Sıcak bir rüzgar toprağı kavurduğunda ve güneş savurmuşken tüm bakışları dur ve dinle. Yerin söyleyecekleri var sana.
Durup dururken ve bir çarmıhta gerilmişken tüm ruhlar, tüm zevklerden imtina ettiren bir şey geldi, niye geldi mi diyorsun? Hayat tüm hızıyla akıp giderken zamanın avuçlarında, yemekten, içmekten ve dahası tüm zevklerden birer birer tadarken, niye uğradı Ramazan mı diyorsun? Ellerini koy dizlerine ve bir Osman misali eğ başını yere. Toprak tüm kum taneleriyle seslenecek sana.
Gerilen zamanın ve üzerimize üşüşen bulutların gölgesinde yaşıyor insan. Bir kırmızı halı misali tüm zevkler, renkler ve tercihler serilmişken insanın ayaklarının altına, bütün iradeler toplanıp beşerin vücuduna, gözlerini dört açıp kulakları kurt kesilmişken yapılacak tercihi beklerler. Gün boyu gözlerini sakındırıp nemle şekil gaflet uykusundan, midede tadilat başlar. Ve ruh restorasyona uğrar. Bakıp da göremediğin, duyup da algılayamadığın tüm gerçekler birer birer kalbe nüfuz etmeye başlar. Elinin ulaştığı fakat alamadığı zevklere karşı sükunetle eğilir başın yere. İşte böyle başlar kutlu mücadele. İşte tam da burada öğrenir insan, aza kanaat edebilmeyi.
Açgözlülük ve kibir kalbini kaplarsa, tüm bağlardan daha sağlam olur. Dünyanın en kalın urganlarını bağlayıp uç uca, sıkıca ve tembihlemişçesine, işte öyle bağlar nefsin bağları insanı. Yılda yalnızca bir ay sıyrılabilir insan tüm bu ruhi prangalardan. Sadece bir kez erişebilir farkındalığın doruklarına.
İlk savaş bu ayda kazanıldı, Mekke’mizin kapıları bu ayda açıldı, göz pınarlarımızı olağanca gücüyle zorlayan o Kitap bu ayda indi. Bir müddet bekle, nefsini dinleme! Ağzın yemeğe kapatılması gibi kulaklarını da tıka tüm o savrulan oklara. Toprağı dinle, söyleyecek ne çok şeyi var sana. Bir avuç bulayıp ellerine, dirseklerine, yüzüne, tertemizce bir hayatla başını kaldır göğe. Kum taneleri gibi haykıracak gökyüzü taneleri sana. Şeytanını dinleme! Göbeğine yağ bağlamak gibi kalbini sıkıştıracak vücudunun en izbe köşesine. Ruhun bir kez olsun sıyrılacakken eşyanın aksinden seni itiverecek duvarların gölgesine. Eşyayı dinleme! O seni tüm uhrevi bağlardan koparıp dünyaya çivileyen bir süngüdür. Ve bir tek ilacın geldi yine. Ramazan tüm kahramanlığıyla alıverecek seni körpe kuytulardan, kör kuyulardan.
Her sene on gün önce gelen misafirini izle. Sana nasıl bakıyor, seni nasıl bekliyor düşün ve tart bir de. Gecenin bir vakti tüm bereketi ve izzeti ile evine konuk olan melekleri selamla, şeytanı görme! Toprak tüm cömertliğiyle sabır sunacak sana, gök daha bir davetkar olacak bugün, vesveseleri düşünme! Uzun kuyruklu sofralarda varılacak bir olmanın tadına ve mezarda tek kişi olacağımız hatırlanacak itikaflarda. Toprağı dinle! Senin cümlelerinle haykıracak sana. Kıs tüm sesleri ve yok et tüm görüntüleri. Ramazan biter, gider ve uzun süre görünmez ortalıkta. Göğü izle! Tüm olmaya ermek nasıl bir şey öğretecek sana.
Kıvrıl toprağın içinde. Bu kez çok farklı olacak. Ramazan kanatlarıyla saracak hepimizi. Kur’an’ı dinle! Son kez mükabele edilirmişçesine… Kendini dinleme! Şeytanların bağlanır bilirsin. Elinin ve dilinin orucunu yitirme anlık öfkelerini kucağında. Kini, nefreti ve öfkeyi dinleme! Ramazan tüm mülayimliği ile gelecek sana. Gözyaşlarını dinle! O hep topraktan alır gücünü ve göğe yollanır tüm yaşlar. Yerçekimini görme! Ramazan bütün kuralları devre dışı bırakır, seni bir Burak’ın üstünde göğe doğru taşır. Miracını izle! Miden hafifleyip ruhun kurtulduğunda cennetten kesitler sunulacak sana. Aç kalmak değil, açlığa ulaşmaktır oruç, bunu unutma. Vücut acıkır, ruh tok kalır. Ruhunun sancaktarlığını sakın aksatma. Toprağı dinle! Tüm yok olma hatıratları ile gelir sana. Var olmanın ezikliğiyle sinersin köşene. Şeytan fazlaca var olmak istediği için kovuldu yuvasından, bilirsin. Oruç yok etmektir kendini ve nefsini, sakın yanlışlığa uğrama. Ramazan’ı dinle! Nefsi aç bırakıp kalbi doyurmanın şifrelerini verecek sana. Ramazan’ı memnuniyetsiz bırakma. Toprak ve gök tüm açlığıyla kapında duruyor, görüyorsun. Elini çek eşyadan, Ramazan’ı dinle. Yere sağlam basan ayaklarını ve göğe çevrilen bakışlarınla karşıla bayramı, bunu yapman gerek biliyorsun. Dua, dua rahmet yağacak o vakit, ayet, ayet inşirah dökülecek. Belki yeniden sen olursun, olabilirsin ve belki de ilk kez bayramı bayram edersin.





Ümmü Erva