1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Haber Şeyh Hani Sibai’nin Işid’den Ayrılan Bir Kardeşle Konuşması

Konu, 'Deşifre Haber' kısmında Away tarafından paylaşıldı.

  1. Away

    Away Islam-TR Üyesi Kullanıcı

      
    Benim Notum: Bu yazışmada Işid'in ne kadar imandan ve müslümanlıktan uzak olduğunu anlayacaksınız...
    Şeyh Hani Sibai’nin IŞİD’den Ayrılan Bir Kardeşle Konuşması
    Hani.jpg

    Şeyh Hani Sibai, 7 Ekim 2015 tarihinde IŞİD’den ayrılan bir kardeşle gerçekleştirdiği konuşmayı “Wood Online” radyosunda aktarmıştı.

    Küresel Analiz olarak Şeyh Hani Sibai’nin gerçekleştirdiği konuşmanın birinci bölümünü okuyucularımıza sunuyoruz;

    ***

    Hoş geldiniz sevgili dinleyiciler, bugün Bağdadi devletinin kalbinden bir şahitlik dinleyeceğiz. Birkaç başka şahitlik de bunu takip edecektir. Bugün Hicri 23 Zilhicce 1436 Çarşamba ve Miladi 7 Ekim 2015.

    Şu anda Paltalk uygulaması Fecr (Sabah) odasını ve wood online radyosunu dinlemektesiniz, bu konuşma ileride diğer sosyal medya sitelerinde de paylaşılacaktır.

    Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatuh. Başlamadan önce belirtmek istediğim birkaç nokta var.

    Bu şahitlik, içinde bulnduğumuz yılda 23 ile 31 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşmiştir, yani bir buçuk ay önce. Şahitliği yapan kişi, telegramdaki ortak bir arkadaşım üzerinden benimle iletişime geçmek isteyen ısrarcı bir kardeştir.

    Onun devle cemaatinden olduğunu söylediler, ben de bunun bir tuzak veya şaka olmadığından emin olmak için kendisinden bir ses mesajı istemiştim ve bu isteğim yerine getirildi.

    Bunun üzerine kendisiyle telegramda irtibata geçtim.

    Kendisi hala devle topraklarında olduğu için sadece yazı ile konuşmaya karar verdik, bu sayede bağdadi cemaatinin istihbarat ağından korunabilecekti.

    Attığı mesajları dikkatlice kaydedeceğimi söyleyip kendisinin de bu mesajları attıktan sonra silmesini istedim.

    Kendisinin maslahatı için de bu şahitliği hemen paylaşmadım ve bazı noktaları değiştirdim ki şunlardır:

    -Ders aldığı hocalar/ alimler, çünkü tanınmaları halinde şahidin memleketi açığa çıkabilirdi.
    -Bazı kişisel bilgiler

    Şahitliğini üzerinde yorum yapmadan ve bahsettiğim noktalar hariç değişiklik yapmadan okuyacağım, hatta yazım hatalarını da düzeltmeyeceğim, bu yüzden tecerrüd (tarafsızlık/ sağduyu) ile dinleyin, önyargı ve nefretinizi bir kenara bırakın ki ancak bu yolla hakikate ulaşabilirsiniz.

    Konuşmalarda kendisinden X diyerek bahsedeceğim ve mesajların saatlerini de vereceğim.

    Bu şahitlikten sonra IŞİD’den ayrılan bir başka kişi daha beni aradı kendisi cezireli bir şer’i kadı idi.

    Allah Onu IŞİD’den kurtulmasında muvaffak etmişti, o da bir tanıdığım aracılığıyla bana ulaşmıştı.

    Kendisi kaçmış ve sığındığı güvenli bir yerden bana korkunç şeyler anlatmıştı, anlattığı şeyleri devlede üst düzey komutanlık yaptığı bir sırada görmüştü.

    Diyordu ki “Ey Şeyh, Allah beni onlardan bir mucize ile kurtardı” bu şekilde kurtulmuş ve benim de tanıdığım akrabalarının yanına ulaşabilmişti.

    Onunla bu şekilde Viber programı üzerinden konuştum ve bu şahitliği daha sonra yazacağım.

    Elbette her zaman yaptıkları gibi kendisini öldürmeleri için birini göndermelerinden korkuyordu, ben de bu konuda Allah’ın izniyle yardım edebileceğimi söyledim.

    Kendisi oradaki melanetlerden bahsetti ve Devle’nin dışında özellikle Avrupa’da yaşayanların sadece görmek istedikleri şeyleri gördükleri ve kendi kendilerini kandırdıklarını söyledi.

    Hatta şu anda yaklaşık 500 kardeşin Rakka’da hapiste olduğunu söyledi ve infaz edilen bazı kişilerin isimlerini de verdi.

    Ebu Ömer el Kuveyti adlı bir kişiyi, şeri meselelerdeki bazı anlaşmazlıklar nedeniyle önce hapsetmiş sonra da infaz etmişlerdi. Kendi oğlu da devle’den bir şekilde kaçmış ve başka bir ülkeye sığınmıştı.

    Sonra daha önceden devleyi çok öven Tunuslu bir kardeşin şimdi korku içinde olduğunu, bir yerde saklandığını ve kaçmak için fırsat aradığını söyledi.

    Bu şahitlik ileride tamamladığında paylaşılacaktır inşallah.

    Şimdi aciz bir kardeşimizin korkusu nedeniyle paylaştığı şahitliği dinleyeceğiz.Kendisinden bahsederken “X” takma adını kullanacağım.

    Başlıyoruz, barekallah fikum

    Paltalk’taki veya radyodaki gençler dikkatli dinleyin, dikkatlice dinleyin.

    Sözlerime inanın ki bunlarda hiçbir değişiklik yapmadım. Bağdadi’nin hilafetindeki bir kardeşin pişmanlığını dinleyeceğiz.

    X 26 Ağustos 2015 tarihinde bana birkaç sesli mesaj gönderdi. Yine 26 Ağustosta yazılı birkaç mesaj daha gönderdi.

    X: “Buradaki duruma katlanamayan yüzlerce muharip kardeş var ama Türkiye’ye gitmelerine engel olunuyor.”

    X devam ediyor: “Pasaportlarımız ellerinde ancak onları geri istediğimiz zaman Dar’ül-İslam’ı terk edip Dar’ül-küfre gidemeyeceğimizi söylüyorlar.”

    “Ben filanca alimlerden ders okumuştum Rabbim onları zindandan kurtarsın dilerim”

    Cevapladım: “Aleyküm selam ve rahmetullah ve berakatuh, yazmaya devam edin ben kayıtlarını tutuyorum Rabbim sizi korusun.”

    X 27 Ağustos akşam 5’te bir ses mesajı gönderdi ardından normal mesaj ile devam etti.

    Dedi ki: “İçinden çıkamadığım o kadar çok konu var ki nereden başlasam bilmiyorum. Kusuruma bakmayın halim için bir fetva veya bir çözüme ihtiyacım var.”

    “Her gün gördüğüm türlü türlü şeylere karşı ne yapsam bilemiyorum”

    “Vallahi artık hastalandım çünkü her şeye çok fazla kafa yoruyorum.”

    “Maalesef bazı alimler bizim hakkımızda tuhaf fetvalar veriyor”

    “Bazıları Allah’ın dinini ve şeriatını değiştirenleri haklı çıkarmak için bahane uyduruyor hatta bera’dan uzak şekilde Allah’a, peygamberine, sahabesine sövenler için bile istisnalar yapılabiliyor.”

    “Bu arada bizi tekfir ediyorlar malımızı ve kanımızı helal sayıyorlar.”

    “İsteriz ki aynı istisnalar bizim için de yapılsın.”

    “Vallahi biz müslümanları haksız yere tekfir edip mallarını ve servetlerini helal sayanlardan bera yapıyoruz, Şeyh Makdisi’nin bizi uyardığı üzere şüphe, lazım veya diğer melanetler sebebiyle tekfir yapanlardan da.”

    Tarih hala 27 Ağustos iken X: “Lütfen ey Şeyh bizim durumumuza bir çare gösterin ki iki taraftan da saldırı altındayız, hem alimlerimiz hem de Allah’ın hükmünü yüceltmek için birlikte savaşmaya geldiklerimiz tarafından.”

    “Vallahi burada Mümin’lerin izzet ve namusuna hiç saygı duymayan valiler var.”

    “Aralarında en iyisine bile ‘Allahtan kork’ dersen seni kırbaçlatır ve cezalandırmak için saçlarını kazır.”

    “Bu soruşturma raporları üzerine kurulmuş bir devlettir, eğer hakkınızda bir tane yazılmışsa kim olursanız olun sanık durumuna düşersiniz ve masumiyetinizi asla kanıtlayamazsınız.”

    –bu kısmı tekrar ediyor–

    “Burada eğer bir şeye itiraz ederseniz hatta bunu üstü kapalı bir şekilde yapsanız bile sizi casus, mürted veya korkak olmakla yaftalarlar.”

    “Üstümüz olan emirlere hiçbir şekilde itiraz hakkımız yok çünkü nasıl oluyorsa onlar her seferinde bizim göremediklerimizi görüyorlar bu yüzden de ne olursa olsun susmak ve itaat etmek zorundayız.”

    “Operasyon sırasında yaralananların, ganimet toplayanlar tarafından kendi hallerine bırakıldıklarını ve onlara yardım edilmediğini gördüm.”

    Şeyh: dikkatli dinleyin tekrar ediyorum.

    “Operasyon sırasında yaralananların, ganimet toplayanlar tarafından kendi hallerine bırakıldıklarını ve onlara yardım edilmediğini gördüm.”

    “Bize diyorlar ki : ”Eğer esir düşerseniz size yardıma gelmemizi beklemeyin, ne olsa Allah yolunda ölmeye geldiniz.'”

    “Burada eğer Nusra’yı Ahrar’ı ve diğer grupları tekfir etmezseniz imanınızdan şüphe ederler. Halbuki kendileri vela ve bera dahil olmak üzere birçok akide konusunu hafife alıyorlar.”

    27 Ağustos 2015 saat 22:23’te kendisine dedim ki: “Yazılı veya sesli ne zaman mesaj gönderebilirseniz böyle devam edin.” o da “İnşallah” dedi.

    Ve sonra dedi ki: “Ama Allah için sizinle konuştuğumu kimseye söylemeyin.”

    “Yoksa kafamı keserek idam ederler, onlar sadece kendilerine biat ettikten sonra cihad edenlere saygı duyarlar, diğer herkes onların gözünde birer fasıktır.”

    “Sivillere sürekli ‘sizler fasıksınız, biz sizden üstünüz çünkü cihad ediyoruz’ deyip duruyorlar”

    “Allah sizi korusun, bir şey anlatırken yemin etmenize gerek yok, güvenliğiniz içinse hala şüphe ediyorum dikkatli olun. numaranız içinse korkmayın sanki hiç konuşmamış gibiyiz” (bu cümleyi şeyh kendisi söylüyor sanırım – Ahmed İhsan)

    X cevapladı: “Cezakalluhu hayr ama Şeyh ne yapsam bilmiyorum. Onlarla birlikte savaşmalı mıyım yoksa ayrılmam mı gerekir?”

    “Şimdilik onları kandırıyorum ve yönetim ile ilgili bir görevdeyim. Ama birgün mutlaka savaşmam gerekecek o halde ne yapmalıyım?”

    “Burada evlendim ve eğer kaçarsam karımı burada bırakmak zorunda kalırım ve o zaman beni mürted olarak görürler.”

    “Vallahi kafam çok karışık. Maalesef ben buraya fitneden ve merkade savaşından önce geldim.” (IŞİD’in deyrizorda mücahidleri muhasara etmeden önce onlarla ilk savaşlarından biri. – Ahmed İhsan)

    “Ben Suriye’de hiç savaşmadım. Sadece Irak’ta”

    “Sahve dedikleri gruplara karşı savaşmayı reddettim, inşallah ya PKK’ya ya da sadece rejime karşı savaşacağım”

    (Çevirmen notu: muhaliflerin veya IŞİD’in safındaki çoğu kişi ypg, pyd ve pkk arasında fark görmüyor, bu üçüne hdp ve dbpyi katarak ben de aynı şeyi düşünüyorum. videoda şeyh hani sibai pkknın “partiya karkaren kürdistan” “kürdistan işçi partisi” arapça karşılığı olan “hizbel amel kürdistan” kelimesini kullanıyor.)

    “Başka bir savaşçı birliğe geçeceğim (şeyh maslahat için ismini vermiyor) bu caiz midir?”

    “Birkaç gün önce silahlardan sorumlu emir ile tanıştım ve ona Şeyh Zevahiri’nin yayınladığı Şeyh Usame’nin Molla Ömere genel biat verdiği videoyu sordum.”

    –Şeyh Sibai bu cümleyi tekrar ediyor–

    Ketibesini değiştirmek ile ilgili sorduğu ilk soruyu cevapladım: “Allah’ın kitabında takva sahibi kişilere yol gösterileceği hatta bu kişilere onların hayal bile edemeyeceği imkanlar verileceği söyleniyor.”

    “Sabredin Allah sizin için bir kapı açacaktır, onlarla birlikte savaşmayın, sahve ve riddet ehli dedikleri kendilerinden farklı düşünen Nusra, Ahrar ve diğer gruplardan hiçbir müslümanı öldürmeyin…

    … bu konuya çok dikkat edin, sizin hayatınız size öldürmenizi emrettikleri kişilerden daha değerli değil, onlar farklı düşünseler veya biat etmeyi reddetseler bile. Bunu size aktardığım hususunda Allah şahidim olsun.”

    Şimdi silahlardan sorumlu emirle ilgili hikayeye geri dönelim:

    X dedi ki: “Birkaç gün önce silahlardan sorumlu emir ile tanıştım ve ona Şeyh Zevahiri’nin yayınladığı Şeyh Usame’nin Mola Ömer’e genel biat verdiği videoyu sordum.”

    X devam ediyor: “Emir bana dedi ki Zevahiri’nin artık işi bitmiş ve bilerek ya da bilmeyerek kafirlere hizmet ediyormuş.”

    –Şeyh hikayeyi tekrar ediyor–

    X daha sonra diyor ki: “İşte bu yüzden onlarla tartışmak bir fayda getirmiyor.”

    “İşte bu yüzden bu işe bulaşmamış olanlara, bu yalancı örgütten uzak durmalarını söylüyoruz.”

    Yalancı örgüt derken içinde yaşadığı hilafet devletini kastediyordu.

    –Şeyh şahitliği tekrar ediyor–

    X diyor ki: “Cezakalluhu hayr. İnşallah kafir olduğundan emin olmadığım kimseyle savaşmayacağım.”

    X diyor ki:”Bu gece sizi uykusuz bıraktığım için beni affedin. Sesli mesaj göndermek çok tehlikeli çünkü yakalanırsam aleyhimde delil olacaktır.”

    Cevap verdim: “Barekallhu fikum. Güvenliğiniz için endişeleniyorum eğer biri bu mesajları okursa. Allah sizi korusun.”

    Ona dedim ki: “Sadece yazmaya devam edin ve gönderdikten sonra silin, ben bütün konuşmanın ayrıntılı kaydını tutuyorum, Rabbim kurtuluşunuzu hızlandırsın.”

    X diyor ki: “Maalesef Türki bin Ali bile değişti ve onlardan biri gibi oldu.”

    “Önceden Nusra’yı tekfir etmekten kaçınırdı ama şimdi onların riddet ehli olduğunu çünkü müslüman haricilerle savaşan ÖSO’daki kafirlere yardım ettiklerini söylüyor.”

    Cevapladım: “Öyle demek zorunda, çünkü öyle dedikçe ödüllendiriliyor.”

    X cevaplıyor: “Bütün bunlardan sonra, kendisi sadece burada birkaç şeri ders veren bir vaizdir, O ve Ömer Mehdi Zinan da öyle.”

    X devam ediyor: “Devle’nin en üst düzey şeri komitesinin ise onlara hiç saygısı yok. Bu komite Bağdadi’nin şahsen tanıyıp güvendiği kişilerden oluşuyor, etrafında da sadece güvendiği Iraklılar var.”

    X diyor ki: “Devle’nin üst düzey komuta ekibindeki 20 kişiden sadece 3 veya 4 kişi muhacir, diğerleri ise Ebu Ömer Bağdadi’nin zamanından beri orada.”

    Dedim ki: “Evet bu örgüt Iraklıların hanedanı üzerine kurulmuştur ve geri kalan herkes ya hizmetçi ya da köledir.”

    X cevapladı: “Evet vallahi bunu bana Ebu Muhanned el-Süveydavi söyledi.”

    “Bana dedi ki: Sen bir muhacir olarak burada sadece ölmek için varsın, o yüzden benden patlayıcı kemer veya istişhad arabası haricinde bir istekte bulunma. Benden kıyafet, yiyecek veya içecek isteme, sen hicret ettin ve dünyayı arkanda bırakarak terk ettin.”

    “Bunları bizimle dalga geçerek söylüyordu, Irak’ta gördüğümüz bu gibi şeyler yüzünden Suriye’ye geri gönderilmeyi talep ettik.”

    “O (Ebu Muhanned) bizimle dalga geçiyor ve ‘Aranızda hanginizin daha önce dogma (istişhad eylemi) yapacağına dair kavga ettiğinizi duydum.’ diyordu”

    “Sanki biz istediği zaman bağlayıp istediği zaman serbest bırakabileceği köpekler veya kölelermişiz gibi. Hasbunallah ve ni’m el vekil.”

    “Ey Şeyh burada Suriye’ye geri gönderilmek konusunda çok ısrarcı olan kardeşler arasında kendisi tarafından infaz edilenler oldu! Onların varlığının devleye tehdit olduğunu düşündüğü için “maslahat” diyerek öldürdü onları!”

    Bu konuşma 27 Ağustos 2015 saat 22:59’da gerçekleşti.

    X’e sordum: “Dogma ne demektir?” Çünkü anlamını bilmiyordum.

    X cevapladı: “Dogma Şam bedevilerinin ve Iraklıların lehçesinde patlayıcı araç anlamında bir kelimedir, sözlük karşılığı ise düğme, butondur.”

    X diyor ki: “Iraktaki kardeşler nehyi anil münker yapmak konusunda korkuyorlar çünkü maslahat bahanesiyle idam edilebilirler”

    “Suriyeye gönderilmek isteyen ama bu konuda çok ısrar etmeyen kardeşler ise Fellucede hapse atılıyor zaten Felluce hapishanesi sadece kardeşleri hapsetmek için kullanılıyor.”

    “O hapishanede uyuz ve diğer korkunç deri hastalıkları kapan kardeşler var.”

    –Şeyh Ebu Muhanned Süveydavi hakkındaki kısmı tekrar ediyor–

    X devam ediyor: “Hapisteki kardeşlere kendilerinin Şama gönderilmesi mümkün olana kadar hapse razı olmaları veya Irakta savaşmaya devam etmeleri söyleniyor.”

    Cevapladım: “Bu gangsterlerin veya mafyaların yapacağı bir iştir. Aynı İbni Sinan’a arka çıkan Alamut gangsterleri gibi, Bunlar da İslam ve hilafet ile kendini gizlemeye çalışan azılı vahşi Ba’asçılar.”

    “İslamı ve hilafeti kötü gösteriyorlar, la havle vela guvvete illa billah”

    X devam ediyor: “Kardeşler 3 aydır doğru düzgün banyo yapamıyor, çünkü hücrelerinden çıkarıldıklarında banyo hakkı elde edebilmek için diğerleriyle dövüşmek ve kazanmak zorundalar.”

    X diyor ki: “Bu eskiden Irak ordusunda görev yapan subaylar bizi kandırdı, ba’asçılıktan tövbe ettiklerini söylüyorlar ancak o zamanki taktiklerine ve yöntemlerine aynen devam ediyorlar.”

    X diyor ki: ” Sadece medya ve propaganda amacıyla yapılan istişhad operasyonları var ki ne sen sor ne ben söyleyeyim.”

    “Iraktaki devle teşkilatlanmış haramilerden başka bir şey değil, Şamda henüz daha acemiler.”

    “Onlara karşı çıkan herkesi öldürdüler.”

    İkinci kısım yakında…

    Konuşmanın İngilizce altyazılı aslı:


    Tercüman: Ahmed İhsan

    @ahmed_ihsan_tr

    Küresel Analiz / Özel Haber
  2. y0lcu34 HARİCİSİ

    y0lcu34 HARİCİSİ Üyeliği İptal Edildi Banned

    Assalamu aleikum,

    Bir hadis hakkında araştırma yaparken başlığa tevafuken girmiş oldum, hortlatmış gibi olacağım ama hakkınızı helal edin, söylemeden geçemeyeceğim.

    Öncelikle belirtmek isterim ki, şurası haktır burası batıldır virali yapmıyorum. Şahit olduklarımı nakletme sorumluluğu hissettiğim için yazıyorum.

    Banyo için dövüş dışında tüm anlatılanlara şahidim. Diğerlerinin doğruluğundan emin olunca bunun da sahih olma ihtimali yüksek. Bir keresinde bir kardeş Irak'lı ensarlar (sansarlar) ile hapis sorumluları otururken telsizden birisi bir muhacir getirdiğini söylüyor, kardeşin yanında bulunan diğer Irak'lı ise gülüp ellerini ovuşturuyor. Hapse muhacir tıkmaya bayılan böyle ruh hastalarının çokluğu doğrudur.. Bu benim şahit olduğum değil güvenirliğinden emin olduğum bir kardeşin naklidir. İçinde "geri dönmek" fiili geçen cümle kurduysanız şayet gözünüz bağlanıp doğru mapusa gönderiliyorsunuz. Görüş yok, güneş yok, arama yok, yeraltında bir yerde yiyip içip yatıyorsun. Arada istişhadi videoları izletip "yok mu tövbe eden, yok mu istişhad isteyen" gibi beklentiler içinde olan maskeli ensarlar (sansarlar) gardiyan. Dağistan asıllı muhacirlerin asabiyeti vesilesiyle sisteme çark olmuş tercümanlar gelir ve bu zırtapozların saçmalıklarını hapistekilere çevirir. Bizim Türk tercüman ve sözde şeri'ye göre zorla cihad ettirilirmiş. Hatta isterse halkı zorla silah altına alıp cepheye sürebilirmiş halife. Ve şu örnekle pekiştiriyor arkadaş bu düşüncesini; "Sen şimdi çıkıp ben namaz kılmıyorum diyebilir misin? Diyemezsin! Cihad etmiyorum da diyemezsin." Okuyanlar muhtemelen bi karamsarlığa kapılmıştır, o arkadaşların içine hemen su serpeyim; herhangi bir vilayete tayin istiyorum, tevbe ettim dersen derhal beraat alıyorsun, aksi taktirde vazgeçene kadar hapis yatmamız gerekiyormuş.. Rakka istihbaratı daha yakın zamana kadar mahkemeye bağlı değildi, maslahat icabı muhacir öldürüyordular. Aklınıza ne gelirse.. Akidevi, askeri ya da tehdit gördükleri başka bir anlaşmazlık. Ha unutmadan belirteyim, sadece muhacir olarak kalmakta yasak, cihad etmek zorunlu. "Cihadsız hicret mi olur yav" şeklinde bir açıklama dinledim bu Türk şeri tarafından. Irak'ta başka bir Türk kardeş ise askeri bir hata nedeniyle Ömer Şişani'yi mahkemeye vermek istiyor. Kadı efendi ise Şişani'yi yargılayamayacağını beyan ediyor. Suriye tarafı yine Irak'a göre iyi. Irak'ta tam teşkilatlanmışlar, her köşeyi tutmuş adamlar, ensardan(sansardan) kaçış yok. Çıkamayan muhacirler bu nedenle Suriye tarafına geçmek istiyorlar. Ribata çıkmazsan altından evini alıyorlar, maaşını kesiyorlar. Önceden bu şekilde muhacir olarak kalmayı engellemeye çalışıyorlardı son dönem komple yasaklandı silah bırakmak. Ya hapis ya cephe! Ensarlar için ise silah bırakmak daha kolay, bir kaç sopa, sıfır saç kesimi, birazcıkta hapis tamamdır. Hapiste iken Rakka kadısının da bizzat kendisinin geldiğini ve geri dönmek isteyenlerin müebbet hapis yatması görüşüne katıldığını belirteyim. Daha yumuşak bir dille bir yerlere tayin etme çabasındaydı. O şartlar altında O kardeşin başka bir seçeneği olmadığı husn-u zannı içerisindeyim, Allah en doğrusunu bilir. Velhasılı, şeri dediğim adamların dahi paçasından cahillik akarken avamından hiç bahsetmiyorum, siz de takdir edersiniz durumun vahamiyetini. Bir çok kişi yol bulamadığı için, bir çok kişide bu hataların kişisel olduğu husn-u zannı ile hala kalıyor. Benim şahsi "zannım" eski baasçılar hakimiyeti ele almış, dilediği gibi bi sağa bi sola oynuyor. Can korkusuyla ve ya çıkar endişesiyle emirleri uygulayan ulul emr'de var, daha ne olsun! Dönüşüm(kaçışım) ise apaçık Allah'ın yardımı ile olmuştur, onu da anlatmaya lüzum görmüyorum.

    Söylediklerime Allah (svt) şahittir, dileyen inanır dileyen gider kendi görür.

    Assalamu aleikum ve rahmetullahi ve bereketuh.
  3. Omer Faruk

    Omer Faruk Ayın Üyesi Kullanıcı Ayın Üyesi

    ALLAH seni hayirla mukafatlandirsin
  4. Pangea

    Pangea Islam-TR Üyesi Kullanıcı

    Allah ıslah etsin bunları.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş