1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.
  2. Duyuruyu Kapat

Çözüldü Şahid, Nikahı Kıyılanları Tanımak Zorunda Mı?

Konu, 'Nikah - Talak / Aile Hayatı' kısmında Ibrahimyilmaz tarafından paylaşıldı.

  1. Ibrahimyilmaz

    Ibrahimyilmaz Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Iyi gunler hocalarim sizlere hic bi yerde net bi sekilde cevabini bulamadigim bir soru sormak istiyorum.Sorum soyle ki:
    Nikahta şahitlik yapanların evlenicek olanlari tanimasi sartmidir?Şart ise tanimakla ne kastedilir?Bazi yerlerde okudugum kadariyla kadinin babasi ve dedesinin ismini bilmek gerek diyor ancak sanirim bu kadin adama vekalet verirse ve nikah meclisinde olmassa sahitlere tanitmak amaciyla.Fakat normalde bir tanima zorunlulugu varmidir hic bi yerde bulamadim.kotu anlatmis olabilirim kusuruma bakmayin.
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ Yetkili Kişi Site Admin

    Nikah şahidliğinde; şahidin, nikah kıyılanları tanımalı diye bir şart yoktur.

    Şahidlerde aranan şartlar:


    1- Akıl : Evlilik akdine delinin şahidlik etmesi sahih değildir.
    Çünkü o takdirde ilân ve gelecekte inkâr edilmesi hâlinde evliliğin isbatlanması gibi şahidliğin gayesi gerçekleşemez.

    2- Bulûğ : Çocuğun mumeyyiz olsa bile şahidlik etmesi sahih değildir.
    Çünkü çocukların hazır bulunmaları durumunda ilân ve saygınlık gerçekleşemez. Hazır bulunmaları da evliliğin önemi ile uygunluk arzetmez.

    Fıkıh âlimleri bu iki şart üzerinde ittifak etmişlerdir. İkisini de bir şartta birleştirmek mümkündür, o da, her iki şahidin mükellef olmasıdır. Fakat şahidlikten kasdedilenin, Hanefi'lerin dediği gibi sadece ilânı mı yoksa Şafiî'lerin dediği gibi akdi inkârdan koruma mı olduğu hususuyla ilgili diğer şartlarda ihtilâf etmişlerdir.

    3- Şahidlerin birden fazla olması: Fıkıh âlimlerinin ittifakıyla şart koşulmuştur.
    Aişe (r.anha), Rasulullah (a.s.)'dan rivayet eder: "İki adil şahid ve veli olmaksızın nikâh olmaz." (Dârakutnî ve İbni Hibbân Sahihinde rivayet etmişlerdir.) hadîsine göre nikâh tek bir şahidle gerçekleşmez.

    Hanefi'ler şöyle bir görüş zikretmişlerdir.
    Bir kimse küçük kızını evlendirmesi için bir şahsa emretse, o da babanın ve başka bir şahidin hazır bulunması ile evlendirse, bu nikâh caizdir. Çünkü meclisin bir olması sebebiyle baba akdi bizzat yapmaktadır; vekil ise elçi ve sözcü olur, geriye evlendiren kişi şahid olarak kalır.
    Baba orda bulunmuyorsa evlilik caiz değildir. Çünkü, meclis ayrı olduğundan babanın akdi bizzat yapmış sayılması mümkün değildir.
    Baba bulûğa ermiş olan kızını bir şahidin huzurunda evlendirirse, kız orada hazır bulunuyorsa caizdir, değilse caiz değildir. (Kemaleddin İbnu'l- Humam, Fethu'l-Kadîr, C. II , Sf: 356)

    4- Erkeklik: Şahidlerin erkek olması.
    Hanefiler dışında cumhura göre şarttır. Evliliğin değeri ve öneminden dolayı sadece kadınların ya da bir erkek ve iki kadının şahidliğiyle evlilik yapılmaz. Mallar ve malî muamelelere ait şahidlik bu durumun dışındadır.

    Zuhrî der ki: "Sünnete göre hadlerde, nikâhta ve boşanmada kadınların şehadeti caiz değildir." Çünkü bu bir akiddir, mal değildir, mal elde etmek maksadıyla da yapılmaz. Çoğu hallerde bu akidde erkekler bulunabilir. Dolayısıyla hadi erde ki gibi bunda da kadınların şahidliği ile akid sabit olmaz.

    Hanefîlere göre ise, evlilik akdinde bir erkek ve iki kadının şahidliği mallarda olduğu gibi câizdir. Çünkü kadın şahidliği yüklenme ve yerine getirme ehliyetine sahibdir. Hadlerde ve kısasta şahidliğin kabul edilmeyişi ise unutma, dikkatsizlik ve emin olmama ihtimali sebebiyle şubhe bulunduğu içindir. Hadler ise şubheyle ortadan kalkar.

    5- Hürriyet: İki şahidin hür olması Hanbeli'ller dışında cumhura göre şarttır. İki kölenin şahidliğiyle evlilik akdi yapılamaz. Evlilik akdinin önemli oluşu, kendi velayetine sahib olmaması gibi hususlar kölenin şahidliğini geçersiz kılmaya sebebdir. Kendi velayeti olmadığından dolayı da başkasına velayet etme hakkına sahib değildir. Şahidlik de velayetlerdendir.

    Hanbelî'lere göre ise, iki kölenin şahidliğiyle evlilik akdi yapılabilir; çünkü Hanbelî mezhebinde kölelerin şehadeti diğer akitlerde de geçerlidir. Kitab, sünnet ve icmada şehadetlerinin reddine rastlanmamıştır.

    Enes İbni Malik şöyle demiştir: Kimsenin kölenin şahidliğini reddettiğini bilmiyorum
    Allah kıyamet gününde ummetler üzerine yapacakları şahidliği kabul ediyor da, şimdi nasıl kabul edilmez? Adil ve güvenilir olduğu zaman Nebi (a.s.)'nin hadîslerinde rivayeti kabul ediliyor da, bundan daha az önemli olan durumlarda nasıl kabul edilmez? Şahidlikte üzerinde durulan şahidin haberindeki güvenirliktir. Köle de adil, güvenilir olursa şahidliği kabul edilir.

    6- Adalet (sadece zahiren olsa bile): Yani doğruluk ve dinin emirlerine uymak zahiren olsa (kendini gizleyib fısk ve sapıklığı açığa vurmasa) bile geçerlidir.

    Şafıîlere, İmam Ahmed'in iki rivayetinden racih olanına ve cumhura göre adalet şarttır. Daha önce geçen "İki adil şahid ve veli olmadan nikâh olmaz." hadîsine göre fasık olanın şahidliğiyle evlilik yapılamaz.
    Şahidlik saygınlık çerçevesinde olub evliliğe saygınlık ve açıklık kazandırmak içindir. Fasık ise alçaklar kesimindendir, onunla akit saygınlık kazanmaz.

    Hanefilere göre ise, şahidlerde adalet şart değildir. Akid adil olan ve adil olmayan fasıklann şahidliğiyle de sahih olur. Çünkü bu şahidlik bir yükümlülüktür. Diğer yükümlülükler gibi fasıklar tarafından yapılması da sahih olur.
    Fasık velayet ehlinden olduğuna göre şahidlik ehlinden olabilir.

    7- İslâm: Şahidlerin kesin olarak Müslüman olması ittifakla şarttır. Gizli Müslüman olmak yeterli değildir.
    Bu şart karı kocanın ikisinin de Müslüman olması halindedir. Hanefi'ler bu şartı sadece kadının Müslüman olması durumunda gerekli bulmuşlardır. Onlara göre, eğer bir Müslüman zimmî bir kadınla iki zimmînin şahidliğiyle evlenirse akid sahihdir; çünkü kitabînin kendi gibisine şehadeti caizdir. Cumhura göre bu akid sahih değildir; çünkü koca Müslümandır. Evliliğin mutlaka Müslümanlar vasıtasıyla olması gerekir.

    Müslümanların nikâhında şahidlerin Müslüman olması şartının koşulmasının sebebi, akdin önemi ve dinî bir itibar yönünün bulunmasıdır. Müslümanlar arasında haberinin yayılması için mutlaka Müslümanların şahid olması gerekir.
    Fakat karı kocanın ikisi de Müslüman değilse, Hanefilere göre kitabîlerin şahidliği kabul edilir.

    8- Gözle görme: Esah olan görüşe göre Şafıilerde gözle görmek şarttır, körün şahidliği kabul edilmez.
    Çünkü sözler de işitmek gibi ancak gözle görerek tesbit edilirler. Kör olan kişi davacı ile davalı arasında ayırdetme kudretine sahib değildir.

    Cumhura göre görme şart değildir. Kör eğer akit yapanların sözünü işitir ve seslerini şubhe götürmez bir şekilde ayırdederse şahidliği sahihdir, çünkü bu kimse şahidliğe ehildir. Burada söze şahidlik söz konusudur. Muamelelerde sahih olduğu gibi burada da sahihdir.

    9- Şahidlerin, akdi yapanların sözlerini işitmesi ve ondan murat olunanı anlamaları: Fakihlerin çoğuna göre bu şarttır.
    Uyuyan veya sağır iki kişinin şehadetiyle akid yapılamaz; çünkü şehadetten amaçlanan husus bu gibi kimselerle gerçekleşmez.
    Aynı şekilde, duyduğunu anlamayan ve ayıklıktan sonra hatırlamayan sarhoşun da şahidliği sahih değildir.
    Arabca kıyılan bir akittdde, Arabca bilmeyen, Arabsa olmayanın şahidliği de sahih değildir, çünkü şahidlikten kasıt akdi yapanların sözünü anlamak ve ihtilâf ya da gerektiğinde şahidliği yerine getirmektir. Hanefîlere göre racih olan görüş budur.
    Allah'ın ve Rasulunün şehadetiyle evlilik yapmak sahih değildir. Hatta bu kimsenin kâfir olacağı söylenmiştir; çünkü bu kişi Rasulullah (a.s.)'ın gaybı bildiğine inanmış olur.

    Şahidlerde karı-koca lehine yapacakları şahidliğin mahkemece reddedilmeyecek kimselerden olmaları şartı aranmaz. Eşlerin çocukları veya eşlerden birinin çocuklarının şehadetiyle yapılan evlilik sahihtir. Hanbeli'lerde ise sahih değildir. Düşmanın şahidliğiyle yapılan evlilik de sahihtir, çünkü oğul ve düşman şahidlik yapmaya ehil olan kişilerdendir. Yakın akraba ve amcaların şehadetiyle eğer veli onla-nn dışında biri olursa Hanefî'lerin dışında kalanlara göre akit sahih olur.

    Cumhura göre velinin bulunması şahidler gibi şarttır, şahidler ise veliden ayn olmalıdır.
    Hanefî'ler evlilikte şahidliği kabul edilecek olan ile edilmeyecek olan için bir ölçü koyarak şöyle demişlerdir:
    Kendi velayet hakkı ile evlilikte veli olmaya uygun olan her kişi evlilikte şahid olmaya da uygundur.

    Evliliğin sıhhati için şahidliğin şart koşulması gibi Hanefîler dışındaki cumhura göre evlilikte kadının; "Radı oldum" veya "İzin verdim" demesi suretiyle rıdasını almak mustehabdır. Çünkü kendisine zorlama yapılamayacağı için onun rıdası muteberdir. Bu da sonradan inkâr etmesini önlemek için alınmış bir tedbirdir. (Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ans: C. 9; sf: 60 - 64)
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş