Soru :



Sırtlan Etini Yemek :


İslâm hukukunu eleştirenler, parçalayıcı dişi olan hayvanların etinin dince haram sayılmasına karşın aynı şekilde parçalayıcı dişi olan sırtlanların etinin helâl olduğunu ileri sürerek bu hükmün kıyasa muhalif olduğunu söylerler. Parçalayıcı dişi olan hayvanların etleri, elbetteki haramdır. Bu haramlığın hikmetleri bazı alimlerce görülmediği nedeniyle onlar, sadece kendi kapasitelerine göre görüş beyanında bulunurlar. Sırtlanla ilgili olarak sahih hadis mevcuttur. Bu hadisin sahih olduğunu birçok muhaddisler de kabullenmişlerdir. Ne ki bu hadisin, genel olarak yırtıcı hayvanlarının etlerinin haram kılınması karşısında özelleyici bir hüküm ifade ettiğini söyleyerek parçalayıcı dişi olan sırtlanın da etinin haram olacağını ifade etmişlerdir. Ve kendilerine delil olarak da Peygamber (s.a.v.)in, parçalayıcı dişi olan yırtıcı hayvanların etlerini yemekten menettiğini ileri sürerler. Ve buna ilişkin hadislerin de sahih olduklarını, içlerinde hiçbir eleştirilecek noktanın bulunmadığını ifade ederler. Örnek olarak da Hz. Ali (r.anh), îbni Abbas (r.anh), Ebû Hurayra (r.anh) ile Ebû Sa'lebe (r.anh) El Husenî'nin rivayet etmiş oldukları hadisi göstermektedirler. Sözlerine devamla derler ki:

Sırtlanla ilgili hadisin rivayeti hususunda Abdurrahman Bin Ebû Ammare tek başına kalmıştır. Parçalayıcı dişi olan yırtıcı hayvanların etlerinin haramlığına ilişkin hadislerin tümü, Abdurrahman Bin Ebû Ammare'nin tek başına rivayet etmiş olduğu hadise muhaliftirler. Aslında sırtlanla ilgili hadisin lafzı iki mânâya gelebilir:
1- Cabir (r.anh), ya direk olarak bu hayvanın etinin yenilip yenilmeyeceğini Peygamber efendimize sormuştur.
2- Ya da Cabir (r.anh) sırtlanın bir av olup olmayacağını sormuştur.

Sırtlanın sadece av olması, etinin yenmesinin caiz olduğunu gerektirmez. Şu halde Cabir, sırtlanın avlanabilişini, onun etinin yenmesinin helâllığına cevaz verecek bir unsur olduğunu zannetmiştir. Bundan ötürü de Peygamber efendimizden onun bir av olabileceğini duymasını fetva olarak kendisine soranlara nakletmiştir.
Bu anlattıklarımızın iyice anlaşabilmesi için, sırtlanla ilgili hadisi nakletmemiz daha uygun olacaktır.


Tirmizî, Camii'nde Uzeyd bin Umeyr el Leysî'nin, Abdurrahman bir Ebi Amare'den rivayet eder.
Abdurrahman der ki: Cabir bin Abdullah'tan:
"Sırtlan etini yiyebilir miyim?" diye sordum O da,
- Evet yiyebilirsin
- O avlanabilir mi?
- Evet avlanabilir.
- Sen bunu bizzat Rasulullah'tan işittin mi?
- Evet bizzat O'ndan işittim," dedi.
(Tirmizi, Et'ime, 4)

Tirmizî der ki: "Ben bu hadisin sahih olmadığını Muhammed bin İsmail (Buharî)'ye sordum. O da sahih olduğunu söyledi."

Bu hadis, Peygamber efendimizin, sırtlanın sadece bir av olabileceğini söylemiş olduğuna yorumlanabilir. Buna şu hususu da delil olarak gösterebiliriz:
Cabir, Peygamber efendimize sırtlanla ilgili olarak soru sorduğunda şu cevabı almıştı:
"O bir avdır. Ondan ötürü (ihramlının ceza olarak) koç kesme(si) vardır."
(Tirmizi, Et'ime, 4; Ebu Davud, Et'ime, 32; Nesai , Sayd, 27)

Buna göre ihramdaki bir kişi sırtlan avlayacak olursa, ceza olarak bir yaşındaki bir koçu kesmesi icab eder. Ayrıca bu hadis, sırtlan etinin helâl olduğuna da delalet eder.
Hâkim der ki: Bunun Peygamber efendimizden mevkuf olarak mı, yoksa merfu olarak mı rivayet edildiği kesin değildir.
(Mevkuf hadîs: Sahabeden rivayet edilen söz, fiil ve takrirlerdir. Örneğin, bir hadisi rivayet edenin, Ebû Bekir'in huzurunda şöyle yapıldı da sesini çıkarmadı demesi gibi.
Merfu hadis: Özellikle Peygamber (s.a.v)'e izafe edenin söz, fiil ve takrirleridir.)

Eğer bu husus kesin olmazsa, sırtlan etinin haram olduğunu belirleyen tevatür derecesindeki sahih hadislerle çelişki söz konusu olmaz. Cabir (r.anh)in rivayet etmiş olduğu hadis, sırtlan etinin yenebileceğini açıkça belirtmiş olsaydı bu tek başına kalacaktır. Oysa yırtıcı hayvanların etlerinin haram olduğu, tevatür derecesindeki müteaddit hadislerle sabittir. Dolayısıyla Cabir (r.anh)in tek başına rivayet etmiş olduğu hadisi, bunlara tercih etmek mümkün değildir.
Şu nedenle ki: Sırtlan, hayvanların en çirkini ve en murdarıdır. însan etini yer... Mezarları açarak ölüleri yer... Leşlerle beslenir... Bunların kemiklerini de parçalayıcı dişleriyle kırar... Sırtlanın etinin haram olduğunu benimseyen alimler derler ki: Noksanlıklardan münezzeh yüce Allah murdar şeyleri bize haram kılmıştır. Rasulullah (s.a.v.) de parçalayıcı dişi bulunan yırtıcı hayvanların etlerini yememizi yasaklamıştır. Sırtlan da bu haram ve murdar hayvanlardan sayılmaktadır. Cabir'in rivayet etmiş olduğu hadis, sırtlanın sadece bir av hayvanı sayılabileceğini, ihramlı bir kişinin avlanması halinde de ona karşı fidye vereceğini belirleme gayesine yöneliktir.. Yoksa bu hadis, sırtlan etinin yenmesine cevap vermez,
Bekr bin Muhammed demiş ki: Îmam Ahmet bin Hanbel'e, ihramlı bir kişinin tilki öldürmesi hususunda fetva sorulduğunda şu cevabı vermişti:
"İhramlı kişi, tilki öldürürse fidye vermesi gerekir. Çünkü bu durumda tilki, av sayılır. Ne ki eti yenmez."

Cafer bir Muhammed der ki: Îmam Ahmed'e tilki hakkında sorulduğunda, tilkinin parçalayıcı bir hayvan olduğunu söylemişti. Îhramlı bir kişinin tilki avlaması halinde fidye vermesi gerektiğini de belirtmişti. Peygamber efendimiz, sırtlan avlayan kişinin ceza olarak bir koç kesmesini emrettiğinde Cabir, bunun sırtlan etinin yenebileceğine bir gerekçe olduğunu anlamıştır. Bu yolda fetvalar vermesi de bu sebepten ileri gelmektedir.
Bu hadisi sahih sayanlar bunun, genel olarak eti yenmesi haram yırtıcı hayvandan farkı olmayan sırtlan etini yemeyi özel olarak mubah kıldığını ileri sürmektedirler.
Bu görüşte olanlar derler ki: Sırtlan dışında parçalayıcı dişi olan yırtıcı hayvanların etini yemek haramdır. Bunların iddia ettikleri gibi aynı nitelikteki hayvanlardan birinin istisnaî hükme sahib olacağı hususu islâm hukukunda yer almaktadır. Allah'a hamd edirim ki, bu güne kadar Kur'an hukukunda böyle bir hükme rastlamış değilim. Ama kişilerin yorumları değişik olabilir. Peygamber efendimizin konuyla ilgili olarak buyurmuş olduğu Cabir tarafından rivayet edilen hadisin kelimeleri üzerinde düşünülecek olursa bu eleştirinin yersiz olduğu anlaşılacaktır. Peygamber (s.a.v.) parçalayıcı dişi olan yırtıcı hayvanlar sınıfındaki kurt, aslan, kaplan ve pars gibi hayvanlardaki niteliklerden sadece biri kendisinde bulunmaktadır. Sırtlanda parçalayıcı dişler vardır. Ama o, yırtıcı adî hayvanlardan değildir. Yırtıcı hayvanlar parçalayıcı dişi olan hayvanlar içinde ayrı bir yere sahibdirler. Yırtıcı hayvanların etlerinin haram kılınmasının nedeni, bu hayvanların etlerini yiyenin de yırtıcılıkta bunlara benzeyeceği sebebinden ileri gelmektedir. Zira insan hangi hayvanın etini yiyecek olursa onun tabiatına sahib olur. Şubhesiz ki kurt, aslan, kaplan ve parstaki yırtıcılık kuvveti sırtlanda mevcut değildir. Bu nedenle yasaklık açısından bunları aynı konuma sokmak doğru değildir. Ne lugat, ne de örf açısından sırtlan, yırtıcı hayvanlardan sayılmamaktadır. Yine de doğrusunu Allah bilir.
(İbn Kayyim, Kıyas, Tevhid Yayınlar: 240-243)