يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ...

‘Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.’
إِنَّمَا يُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاء فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَن ذِكْرِ اللّهِ وَعَنِ الصَّلاَةِ فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَ

‘Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?’ (Maide/90-91)

Cahiliye devrinde Araplar on adet ok sapı ile bir nevi kumar ve şans oyunu oynarlardı. Bunların yedisinde bazı paylar yazılı idi, üçü de boştu. Güvenilir bir kimse, bir torbanın içinden bunları, katılanlar adına teker teker çekerdi. Dolu çıkanlar maldan hisselerini alır fakirlere verirlerdi. Boş çıkanlar ise bu malın parasını öderlerdi. Kumarların belki de en nezihi olmasına rağmen İslam bunu da yasaklamış, ortaya mal ve para konarak oynanacak hiçbir şans oyununa izin vermemiş, fukaraya yardım edilecekse bunu herkesin, helal kazancından ayırarak etmesini istemiştir.

‘Kıyamet günü, herkes ömrünü ve gençliğini nerelerde geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nerelere harcadığından ve ilmi ile amel edip etmediğinden sorguya çekilecektir.’ (Tirmizi)

Peygamber s.a.v, tavla oynayan bir grup insana buyurdu ki:

‘Oyunla meşkul olan el ve kalplere, boş ve batıl sözlere yazıklar olsun!’ (Beyhaki)

Böyle oyunları parasız, eğlence için oynamak da uygun değildir. Çünkü Peygamberimiz s.a.v şöyle buyurdu:
‘Satranç ve dama oynayan, ellerini domuz kanına bulaştırmış gibi olur.’ (Müslim)

‘Tavla oynadıktan sonra kalkıp namaz kılan, irin ve domuz kanı ile abdest alıp namaz kılana benzer.’ (İmam Ahmed)

‘Satranç, tavla ve benzeri haram olan oyunları oynayanlara rastladığınız zaman, selam vermeyin! Selamlarını da almayın!’ (Deylemi)

‘Tavla oynayan kimse Allah’a ve Resulüne karşı gelmiş demektir.’ (İbn-i Mace, Ebu Davud)

Hanefiler; ‘satranç dahil bütün oyunları oynamak doğru değildir’ demişlerdir.

İmam Malik; ‘Satranç ve dama oynayan Allah ve Resulüne asi olmuş sayılır’ demiştir.

İmam Şafii; ‘Satranç oynamak, din ve mürüvvet sahiplerinin adeti değildir’ demiştir.

İbni Ömer r.anh satranç oynayan kimselerin yanına uğrayıp selam vermediği ve ‘sizin tapmakta olduğunuz bu heykeller nedir?’ dediği rivayet edilmiştir.

Hz. Ali r.anh’in satranç oynayan kimselerin yanlarına uğrayıp selam vermemiş. Kendisine niçin selam vermediği sorulunca ‘Kendileri için putlar edinip tapmakta olan kimselere nasıl selam vereyim?’ dediği rivayet edilmiştir. Başka bir rivayette Hz. Ali r.a onların başlarına vurmuştur.
Hz. Ali r.a ‘Satranç Acemlerin kumarıdır’ diye satrancı hoş karşılamazken, Sahabe-i Kiramdan Ebu Musa el-Eşarî, ‘Satrancı ancak günahtan sakınmayanlar oynar’ demiş, büyük fıkıh âlimi İbrahim en-Nehâî ise kendisine satranç hakkında sorulduğunda, ‘O lânetlenmiştir’ diye cevap vermiştir.

Oyun hakkında Peygamberimiz s.a.v; ‘Ademoğlu'nun her oyunu haramdır. Yalnız üç oyun müstesna. Bunlar erkeğin karısı ile eğlencesinden, atını terbiye ve tedib etmesinden ve ok atma oyunundan ibarettir.’

Peygamberimiz s.a.v; ‘arkadaşlarına gel kumar oynayalım' diyen kimsenin bu sözüne keffaret olmak üzere sadaka vermesini tavsiye etmiştir.

Şafii ulemasından İmam Nevevî şöyle der:

‘Satranç, âlimlerin çoğuna göre haramdır. Bir kimse bu oyun sebebiyle bir namaz vaktini geçirir veya bir menfaat karşılığında oynarsa bize göre de haramdır.’

Hanefî ulemasından İbni Âbidin, satranç için şöyle der;

‘Haramdır, bizim mezhebimizde büyük günahtır.’

Satrancı mubah sayanlar, mübahlığı için bazı şartlar koymuşlardır:

1. Dini gereklerden bir vacibi yerine getirmekten alı koymamalı…

2. Kumara karıştırılmamalı…

3. Oyun esnasında, Allah’ın şeriatına muhalif şeyler sadır olmamalı…

(Fıkhus’Sunne 2.cilt: Yarışma ve Oyun Başlığı)