konudaki görüşlerinizi açıklamanızı istirham ediyorum. Bu açık delillerle, helak olacaklar gerçeği gördükten sonra helak olsunlar, yaşayanlar da gerçekle tanışarak yaşasınlar. Allah Teala sizi islam ve müslümanlar için yaşatsın. 200

    Cevap

    Bu soruyu yönelten kardeşimizin, toplantıda hazır bulunanlardan birinin söyledikleri hakkındaki iddiaların bir kısmı doğru bir kısmı ise yanlıştır, daha doğrusu batıldır. İnsanların dillerinde dolaşan ve Peygamber (s.a.v)'e isnat edilen mucizelerden tümü doğru ve sahih değildir. Aynı zamanda bu, hepsi yanlış ve batıl demek de değildir. Bu konuda doğruluk ve batıllık, salt görüşe, hevaya ve duygulara değil, ancak senetlere dayanır.
    İnsanlar, "Muhammedi maddi mucizeler" konusunda üç sınıfa ayrılır.
    Birinci Sınıf: Bu tür insanlar, delillerde mübalağa ederler. Kitaplarda yazanlar onlar için yeterli kaynakdır. Bu kitaplar, ilk devir alimlerine mi, yoksa son devir alimlerine mi aittir? Rivayetleri doğru olarak veriyorlar mı vermiyorlar mı? Usule uygun mudur değil midir? Muhakkik alimler nazarında kabul görmüş müdür, görmemiş midir? Bu sınıftaki insanlar için bu gibi konular pek o kadar önem arzetmez.
    Onlar için Önemli olan; yazarı bilinmese de, anlatılanların bir kitapta geçmesi ya da peygamberi medh edici kasidelerde bulunmasıdır. Her yıl rebiü'l-evvel ayında okudukları kıssaların bu kitaplarda yer alması yeterlidir. Bu bir avam akılcılığıdır, tartışmanın gereği bile yok. Kitaplarında yalan yanlış, makbul görülebilecek reddedİlebilecek mevzular bulunabilir.
    Din kültürümüz, gerçek nakillere ve açık akli delillere aykırı, garip meseleleri araştırarak kitaplarına toplayan müellifler sayesinde büyük bir felekate maruz kalmıştır. Bazı yazarlar, şer'i hükümlerin helal ve haram yönünden düzenlemediği esaslar üzerinden hareket ederek, bu tür konularla ilgili rivayetlerin doğruluğunu araştırmadan kitaplarına yerleştiriverirler. Aksine helal ve haram konusunda bir şey rivayet edecekleri zaman rivayetlerin sahihliğine, ravilerin durumlarına ve senetlerin güvenilirliğine sıkıca bağlı kalırlar, diğer taraftan faziletlere, tergip, terhip ve bu kabilden mucizevi meselelerin anlatımına gelince bu konuları oldukça gevşek tutarlar.
    Bazı müellifler de; rivayetleri -falan falandan ve filan filandan-rivayet etmiştir diyerek, senetleri belirtmeye büyük özen gösterirler. Ne var ki; bunlar da, senetlerin öneminden bahsetmezler; Doğru mu, yanlış mı? Ravilerin değeri nedir? güvenilir mi, zayıf yönleri var mı veya cerh edilmişler mi? yalancılar mı, reddedilmişler mi? gibisinden şeylere önem vermezler. Onlar için senetleri belirtmek, kendilerini sorumluluktan ve yükten kurtarmış olmak için yeterlidir.
    Bunun yanında, ilk asırlarda yaşayan alimlere göre senetlerden bahsetmek yeterli ve uygun görülüyordu, ancak son asırlarda özellikle de bizim asrımızda, senetleri belirtmek pek birşey ifade etmiyor artık, insanlar senetlere bakmaksızın, kitaplardan nakledilmesini yeterli görüyorlar.
    İşte asrımızdaki müelliflerin ve kitapların çoğunun durumu budur. Onlar Taberi tarihinden, İbn-i Sa'd'ın tabakatından veya diğerlerinden nakiller yaptıklarmda hep aynı tavrı gösterirler.
    İkinci Sınıf: Bu sınıfda bulunan insanlar da, mucizeleri ve evrende meydana gelen harkulade olayları reddetme konusunda oldukça aşındırlar. Dayandıkları delilleri ise; Hz. Muhammed'in en büyük mu'cizesi Kur'an'ı Kerimdir. Kur'an'la şu tehtitleri yapmıştır; onun bir mislini getirsinler, Kur'an'a benzer bir sure getirsinler veya ona benzer bir kitap getirsinler. İşte bu sebeple Kur'an bir mucizedir.
    Müşrikler Peygamber'den, kendisini doğrulamak için bir takım mucizeler istediklerinde onların bu isteklerini kesin bir dille reddeden şu ayetler indi.
    "Şöyle söylediler; Bize yerden kaynaklar fışkırtma-dıkça sana inanmayacağız. Veya hurmalıkların, bağların olup, aralarında ırmaklar akıtmalısın. Yahud da iddia ettiğin gibi, göğü tepemize parça parça düşürmeli, ya da Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin. Ya-hutta altından bir evin olmalı ya da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığında asla inanmayız." De ki: Rabbimi tenzih ederim ben sadece beşer bir elçiyim." 201
    Müşriklerin hemen oracıkta yalanlayacakları birtakım harikulade olayların gösterilmesini yasaklayan ayet ise şöyledir.
    "Bizi mucize göndermekten alıkoyan, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semut milletine gözle görülebilen bir mucize, bir dişi deve vermiştik de ona zulmetmişlerdi. Oysa Biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz." 202
    Bir başka surede, Kur'an Hz. Muhammed için yeterli bir mucize olduğu gerekçesiyle müşriklerin başka mucize istekleri reddedilmiştir.
    "Kendilerine okunan bir Kitab'ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır." 203
    İlahi hikmet, Hz. Muhammed'in mucizesini akli ve edebi bir mucize olarak kabul etmeyi gerekli görüyor. Yoksa maddi ve hissi mucizeler olarak değerlendirilmesini istemiyor. Bu, çocukluk devresini aşan beşeriyete daha layıktır. Son ve ebedi risaletin ruhuna daha uygundur. Hissi mucizeler gelip geçicidir ama akli mucizeler devamlı varlığını korur.
    Buhari'nin sahihinde bulunan bir hadis bu görüşümüzü doğru -luyor.
    "Bütün peygamberlere, insanların iman edebileceği türden mucizeler verilmiştir. Bana verilen ise Allah'ın, bana gönderdiği vahiydir. Umuyorum ki kıyamet gününde, ümmeti ençok olan peygamber ben olurum."
    Bana öyle geliyor ki; bu sınıftaki insanları bu konuma getiren iki temel sebep vardır.
    Birinci Sebep; Günümüzdeki insanların, her olayın arkasında sebeplerin varlığı ile ilgilenen bilimlerle uğraşıyor olmalarıdır. Bu ilim dalları sebeplerin müsebbipler üzerinde te'sir bırakmasına dayanır. Sebeplerin hiç bir zaman değişiklik göstermeyen akli bir gereklilik olarak algılarlar. Mesela, ateşin daima yakıcı olması. Bıçağın, daima kesiciiik özelliğinde olması. Cansız varlıkların, hiç bir zaman hareket etmelerinin mümkün olmaması, Ölünün kesinlikle bir daha dirilemez ve hayat bulamaz olması vb.
    ikinci Sebep; Birinci sınıfta bulunan insanlar, harikulade olayları hak ve batıl ile isbata kalktıklarında Allah'ın bu alem için koyduğu kanunları hiçe sayacak derecede, ifrata kaçarlar. Böyle olunca da çoğu kez, bir aşırılık kendi benzeri bir aşırılıkla mücadeleye girişir.
    Burada, harikulade olayları isbatta mübalağa edenlerle, onları inkarda aşın gidenler arasında orta bir yol gözüküyor. O da; benim tercih eltiğim ve ılımlı baktığım görüştür. 204

    Bu Görüşün Özeti

    1) Kur'an'ı Kerim, Hz. Muhammed (s.a.v)'e gönderilmiş olan en büyük mucizedir. Peygamber (s.a.v) bu kitapla özelde Araplara genelde de tüm insanlara meydan okumuştur. Kur'an'ı Kerim sayesinde, O'nun peygamberliği ayrıcalık kazanmıştır. Onun peygamberliğinin doğruluğuna delil, rivayetindeki mevzunun bizzatihi içeriğinde yatıyor. Getirdiği mucizevi kitap, doğru yola erdirmesiyle, içerdiği ilimleriyle, lafzı ve manevi icazıyla ve gaybi bilgileri kapsamasıyla O'nun risaletini doğrula- maktadır.
    2) Doğrusu Allah Teala, kevni ve hissi mucizelerle, peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Peygamber (s.a.v)'e ikramda bulunmuştur.Fakat bunların maksadı meydan okumaktan ziyade; peygamberliğinin ve getirdiklerinin doğruluğuna delil olmasıydı.
    Zaten Kur'an, Allah Teala'dan peygambere bir ikram ve rahmetti. O'nun risaletini doğrulamak, onunla birlikte inanlara da yardımcı olmak içindi. Bu mucizeler, kafirlerin isteklerine cevaplar olsun diye meydana gelmemişti. Tersine Allah Teala'dan Peygamberine ve onunla birlikte inananlara bir rahmet ve bir ikram olsun diye indirilmişti. Buna misal olarak Kur'an'da açıkça bildirilen (İsra) süresindeki miraç hadisesini verebiliriz. Ayrıca, Bedir Gazvesinde meleklerin, mü'minlere yardım ve destek için yeryüzüne inmeleri, Bedir'de mü'minlerin susuzluğunu gidermek ve ayaklarım sabit kılmak amacıyla, yağmur yağması birbirlerine yakın oldukları halde müşriklere bir damla yağmur düşmemesi, Hicret zamanında, Hz. Peygamberi ve arkadaşını mağarada koruması, hatta müşrikler mağaranın önüne geldiklerinde şayet onlardan biri eğilip de kapının eşiğinde bakmış olsaydı onları far-kedebilecekti Daha buna benzer nice hadisler Kur'an'ı Kerim tarafından onaylanmış ve isbatlanmıştır.
    Yine benzer bir vaka da, Hendek gazvesinde, çok az bir yiyecekle bütün sahabelerin doyması gösterilebilir. Aynı şey Tebük'-te de yaşanmıştır.
    3) Biz bu tür harikulade olayları, Kur'an ve sünnet ışığı altında onaylıyoruz. Bunların dışında kalan ve çoğu uydurma kitapların şişirdikleri nakillere pek iltifat etmiyor ve güvenmiyoruz. 205

    Sahih Olan Mucizeler
    a ) Sahabelerden bir grup, Peygamber (s.a.v)'in hutbe verdiği ilk devirlerde, minberde hutbesini tamamlayıp ayrıldıktan sonra, üzerine çıktığı hurma kütüğünün, dişi devenin yavrusuna inlediği gibi inlediğini duyardı da gidip eliyle onu sıvazlayarak iniltisini keserdi, diye rivayette bulunmuşlardır.
    Allame Taceddin Sıbki şunları söylemiştir; "Hurma kütüğünün inlemesi hadisesi mütevatir derecesindedir. Sayıları ona kadar varan bir sahabe topluluğu tarafından rivayet edilmiştir. Kesinlikle sahih yollardan rivayet edilmiştir."
    Kadı İyaz da 'Şifa' adlı kitabında bu hadisin mütevatir derecede olduğunu söylemiştir.
    b ) Buhari, Müslim ve diğer hadis alimlerinin bir çok sahabeden rivayet ettiklerine göre; Hudeybiye, Tebük ve diğer bazı gazvelerde Peygamber (s.a.v) alışılmışın dışında parmaklarından sular fışkırtmıştır.
    Buhari ve Müslim, Hz. Enes'den rivayet etmişlerdir. "Peygamber (s.a.v) Zerva'da bulunurken içinde su bulunan bir bardak getirilmesini istemiş. Su bardağını avcuna koyduğunda parmaklarından sular fışkırmaya başlamış ve tüm sahabeler de bu sudan abdest almışlar."
    Buhari, Bera bin Azip'ten naklettiğine göre; Hudeybiye gazvesinde peygamberimizin çevresinde yaklaşık 1400 sahabe vardı. Bunlar, Hudeybiye'de bulunan su kuyusunu tamamen çekip bitirmişlerdi. İçinde bir damla bile su kalmamıştı. Durum Hz. Peygamber (s.a.v)'e ulaşınca, kuyunun yanına gelmiş ve onun yanı başına oturmuştu. Ardından, içinde su bulunan bir kap istedi. Ve o kabın içindeki su ile abdest alıp mazmaza yaptıktan sonra dua edip elindeki suyu da kuyuya boşalttı. Daha sonra Bera şöyle devam ediyor "Birazcık bekledik fazla bir zaman geçmeden istediğimiz kadar su alıp hem kendi susuzluğumuzu hem de develerimizin susuzluğunu giderdik."
    Peygamber (s.a.v)'in parmaklarının arasından su çıkardığına dair bir çok hadis bulunmaktadır. Gelen bu hadislerin tümü de sahih senetlerle rivayet edilmiştir.
    c) Hadis kitaplarının içerdiklerine göre, Allah Teala Peygamber (s.a.v)'in dualarına daima icabet etmiştir. Mesela; Yağmurun yağdırılması için yaptığı dua, Bedir savaşmda yardım için yaptığı dua, İbni Abbas'ın dinde fakih kılınması için yaptığı dua, Hz. Enes'in çocuklarının çok olması ve ömrünün uzun olması için yaptığı dua ve kendisine eziyet verenler için yaptığı duaları örnek olarak gösterebiliriz.
    4) Ama insanlar arasında her ne kadar dilden dile dolaşsa da, sahih olmayan harikulade olaylara ve mucizelere gelince onları ne onaylıyoruz ne de belli bir kıymette tutuyoruz.
    Halkın arasında dolaşan bir rivayete göre, Medine'den hicret sırasında Peygamber (s.a.v) arkadaşıyla mağarada gizlenirken iki kuş gelip hemen oracıkta yumurtlamışlar ardından bir ağaç bitivermiş dallanıp budaklanmış mağaranın ağzını kapatmış gibi rivayetlere kesinlikle inanmıyoruz. Çünkü bu konuda ne bir sahih hadis ne de bir hasen hadis ve ne de bir zayıf hadis rivayet edilmiş değildir.
    Örümceğin mağara girişinde ağ yapmasına gelince, bu konuda hasen hadisler bulunduğu gibi zayıf hadisler de bulunmaktadır. Kur'arfin zahirine bakılırsa, Hicret zamanında Allah Teala görünmeyen askerleriyle Peygamberi'ni desteklemiştir.
    "Allah da ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş." 206
    Örümcek ve güvercinin görünen askerler olduğu aşikardır. Görünmeyen ve hissedilmeyen askerlere yardım etmesi, ilahi gücün büyüklüğü karşısında beşerin acizliğini gösteren en büyük bir delildir. Bu tür harikulade olayların insanlar arasında meşhur olmasının sebebleri, son devir alimlerinin yaptıkları methiyelerden kaynaklanmıştır. Özellikle "Kaside-i Bürde" sahibi Busu-ri'nin yaptığı gibi.
    Busuri şöyle diyor.
    Sanıyorlardı ki onlar, ne örümcek ne de güvercin,
    Alemlerin en hayırlısının önüne ne ağ germiş ne yumurta bırakmış,
    Allah korumuşsa O'nu,
    Ne gerek kalmış zırhlı duvarlara ne de yüksek burçlara.
    İşte, bizim Peygamber (s.a.v)'e nisbet edilen harikulade olaylar karşısındaki tavrımız ve konumumuz burada özetlediğimiz gibidir.
    Başarı ancak Allah'tandır. 207


    Kaynak:
    200 Prof. Dr. Yusuf El-Kardavî, Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık: 1/207.
    201 İsra, 90-93
    202 İsra,59
    203 Ankebut, 51
    204 Prof. Dr. Yusuf El-Kardavî, Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık: 1/208-211.
    205 Prof. Dr. Yusuf El-Kardavî, Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık: 1/212-213.
    206 Tevbe, 40
    207 Prof. Dr. Yusuf El-Kardavî, Çağdaş Meselelere Fetvalar, Tahir Yayıncılık: 1/213-215.

    ( Not: Bu Fetva Eseri Bizim tarafimizca okunmustur ve kontrol, Kitap Ellimizde Mevcut )
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş