1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Tağutu Tekfir Etmeyeni, Büyük Şirkte Engel Olmaz Bahanesiyle Tekfirin Engellerine Bakmadan, Tekfir E

Konu, 'Tağut' kısmında SaYFuLLaH tarafından paylaşıldı.

  1. SaYFuLLaH

    SaYFuLLaH Üyeliği İptal Edildi Banned

      
    Tekfir etmeyeni tekfir etmek

    Tekfir bir kişinin işlediği şirk veya küfür bir amel’i veya söz’ü dolayısıyla kafir olduğuna hüküm vermektir. Aşağıdaki durumlar gibi bir takım durumlarda kişinin kafir olduğuna açık bir şekilde hükmedilir.

    1. Teşride bulunan tagutlar

    … Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. (Maide 44)

    2. İslami değerlerle alay eden kimseler

    65. Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, "Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk", derler. De ki: "Allah'la, onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?"

    66.Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz. (Tevbe 65-66)

    3. Vela bera akidesini sağlayamamış ve küfür ehliyle vela kuran kimseler

    51. Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez. (MAİDE 51)

    İşte yukarıda sayılan örneklerde olduğu gibi şirk ve küfür söz veya amellerin failleri küfür ehli olarak isimlendirilir ve cehaletleri mazeret olmaz !

    Yukarıdaki tarz küfürleri işlemeyip de o küfürlerin faillerini muayyen olarak tekfir etmeyen kişiye gelince o durum farklıdır. Küfrün veya şirkin failinin tekfir edilmesiyle, tekfir etmeyenin tekfir edilmesi farklı illetlerden dolayıdır.

    Tekfir etmeyenin tekfir edilmesindeki illet kafir’i tekfir etmeyen kişinin “Allah’ın kur’an da kafir olarak nitelendirdiği kimse hakkındaki nasları” yalanlamış sayılmasıdır. Yalanlamış, inkar etmiş sayılabilmesi için de o kişinin o nassı görmüş olması lazımdır şayet görmemiş ise hüccet ikame edilmesi gereklidir. Çünkü kur’an daki nassı görmemiş birisi yalanlamış da sayılamaz. Ama denilirse ki kendini islam’a nispet eden aynı zamanda teşride bulunan tagutlar veya kabirlerden yardım isteyen müşrikler de ya o nassı görmemişlerse diye; bu durumda denilir ki o kişiler zaten kendi zatlarında küfür, şirk barındırıyorlar. Yani onların kafir olmalarındaki illet ayet’i görüp yalanlamaları değil yaptıkları ameller veya sözlerle ayetlerde bahsi geçen müşrik, kafir, zalim, fasık gibi sıfatların kendi zatlarında tecelli etmesiyle doğrudan doğruya kafir ismine müstehak olmuşlardır. Yani Allah yerine şeyhine tevekkül etmiş, Allah yerine şeyhine sığınmış, Allah yerine şeyhini rab ve ilah edinmiş ve en açık bir ifadeyle Allah yerine şeyhine teslim olmuş bir kişi direk müşriktir.Ve bu kişinin haline şahid olan kişinin küfre düşürücü hallerle ilgili Kur’an da veya sünnette geçen muhkem(açık,kesin) hükümleri gördükten sonra iki şey deme seçeneği kalıyor işittik ve itaat ettik ya rabbi diyip Allah’ın tekfir ettiğini tekfir etmesi veya onu da müslüman sayıp fıska sapması.

    İşte tekfir etmeyenin tekfir edileceği zaman geçerli bir şekilde hüccet ikame edildikten sonradır ki bu hüccet ikamesi Kur’an dan ve sünnetten muhkem(kati) naslar gösterilerek ilim ehli birisi tarafından yapılır. Hüccet ikamesi müşgil veya mücmel olarak adlandırılan ve anlamı herkes tarafından rahatça anlaşılamayacak ölçüde kapalı ayet veya hadisler gösterilerek ve hele ki halk arasında ilmine itibar edilmeyecek dediklerinde acaba doğrumu şüphesi uyandıracak bir kimse tarafından asla yapılamaz.

    Küfrün veya şirkin failini tekfir etmeyenin tekfir etmemesinde aşağıdaki tarz sebepler olabilir:

    1-) LailaheillAllah’ın ikrarının faziletiyle ve kazandırdıklarıyla ilgili bazı hadisleri yanlış te’vil edip lailaheillAllah’ı diliyle ikrar eden ve kendini islam’a nispet eden ama aynı zamanda küfür, şirk işleyen kişileri ilmi yetersizliğinden ötürü tekfir etmekten kaçınan (Bazı vakıfların yaptığı gibi)

    2-) Bazı nasları yanlış te’vil edip cehaletin mazeret olduğuna inanarak o kişinin küfür, şirk işlediğini bildiği halde muayyen kişiye müşrik hükmünü vermekten çekinmesi. (Suud selefilerinin yaptığı gibi)

    3-) Kişinin küfür veya şirk işlediğini biliyor. Fakat mülci ve gayri mülci ikrah ayrımını ve geçerli kabul edilecek olan mülci ikrahın şartlarını bilmediği için o kişiyi tekfir etmekten çekiniyor.

    İşte yukarıdaki tarz ve benzeri durumlarda kişi şirkin veya küfrün failini tekfir etmezse ve bu kişi ibadetlerini yalnız Allah’a has kılmış aslen müslüman olan bir kişi ise kafire kafir demeyen kafir olur kaidesi uygulanıp tekfir edilmez.

    Şu ayırımı yapmakta fayda var:

    Küfür fiil veya sözün sahibi için cehalet asla mazeret olmaz çünkü o kişi cürmü işleyen fail konumundadır; hatta bir nassı yanlış te’vil ederek ve hatta nassı hiç görmemiş olarak dahi bir kişi mülci ikrah olmadan küfür amel veya söz sarfederse şüphe götürmeyecek bir şekilde kafir olduğuna hükmedilir.

    Ama bu cürmün failini ikrahın sınırlarını bilmediğinden ötürü veya başka bir konudaki ilmi eksikliğinden ötürü tekfir etmeyen kişi eğer kendi zatında küfür ve şirk amel ve sözler barındırmıyorsa hüccetsiz bir şekilde tekfir edilmez. Kafire kafir demeyen kafirdir kaidesine batıl bir şekilde umumiyet kazandırmak ve tevhid ehlini de tekfir’e götürür böylesi bir hata.

    Tekfir etmeyeni tekfir etme noktasına gelince içki içen ve bunu te’vil eden sahabe nasıl ki irtidat hükmü yerine had cezasına tabi tutulmuşsa küfrü apaçık olan bir kişiyi tekfir etmeyene de kati nas göstermeden hemen tekfir edilemez.

    Bir kişi hakkında kafir hükmü vermemek ve Allah’ın kafir dediği şahsı Müslüman olarak saymak nasıl ki zulüm, fısk ve küfürse aynı şekilde bir müslümanı da aşırıya kaçıp kafir ilan etmek zulümdür.

    Şeyhlere ibadet gibi, tagutlara oy vermek gibi, taguta askerlik gibi, küfür ehliyle vela gibi vb şirk ve küfür durumlardan sakınan fakat sırf bu tarz eylemlerin faillerini cehaletinden ötürü muayyen olarak tekfir etmeyen kişileri tekfir etmeyende kafir olur diyerek bir kalemde silip atma yanlışlığına düşmemek gerek.

    Hariciler Hüküm ancak Allah’ın diyorlardı.

    Hz.Ali, bu sözü duyunca; Doğru söz, ama o sözle bâtıl murâd edilmede buyurmuştu.

    Cehalet mazeret değildir diyorlar. Aynı şekilde diyorum ki Doğru söz, ama o sözle bâtıl murâd edilmede.

    Geçmişte hariciler “Hüküm Allahındır” cümlesini nasıl ki batıl bir şekilde te’vil edip Allah’în indirdiğiyle hükmedecek hakemi isteyeni dahi tekfir ettilerse şimdi de “cehalet mazeret değildir” sözüne hem batıl bi te’vil hem de batıl bir umumiyet kazandırıp intifaül kast’ı ve hüccet’i hiçe saymak suretiyle pek çok şahsı tekfir etmektedirler.

    Küfür veya şirk amel veya sözüne şahid olunan bir kişinin ‘De ki:"Ey Kâfirler!" … (Kafirun 1)‘ gereği tekfir etmek ve "… Biz,sizlerden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız ve siz Allah'ın birliğine iman edinceye kadar sizi tanımıyoruz. Sizinle aramızda ebedi bir düşmanlık başladı …(mümtehine 4)" gereği beri olmak müslümanın hakkıdır. Fakat tekfir etmeyeni tekfir etmek ilk olarak haricilerle ortaya çıkmış bir şeydir. Yolda karşılaştıkları kişilere Hz.Ali ve bazı sahabeler hakkında ne düşündüklerini sorup sadece onları tekfir etmedikleri için tekfir etmeyenleri öldürüyorlardı. Yani kısaca ifade etmek gerekirse tekfir haricilerle beraber çıkmış bir şey değil, fakat tekfir etmeyeni tekfir etmek haricilerle hayat bulmuş bir kaidedir.

    Bunu yazıyorum çünkü pek çok cemaatin belli usul yanlışlarından ötürü nasları genel anlamlarından soyutlayup batıl te’vil ederek ve batıl bir umumiyet kazandırarak aşırılaştığını ve birbirlerini tekfir ettiklerini ve hatta tekfir etmeyenleri de tekfir ettiklerini görmekteyim.

    Rabbimden isteğim bu yazımı okuyan kardeşlerimden birkaç tane bile olsa yazdıklarımı anlayan ve bir birini kardeş olarak görmeye başlayanlar olmasını nasip etmesidir.

    Allah bütün Müslüman kardeşlerime hakkı hak batılı da batıl görmeyi nasip etsin ve ayaklarını sabit kılsın.


    Kaynak: Tekfir etmeyeni tekfir etmek (!) [Sonuna kadar dikkatle okuyun in?]


    ayrıca bu yazıya ek olarak şu fetvaları yazmak istiyorum, hani 'büyük şirk işleyeni tekfir etmeyen kayıtsız şartsız, hiç bir tekfirin engeline bakmadan tekfir edilir' diyenlere:

    İbn-i Teymiye, her şeyin Allah olduğunu söyleyen ittihatçıların İsa’nın AleyhisselamAllahu Teala olduğunu söyleyen Hristiyanlardan daha kötü olduğunu belirttikten sonra şöyle devam etmektedir: “Yahudi ve Hristiyanların akidelerini onaylamakta ve putlara tapanları hak üzere gördükleri gibi onların da hak üzere olduklarını söylemektedirler. Halbuki bu batıl akidelerin her biri diğerinden daha büyük küfürdür. Onlar hakkında hüsn-ü zan besleyen ve onların akidelerinin ne olduğunu bilmediğini söyleyenlere, bu gerçekler anlatılır. Buna rağmen onları dışlamaz ve red etmez ise, kendisine onlardan olduğu söylenir. Onların söylediklerinin şeriata uygun birer te’vil olduğunu söyleyenler de, onların lider ve elebaşılarından olur. Buna kalbi ve dili ile inanıyorsa, Hristiyanlardan daha kafir olur.”[Mecmuu’l-Fetava, 2/86]

    “Onların söylediklerinin gizli bir sırrı ve hak olan bir içyüzünün olduğunu ve onları ancak halkın ileri gelenlerinin anlayabileceğini söyleyenler, şu iki topluluktan birine dahil olurlar: Ya ilhad ve inkar ehli büyük zındıklardandırlar, ya da büyük cahil ve sapıklardandırlar. Zındık olanın öldürülmesi vaciptir. Cahil olana ise işin gerçeği anlatılır, kendisine hüccet ikamesi yapılır. Buna rağmen bu batıl akide üzerinde kalmaya ısrar ederse, katli vacip olur.” [Mecmuu’l-Fetava, 2/230, ayrıca bakınız: 2/85]


    Şek yoktur ki Yahudi ve hristiyanlar kafirdirler. Onların küfründen şüphe etmekte aynı şekilde kitabın inkarıdır, küfürdür. Lakin bu inkar cahil olan birisinde meydana gelirse bu sözünden dolayı tekfir edilir mi ?
    Bu konuda Ebu Hanifenin Meşhur talebelerinden İmam Muhammed Eş Şeybaniye soru soruldu Şihabuddin El Hamevi, Allame Ebu Abdullah El Curcaninin Hizanetul Ekmel kitabından naklediyor ;
    Rivayet olunur ki; Muhammed bin El Hasana zamanında bir kadına denildi ki; “Kıyamet günü Allah Yahudi ve Hristiyanlara azab edecek“ Kadın dedi ki; “Allah onlara bunu yapmaz çünkü onlar Onun kullarıdır.” Bu mesele hakkında Muhammed bin Hasana soruldu o dedi ki; Kafir olmamıştır. O kadın cahildir. Anlayana kadar ona bunu izah edin.”
    Kaynak: Şihabuddin El Hamevi: Şerhu Kitabil Eşbah ven Nezair: 3/304


    Şeyh Muhammed bin Abduvvahhab’ın torunu Şeyh Süleyman “Evsaku Ural- İman” adlı eserinde şöyle der:
    "Şayet bir kimse bir kafirin küfründe şüphe ederse ve onun kafir olduğunu bilmiyorsa bu kişiye Kur'an ve Sünnet'ten deliller ile o kimsenin kafir olduğu izah edilir. Hüküm beyan edildikten sonra o kafirin küfrü hakkında şüpheye düşen ya da tereddüt eden kimse alimlerin icması ile kafir olur. Bunun sebebi kafirlerin tekfirinde duraksamasıdır."
  2. Sevda Dedim

    Sevda Dedim Üyeliği İptal Edildi Banned


    Hükme bak hükme...Dinin aslında cehalet ne zaman mazeret oldu..??

    ”Artık Kim Tağutu Tekfir Edip Allah’a iman ederse, kopmak bilmeyen Sağlam bir kulpa yapışmıştır.. Allah işi tendir, bilendir”Bakara-256..demekki ALLAH'a iman için Tagutu tekfir şartmış..ALLAH'a imanının zıddı yani tağutu tekfir etmemek..ALLAH'a iman etmeyen tekfir edilmiyor mu.?.Tağutu çok iyi bilmek lazım..Tağut kategorisine kimler girer onuda çok iyi bilmek lazım..!
  3. kelime-i şehadet

    kelime-i şehadet Islam-TR Üyesi Kullanıcı


    amin
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş