Teravih Namazı Ve Biz

Konu, 'Ramadan Ay'ı' kısmında _katre_ tarafından paylaşıldı.

  1. _katre_

    _katre_ الحمدلله Site Emektarı Kullanıcı

      
    Teravih Namazı Ve Biz

    [​IMG]

    Esselamu aleykum ve rahmetullah kardeşlerim..

    Rabbimizin rahmetinin ve mağfiretinin hepimizi kuşattığı Ramazan ayının en önemli ibadetlerinden biriside hiç şüphesiz “Teravih namazı” dır. Teravih namazı toplumumuzda adeta Ramazan ayı ve oruç ile özdeşleştirilmiş bir ibadettir. Aslında bu namaz Allah Resulune farz olan ve ümmetine de sünnet olan gece namazıdır. Rabbimizin ayetlerinde bizi kılmaya teşvik ettiği ve bu namazı eda edene çok özel mükafatlar vadettiği, onları övdüğü gece namazı.

    Normal zamanlarda gece namazını kılma hususunda gevşeklik gösterenler Ramazan ayını daha bereketli bir şekilde geçirebilmek için aslında her zaman kılabileceğimiz bu namaza daha bir özen göstermişler ve bu davranış bu namazın adeta Ramazana özel bir ibadetmiş gibi algılanmasına sebep olmuştur. Ramazanda gece namazına daha bir özen gösterilmesinin sebebide hiç şüphesiz Allah Resulunden gelen şu sahih hadis olmuştur kardeşlerim:

    “Kim Ramazan'da inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek, O'nun rızasını kazanmak için kıyam ederse (teravih kılarsa), geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, Müslim)

    Teravih, rahatlamak, dinlendirmek manâsına gelen "terviha" kelimesinin çoğuludur.

    Teravih namazı aslında dinlenerek ve rahat rahat kılınarak eda edilmesi gereken bir ibadettir. Fakat malesef günümüzde en hızlı hangi camideki hocanın kıldırdığı araştırılıp insanlar o camiyi tercih eder olmuşlardır.

    Günümüzde yozlaştırılmış ve ruhu sökülüp alınmış ibadetlerin biride Teravih namazıdır. Sanki hızlı namaz kılma musabakası düzenlenmiş gibi Teravih namazları eda edilmekte ve bittiğinde de herkes içinden derin bir ohh çekmektedir. Halbuki bu şekilde bir Teravihi bize ne Allah subhanehu ve Teala ne de Resulu sallallahu aleyhi ve sellem emretmemektedir. Zaten dinimiz bize asla kaldıramayacağımız ve zorlanacağımız birşey emretmez. Bakın Ebû Hureyre radıyallahu anh Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle diyor:

    "Rasulullah Ramazan gecelerini ihya etmeğe teşvik eder, fakat kesin olarak emretmezdi. Ve şöyle buyururdu: 'Her kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır." (Buhari, Müslim)

    "... Ancak kesin olarak emretmezdi" ifadesinde Ramazan gecelerinde teravih namazı kılmanın farz olmadığı açıkça belirtilmektedir. Bu konuda İmam Nevevî diyor ki:
    "Hadisin bu kısmının manası şudur: Ramazan gecelerini ihya etmeyi onlara vacip kılmadı ve kesin bir şekilde emretmedi, fakat mendup ve teşvik olarak emretti". Nevevî sonra da şunu ilâve ediyor: "Ramazan gecelerini ihya etmenin vacip değil mendup olduğu hususunda islâm ümmeti görüş birliğine varmıştır."

    "Her kim Ramazan gecelerini ihya ederse" ifadesinin mânâsı "namaz kılarak ihya ederse" şeklinde anlaşılmalıdır. Bu da gece namazı denebilecek mutlak namazla gerçekleşmiş olur. Bütün geceyi namazla geçirmek şart değildir. Nevevî, "Ramazan'ı ihya etmek teravih namazı kılmakla hasıl olur" diyor.

    Toplumumuzda ise teravih namazı adeta farz gibi algılanmakta ve oruç tutan herkesin mutlaka teravihde kılması gerektiği, hatta kılınmazsa orucunun eksik olacağı gibi bir düşünce yayılmaktadır. Normal zamanlarda beş vakit namazı dahi kılmayan insanlar Ramazanda teravih kılmakta ve bayramla birlikte hepsine bir dahaki Ramazanda tekrarlamak üzere veda etmekteler. Ramazan gecelerini en güzel biçimde değerlendirmek mutlaka teşvik edilen ve özendirilen bir davranıştır fakat tüm bu gayretlerin Ramazan ayıyla sınırlı kalması ve bayramla birlikte terkedilmesi müslümana yakışmayan bir davranıştır. Halbuki Ramazan ayı geçirdiğimiz senenin bir sağlaması şekline dönüşmelidir. Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem hakkını vererek geçirilen Ramazanın bir dahaki Ramazana kadar işlediğimiz günahlara keffaret olacağını bize haber vermektedir.

    "Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece, beş vakit namaz ile iki cuma ve iki ramazan, aralarında geçen günahlara keffaret olur."
    (Müslim, Tahâret 16. Ayrıca bk. Müslim, Tahâret 14, 15)

    Kardeşlerim, Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan gecelerini en güzel şekilde değerlendirmeye teşvik ettiği gibi, kendiside bu geceleri en güzel şekilde değerlendirmiş ve bu konuda da bize örnek olmuştur. Hatta kendisini namaz kılarken görüp arkasında onunla birlikte namaz kılan ashabıyla birlikte teravih namazını cemaatle kılmış sahabenin bu ibadete gösterdikleri gayretten dolayı ümmete farz olur endişesi ile daha sonraları kendi evinde devam etmiştir. Allah Resulu vefat edip vahiy kesilince farz olma ihtimali ortadan kalktığı için Ömer radıyallahu anh Allah Resulunun bu sünnetini tekrar hayata geçirmiş ve o günden bu yana teravih namazı genellikle cemaatle kılına gelmiştir.

    Toplumumuzda bazı bid’at ehli insanların Ömer radıyallahu anhın bu davranışını örnek göstererek kendi bid’atlerini meşrulaştırma çabası içinde olduklarını görüyoruz. Halbuki Ömer radıyallahu anh yeni birşey ortaya çıkarmamış, zaten olan ve belli sebepden dolayı o süre içinde yapılmayan birşeyi tekrar yapılmasını sağlamıştır.
    Değerli kardeşlerim, teravih namazı ile ilgili yapılan yanlışların belkide en önemlisi rekatları hakkındadır. Allah Resulünün kıldırdığı teravih namazına baktığımızda teravih namazının yirmi rekat değil 8 rekat olduğunu görmekteyiz. Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem ne Ramazanda ne de Ramazandan sonra hiçbir zaman vitirle birlikte 11 rekattan fazla gece namazı kılmamıştır. Teravih namazının yirmi rekat kılınmasının dayanağı zayıf hadis ve yanlış anlaşılan bir durumdur.
    Aişe radıyallahu anha Allah Resulunun namazını anlatan bir rivayette şöyle buyurmuştur:

    "Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ne Ramazan gecelerinde, ne de başka gecelerde, (sabah namazı hariç) on bir rekâttan fazla namaz kılmazdı. Önce dört rekât namaz kılardı ki, o rekâtları ne kadar güzel ve uzun kıldığından hiç sorma! Sonra dört rekâtkılardı ki, o rekâtları ne kadar güzel ve uzun kıldığından hiç sorma! Sonra üç rekât kılardı." (Buhari, Müslim)

    Şeyh Ubeydullah el-Mubârekfûrî bu konuda şöyle diyor: “Bilinmelidir ki, teravih, kıyam-ı Ramazan, gece namazı ve Ramazan'da Teheccüt namazı bir tek şeyin anlatımıdır ve bir tek namazın adıdır. Ramazan'da teheccüt teravih namazından başka bir şey değildir. Çünkü Ramazan gecelerinde Rasûlullah'ın, biri teravih diğeri teheccüt olmak üzere iki çeşit namaz kıldığına dair sahih veya zayıf hiç bir rivayet sabit olmamıştır. Ramazan dışındaki teheccüt, ramazanda teravihtir.”

    Bedreddin el-Aynî de bu konuda kesin bir şekilde şunu söylüyor: “Aişe radıyallahu anha'nın, "Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ramazan'ın son on gününe ulaşınca diğer zamanlarda görülmeyen bir ibadet gayreti içerisine girerdi" şeklindeki ifadesinde anlatılmak istenen şey, namaz rekâtlarında bir artırma olmayıp, O'nun son on gündeki namazların rukûlarını, secdelerini, kıyam ve ka'desini uzun yapmasıdır.”

    Kardeşlerim görüldüğü gibi aslında Ramazan gecelerini ihya etmedeki ölçü nicelik değil niteliktir. Ama günümüzde malesef biz sayılara daha çok önem verir olduk. Bu konuyu bir sonraki yazıda delilleri ile açıklıyalım inşaAllah.. Şimdilik Allah’a emanet olun kardeşlerim. Dualarınızda kardeşlerinizide unutmamanız dileği ile...

    Saliha Yıldız
    Yitirilmiş Manalar
  2. eL_Muhacir

    eL_Muhacir İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur. Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

    Güncel
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş