Çözüldü Rasulullah Kızı Fatıma Için O Benim Annemden Sonra Annemdi Diyerek Tevessul Ettiği Hadis?

Konu, 'Hadis ve Hadis Usulu' kısmında أهل السنة والجماعة tarafından paylaşıldı.

  1. أهل السنة والجماعة

    أهل السنة والجماعة Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Esselamu aleykum ve rahmetUllah

    Resûlullâh, kendisinin bu kadar üzülmesine hayret edenlere:


    “–O benim annemden sonra annemdi. Kendi çocukları aç durup suratlarını asarlarken, o önce benim karnımı doyurur, saçımı tarar ve gül yağı sürerdi. O benim annemdi!” buyurmuştur. Sonra da onun için şöyle duâ etmiştir:


    “Allâh seni bağışlasın ve hayırla mükâfatlandırsın! Allâh sana rahmet etsin anneciğim! Sen, benim annemden sonra annem oldun! Kendin aç durur, beni doyururdun! Kendin giymez, bana giydirirdin! En lezzetli nîmetleri bana tattırır, kendi nefsini mahrûm ederdin! Bunu da ancak Allâh’ın rızâsını ve âhiret yurdunu umarak yapardın!


    Allah ki, dirilten ve öldürendir. O hiç ölmeyendir. Devamlı diri olandır O.


    Ey Allahım! Annem Fâtıma binti Esed’i affet. Kabrini genişlet. Ben Resûlünün ve benden önceki peygamberlerinin hakkı için duâmı kabul buyur, ey merhametlilerin en merhametlisi olan yüce Rabbim!” (Hâkim, III, 116-117; Heysemî, IX, 256-257; Ya’kûbî, II, 14)

    Hadis sahih midir ?
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh;

    Enes b. Malik (r.anh)'ın şöyle dediği rivayet edilir:

    قَوْلُهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الدُّعَاءِ لِفَاطِمَةَ بِنْتِ أَسَدٍ: اغْفِرْ لأُِمِّي فَاطِمَةَ بِنْتِ أَسَدٍ وَوَسِّعْ عَلَيْهَا مُدْخَلَهَا بِحَقِّ نَبِيِّك وَالأَْنْبِيَاءِ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِي فَإِنَّك أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
    Ali (r.anh)'ın annesi Fâtıma binti Esed, vefat ettiği zaman Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun yanına girdi, başucunda oturdu ve dedi ki:
    "Allah sana merhamet etsin! Şubhesiz sen benim ikinci annemdin, beni doyurduğun halde kendin aç kalırdın, beni giydirdiğin halde kendini giydiremezdin, bana yedirdiğin halde kendin güzel yemeklerden mahrum kalırdın. Bütün bunları Allah rızası ve ahirat gayesiyle yapardın"
    Sonra Peygamber onun üçer üçer yıkanmasını emretti. İçinde kafur bulunan suya sıra gelince Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu kendi eliyle döktü.
    Sonra Rasûlullah kendi gömleğini çıkardı, onu ona giydirdi ve üstüne de kefeni örttü. Sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Usame b. Zeyd'i, Ebû Eyyub el-Ensari'yi, Ömer b. el-Hattabî ve zenci bir genci kabrini kazmaları için çağırdı. Kabre ulaştıklarında onu Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'da kazdı ve toprağını elleriyle çıkardı. Kazma işi bitince Rasûllulah (sallallahu aleyhi ve sellem) kabre girdi ve yan yatarak şöyle dua etti:
    "Allah, dirilten ve öldürendir. O, ölümsüz bir hayata sahibdir. Annem Fatıma binti Esed'in günahlarını bağışla -Munker nekir melekleri karşısında söyleyeceği- huccetini aklına getir. Peygamberinin ve benden önceki peygamberlerinin hakkı için kabrini genişlet. Çünkü sen merhametlilerin en merhametlisisin"
    (İmam Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebir, C. XXIV, sf: 352; el-Mu'cemu'l-Evsat, C. 1, sf: 152 - 191 ; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, c. III, sf: 121;
    Hakim (3/116); Nebhani, Huccetullah, (2/1097); Şevahidul Hak, sf: 153; İbni Cevzi, İlel, (1/270); İbni Abdilberr, İstiab, (4/1891) Muhibbut Taberi Rıyadun Nadra, (2/202); İbni Esir, Usdûl Gabe, (7/217); Şeblenci Nurul Ebsar, sf: 85); Kenzul Ummal, (5/279) İsmail Çetin, Mesaf, (174); Elbani, Silsiletu’l-Ehadîs ed-Daifa, (1/32)


    Bu rivayeti Ravah b. Salâh, Sufyan es-Sevri'den; O, Asım el-Ahvel'den; o da Enes'ten rivayet etti. Seneddeki Ravh b. Salâh zayıftır. O'nu cumhur da zayıf görmüştür. Hadisçilerin bildirdiğine göre o munker hadisler rivayet etmiştir.
    (es-Sehsevânî el-Hindî, Siyanutu'l-İnsan, s: 128 ; el-Ensari, Tuhfetu'l-Kârî, hadis no: 1; Salih b. Abdulaziz Alu’ş-Şeyh, Hazihi Mefahimuna, s: 58; el-Elbâni, Silsiletu'l-Ehadisu'd-Daife ve'l-mevdua, no: 23)

    Bu rivâyet munkerdir, (zayıf olub) batıldır.
    Abdurrahman ed-Dûsiri dedi ki:
    "Bu hadis dirayeten -yani mantıki yönden de- sahih değildir. Çünkü metninin biçimi, lafızlarının yetersizliği ve içindeki mubalağa onun sabit olmadığının /asılsız olduğunun ve fazlasıyla garib bir rivayet oluşunun delilidir. Ayrıca senedinde de zayıflık vardır. (es-Sehsevânî el-Hindî, Siyanutu'l-İnsan, s: 129)

    Heysemi der ki; “Ravilerinden Ravh Bin Salah, İbni Hibban ve Hakim tarafından güvenilir görülmüştür. Ancak onda zayıflık vardır. Diğer raviler sahih ricalidir.”
    (Heysemi, Mecma'uz Zevaid, (9/257)

    Ebu Nuaym, et Taberani yoluyla Hilye'tu'l Evliya'da (3 / 121) rivayet eder. İkisine göre onun isnadı zayıftır.Zira isnadındaki Ravh Bin Salah bunu tek başına rivayet etmiştir.

    İbni Adiy, Ruh Bin Salah’ı zayıf addetmiş, Zehebi ve İbni Cevzi bunu İbni Adiy’den naklen belirtmişlerdir.
    (İbni Adiy Kamil (3/146, no;667) Zehebi elMuğni (2139) İbni Cevzi Duafa(1243) İlelul Mutenahiye(1/270)

    İbni Hibban onu, meçhul ravileri de güvenilir saydığı kitabı; es Sukat’ta zikretmiştir. (İbni Hibban Sukat(8/244 no; 13240)
    Zehebi, Mizanul İtidal’de; onu İbni Adiy’in zayıf saydığını, İbni Hibban’ın Sukat’ta zikrettiğini, Hakim’in onun hakkında; “Güvenilir”, dediğini nakleder.(Zehebi, Mizan, (3/87 no; 2804)

    İbni Hacer de bu bilgilere ilaveten şunları söyler;
    “İbni Yunus onu Tarihul Guraba’da zikretti ve dediki; “Musul ehlindendir. Mısır’a gelmiş ve orada hadis rivayet etmiştir. Ondan munker hadisler rivayet edilmiştir. Nisbeti İbni Siyabe’dir.
    Darakutni onun hakkında; “Hadiste zayıftır”, İbni Makula; “Onu zayıf saydılar” demişlerdir… İbni Adiy ondan iki hadis naklettikten sonra der ki; “Onun birçok hadis rivayeti vardır, bazı rivayetinde munkerlik vardır.”

    (İbni Hacer Lisanul Mizan(2/540 no;3433)

    Ruh Bin Salah bu rivayette teferrüd etmiştir. Rivayet zayıftır. Delil olamaz.
    Şu var ki, Elbani, bu hadis hakkında Taberani ve Ebu Nuaym’ın, zayıf hükmü verdiğini söyleyerek vehmetmiştir.
    (Elbani, Tevessul s.144 - 153)
    Halbuki her iki muhaddis de böyle bir hüküm belirtmemiş, sadece Ebu Nuaym, hadisin Ravh Bin Salah’ın teferrudu (tek kalması) ile geldiğini söylemiştir. Şayet Elbani; “Zayıf olduğuna işaret ettiler” deseydi daha doğru olurdu.
    İbni Hibban ve Hâkim’in tesahül
    (ravilerin değerlendirilmesinde gevşeklik) ile meşhur oldukları bilinmektedir. Ayrıca İbni Hibban’ın cerhte (ravi hakkındaki olumsuz eleştiride) muteşeddid olduğu söylenmekle (Zehebi Mizan(2/253, 3/45, 1/274) Leknevi erRaf’ vetTekmil (177-179,203-204,208) Tehanevi Kavaid (180-6) Ali Özek Hadis Ricali (sf: 132) Kevseri Fıkhu Ehli Irak (sf. 77) birlikte mechulul hal olan ravileri güvenilir saydığı da malumdur. Yani hakkında cerh ve tadil bilinmeyen raviler hakkında hüsnü zan kaidesi ile hareket etmiştir. Lakin Ruh bin Salah’ı muhaddis imamlar cerhetmiş olduğundan, İbni Hibban’ın hüsnü zannı bu rivayette bir şey ifade etmemektedir.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş