1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Şehvet Ve Aşk Hastalığı

Konu, 'Kalb Amelleri' kısmında MuhacirSelman tarafından paylaşıldı.

  1. MuhacirSelman

    MuhacirSelman Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    بســـم الله الرحمن الرحيم


    Şehvet ve aşk hastalığı ise; kişinin kendisine zarar verecek şeyi sevmesidir. Onunla beraber kendisine yarar sağlayacak şeye buğzetmesi de bulunabilir.
    Aşk, psikolojik bir hastalıktır. Şiddetli olduğu zaman vücudu etkiler veya melankoli / karasevda gibi bedensel hastalık olur, bu yüzden aşk için melankolik bir hastalıktır, denir, ya da zayıflama, kansızlık gibi bedensel bir hastalık olur.
    Burada kastedilen, şüphesiz kalbin hastalıklarından olan aşktır. Kişinin kendisine zarar verecek şeyi sevmesinin kaynağıdır. Sahibi, tıpkı zarar veren şeyi canı çeken hasta gibidir. Ondan yemediği zaman acı çeker, yedirildiği zaman da hastalığı ilerler ve şiddetlenir.
    Âşık da böyledir. Aşık olduğu kişiye kavuşması, görmesi, dokunması, dinlemesi ona zarar veriyor. Hatta onu düşünmesi, hayal etmesi bile zarar veriyor. Halbuki onun istediği de budur. Arzu ettiği şeyden alıkonursa, acı çeker ve ızdırap duyar. İstediği verilirse, hastalığı şiddetlenir ve daha çok acı çekmesine sebep olur.
    Hadiste şöyle denir:
    "Allah, mümin kulunu, biriniz hastasını yemek ve içmekten koruduğu gibi dünyadan korur". (Ahmed (5/42), Tirmizî (3/258), İbn Hibban (2/64)
    İmam Ahmed'in Kitabu'z-Zühd'de rivayet ettiği Vehb'den yapılan rivayette Musa'nın Allah'a yakarmasında şöyle geçer:
    "Allah şöyle buyurur:
    Koyunlarını esirgeyen çobanın helak olacakları yerlerden koruduğu gibi, ben de veli kullarımı dünya nimetlerinden korurum, çobanın koyunlarını helak olacakları dinlenme yerlerinden koruduğu gibi ben de onları dünyaya yaslanıp gönül vererek yaşamalarından korurum. Onları korumam, kendilerini değersiz gördüğüm için değildir. Belki dünyanın yerine getiremediği ve hevesin söndüremediği ikramımdan tam ve bolca paylarını almaları içindir". (Ahmed, Kitabu'z-Zühd)
    Şüphesiz hastanın iyileşmesi, hastalığın gitmesiyle, hatta o kötü sevginin kalbinden çıkmasıyla olur.
    Aşk konusunda insanlar iki sınıftır.
    - Kimileri, aşkın irade kapsamında olan şeylerden olduğunu söyler. Meşhur olan anlayış budur.
    - Kimileri tasavvurlar ve hayal bozukluğu olduğunu söyler. Çünkü aşık olduğu kişiyi, zihninde canlandırdığı şekilde tasavvur eder. Bunlara göre, bu yüzden Allah aşık veya maşuk diye nitelenemez, çünkü bu şeylerden münezzehtir. Nitekim kendisinde hayal bozukluğu olan kişi için "mükemmel kişidir" denilmez.
    Öncekilerden, tam sevgi olduğundan, Allah için de aşk sözcüğünün kullanılabileceğini söyleyenler vardır. Çünkü Allah sever ve sevilir.
    Abdulvahid b. Zeyd'in şöyle dediği rivayet edilir:
    "Kulum bana yakınlaşmaya devam eder ve birbirimize aşık oluruz".
    Kimi tasavvufçuların görüşü budur.
    Halbuki alimlerin büyük çoğunluğu / cumhur, Allah hakkında bu sözü kullanmazlar. Çünkü aşk, olması gerekenden çok olan aşırı sevgi demektir. Allah'ın sevgisinin sınırı yoktur ve aşılmaması gereken bir sınıra varması diye bir şey de olmaz.
    Bunlar derler ki:
    Aşk, mutlak olarak yerilmiştir. Kulun ve Allah'ın sevilmesinde kullanılması iyi olmaz. Çünkü burada övülen, sınırı aşan taşkın bir sevgidir.
    Kaldı ki örfte aşk, bir kadını veya oğlanı sevmek için kullanılır. Aile, mal, vatan, makam, peygamberler ve salih kişiler gibi şeyleri sevmekte kullanılmaz.
    Çok zaman ya yabancı kadını ve çocuğu sevmekle beraber meydana gelen haram bakış ve dokunma ile beraber olur ya da başka türlü haram fiille birlikte meydana gelir. Adamın, adaletsizliğe sevkedecek kadar kendisi için helal olmayan şeyleri yapacak yahut vacip olan şeyleri terkedecek şekilde karısını sevmesi gibi.
    Bu durum çokça meydana gelir. Yeni karısını aşırı derecede sevdiğinden eski karısına haksızlık eder. Hatta yeni karısı için kendi dinine ve dünyasına zarar verecek şeyleri yapar.
    Örneğin, hak etmediği halde ona mirastan özel pay ayırır veya Allah'ın belirlediği ölçüleri aşacak şekilde ona veya yakınlarına mal ve yetki tanır veya ona aşırı derecede harcama yapar yahut hem din hem dünyası açısından zarar verecek şekilde haram işler yapma yetkisi verir. Birlikte olması mubah olan bir kadının aşkı için bütün bunlar olagelmektedir.
    Acaba birlikte olması haram olan yabancı kadın ve erkeklere beslediği aşk için hangi çamlar devriliyor?!
    Bu aşkta ancak Allah'ın bilebildiği kadar bozukluk ve kötülük bulunmaktadır. Bu aşk, sahibinin hem din, hem dünyasını bozacak her türlü hastalığı ve bozukluğu içerir. Hatta aklını ve vücudunu da bozabilir.
    Yüce Allah buyuruyor:
    "Ey peygamberin hanımları! Sizler her hangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah'tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin." (33 Ahzab/32).
    Kalbinde şehvet hastalığı ve endam düşkünlüğü olan kişi, istediğinin cilvesi karşısında umutlanır. Umutlanma, bu istek ve arzuyu güçlendirir ve hastalık artar. Ama istediğinden ümidini kesmişse, elde etme umudunu öldürür, irade gevşer ve aşk da zayıflar. Çünkü insan, umutlanmadığı şeyi arzu etmek istemez ve iradeli olarak onun için davranmaz, belki kendi kendine konuşma olur. İrade ile beraber konuşma, bakma ve benzeri bir şey olursa, o zaman kişi günah işlemiş olur.
    Kişi aşık olduktan sonra sabredip iffetini korursa, takvasından dolayı sevap kazanır. Şöyle rivayet edilir:
    "Aşık olup iffetini koruyan, aşkını gizleyip sabreden kişi öldüğünde şehid olarak ölür"
    Aslında bu, Yahya el-Kattan'ın Mücahid'ten, onun da İbni Abbas'tan merfu olarak rivayet edilen tartışmalı ve delil kabul edilemeyen bir rivayettir.
    Ancak şeriatın delilleriyle biliyoruz ki; kişi bakış, söz ve fiil olarak haram şeylerden uzak durursa, haram bir şey söylememek için bunu gizleyip dillendirmezse, kullara şikayet etmek, ahlaksızlık işlemek, sevgilisi ile gayri meşru şekilde buluşmak gibi yollardan kaçınırsa, musibete uğrayan kişinin acılarına sabrettiği gibi Allah'a itaat eder, ona isyandan sakınır ve içindeki aşk ateşine katlanarak sabrederse, Allah'tan korkmuş ve sabretmiş olur.
    Yüce Allah buyuruyor:
    "..şüphesiz kim kötülükten sakınır ve sabrederse bilsin ki Allah iyi davrananların ecrini katiyen zayi etmez .." (12 Yusuf/90)
    Haset ve kalbin diğer hastalıkları da bu şekildedir.
    Allah'ın nefret ettiği şeyi kişinin canı istediğinde Allah'tan korkarak ondan alıkoyuyorsa, şu ayetlerin kapsamına girenlerden olur:
    "Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir." (79 Naziat/40-41)
    Kişinin canı bir şeyi sevdiği zaman onu mümkün olan yolla elde etmeye çalışır. Hatta tümü o amacın makamları olan birçok işler için gayret eder.
    Kim kötülenmiş şekilde sever veya yerilmiş şekilde buğzeder ve onu işlerse, günahkar olur.
    Örneğin; kendisine haset ettiği için birine buğzetmesi veya haklarını vermeyerek veya haksızlık yaparak onunla ilgili kişilere eziyet ederse yahut aynı telden çaldığı için birini sever ve onun için haram bir işi işlerse veya Allah için emredilen bir şeyi Allah için değil de, o kişi için yaparsa günah işlemiş olur. Bu tür hastalıklar insanda çok olur. İnsan, bir şeye buğzettiği için sırf vehim ve hayalden hareketle birçok şeye buğzedebiliyor.
    Aynı şekilde, bir şeyi sevebilir ve onu sevdiği için de sırf vehim ve hayalden haraketle birçok şeyi sevebiliyor. Şairin:
    "O, siyahları sevdiği için ben de severim, hatta onun için siyah köpekleri bile severim" dediği gibi.
    Adam, kara kızı sevmiş, ondan dolayı da köpeklerin siyah rengini bile sevmiş!
    Bütün bunlar irade ve tasavvurunda kalbin hastalıklarındandır.
    Kalplerimizi her türü hastalıktan kurtarmasını Allah'tan dileriz, ahlakın, heveslerin ve tedavilerin kötülerinden O'na sığınırız.


    Şeyhulislam ibn Teymiyye

    Kaynak : Kalp Amelleri

    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 10 Eylül 2018
  2. Ebu SILA

    Ebu SILA Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Güncel.
  3. uKaB

    uKaB Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    ( يقول إبن القيم) سئل أحد العلماء عن العشق فقال : قلوب غفلت عن ذكر الله فابتلاها الله بعبودية غيره İbn kayyim رحمه الله şöyle der: Alimlerden birine aşktan soruldu ve dedi ki; Kalpler Allah'ın zikrinden gafil oldu ve Allah da o kalpleri başkalarına köle olmakla cezalandırdı
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş